Gergerlioğlu HDP Genel Merkezi’nde: Bu bizim zaferimiz değil, halkın zaferidir

Gergerliğlu, “Cezaevinde gençleştim, sakal bıraktım, ruhen yenilendim” dedi

Gergerlioğlu HDP Genel Merkezi’nde: Bu bizim zaferimiz değil, halkın zaferidir

Anayasa Mahkemesi'nin 'hak ihlali' kararı sonrası tahliye edilen Ömer Faruk Gergerlioğlu, HDP Genel Merkezi'nde açıklamalarda bulunuyor.

Gergerlioğlu açıklamalarında tahliye olmasını halkın zaferi olarak değerlendirerek, Anayasa Mahkemesi'ne teşekkür etti.

Gergerlioğlu'nun açıklamaları şöyle:

“BİZİM DİRENİŞİMİZ DEMOKRASİ, HAK, HUKUK VE ADALET DİRENİŞİYDİ; BERXWEDAN JİYAN E”

Hukuksuz yere vekilliği düşürülerek rehin tutulan Kocaeli milletvekilimiz Ömer Faruk Gergerlioğlu, AYM kararına rağmen 6 gün sonra serbest bırakıldı. Gergerlioğlu’nu karşılamak üzere Sincan Cezaevi önünde toplanan HDP’li vekiller polis saldırısına uğradı. Polis Gergerlioğlu'nu kaçırarak cezaevinden uzak bir noktaya bıraktı. Ardından HDP Genel Merkezi'ne geçen Gergerlioğlu, HDP Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleriyle birlikte basın açıklaması yaptı. HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “Kocaeli milletvekilimiz Ömer Faruk Gergerlioğlu bir hukuk ve insan hakları mücadelesi sürdürdü. Sonunda kazandık. Kendisine öncelikle hoş geldiniz diyoruz” dedi. Ardından konuşan Gergerlioğlu şöyle dedi:

Herkese bu gece geç saatlerde buraya geldikleri için teşekkür ederim. Sanırım cezaevi önünde görevliler de sizi biraz koşturdu.

“DİRENE DİRENE KAZANDIK”

En başta “nerede kalmıştık” diyorum. Kaldığımız yer burasıydı; “berxwedan jiyan e” diyorduk. Bizim yaşamımız direniştir, direnmek yaşamaktır. Yaşasın halkların kardeşliği dedik, “bijî biratiya gelan” dedik. Bunların çok önemli anlamları vardı. Ben Meclis'ten böyle çıktım, böyle de gireceğim. Ben anlamlı cümleler söyledim, böyle de geri dönüyorum.

Biz sonuçta haklıyız, güçlüyüz ve kazanacağız dedik. Meclis'ten çıkarken, Meclis'te son konuşmamda bunu söyledim; “Haklı olduğumuz için güçlüyüz, bundan dolayı da kazanacağız" dedik. Bizi o zaman çok zayıf görüyorlardı. Ezdik, bitti, zindana attık, işini bitirdik diyorlardı ama ben iki şeye güveniyordum. Bundan dolayı haklıyım diyordum, birincisi hukuken çok çok haklıydık, ikincisi kamuoyu vicdanı bizim yanımızdaydı. İstedikleri kadar zulmetsinler, istedikleri kadar büyük güçleri olsun, biz bundan dolayı çok güçlüydük. Direne direne kazandık. Ben darp edilerek evimden çıkarılırken son olarak şöyle demiştim, “bu hikaye burada bitmez, bu halk boyun eğmez, diz çökmez, bu hikaye burada bitmez” dedik. Biz geri adım atmayacağız, sonuna kadar direneceğiz çünkü sonuna kadar haklıyız dedik.

“BU ZAFERİ HALKIMIZA ARMAĞAN EDİYORUM”

Ben en başta bu zaferi halkımıza armağan ediyorum. Evet, ben direndim ama bizimle birlikte partimiz, kamuoyu, halkımız KHK platformları ve tüm duyarlı insanlar direndi. Ben cezaevinde o yalnızlık içinde, o dört duvar arasında hep bana edilen duaları, sevgi sözlerini ve destekleri hissettim. Bu yüzden kamuoyuna çok çok teşekkür ediyorum. Bunu çok net söylemeliyim; bu bizim zaferimiz değil, halkın zaferidir.  Bu kadar zorba ve tahakkümcü anlayış içinde bu halkın yüzünün gülmesine çok çok ihtiyacımız vardı. Bundan dolayı çok mutluyum. Bizim direnişimiz demokrasi, hak, hukuk ve adalet üzerineydi ve biz de sonuna kadar direndik.

“BARIŞ İSTEDİĞİM İÇİN TERÖRİST İLAN EDİLDİM”

Çok büyük bir mağduriyet yaşatıldı. Benim şahsımda yüzbinlerce, milyonlarca mağduriyet yaşatılıyor. Partimize yaşatılıyor, mağdur insanlara yaşatılıyor. Bakın 5 yıl önce ben barış istedim diye, Kürt meselesinde insan haklarına dayalı bir çözüm istedim diye terörist ilan edilerek 27 yıllık kamu doktorluğundan ihraç edilmiş bir insanım. Ardından hakkımda yargısal süreçler başladı. İnanılmaz bir hukuksuz karar verildi. Ardından istinaf, ardından Yargıtay'dan adaletli bir karar gelebilir dedik. Orada da 1’e karşı 4 oy ile karar onandı, sadece bir hakim “siz ne yapıyorsunuz” dedi. Buna rağmen onandı. Türkiye’de biz neye güveneceğiz? Bakın ne kadar manidar bir durum. 5 yıldır mağdur ediliyorum, benim gibi binlerce insan mağdur ediliyor. Kürt halkı da Türk halkı da mağdur ediliyor. Tüm ezilenler ve mazlumlar mağdur ediliyor. Hukuksuzluk had safhada. Ben yerel mahkemede, istinafta, Yargıtay'da mağdur edileyim, ardından hızlıca Meclis'te bu karar okunsun, ondan sonra son sığınacağımız yer AYM, o da net, kesin karar verdi.

Ben AYM’ye çok teşekkür ediyorum. Çok hızlı bir süreç işletti. Çünkü biz büyük bir mağduriyet yaşamıştık. Hızlı bir süreç işletti ve 1 Temmuz’da karar verildi. AYM kararı çok net çok kesin bir karardır. Oy birliği ile karar verilmiştir, o yargı süreçlerinin utanması lazım, onbeşe sıfır oyla alınan bir karar. İki açıdan hak ihlali veriliyor, birincisi siyaset yapma hakkım gasp edilmiş, ikinicis ifade özgürlüğü hakkım gasp edilmiş. Bizim gibi yüzbinlerce insan var. Ben barış istedim diye 27 yıllık kamu doktorluğumdan ihraç ediliyorum, yetmiyor ben yine barış demeye ve insan hakları demeye devam ediyorum. Ardından partim ve halkım bana bir onur bahşediyor, Kocaeli’den milletvekili olarak Ankara’ya geliyorum. Bu çok önemlidir, halkın iradesini temsil etmek üzere buraya geliyorum, sonrasında bu yargı oyunları devam ediyor, vekilliğimiz düşürülüyor, zindanlara düşüyoruz.

“TÜM ARKADAŞLARIMIZ BANA ELLERİNİ UZATTILAR”

Boyun eğmiyoruz, diz çökmüyoruz, “haklıyız, güçlüyüz, kazanacağız” diyoruz, “berxwedan jiyan e” diyoruz ve kazanıyoruz işte. Bugün halkın yüzü gülsün. Bu halkın buna çok ihtiyacı var. Ben zindanda en çok bu halkı düşündüm. Bu halkın bu kadar içinin kararmasını kabul edemedim. "Ben bu zaferi kazanacağım, ben bu halkın yüzünü güldüreceğim, hepimiz birlikte güleceğiz" dedim. Tüm arkadaşlarımız da çıkacaklar. Leyla Güven, Musa Farisoğulları arkadaşlarımız ve yüzlerce arkadaşımız da büyük bir zulme uğradılar. Selahattin Demirtaş, Figen yüksekdağ ve diğer birçok vekilimiz büyük zulümlere uğrayan arkadaşlarımız, sağolsunlar onlar ilk haftasında aradılar. İlk haftasında Leyla Güven, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ bana kart yolladılar. Tüm arkadaşlarımız anında bana ellerini uzattılar. Benim için çok büyük bir moraldi, çok duygusal anlar idi. Bana Türkiye’nin dört bir tarafından, dünyanın dört bir tarafından sevgi, destek ve dua yağmur gib yağdı. Bunları görünce haklı olduğumu zaten biliyordum ve “şu anda daha çok netleştim” diyordum.

“DENİZ POYRAZ KARDEŞİMİZİ KATLETTİLER”

İçeride çok üzücü hadiseler duyduk. Deniz Poyraz kardeşimizi katlettiler. Büyük üzüntüler yaşadık. İçimiz karardı, umutlarımız, hayallerimiz dibe vuracak oldu ama ‘hayır’ dedik. "Biz halkıyız, zulmediliyor ve sonunda biz başaracağız" dedik. Hep bu ruhla düşündük, başta da dedim “dimdik giriyorum, dimdik de çıkacağım”. Son derece moralli bir şekilde içeride 3 ayı geçirdim. Son derece iyiydim, bedenen kendimi korudum, zayıflaştım, gençleştim adeta, sakal bıraktım yeni bir Ömer geldi adeta. Ruhen yenilendim, bunlar benim için iyi oldu. Bizi ‘tuş’ etmek istiyorlardı ama başaramadılar. Haklıydık, biz hiç geri adım atmadık, moralimiz dimdik ayaktaydı, motivasyonumuz çok iyiydi. Arkadaşlarımla sürekli mektuplaştık. Kobanî Davasından içeride olan arkadaşlarla görüştük, mektuplaştık. Moralimiz çok iyiydi. İçeriden Meclis'i takip ettik yine, ben vekilliğimin bitmediğini, düşmediğini düşündüm. Bugün bile Meral Hanım konuşurken onu izledim. Saruhan Oluç vekilimiz konuşurken onu izledim. Sürekli izledim, hiçbir şeyden kopmadık. Ürettim, elimden gelen herşeyi yaptım, makaleler, şiirler yazdım, kitap çalışmaları yaptım

“HUKUK SÜREÇLERİNİ İŞLETECEĞİZ DEDİK, POLİSLER BİZİ TEHDİT Mİ EDİYORSUN DEDİLER”

Bize geri adım attıramazlar. Biz güçlüyüz ve gerçekten haklıyız. Bundan dolayı gayet iyi bir şekilde çıktık. 3 ay boyunca bize zulmettiler. Boş yere yatırdılar. Hem mesleğimden ihraç ediyorlar, hem 5 yıldır bir yargı sürecinin mağduru yapıyorlar. Meclis'ten atıyorlar, darp ediyorlar, sahte videolarla bir takım oyunlar çeviriyorlar, bizi karakolda pijama ile bekletiyorlar, yolda giderken darp ediyorlar, küfrediyorlar, hakaret ediyorlar, evimden alınırken ayakkabılarımı bile giydirmeden asansöre ittiler, terliğimi giyemeden asansörden aşağı indirdiler, polis yakama yapıştı, küfürler ediyordu, polis arabasına bindik, küfürler hakaretler, böyle bir süreç içinde biz dedik ki “insan hakları herkes içindir, hukuki süreçleri hiç kimse unutmasın" dedik, geri adım atmayacağımızı da söyledik. Ben arabada polislere hukuk süreçlerini işleteceğimi dedim, “bizi tehdit mi ediyorsun” dediler. “Evet hukukla tehdit ediyorum, çünkü AKP’nin yok ettiği hukuk bir gün mutlaka gelecektir” dedim. Bunlar son derece önemli, bize yapmadıklarını bırakmadılar ama bizi yıldıramadılar, baş eğdiremediler. Biz halkın vekili olduğumuzu bilerek hareket ettik, bu galibiyetimiz, bu kazancımız halkın kazancıdır, galibiyetidir, demokrasinin ve anayasanın kazancıdır.

“BENİM İÇİM, KALBİM GÜLÜYOR HEPİNİZİN DE YÜZÜ GÜLSÜN”

Bir de bizi boş yere 6 gün daha yatırdılar. 1 Temmuz'da AYM net bir karar vermesine rağmen 6 gün daha yatırdılar. Bugün akşam ancak çıkabildik. Arkadaşlarımızın baskıları sonrasında oğlum ve arkadaşlarımız gözaltına alındılar. Böyle mağduriyetler de yaşattılar. Ama bilsinler ki biz çıktık, bizim çıkmamız diğer arkadaşlarımızın çıkmasının habercisidir. Partimize yapılan saldırıların biteceğinin işaretidir. Kobanî ve kapatma davalarının bir sonuçsuz kalacağının ortaya çıkmasıdır. O yüzden halkın yüzü gülsün diyorum, benim içim ve kalbim gülüyor, hepinizin de yüzü gülsün. Bu yolda çok büyük mağduriyetler ve kayıplar yaşıyor, arkadaşlarımızı kaybediyoruz ama mutlaka direneceğiz, direne direne kazanacağız. “Berxwedan jiyan e” diyorum.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2021, 23:24

YORUM EKLE
YORUMLAR
taktik nedir
taktik nedir - 3 ay Önce

sayın gergerlioğlu taktik gençken sakal koyacaksın yaşlı iken traş olacaksın yani gençken büyük gösterir yaşlı iken genç gösterir imaj için

SIRADAKİ HABER