Erdoğan: Şehitler tepesi boş kalmayacak, Afrin'e beraber yürüyeceğiz

Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Erdoğan: Şehitler tepesi boş kalmayacak, Afrin'e beraber yürüyeceğiz

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen HAK-İŞ Dünya Kadın Günü Programı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Afrin operasyonuna ilişkin konuşan Erdoğan, “Peygamberlere en yakım makam şehitlik makamıdır. Şehitler tepesi boş kalmayacak. Beraber o tepeye yürüdük, yürüyeceğiz. Bu arada dost, düşman herkes ortaya çıkıyor. İyot gibi hepsi ortaya çıkıyorlar. Bunları tanıma imkanımız oldu. Bunları iyice tanıyoruz. Afrin'e beraber yürüyeceğiz”

Erdoğan'ın açıklamaları:

8 Mart sizin gününüz olduğu gibi, yılın geriye kalan 364 günü de sizindir. Bizim kadınlarımızın hikayeleri sadece bir tek güne sığdırılamayacak kadar zengindir. Cennetin ayakları altına serildiği tüm annelerimizin ellerinden öpüyorum. Kendi eşim başta olmak üzere eşlerimize saygılarımızı sunuyorum. Tüm kız kardeşleri, ablaları hürmetle selamlıyorum. Şehitlerimizin anneleri var. Canlarından bir parçayı toprağa veren şehit annelerine özellikle şükranlarımı sunuyorum. Bizim annelerimiz dünyanın en fedakar anneleridir. Yeri gelir, Erzurum'da Kara Fatma olur. Balkanlardan, Kafkaslara kadar cephe cephe dolaşır. Yeri gelir Hafız Selman olur. Tüm şehri organize eder cepheye lojistik destek sağlar. Yeri gelir Şerife bacı olur. Bu yolda kendisi de şehadete yürür. Yeri gelir Nene Hatun olur. Yıldız Gürsoy olur, 15 Temmuz'da hain darbecilerin karşısına yiğitçe dikilerek şehadete ulaşır. Yeri gelir Şenay Aybüke Yalçın öğretmen olur. Teröristlerin kurşunları ile son nefesini verir. Bizim kadınlarımızın, annelerimizin, kız evlatlarımızın, kız kardeşlerimizin böylesine tarihe altın harflerle kazınacak hikayeleri var. Tarihimizin ve bugünümüzün tüm fedakar kadınlarını tazimle yadediyorum.

Erkek Hz. Adem ise kadınsa Hz. Havva'dır. Kadının sıfatı ne olursa olsun erkeği, erkeğin de sıfatı ne olursa olsun yanı başında kadını vardır. Kadınlara yönelik ayrımcı davranışlar hiç eksik olmamıştır. 21. yüzyılda dahi kadınlara yönelik yüz kızartıcı adaletsizliklere şahit oluyoruz. Düne kadar ülkemizde eğitim kurumlarından dahi zorla uzaklaştırılan kızlarımız vardı. Annelerin gözyaşlarını unutmadık, unutmayacağız. Onlar bizim azmimi artırmıştır ve artıracaktır. Okulunda olduğu gibi işyerinde ve hatta sokakta taciz edilen kadınımızın yürek acısını unutmadık. Yurt dışına gitmek zorunda olan kadınlarımızın hikayelerini unutmadık.

‘DAHA TEHLİKELİSİ KADINLAR ARASINDA AYRIMCILIK YAPMAKTIR’

Bugünlerde kadına şiddeti konuşuyoruz. Peki, okulunun kapısı önünde, sınıfında meydanlarda şiddete maruz kalan kadınları hatırlıyor muyuz? Kadın meselesini tüm boyutları ile konuşacaksak önce samimi olmamız gerekir. Daha tehlikelisi kadınlar arasında ayrımcılık yapmaktır. Türkiye, bu sıkıntıları yaşamıştır. Dünyanın başka yerlerinde de son yıllarda benzer utanç manzaralarına rastlıyoruz. Biz önce kadınlar arasındaki ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bunun için bize çok saldırdılar. Akla hayale gelmeyecek ithamlarla uğraşmak zorunda kaldık. Hatta bu sebepten partimizi kapatmaya dahi kalktılar. Tüm bu zorlukların üstesinden gelmeyi başardık.

Bugün Türkiye tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar kadın hakları bakımından da ileri düzeydedir. Kadınlarımız burada olduğu gibi hayatın her alanında dimdik ayaktalar. Erkek ve kadın arasındaki üstünlük tartışması beyhude bir tartışmadır. Her tartışma yeni bir zulüm kapısının aralanması anlamına gelir. Afrikalı kardeşlerimize kendilerine köle yapanların geride sadece zulüm bıraktığını görüyoruz.

Asya'nın izbe köşelerinde en kötü şartlarda çalıştırılan kadınların varlıklarını biliyoruz. Kadınları şeytan olarak, iblis olarak gören onları yakan güya dini anlayışlar asırlarca bu dünyada hüküm sürmüştür. Dün çarmıha gerdikleri kadınları bugün metalaştırmaya devam edenlerin cilalarını kazıdığımızda altından yine aynı zihniyet çıkıyor. Kadın hakları diye ortalığı inletenlerin Suriye için, Doğu Guta'da binlerce kadın için tek bir söz ettiklerini duydunuz mu? Suriye'de çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 1 milyon insanın katledilmesi karşısında kıllarını kıpırdatmayanların kadın haklarındaki sözlerinin ne anlamı olabilir? Ben bunlara soruyorum. Bu konuda da konuşun. Siz Afrin'e Türk ordusunun girmesini konuşamazsınız. Biz Afrin'e işgal gücü olarak girmedik, Afrin'deki teröristleri temizlemek için girdik. Ardından sahiplerine teslim etmek için biz oradayız.

‘BUNLAR SADECE ŞOVMEN’

3.5 milyon kardeşimize ev sahipliği yapıyoruz ey dünya. Sizin konuşmaya hakkınız yok ama bizim konuşacağımız çok şey var. Akdeniz'in karanlık suların ardından kaybolup giden kadın ve çocukların ardından timsahın gözyaşının döküldüğünü gördük. Bunlardan kadın hakları savunucusu olur mu ya? Bunlar sadece şovmen, şovmen. Asla kadın hakları savunucusu değil. Myanmar'da yaşadıkları yerde zulümlere uğrayan, kamplarda hayatlarını sürdüren kadınlara el uzatmayanlar nasıl kadın haklarından söz edebilir?

Srebrenitsa'daki o katliam sırasında, şuraya bak, "Çocukları küçük mermilerle öldürürler değil mi anne?" diyen o sabiyi ve annesini duymayanların kalplerinde bırakınız kadınları, insana dair hiçbir sevgi filizleniyor olamaz. Birkaç asır öncesi Avrupasında kadınların piramidin en altında kalması ile bugünkü aşağılayan tutum arasında hiçbir fark yok. Ülkemizde kadınlara yönelik şiddetle özellikle de kadın cinayetleri ile ilgili haberler beni fevkalade rahatsız ediyor.

‘BUNLARIN İZİNİ İNANCIMIZDA ARAYANLAR KESİNLİKLE ART NİYETLİDİR’

Kadına sırf cinsiyetinden dolayı böyle bir muameleyi reva gören kişinin insanlıktan nasibini almadığını düşünüyorum. Çocuk istismarı düşünmek istemeyeceğimiz bir vahşet halidir. Bunların izini, inancımızda arayanlar kesinlikle art niyetlidir. Bu tür eylemlerin her biri birer insanlık suçudur. Bazılarının popüler olmak amacıyla kavramları özünden saptırarak asıl mesajını gizleyerek söyledikleri sözlerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

"Ana gibi yar olmaz" diyen kültürün kadını ötekileştirmesi mümkün mü? Öyleyse çözmemiz gereken mesele bir takım psikopatlara, sapıklara harekete geçme cesareti veren iklimin ortadan kaldırılmasıdır. Bunu da hep birlikte yapacağız. Ülkemizde bu konuda 2004'teki Anayasa değişikliğinden beri pek çok düzenleme yapılmıştır. Son dönemlerde karşımıza sıkça çıkan haberler, kadına şiddet ve çocukları hedef alan tacizler konusunda milletimizde ve medyada oluşan tepkinin ifadesidir. Kız çocuklarının eğitim seviyesi artık erkek çocuklar ile aynı seviyede.

2005 yılında yüzde 23 seviyesinde olan iş gücüne katılım oranı geçtiğimiz yıl yüzde 34'ü geride bırakmıştır. 2023 hedefimiz yüzde 41'e ulaşmaktır. Gerek çalışan gerekse girişimci olarak kadınlarımıza her türlü desteği veriyoruz. 

Şair ne diyor; "Kadın var evdedir, kadın var gönülde, kadın var görevdedir, kadın var eğitimde. Kadın var ilaç gibi, her derde çaredir. Kadın var taç gibi hep baş üstünde."

Siyasete girdiğim gündem beri en büyük desteği hep kadınlardan gördüm. 2023 hedeflerimize yine kadınlarımızla birlikte ulaşacak. 2053 ve 2071 vizyonlarımızı onlarla birlikte inşa edeceğiz. 

Program öncesinde de açıklamalarda bulunan Erdoğan, şöyle konuştu:

8 MART KADINLAR GÜNÜ

Bizim inancımızda bir bütünün iki parçası erkek ve kadın. Bu yürüyüşte bu yolculukta inşa ve ihya hareketinde hanım kardeşlerimizin müstesna bir yerinin olduğunu bizim tarihimiz zaten kayıtlara düşmüş. HAK-İŞ Konfederasyonu'nun toplantısı vesilesiyle sizlerle bir aradayız. Benim sizlerden bir ricam var. O da şudur: Yıl 2018. Ama önümüzde 2019' var. 2019'un önemini biliyoruz değil mi? Mart ayı ayrı bir önem, kasım ayrı bir önem. Dünyaya bir mesaj vereceğiz. Kadınlarımızla vereceğiz. Erkeklerimizle vereceğiz ve dünya Türkiye'yi, vatanıyla milletiyle çok daha iyi tanıyacak.

AFRİN OPERASYONU

Şu son Afrin hadisesi, gelişmeler, hamdolsun bize bir şeyi gösterdi. Bu millet güçlü bir millet. Bu millet vasıflı bir millet. Bu millet bir olunca, iri olunca, diri olunca, kardeş olunca neler yapabileceğini ortaya koyuyor. Az önce son rakamı aldım. Hamdolsun az kaldı 20 tane. Şu anda 2960. Bu akşama kadar o 3 bini aşar. Dağ taş demeden Mehmedimiz ilerlemeye devam ediyor. Er Rai, Cerablus, El Bab'ı kontrol altına aldıysak Afrin'de de 2 bin kilometre alanı kontrolümüz altına alacağız.

Biz merhamet dinini mensuplarıyız. Bizde azap yok, bizde zulüm yok. Bizim ecdadımız da öyleydi. Hint Yarımadası'na ecdadımız kadırgalar gönderdi, bir kişinin kurtuluşu için. Böyle bir ecdadın torunlarından zulüm beklenir mi? Esed'in olduğu bir yere bizler o mazlumları kurtarmak için gidiyoruz. Şunu bilin biz seferle emrolunduk. Zafer Allah'a aittir. Şehitlerimiz boşuna şehit olmadı. Kanları yerde kalmadı, kalmayacak.

Peygamberlere en yakım makam şehitlik makamıdır. Şehitler tepesi boş kalmayacak. Beraber o tepeye yürüdük, yürüyeceğiz. Bu arada dost, düşman herkes ortaya çıkıyor. İyot gibi hepsi ortaya çıkıyorlar. Bunları tanıma imkanımız oldu. Bunları iyice tanıyoruz. Afrin'e beraber yürüyeceğiz. Ama şu anda ihtiyaç yok. Olduğu anda beraber yürüyeceğiz. Millet hazır. Hiç endişeniz olmasın.

‘TERÖR ÖRGÜTÜNÜN MENSUPLARI İLE ANA MUHALEFET KOL KOLA’

Dünya Kadınlar Günü'nde tüm kardeşlerime hanım kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Türkiye artık bir ittifakın içinde. Bu ittifakını sarsmak isteyenlere asla yüz vermeyeceğiz. Birileri bulandırmak isteyebilirler. Kimler kimlerle ittifak kuruyor görüyorsunuz değil mi? Terör örgütünün mensupları ile ana muhalefet kol kola. Şu anda bunlar her şeyleri ile ortaya çıkıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar bir çuval çürük yumurtadan bir sağlam yumurta çıkmaz. Sizler şu beraberliğinizi devam ettirin, durmak yok.

En önemli saygımız analarımıza. Anne sevgisini iyi bilirim. Beyler. Akşam eve gittiğinizde analarınızın ayaklarının altını öpmeyi unutmayın. Hanımlar, siz de unutmayın. Anneler nazlıdır, öptürmezler.

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2018, 23:37

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER