Erdoğan: Kimsenin yaşam biçimi tehdit altında değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Toplantısı’nda gündemi değerlendirdi

Erdoğan: Kimsenin yaşam biçimi tehdit altında değildir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ortaköy katliamına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de yaşam biçimi 'tehdit altında' eleştirilerine yanıt veren Erdoğan, bu konudaki eleştirileri kabul etmediğini söyledi.

Erdoğan, “Türkiye'de kimsenin hayat biçimi, sistematik bir tehdit altında değildir. Buna asla müsaade etmeyiz. Buna 14 yıllık iktidarımız döneminde fırsat vermedik. Aksini iddia eden varsa, somut örnekleriyle bunu ortaya koymak mecburiyetindedir. Bu yalanı ortaya atanlar kimin yediğine, içtiğine karışılmıştır? Herkes gibi ben de tasvip etmediğim görüntüleri eleştirmişimdir. Bunu ifade özgürlüğü çerçevesinde yaklaştım” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Toplantısı’nda gündemi değerlendirdi.

Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

İstanbul Ortaköy’deki bir eğlence mekanını basan terörist, aralarında yabancı misafirimizin de bulunduğu 39 kişiyi katletti, 71 kişiyi yaraladı. Kardeşlerim, Türkiye ve Türk milleti terör örgütleri üzerinden adeta ateşle imtihana tabii tutuluyor. Tarihimiz boyunca maruz kaldığımız bu imtihan asimetrik bir saldırı şeklinde karşımıza çıkmıştır. Bu saldırılarla başa çıkabilecek bir güce ve kararlılığa sahibiz.

Bizler de yaşananlar karşısında en az sizler kadar öfkeliyiz. Bu saldırıların asıl amacı duygularımızı aklımızın önüne geçirmektir. Bizi birbirimize düşürmektir. Toplumun içindeki fay hatlarını derinleştirmek isteyenler her yöntemi deniyor.

‘KAYBEDERSEK SEVR TEZGAHI YENİDEN GETİRİLECEK’

Bugün Türkiye yeni bir istiklal mücadelesi içindedir. Bu mücadeleyi kazanırsak, 2023 hedeflerimize de ulaşacağız, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı da şekillendireceğiz. Kaybedersek, 100 yıl önce başarılamayan bir Sevr tezgahı yeniden önümüze getirilecek. Tüm vatandaşlarımızın, sorumluluk sahibi herkesin bu bilinçle meseleye yaklaşması, üslubunu, tavrını, sözünü ona göre belirlemesi gerekiyor.

Türkiye'nin kendi güvenliği için bölgesinde yürüttüğü mücadeleyi 'başka devletlerin içişlerine karışmak' olarak gören bir kafa, olup bitenlerden hiçbir şey anlamıyor demektir. DEAŞ'a karşı en etkili mücadeleyi veren bir ülkeyi, hala 'bu alçak örgüte destek sağlıyor' imasıyla suçlamak, tam da terör örgütleri üzerinden Türkiye'ye saldıranların istedikleri türden bir söylemdir.

Türkiye teröre teslim oldu demek, teröristle, terör örgütleriyle aynı safta yer almaktır. Çünkü terör örgütlerinin tüm amacı birilerine işte bu sözü söyletmektir. Bu sözü ifade eden kişi siyaset yapmıyor sadece, kendi ülkesinin karşısında oluşturulan şer ittifakının değirmenine de su taşımış oluyor.

Türkiye'de etnik kimlik ve inanç üzerinden siyaset yapılmasına benim kadar karşı çıkan başka isim var mı bilmiyorum. Tüm siyasi hayatım bunlarla mücadele üzerine geçmiştir. Bunların Kürt kardeşlerimin sorunlarıyla ilgisi alakası yoktu. Şimdi gerçekler ortaya çıkıyor.

Ortaköy ile ilgili bu kadar feveran edenler acaba Gaziantep'teki o 56 kişiyle ilgili ne yazdılar, ne konuştular. O büyük bir vahşet değil mi? Orada niye konuşmadınız. Bizim Gaziantep'teki olay da Ortaköy'deki olay da canımızı yakar. Bunların hepsi de terör eylemidir. Bunu yaşam biçimine kaydırmanın bir anlamı yok.

‘KİMSENİN YAŞAM BİÇİMİ TEHDİT ALTINDA DEĞİLDİR’

En iğrenç istismar, Ortaköy saldırısında olduğu gibi, ölü bedenler üzerinden yapılmaya çalışılan istismardır. Bir kez daha söylüyorum, Türkiye'de kimsenin hayat biçimi, sistematik bir tehdit altında değildir. Buna asla müsaade etmeyiz. Buna 14 yıllık iktidarımız döneminde fırsat vermedik. Aksini iddia eden varsa, somut örnekleriyle bunu ortaya koymak mecburiyetindedir.

Uzun sorumluluk dönemimde hayat tarzı baskısı altında kalan tek bir kişi var mıdır? Bütün bunlar ortadayken bakıyorsunuz birileri sosyal medyadan, köşelerinden utanmadan sıkılmadan bunları yazabiliyor. Bu yalanı ortaya atanlar kimin yediğine, içtiğine karışılmıştır? Herkes gibi ben de tasvip ettiğim görüntüleri eleştirmişimdir. Bunu ifade özgürlüğü çerçevesinde yaklaştım.

Bölücü örgüte, dinimizi istismar eden FETÖ, DEAŞ gibi örgütlere fiili, yazılı, sözlü destek verenlere ne yapılıyorsa, mezhep ayrımcılığı veya hayat tarzı üzerinden milletimizin bir kesimini istiskal etmeye çalışanlara da aynı muamele yapılacaktır, bu böyle bilinmeli.

‘GÜN DÖVİZ ALMA DEĞİL, DÖVİZ SATMA GÜNÜDÜR’

İçinden geçtiğimiz günler, 'döviz alınacak' değil 'döviz satılacak' günlerdir, bunu özellikle söylemek istiyorum. Hiçbir kriz sürdürülebilir değildir. Ülkemize yönelik saldırılar da aynı şekilde devam edecek değildir.

Dayanma gücümüzü bir süredir sınadılar, sınıyorlar. Birlik ve beraberliğimizin kolay kolay bozulamayacağını gördüler. Ben milletimle iftihar ediyorum.

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2017, 19:25

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER