CHP'li Altıok: 'Hayır' oyu da 'evet' oyu kadar meşrudur

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok referandumda dernek ve kitle örgütlerine propaganda yasağına tepki gösterdi

CHP'li Altıok: 'Hayır' oyu da 'evet' oyu kadar meşrudur

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok, siyasi partiler dışında refarandumda kitle örgütlerinin 'Hayır' kampanyası yapmasının engellendiğini belirterek, "İktidarın bundan sonraki adımı herhalde 'hayır' oyu verenlerin cezalandırılacağını açıklaması olacak. 'hayır' oyu da 'evet' oyu kadar meşrudur. Herkesin neden 'hayır' dediğini açıklama özgürlüğü vardır" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, İzmir'de CHP il başkanlığında basın toplantısı düzenledi.

CHP İzmir İl Başkanı Asuman Ali Güven, Karşıyaka İlçe Başkanı Uğur Yıldırım ve Bergama İlçe Başkanı Ayşe Şimşek'in de yeraldığı açıklamada Altıok, ,

Samsun'da 'Hayır' çalışması yürüten Halkevlerinin polis tarafından Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları gerekçe gösterilerek engellenmeye çalışılması haberleriyle ilgili konuştu. Altıok, şunları söyledi:

"Samsun'da yaşanan olay ortadadır. Referandum öncesi 10 siyasi parti dışında kimsenin 'hayır' üzerinden propaganda yapamayacağını söylüyorlar. Bu iktidar bir sonraki adım da 'hayır' oyu verenler cezalandıracak diye bir açıklama yapacak herhalde.

İktidar lütfetmiş CHP'ye ana muhalefet görevini vermiş. Teşekkür ediyoruz! Böyle bir baskı ortamında sürüklendiğimiz bu referandumun adil sonuç vermesi mümkün müdür? İki tercih varsa ve biri suçmuş gibi gösteriliyorsa zaten bu seçim tek seçeneklidir. Formalite olsun diye önümüzde sandık konulmuş bir seçimdir. 'Evet' oyu kadar 'hayır' oyu da meşrudur. Herkesin neden hayır dediğini açıklama özgürlüğü vardır. Medeniyet bunu gerektirir."

Sistem değişikliği için yürütülen referandum sürecine ilişkin konuşan Altıok, iktidara sorularla eleştiride bulundu. Altıok, şöyle konşutu:

"İzmir turizmdeki gerilemeden olumsuz etkilenen ilk dört kent arasına girdi. Hükümet politikaları Türkiye'yi güvenilmez bir limana çevirdi. Bedelini de yurttaşlarımız ödüyor. Alsancak liman esnafı 45 sene sonra ilk defa banka kredisi kullanmak zorunda kaldı.

Türkiye'nin ve İzmir'in en temel problemlerini; işsizliği, ekonomideki kötü gidişatı, terörü sonlandırmak bu meclisin ve bu hükümetin görevi ancak tek bir kişinin tüm yetkiyi elinde toplaması için ülkeye anayasa değişikliğini dayatıyor. Kırsal kalkınma için Başkanlık rejimine mi ihtiyaç vardır? Çöken tarımın sebebi demokratik parlamenter sistem midir? Ekonomik çöküşü durdurmak için Başkanlık rejimine mi ihtiyaç vardır? HSYK üyelerinin tamamını belirlemenin turizmdeki kötü gidişle ilgisi nedir? Başkanın, başkanın yardımcılarının, bakanların fiilen ömür boyu yargılanamaz hale getirilmesinin terörle alakası nedir?

Çocuklarımızın nitelikli bir eğitim almasının önündeki engel Milli Eğitim Bakanı'nın Başkan tarafından doğrudan atanamıyor oluşu mudur? Dünyada en fazla tutuklu gazetecinin ülkemizde bulunması parlamenter rejimin bir sonucu mudur? Bunca yıkımın, bunca talanın, yağmanın, yolsuzluğun, rüşvetin, çökmüş devlet sisteminin sebebi ülkede başkanlık sistemi olmaması mıdır?" 

Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2017, 08:39

Demokrat Haber’e Destek Olun >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER