Alper Taş: AKP ve MHP’nin etkilediği kesimleri 'hayır'a ikna etmeliyiz

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, OHAL koşullarında yapılması planlanan referanduma neden hayır diyeceklerini anlattı

Alper Taş: AKP ve MHP’nin etkilediği kesimleri 'hayır'a ikna etmeliyiz

Referandum için "Hayır" cephesini örgütlemeye başladıklarını belirten ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş, “Solun sola propagandasını yapmak yerine, AKP ve MHP’nin etkilediği kesimleri 'Hayır'a ikna etmeliyiz” dedi. EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ise, “Seni başkan yaptırmayacağız sözünü yinelemek gerekiyor” dedi. 

Anayasa değişikliği teklifi için fiilen başlatılan ve Nisan ayında yapılacak olan referandum için Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Emekçi Hareket Partisi (EHP) "Hayır" cephesini örgütlemeye başladı. 

Olağanüstü Hal (OHAL) koşullarında yapılması planlanan referanduma neden hayır diyeceklerini anlatan ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş ve EHP Genel Başkanı Sibel Uzun yapacakları çalışmaları dihaber'den Necla Demir'e  anlattı. 

ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş, "başkanlık sisteminin" halkın bir ihtiyacı olarak değil, aksine Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın ihtiyacı olarak ortaya çıkarıldığını savunarak, “Sermaye sınıfı da eskiden başkanlık rejimini ortaya koyan tezler dile getirdi.

Özellikle, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakan Turgut Özal bunun öncülüğünü yaptı, ama onların dile getirdiği başkanlık sistemiyle bugün Erdoğan eliyle gündeme taşınan başkanlık sistemi arasında bir hayli kökten farklılıklar olduğu da açık. Sermaye açısından dikensiz bir gül yaratmak açısından başkanlık rejimi parlamenter rejime göre daha hızlı karar alma konusunda gündeme getirilen bir olaydı.

Erdoğan şimdi fiili olarak sürdürdüğü bu başkanlık rejimini birikmiş olan suçlarının da üzerini de örtmek ve yargılanmamayı da güvence altına almak açısından fiili rejimi anayasal bir güvenceye kavuşturmak istiyor. Başka bir çözüm yolu yok. İnşa edilmiş olan siyasal İslamcılığı yukarıdan aşağıya topluma dayatan bu zihniyeti anayasal güvenceye kavuşturarak bu rejimi kalıcılaştırmak istiyor. Bu rejimin özü; yasama, yargı ve yürütmenin tek elde toplanmasıdır. Bunun bütün dünyadaki adı diktatörlüktür, başka bir adı yoktur. Burada demokrasi, çoğulculuk yok, herhangi bir şey bulmak mümkün değil. Burada ne istikrar, huzur olur, ne barış güven olur, ne aş olur ne iş olur” sözleriyle tepki gösterdi.

‘BAŞKANLIK REJİMİNE 'HAYIR' DİYORUZ'

Ülke kaderinin sandıktan çıkacak bir kişinin iradesine teslim edilerek köklü meselelerin çözülemeyeceğini düşünen Taş, bu meselelerin başkanlık değil, çoğulcu ve demokratik bir ortam içerisinde ancak çözülebileceğini belirtti. Taş devamında, “Bu anayasa değişiklik paketi her yönüyle tek adam, tek rejim, tek parti sistemine dayandığı için, çoğunluğun iradesi üzerine hegemonya tesis ettiği, bütün toplumsal kesimleri reddedeceği, diğer toplumsal kesimlerin iradesini ortadan kaldıracağı, tek kişinin iradesine dayanacağı için her şeyiyle tek adam özelliği ile başkanlık rejimine 'Hayır' diyoruz” dedi. 

‘BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE 12 EYLÜL REJİMİ DAHA DA GÜÇLENECEK’

12 Eylül rejiminin başkanlık sistemi ile daha da güçlenip pekiştirileceğini belirten Taş, “Şimdi bunu AKP-Bahçeli anayasa değişiklik paketiyle ilerletiyor. Yasama, yargı yürütmeyi bütünüyle yürütmenin ve Cumhurbaşkanı'nın şahsında tekleştiriyor. 
Tekelleşmiş bir siyasal sistem; yürütme üzerine cumhurbaşkanı söz sahibi oluyor. Bu 12 Eylül felsefesinin tamamlanması manasına geliyor. Bütün bu yönleriyle anayasa değişiklik paketi halkımıza huzur, barış, istikrar güven, aş iş getirmeyeceği için ve tek adam diktası getirmeyeceği için hayır diyeceğiz” dedi.

'HAYIR’I ÇOĞALTMALIYIZ’

Hayır faaliyetini ÖDP’nin kendi siyasi anlayışı çerçevesinde Birleşik Haziran Hareketi (BHH) ile dışarıya dönük kitle çalışması yaparak sürdüreceklerini ifade eden Taş, şöyle konuştu: “Herkes hayırı kendi meşrebince, kendi dilince, tarzınca nasıl anlatabiliyorsa veya hangi toplumsal köke dayanıyorsa o tabana dönük hayırları dillendirmeli, güçlendirmeli. Hayırları çoğaltmalıyız. Hayırları çoğaltmak için, herkesin kendine ait özgünlükleri vardır, bunları gözeten bir yerden Hayır’ı örgütlemeliyiz." 

‘AKP-MHP’NİN ETKİLEDİĞİ KESİMLERİ HAYIR’A İKNA ETMELİYİZ’

Örgütlenme çalışmaları içerisinde bir blok cephe değil, Türkiye’nin hemen hemen her yerine Hayır’ı taşıyabilecek bir dayanışma ilişkisi kurmak gerektiğini belirten Taş, “Burada bizim dikkat etmemiz gereken solun sola propagandası veya meseleye 'Hayır' diyeceklerin 'hayır'ın propagandasını yapmak meselesi değil, esasen AKP’nin etkilediği kesimlere veya MHP’nin etkilediği kesimlere propaganda yapıp 'Hayır'a ikna etmemiz gerekiyor. Çünkü 'hayır'ın referandumda çıkma durumu buradan gelecek hayırlara bağlı” diye konuştu. 

‘BİZİM KAFAMIZ NET, KENDİ TABANLARININ KAFASI NET DEĞİL’

“Biz bu referandumu kazanacağız, bunu gördük” diyen Taş, bunu da AKP’nin topluma anlatacağı hiçbir politikası olmadığından kaynaklı olduğunu belirtti. Taş, aynı zamanda "demokrasi inşa edeceğiz" diyen AK Parti'nin baskı, zor ve terör inşa ederek ülkeyi diktatörlüğe doğru götürdüğünü söyledi. 

Erdoğan’ın en gerici, siyasi İslamcı cihadist güçlerle bölgeyi bir karanlığa ve kanlı sürece doğru evrilttiğini belirterek tepki gösteren Taş son olarak, neden hayırı örgütlediklerine ilişkin şunları ifade etti: “Kürt meselesinde çözüm söz konusu olacaktı, analar ağlamayacaktı ama anaların daha çok ağladığı bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz. 

Kürt meselesinde Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanları ve vekilleri içeride. Ekonomide herşeyi tükettiler. Kendi tabanları bile bu noktada feryat figan etmeye başladı. AKP’nin bütün kurgusu istikrar kurgusu, bu noktada biz hayır olarak referandumu kazanacağız. Çünkü bizim kafamız net, o taraf kendi tabanlarının kafası karışık. 2010 referandumundan farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. OHAL’e rağmen kazanacağız. Bütün dezavantajlı duruma rağmen, futbol tabiriyle deplasmandayız, saha koşulları seyirci desteği de onlardan yana öyle söyleyelim. Ama biz OHAL ‘in tüm dezavantajlarına rağmen referandumu kazanıp herkes açısından eşitlikçi özgürlükçü demokratik yeni bir başlangıç yapacağımıza inanıyoruz." 

'SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ' SÖZÜNÜ YİNELEMEK GEREK'

EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ise, Türkiye halkının 7 Haziran’da net bir şekilde "Başkanlığa hayır" dediğini hatırlatarak, Türkiye’nin başkanlığa değil; demokrasi, özgürlük, parlamentolu işleyişe ve ülke geleceğine ihtiyacı olduğunu söyledi. Uzun, 7 Haziran seçimleri öncesinde “seni başkan yaptırmayacağız” sloganında olduğu gibi Türkiye’nin yüzde 99’una seslenerek hareket etmek gerektiğine vurgu yaptı. 

Uzun, “Burada ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ böyle bir söylemdi. Türkiye’nin genel siyasetine, belli bir bölgeye değil, Türkiye’nin gerçek sorununa karşı gerçek bir sözdü. Herkesin gerçek bir çözüm olarak gördüğü adresti. Şimdi de bizim üzerimize bir kez daha bu sözü bulmak düşüyor" dedi.

‘KARARSIZLAR ÜZERİNDEN ÖRGÜTLENDİRME YÜRÜTMELİYİZ’

"Hayır" diyerek yola çıkanların aynı zamanda yüzde 22’lik olan kararsızlar üzerinden örgütlendirme yürütmesi gerektiğini düşünen Uzun, “Bu kararsızlara bugün tek adam rejiminin ne olduğunu çok iyi anlatmalıyız ve AKP’nin köşe bucak kaçtığı ‘rejim değişikliği değil’ sözüne karşılık ne anlam ifade ettiğini sade kavramlarla anlatmalıyız. 

Ekonominin nasıl bir tehlike içinde olduğunu, işsizliğin nasıl bir patlama yaratacağını çok iyi anlatmalıyız. Kadın cinayetlerinin her ay ya da her sene AKP’nin istediği tek adam rejimi ile birlikte bugüne kadar ne kadar tehlikeli bir boyuta geldiğini anlatmalıyız.

Dokunulmazlık kalktığında ne tür bir felaket yarattığını, vekil dokunulmazlığını değil meclisin ortadan kaldırıldığını net bir biçimde anlatmalıyız. 

Bunu hiç yüksünmeden, armudun sapı üzümün çöpü demeden AKP’nin MHP’nin de tabanına seslenecek tarzda yapmakla yükümlüyüz. Gezi direnişi sonrasında duran adam olmak durumundayız, gezide ağaç için direnmek zorundayız. Elimizde nasıl bir iletişim imkanı varsa bunu seferber etmeliyiz” diye konuştu.

Başkanlığa neden hayır dediklerine ilişkin de yorumda bulunan Uzun, “AKP’nin istediği bir yanıyla İslamcılık bir yanıyla milliyetçilik olan bir rejimdir ve bu rejim Türkiye’yi çok daha geri seviyelere götürecek. Bunun için başkanlığı tümden reddetmeliyiz. Siyasetçilerin birlikte örgütlü bir çalışmaya ihtiyacı var. Tıpkı 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi bir söze ihtiyacımız var. Başkan yaptırmayacak, başkanlığa hayır dedirtecek, ortaklaştıracak bir zemine ihtiyacımız var. Bu zeminin de sistemli bir şekilde hedefine ulaşacak bir şekilde gayet eşitlikçi, demokratik bir düzlemde olması gerekiyor" dedi. 

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un “ya başkanlık ya kaos” tehditlerinin bir kez daha aynı ortamı bulamayacağını dile getiren Uzun, o yüzden halkın AK Parti'ye bir kez daha istikrarı getirecek diye yüzünü dönmeyeceğini belirtti. Uzun, son olarak, “Bu kararlılıkla eminim ki referandumdan hep birlikte hayırla çıkacağız” dedi.

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2017, 20:45

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER