AKP’li Özlem Zengin: Bir grup bütün kötülüklerin anası olarak İstanbul Sözleşmesi'ni görüyor

Kurtulmuş İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik, "Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır" demişti

AKP’li Özlem Zengin: Bir grup bütün kötülüklerin anası olarak İstanbul Sözleşmesi'ni görüyor

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, İktidar ve iktidara yakın bazı yayın organlarının ailenin birliğini tehlikeye düşürdüğünü iddia ederek sürekli hedef haline getirdiği İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin açıklama yaptı.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik, "Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır" ifadelerine ardından açıklama yapan AKP'li Özlem Zengin, "Türkiye’de bir grup bütün kötülüklerin anası olarak İstanbul Sözleşmesini görüyor" diyerek sözleşmeyi okumadan bir sürü iddia ortaya koyulduğunu söyledi.

Biz10 TV’de iktidarın son günlerde tartışmaya açığı İstanbul Sözleşmesi ile ilgili konuşan Zengin şu ifadelere yer verdi:

"Bütün kötülükleri anası olarak İstanbul Sözleşmesi’ni görüyor. Nafaka, eşcinsel evlilik diyor da yazmıyor bunlar bu sözleşmede. Hiç okumadan bununla alakalı bir sürü iddia ortaya koyuyor. Bir şeyin başında “toptancı bir hayır” şeklinde yaklaşmıyorum. Türkiye bu sözleşmeyi imzalarken hangi saiklerle imzaladı. Buna yüklenen anlamlar değişti mi? Buna bir bakalım. Bu değişenleri değerlendirdikten sonra çıkmak da mümkün olabilir."

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi’nin resmi adı, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi. İlk olarak Türkiye'nin imzaladığı sözleşme, 10 ülkenin onayıyla 2014 yılında yürürlüğe girdi ve Mart 2019 itibariyle 33 devlet ve Avrupa Birliği tarafından da onaylandı.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?

İstanbul sözleşmesi;

Kadınların güçlendirilmesi yolu dahil, kadın ile erkek arasındaki temel eşitliği teşvik etmek, taraf devletlerin yetkililerine, görevlilerine, kurum ve kuruluşlarına kadına yönelik şiddetle mücadele yükümlülüklerine uygun davranmalarını sağlamaları, cinsiyete duyarlı politikalar geliştirmeleri, şiddeti önlemede ve mücadelede bütüncül politikaların uygulanması,

Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleriyle etkin işbirliği tesisi, özel sektör ve medyanın kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla politika hazırlamalarını teşvik etmeyi,

Şiddet eylemlerinin tekrarlanmasından korumak amacıyla gerekli hukuki ve diğer tedbirleri almayı, şiddete maruz kalanın şiddet gösterenden tazminat talep etmesini sağlamak üzere hukuki tedbirleri almayı şart koşuyordu.

Sözleşmenin en önemli özelliklerinden biri de, bir denetim mekanizması getirmesi. Çünkü denetim mekanizması işin takibi açısından mühim. Taraf ülkelerin temsilcilerinden oluşan denetim komitesi yani “GREVIO” adı verilen birim, sözleşmenin etkili bir şekilde uygulanmasını izleyecek, raporlar hazırlayacak, taraf devletin rızası ile soruşturma ve gerekirse onun toprağına ziyaret edecekti.

İmzacı taraf devletlerin yükümlülükleri:

Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar, kapsayıcı ve eş güdümlü politikalar uygulamak,

Mali kaynaklar ayırmak,

Resmi bir eş güdüm birimi kurmak,

İstatistiksel veri toplamak, incelemek, yayınlamak,

Şiddetin önlenmesi için zihniyet değişikliği sağlamak.

İstanbul sözleşmesi bütün bunların yapılması için devletlere detaylı bir yol haritası çiziyor.

*Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'ni imzalayan ilk ülke olmasına rağmen, sözleşmeyi uygulama noktasında gün geçtikçe daha geriye gidiyor. Kadınların en büyük kazanımlarından olan ve hayati öneme sahip İstanbul Sözleşmesi, iktidar ve yandaş gazeteler tarafından tüm uyarılara rağmen kaldırılmak istenirken, kadına yönelik erkek şiddeti ve kadın cinayetleri giderek artıyor.

Güncelleme Tarihi: 07 Temmuz 2020, 21:34

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER