Eski Başbakan Yardımcısı ve AKP kurucularından Abdüllatif Şener, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şener’e göre, Türkiye’nin uluslararası ilişkileri, ekonomik ilişkiler destekli ilerliyor. Türkiye, kimi ülkelere verdiği tavizlerle yeniden bölge siyasetinde etkinliğini artırmaya çalışıyor.

 “Son dönemlerde uluslararası ilişkiler ekonomik çıkar ilişkileri ile birlikte sürdürülüyor” diyen Şener’e göre, “Her dış temas gündeminde bir ekonomik konuyu” barındırıyor. 

‘TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI İLİŞKİLERİ ETKİLEYECEK DÜZEYDE RUSYA İLE İŞBİRLİĞİNE GİDİYOR’

 “Putin ile Erdoğan arasındaki görüşmelerde ekonomik konuların öncelenmiş olmasının yadırgamaması” gerektiğini savunan Şener, “Akkuyu dediğiniz şey 20 milyar dolar tutarında bir büyük yatırımdır. Bu yatırım hem Türkiye hem de Rusya açısından önemlidir. Aynı şekilde S-400 füzelerinin alımında diğer taraftan Türkiye-Rusya arasındaki petrol hattının yapımına varıncaya kadar Türkiye ve Rusya açısından ekonomik değerleri olan yatırımlardır. Ama daha çok Rusya’nın Türkiye üzerinde sürdürmek istediği yatırımlardır. Türkiye’nin uluslararası ilişkileri etkileyecek düzeyde Rusya ile işbirliğine gittiğini görmekteyiz” şeklinde konuştu.

MA’dan Kenan Kırkaya’nın haberine göre, hükümetin “bağımsız siyaset yürütüyoruz” açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını savunan Şener, şöyle devam etti:

“Küreselleşme dediğimiz bir hadise var. Sınırlar eski anlamlarını taşımıyor. 90 öncesi döneme baktığımızda sınırlar ülkeler için büyük bir koruma alanıydı. İnsanlar, sermaye, mallar, bilgi bir sınırdan diğer tarafa zor geçerdi. Şimdi dünya bir ağ toplumuna dönüştü ve her şey hiç sınır tanımaksınız yerküre üzerinde sürekli dolaşıyor. Bu dolaşım hızı nedeniyle ülkeler bir birine bağımlı hale gelmiştir. Artık eski kavramlarla bazı şeyleri sorgulamak imkansız hale gelmiştir. Birinin menfaati diğerinin de menfaatini sağlıyorsa anlam taşıyabilir. Dolayısıyla bu ekonomik ilişkiler, Rusya Türkiye ilişkilerini yoğunlaştırıyor. Bu sadece ekonomik alanda kalamaz bu ilişkiler siyasi işbirliğini de geliştirir. “

‘3’LÜ MEKANİZMA ARASINDA DA SORUNLAR VAR’

“Türkiye’nin öteden beri dış politikasında çok yönlü politika kuralı vardır. Sadece bir yere ilişkilerini hapsetmez. Çok yönlü bir politika geleneği vardır. Ama esas olarak sürekli yüzünü batıya dönmüştür. AB ve ABD ile ilişkilerini 1950’den beri hep öncelikli konu olarak görmüştür. Son dönemlerde özellikle Erdoğan ile birlikte AB ili ilişkilerin kararlı yürütülmediğini görüyoruz. Ama ABD ile Erdoğan arasında ilişkilerin halen güçlü olduğunu düşünüyorum. Bazen sanki sorun varmış gibi yansıtılıyor ama ben buna katılmıyorum.“

“En son Tillerson ziyaretinde ABD ile Türkiye arasındaki stratejik işbirliğinden bahsedildi. Dolayısıyla Amerika politikalarından kopuyormuş gibi gördüğümüz Erdoğan politikalarının bizim bilmediğimiz bir şekilde ABD ile ortaklık içerdiğini düşünüyorum. Geleneksel olarak Erdoğan’ın da sürdürdüğü bu yakınlık politikasına rağmen son dönemlerde Rus uçağının düşürülmesi ve sonrasındaki barışma sürecinden sonra Astana ile birlikte Rusya Türk dış politikasında etkinliğini artırdı. Bu 3’lü zirvede bu politikaları gözden geçirdiler. Bu 3 ülkenin bütün konularda mutabık oldukları anlamına gelmiyor. Türkiye bir taraftan bu mekanizmayı önemsiyor ama ABD’den gelecek sinyallere de duyarlıdır.” 

‘AB’DE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİ ÇIKAR EKSENLİ YÜRÜTÜYOR’

“Bundan 20 yıl önce bu gelişmeleri değerlendiriyor olsaydık Türkiye AB ilişkileri tamamıyla kopmuştur diyebilirdik. Ama artık AB dahil dünyanın bütün güçleri çıkar bazında ilişkileniyor. AB diğer kesimlerden biraz farklıdır. Demokratik değerleri insan haklarına değer vermesinden kaynaklanıyor. Ama maalesef AB’de bunlar önde olmasına ve Türkiye’de de son dönemlerde AB değerlerine tamamen aykırı politikalar yürütülüyor olmasına rağmen Türkiye AB ilişkileri kopmuştur diyemiyorum. Bu sebebi bu değerlere rağmen maalesef AB ve üye ülkelerin de çıkarlara dayalı ilişkiler geliştiriyor olmasından kaynaklanıyor.”

“ Artık AB eski bildiğimiz AB değil” ifadelerini kullanan Şener, Trump’ın “Biz Suriye’den çekilmek istiyoruz ama Arabistan parasını öderse kalırız” sözlerini bu çıkar ilişkilerinin en somut örneği olarak gösteren Şener, AB’nin de benzer bir politika yürüttüğünü söyledi.

SURİYE’NİN GELECEĞİNE İLİŞKİN SENARYOLAR

Suriye’de yaşanacak olası gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan ve kimi senaryoları dillendiren Şener, şunları ifade etti:

“Fırat’ın doğusunda ABD ve PYD var, Fırat’ın batısında ise ÖSO ve Türkiye’nin yer alacağı bir yapı ortaya çıkıyor. Bu yapı nereye evirilecek, gelecekte ne olacak? Buradan 3 tane Suriye mi çıkacak? Ama benim bildiğim Suriye üzerinde 3’ten fazla parçalanmaya yönelik senaryolar da var. İkinci bir senaryo olabilir. ABD-Türkiye işbirliği halinde Esad’ın adaylığına karşı ÖSO’nun çıkaracağı bir Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Konuştuğumuz ilgili kesimler bunun güçlü bir ihtimal olmadığını söylüyor. Ama siyasette zayıf ihtimallerin bir süre sonra güçlü ihtimale dönüştüğünü çoğu kez görmüşümdür. Genelde tartıştığımız arkadaşlar uzun vadede Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunacağını, bir tek yapılanmanın kalıcı olduğu bununda Suriye devleti ile Suriyeli Kürtler arasındaki anlaşmaya bağlı olduğunu söylüyorlar. Federe devlet mi olacak, bunun sınırları ne olacak… Ama kendine özgü bir Kürt yapılanmasının ortaya çıkacağı görüşü ağırlık kazanıyor. “

‘TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASI DEĞİŞMEZ DEĞİLDİR’

AKP yöneticileri her ne kadar PYD’nin oluşturduğu varlığına sert demeçler veriyor ise de, Efrin’e girmiş olsalar da ortaya çıkacak politikaların ne kadar katı olacağı konusunda emin değilim. Putin ortak açıklamada ‘Kürtler Suriye’nin asli unsurudur ve bütün süreçlerde yer alacaklar’ dedi. Sayın Erdoğan daha önce farklı bir şekilde ele almış olsa da Putin’in yanında cevap vermemiştir bu sorulara. Hiç bir şeyin katı ve değişmez olmadığını düşünmemiz lazım. Daha önce ilişkilerde farklı boyutlar vardı. Türkiye Salih Müslim’i 3-4 kez ağırladı. Türkiye Süleyman Şah türbesini IŞİD’den kurtarıp taşırken bunu kendisini siper ederek PYD sağlamıştır. Bundan sonra geçmişte olanlara şimdi olanlara bakıyorum bunlar tam bir birinin zıddıdır. Gelecekte olanlar şimdiki ile zıt mı olacak aynı mı olacak?”

Kaynak: Mezopotamya Ajansı