Türkiye tiyatrosunun duayenlerinden 83 yaşındaki Genco Erkal’a sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle “cumhurbaşkanına hakaretiddianamesi hazırlandı.

4 yıl 8 aya kadar hapsi talep edilen Genco Erkal, sanatçılar üzerindeki baskı ve yeni oyunu “Şahdamarım” hakkında açıklamalarda bulundu.

Erkal, “Beş yıldır benim hakkımda böyle bir ihbar varmış ama bekliyorlar. İşlem yapmıyorlar. Bir yerden talimat mı geliyor, orasını bilemiyorum. Hemen işlem başlatılıyorlar. Hem bize gözdağı veriyorlar hem de bunu bir örnek olarak sunuyorlar. ‘Bakın ünlü kişileri de biz böyle yapıyoruz’ mesajı veriyorlar” ifadelerini kullandı.

"İDDİANAME YANDAŞ BİR GAZETEYE SERVİS EDİLDİ"

Evrensel’den Eda Nazlıer’in haberine göre, hakkındaki iddianame hakkında şöyle değerlendirmelerde bulunan Erkal, “Doğrusu benim ifadem alındığında, sorgudan sonra takipsizlik verilecek diye düşündüm. Böyle bir iddianame hazırlanacağı hiç aklıma gelmemişti. Çünkü savcı beye derdimi gayet iyi anlattım. O da anladı ve kabul etti gibi algıladım. Aslında öyle değilmiş. Araya bayağı uzun bir süre girdi. İddianame hazırlandı, mahkeme kabul edecek mi etmeyecek mi? Bekliyoruz.” Dava açıldığına dair haberlerinin olmadığını, haberin yandaş bir basına servis edildiğini ve haberin veriliş biçiminin kendisini rahatsız ettiğini söyledi.

‘Demokratik’ ülkelerde iddianamenin iktidara yakın basına sızdırılmadığını ifade Erkal, “Bunun öncelikle ya bana ya da avukatıma bildirilmesi gerekirdi. Böyle bir dava açılacağına dair bize bilgi verilmesini beklerdim. Ama yandaş bir gazeteye herkesten önce servis edildi. Üstelik öyle bir şekilde haber yapıldı ki önce hakaret ettiğimi, sonra inkar ettiğimi ve sözümü geri aldığımı yazdılar. Mahkemeye yol gösteren kötü niyetli bir haberdi. Demokratik ülkelerde böyle şeyler olmaz. İddianame bu şekilde bir yere sızdırılmaz. Seni suçlayıcı bir şekilde hakkında bir yargı kararı varmış gibi başlık atamazlar. Ama maalesef bizim ülkemizde bu işler oluyor. Biz de bunu doğal karşılıyoruz artık”

"BU İKTİDARIN SANATLA, SANATÇIYLA ARASI HİÇ İYİ DEĞİL"

“Ben doğru bildiğimi, inandığımı yapmaya devam ediyorum” diyen Erkal, “Yaptığım hiçbir şeyde suç görmüyorum. Sosyal medyayı geniş ölçüde kullanıyorum ama hep dikkat ediyorum. Hakaret gibi bir yola asla başvurmam. Bu iktidarın sanatla, sanatçıyla arası hiç iyi değil, hiç iyi olmadı. Herkesi karşıdan potansiyel bir suçlu olarak görüyor. Özellikle Gezi olaylarından sonra daha çok belirginleşti. Sanatçılara gözdağı vermek istiyor. ‘Dikkat edin bakın gözümüz üzerinizde, biz sizi takip ediyoruz’ diyorlar. Beş yıldır benim hakkımda böyle bir ihbar varmış ama bekliyorlar. İşlem yapmıyorlar. Bir yerden talimat mı geliyor, orasını bilemiyorum. Hemen işlem başlatıyorlar. Hem bize gözdağı veriyorlar hem de bunu bir örnek olarak sunuyorlar. ‘Bakın ünlü kişileri de biz böyle yapıyoruz’ mesajı veriyorlar” ifadelerini kullandı.

"SANATÇILARIN EKMEĞİYLE OYNUYORLAR"

Muhalif sanatçıların iktidarın hedefinde olduğuna dikkat çeken Erkal, şunları dile getirdi:

“AKP’li belediyelere ait salonlara bizi sokmuyorlar. Engel koyuyorlar.  Tadilat vb. bahanelerle engelleniyoruz. Sadece büyükşehirlerde değil, birçok Anadolu şehrinde muhalif sanatçılar olarak üniversite salonlarına sokulmuyoruz. Öyle bir baskı ortamı yarattılar ki bizi sponsor olarak destekleyen firmalar bizden korkup kaçmaya başladı. Muhalif bir sanatçıyla yana yana gözükmek herhalde onların işlerini, alacakları ihaleleri falan engellediği için bizimle beraber görünmemeyi, uzakta durmayı seçiyorlar. Görüyorsunuz her konuda bir baskı ağı oluşturuyorlar etrafımızda. Ödenekli tiyatrolarda çalışan arkadaşlarımın, devlet tiyatrolarında, belediye tiyatrolarında çalışan arkadaşlarımın işlerine son verildi. Ondan sonra kara listeler yapıldı. Bunlara televizyon dizilerinde rol verilmesin diye baskı yapıldı. Sanatçıların ekmeğiyle oynuyorlar. Bu insanların aileleri var, çocukları var. Ben kendi adıma söylemiyorum bu ağır baskıyı benim yakınımdaki pek çok sanatçı arkadaşım yaşadı. Ağır bir baskı, askeri dönemlerde olmayacak derecede kuşatılmışlık var etrafımızda”

"NÂZIM NASIL BİR DORUK NOKTASI İSE AHMED ARİF DE ONA EŞ DEĞER"

Genco Erkal şimdilerde Ahmed Arif’in şiir, söyleşi ve mektuplarından yola çıkarak hazırlanan “Şahdamarım” isimli müzikli gösteride sahne alıyor.

Ahmed Arif’in ölümünün 30’uncu yılında, anısına bir armağan olarak hazırlanan oyun Dostlar Tiyatrosu imzası taşıyor. Erkal oyunu hazırlamaya nasıl karar verdiğini şu sözlerle anlattı:

“Ahmet Arif içimde barındırdığım bir projeydi. Kendisini tanıdım ve birlikte bazı toplantılara katıldık. O kendi şiirlerini okuyordu, ben Nâzım’dan şiirler okuyordum. Onu yakından izledim. Onun şiirlerini, okuyuş biçimini çok severdim. Benim için Nâzım nasıl bir doruk noktası ise Ahmed Arif de ona eş değer... Ve sadece bir kitapla bu yeri edinmiş ve korumuştur. Hâlâ en sevilen şairlerden biridir. Hep ‘Bir şey yapacağım’ diyordum. Ama nasıl bir oyun olacak onu çözemiyordum. Sonra pandemi döneminde evimde YouTube kanalı açtım. Orada bir sürü şairi seslendirirken bir de Ahmed Arif’i deneyeyim dedim. 15 dakikalık bir video yaptım. Çok olumlu tepkiler aldım. Herkes böyle bir şey bekliyormuş benden. Leyla Erbil’e yazdığı mektuplar, kendisiyle yapılan söyleşiler ve şiirleri üzerinden yola çıktım. Bu arada Ercan ve Gökhan Çağıran, daha önceden tanıdığım çok değerli müzisyen arkadaşlarımı da bulunca müzik işlerini de onlara devrettim. Bu oyunun gerçekleşmesi için bir engel kalmadı. 1 yıla yakın yoğun bir çalışma sonunda oyunu sahneye çıkardık”

"ÇOK MUTLUYUM, ÇÜNKÜ OYNAYABİLİYORUM"

Şahdamarım; 1 Temmuz’da Kadıköy Belediyesi Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da prömiyerini yaptı.

Oyun; normalleşme sürecinde izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. Oyuna ilgiden memnun olduğunu söyleyen Erkal “Bu yaz açık havada, sosyal mesafeli, maskeli olmak üzere oyunları oynamaya başladık. Yoğun bir turne dönemi yaşıyorum. Çok mutluyum, çünkü oynayabiliyorum, seyirciyle karşı karşıya gelebiliyorum. Çok büyük bir ilgi var. İzleyicide özlemiş bu tür sanat olaylarını, bizi bağrına basıyor.” dedi.

Pademideki artışa ve aşı karşıtlığına da değinen Erkal, “Öyle bir tırmanıyor ki ülkemizde, aşı karşıtlarına kızdığımı ve katılmadığımı söyleyeyim. İnsanların aşı olması lazım. Başka türlü yenemeyeceğiz biz bu pandemiyi” ifadelerini kullandı.

‘SEN ONA DESTEK VERECEKSİN Kİ O BORCUNU ÖDEYEBİLSİN’

Pandemi bütün dünyada olduğu gibi en çok gösteri sanatlarını etkiledi. Türkiye’de devlet desteğinin yetersizliği sanatçıların yaşadığı krizi daha da derinleştirdi.

Sanatçıların bu süreçte yaşadığı sorunları anlatan Erkal “Pandemi; müzik, tiyatro gibi sektörlere büyük bir darbe vurdu. Müzisyenler; gitarını, enstrümanını satmak zorunda kaldı. Ülkemizde pek çok müzisyen intihar etti. Tiyatrolar 2 seneye yakın salonlarda oynamadığı halde kira vermek zorunda kaldı yerini kaybetmemek için. Vergilerini ödemek zorunda kaldı. Vergilerini ödeyemeyenlerden devlet yardımı kesildi. Devlete borcu olanlara yardım yapılmadı. Bu insanlık dışı bir durum… Çünkü sen ona destek vereceksin ki o borcunu ödeyebilsin. Sen ona destek olup fırsat tanımazsan; kredileri, faizleri, hepsi üst üste biniyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor” şeklinde konuştu.