Sen hangi listedesin?

Abone Ol

Güzel ülkemin 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde, memleketin idarecileri tarafından hayata geçirilen ahlak ve hukuk dışılıkların bir listesini yapmaya kalkışırsak sanırım kıtaları aşar. Öyle ki, her gelen bir yerinden tutmuş bu vahşiyane eylemlerin.

Dönemin Başbakanı Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te şöyle diyordu: "Elimizde PKK'ya yardım eden Kürt işadamlarının listesi var. Listede 60 kadar isim bulunuyor. Devlet PKK ile olduğu gibi PKK'ya mali destek sağlayanlarla da her biçimde mücadele edecektir."

Bu ifadelerin kullanılmasının hemen ertesinde, ‘Bu Ülke İçin Kurşun Sıkan ve Kurşun Yiyen Şerefliler’(!?) hemen pozisyon alıp, Babasının Kızı Başbakan’ın sözünü hayata geçirme noktasında Mücadele( !) etmeye başladılar.

Öyle canla ve başla mücadele ediliyordu ki, bu durumdan şüphe duyup dillendirmeye kalkışanlar bile bu listenin doğal sakinleri oluyordu. Çakıl Taşı edebiyatını verdiği sıralarda oğluna İstanbul’daki Yalısının karşısında askerlik yaptıran ÇİLLER, kimsenin gözünün yaşına bakmıyordu. Nereden ve nasıl geldiği meçhul bu Kadının, kadrosuna aldığı isimleri ilk duyduğumda bile içim ürpermişti korkudan. ‘Devlet adına Bin (1000) operasyon yaptık’ diye övünen Mehmet AĞAR’ın yapmış olduğu gayri hukuki ve gayri insanı yaptırımlar daha yeni yeni dökülmeye başlıyor.

O dönem bu ekibin içinde bulunan Özel Harekatçı Ayhan ÇARKIN’ın itirafları, yakın geçmişimize ışık tutacak cinsten. Ama Barış ve Demokrasi taleplerini çok hızlı duyup, Teröristlikle ilişkilendiren Yüce Mahkemelerimizin Bekçileri, bu itirafları görmezden ve duymazdan geliyor. Oysa bu ifade ve itiraflar, Devlet içine çöreklenmiş Çetelerin çözülmesine katkı sunabilir(di).

ÇİLLER’in, önceleri hiç sakınmadan bahsettiği listeyi daha sonraları hemen herkes inkar etti. Ancak ÇARKIN, ‘Bir ölüm listesi vardı ve iş adamaları bu listeden çıkmak ve dolayısıyla ölümden kurtulmak için İbrahim ŞAHİN vasıtasıyla Mehmet AĞAR’a para yolluyorlardı’ mealindeki sözleri, yıllardır bilinen bir gerçekliğin üstündeki sis perdesinin aralanmasına neden oldu. Ancak Arlanmaz Katiller ve onların yardakçıları, bu ifadelerin üzerine gitmektense sus-pus kesildiler.

Bir ağacın, zamanından önce yere düşmüş yaprağını dahi günlerce konu edip üzerinde derin analizler yapanHür ve Şerefli Basınımız da bu konuda 3 Maymunu oynamış ve o dönemde yaşananların üzerini hem örtmüş hem de tüm bu cinayetleri kollamıştır.

Daha dün gibi hatırlıyorum Kürdistan’da ve Türkiye’nin metropollerinde yaşayan binlerce Kürt, alçakça ve sinsice öldürüldüler. Artık Günlük sohbetlerimizin içine girmişti bu Ölüm Listeleri. Hatta bir birimize dahi sorar olmuştuk ' Sen Hangi Listedesin Acaba?' diye. Bu listenin içinde olduğu aşikar olan Behçet CANTÜRK, Savaş BULDAN, Faik CANADAN, Medet SERHAT, Yusuf EKİNCİ ve daha nice Kürt, bu katillerin ölüm mangalarından kurtulamadılar. Kurtulamamalarını Takdir-i İlahi diye niteleyebiliriz. Ama bilinen katillerden hesap sormamayı ne ile geçiştireceğiz bilemiyorum.

Geçen ay Mehmet AĞAR, Cürüm işlemek amacıyla silahlı teşekkül oluşturmak ve yöneticiliğini yapmak suçlaması nedeniyle 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve fakat AĞAR’a dokunabilecek yürekli birileri aranıyor da bulunamıyor. En sıradan Demokratik taleplere bile insanlık dışı muameleyle cevap verenler ve bununla birlikte ‘Teröristleri ve Çeteleri temizleyeceğiz diyen Başbakan’dan bu konuda ‘ÇIT’ yok.

Birkaç yıl önce bu liste ve faili-i meçhul cinayetler için Hüseyin BAYBAŞİN şöyle demişti; ‘İçinde benim, Behçet CANTÜRK, Savaş BULDAN, Adnan YILDIRIM gibi Kürt iş adamlarının isimlerinin bulunduğu ölüm listesinden haberim vardı. Bu listeden dolayı DEMİREL"i tehdit ettim. İlhan Şenel Paşa; DEMİREL canidir seni de beni de öldürür, en iyisi sen ortalıklarda dolanma". Tüyler ürpertici bir iddia ama üzerine giden olmadı maalesef hala.

Tam da bunlar konuşulup çoğunlukla inkar edilirken, Ankara Özel Yetkili Savcılığı’nın Ayhan ÇARKIN’ın ifadeleri nedeniyle başlattığı 1990’lı yıllarda işlenen Faili Meçhul Siyasal Cinayetler ile ilgili soruşturmada çok çarpıcı ve ilginç bir sonuca yaklaşılıyor. O dönemde yaşanan cinayetlerden Mehmet AĞAR’ın haberinin olduğu neredeyse kesinlik kazanmakta. Bunu MİT’in bu konuda hazırladığı birinci Rapor da güçlendirmekte.

Susurluk Kazasında adı sıkça duyulan ve tüm bu cinayetlerin ortağı olduğu iddia edilen, ancak daha sonra aldığı asparagas raporlarla Sözde hafıza kaybına maruz kalan İbrahim ŞAHİN, bu iddialar karşısında; ‘Ortada bir suç teşekkülü varsa bana değil Mehmet AĞAR’a sorun’ ifadesinden sonra hazırlanan ikinci MİT Raporunda ise AĞAR net olarak suçlanıyor artık.

Tabi tüm bu yaşananlar sadece AĞAR’ı suçlamak ve belki hapsetmekle son bulacak kadar kolay ve basit değil. Bu iş bir silsile içinde devam etmiştir.

İşte bu coğrafyada Barış’ın tesis edilmesini istiyorsak, Halklar arasına serpiştirilmiş nifak tohumlarının çürümesini ve bu tohumların bahara gebe kalmasını istiyorsak, buradan ve bu olaydan da başlayabiliriz. Korkmadan ve yılmadan tüm katillere dokunarak, baharı ve Barışı getirebiliriz ülkemize.

Pek uzattım farkındayım ama Aynı BAYBAŞİN şöyle de diyordu; "Mehmet AĞAR ile ölüm listesini konuştum, bu beni aşıyor bunlar BABA"nın emridir". Şimdi, Vicdanlı ve Namuslu birkaç hukukçu arıyorum ki Şöyle Güniz Sokakta bir Tur atalım.

Ez cümle ve İbretlik İfadedir; Geçen sene sevgili dostum Rumet SERHAT’ın babası Av. Medet SERHAT’ı ölüm yıldönümünde anmak için mezarı başındaydık. Medet Abi’nin Eşi Yurdanur Abla bize birkaç metre uzaklıkta bir mezar gösterdi ve ‘Bakın Bu Medet’imin katili AĞANSOY’un mezarı’ dedi.

İkisinin mezarları bir birine komşu. Yurdanur Abla’nın son sözü şu olmuştu ki tüm katillere duyurulur; ‘Aslında Ağansoy, MEDET’imi tanısaydı vallahi de billahi de O’nu öldürmezdi’.

Keşke Birbirimizi Tanısak!!!

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }