Sedat Peker'den 9. Video: "Sülü sen Yüce Divan’a gideceksin"

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, 9. videoyu yayınladı.

Güncel 06.06.2021 - 09:30 06.06.2021 - 09:30

Sedat Peker, "Süslü Süleyman'ı terfi ettirdim. Pazar günü ona iğnenin deliğinden Hindistan'ı göstereceğim. Kibrit kutusunda boşalan yere Veyis Ateş'i yerleştireceğim. Doğu Amca konuk katılımcı olacak. Yeni misafirlerimiz var, hepsini deli edeceğim. Pambuköreni ise kavanoza sokacağım. Akit Medya Grubu'nu da yarınki programa dahil edeceğiz. Eski dostlara bir şeyler söylemek farz oldu. Gerçekten çok yazık iftarlarınıza artık Doğu Amca'yı (Perinçek) çağırırsınız" diyerek yayınlayacağını söylediği yeni videoyu yayınladı.

İçişleri Bakanı Soylu’yu hedef alan Peker, “Engin Sigorta. Süleyman diyordu ya, ‘Ben o poliçe o sesi çok seviyorum’ Lan şirketin yüzde 5 bin, 7 bin, 57 kat büyümüş. Dünyanın neresinde böyle bir şey var. O poliçenin sesinde ben de uyurum, herkes uyur.Erdal Baba’ya araba, 20 sene evvel sana getirip sigortalattığında Erdal Baba diyordun. Şimdi Erdal Baba lazım değil ki. Bütün holdingler sende, poliçe sesi. E uyursun tabii. Sülü Allah’a yemin olsun, iğnenin deliğinden geçireceğim seni kibrit kutusundan alıp. Bugün senin son günün. Sen Yüce Divan’a gideceksin, yargılanacaksın, hiçbir şansın yok. Anlattıklarımın altlarını da hazırladım, delilleri de bende, sen bitireceğim" dedi.

Peker, 9. videosunda Süleyman Soylu'nun gündeme getirdiği mafyadan 10 bin dolar alan siyasetçiye ilişkin konuştu.

10 bin dolardan daha fazla yolladığım var diyen Peker, ''Benim her ay 10 bin dolar yolladığım bir milletvekili yok ama daha çok yolladıklarım var. Bir de çok acı, bana 10 bin doları nasıl yakıştırdınız siz'' ifadelerini kullandı.

Peker videosunda, ''Ya ben aç kalırım açıkta kalırım yine herkesten çok para veririm. Beni herkes bilir. Kaşar Süleyman var ya, hani tak tak tak Veyis geliyorum... 10 bin dolar da yalan, vallahi yalan. Hani diyorlar ki bunu açıkla. Ben kimseye böyle bir para yollamadım ama daha çok yolladım'' diye konuştu.

Para verdiği siyasetçinin Metin Külünk olduğunu öne süren Peker, iktidarın Almanya’da desteklediği gruplara da para gönderdiğini öne sürdü.

Peker, “Metin ağabeyle, Ömer Külünk diye bir yakını var mesela, nasıl ilişkimiz onu anlatayım. 'Tefeciler benim yeğenimin yerini almış, o zamanın parası bugünün 1,5 milyon lirası, tefecilerle bir konuşsan şey yapsa" dedi. Ya dedim Metin ağabey, ben ismimi unutturmaya çalışıyorum, o onu arayacak, o onu arayacak sanki ben tahsilat yapıyormuşum gibi. Dedim ağabey kaç para ben vereyim. O konuda ismi geçen bir iki işadamı arkadaş var, biz ödeyelim dedik. İş para ödemeye gelince bir tek ben ödedim, tapuyu aldık verdik. Biz para verdik mi böyle veririz. Almanya'daki o dernekler var ya, rica ederdi 'para yollar mısın' diye, el altından onlara para yollardım. Ama öyle her ay giden 10 bin yok, seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım. Ya şimdi ben böyle deyince bizim diğer milletvekili tanıdıklar, lan bizi de, lan oğlum biz kimseyi söylemeyiz. Ama Biden miden gel film yap, sonra beni karalama kampanyasına abilik yap. İstesem gömmek için evet verdim derdim ama 10 bin değil çok daha fazlasını verdim” dedi.

Sedat Peker şunları söyledi:

"Bugün hem güleceğiz hem de güldüreceğiz. Hem güleceğiz, hem düşüneceğiz. Geleneğimiz olduğu üzere bugün yine yoklamayla başlamak istiyorum, konuk oyuncularımız var. Akit Medya Grubu, makara yapmayacağım onlarla. Beraber ekmek yedik, sofra kurduk. Ama söyleyecek kelamlarım var onlara. Yine konuk oyunculardan düşkün Abdülkadir’i bugün kısa dakikalarda aramıza alacağız. Süslü Sülü, aslan Sülü, kaplan Sülü seninle ahiretlik olduk. Bugün en büyük işim seninle. Pamukören bugün en büyük işim seninle"

"Çakma solcular orada mısınız? Çakma gazeteciler, çakma yorumcular, televizyona çıkan dümenciler, paketi nasıl indiriyorsunuz onu anlatacağım. Sahtekârsınız lan siz. Ulan adam değilsiniz, büyük sahtekârsınız. Çakma yorumcular, analistler. Doğu Dayı, Doğu Amca eyvallah, tamam.

Bu Süleyman yine çok saygısızlık yaptığı için müsaade ederseniz onun tek ayak cezasını bitirmeyeceğim. Arkadaşlarımız bana hep, ‘Neden 40 yaş altındaki insanlara sesleniyorsun? Bizim işimiz bitmedi, biz de genciz, biz de bu ülke için iyi şeyler düşünüp yapmak istiyoruz” diyor. Siz misafirsiniz, ben de misafirim. Ama vallahi tüm anlattıklarım 40 yaş altı için.

Biz televole denen bir zehri içmiş insanlarız. Ömrümüzün 15-20 senesi televole denen şeyle geçti. İnsanlar ona çıkmak için para veriyorlardı. Akıl sağlığı yerinde olan bir insanın bırak dinlemeyi, ben de dinledim, bizden bir şey olmaz. Bizden olsa olsa çöp olur. Vallahi diyorum masanıza oturtmayın, şaka yapmıyorum. Biz sadece aklınızı karıştırırız. Biz değil mi o televoleleri her gün olsun diye 4-5 saat TV başında onları izledik."

CAN ATAKLI’YA GÖNDERME

"Bir örnek vereyim Can Ataklı mesela. Adamın tarzı var, şekli var. Tanışmıyoruz ama. O da etkilenmiş ya, o da o kuşaktan o da seyredenlerden televoleyi. Bir haber yazmış, ‘Sedat Peker’in yurt dışına neden kaçtığını açıklıyorum’ diye. Meşhur olmak isteyen popçular böyle takipçi kasmaları gibi. Koskoca adamsın Can Abi, o yaptığın haber nedir, öyle rezalet mi olur? Olmaz. O yüzden diyorum, bizim hepimizi kaldırıp çöpe atacaksın, bizden bir şey olmaz.

Bizim sizinle bir sözlü akdimiz var. Bu sözlü akdimizi ete kemiğe büründürmenin zamanı geldi. Artık zaman geçti, birbirimizi tanıdık. Bu işten büyük kârlı olan sizsiniz, ben küçük kârlıyım. Ama benim de kârım var. Benim kârım ne, kişisel gelişimde aslan avlamak diye bir şey vardır. Hayatında büyük başarı yakaladığında, geçmişte yaptığın ufak tefek hatalar bir anda unutulur, gündem dışı olur.

Cezaevi filan onlar komik şey, ben onlarla ilgilenmiyorum. İnsanların algısındakini söylüyorum. Hak etmediğim şeyleri yüklediler bana. Bu hikâyeyi başarıyla neticelendirirsek ben, aslan avımı tamamlamış oluyorum. Yani bu nasıl okula gidiyorsun, öğretmenin sana ‘Senden hiçbir şey olmaz’ diyor. Büyüyorsun bir başarı yakalıyorsun, öğretmenin, ‘O kadar akıllı, başarılı bir çocuktun ki’ diyor. Annen baban bile seni farklı anlatmaya başlar. Bu işte benim kârım bu. Diyeceksiniz ki benim kârım ne? Anlatacağım."

"Sizin kârınız; ben size ülkede nasıl para çalınıyor, belediyelerdeki rüşvet sistemi, alt dernekler var, anlatınca kafayı yiyeceksiniz. Böyle profesyonel hırsızlık mı olur diye. Devlet ihalelerinde de taşeron sistemi. Ben bu ve bunun gibi hikayeleri size anlatacağım, siz bir nesil sonra zaten iktidar size geçecek. Bütün hırsızlıklarını yasal, gayrimeşru her şeyi anlatacağım. Bu kadar adam neden engellemiyor diyeceksiniz, ya engellemek istemiyorlar ki kardeşim.

“BELEDİYELER NASIL SOYULUYOR BEN SİZE ANLATAYIM MI?”

Belediyeler nasıl soyuluyor ben size anlatayım mı? Bak engellemesi de çok basit. Ama hepsini bugün anlatmayacağım. Bugün belediyeleri anlatacağım, taşeron hırsızlığını anlatacağım. Hepsini parça parça anlatacağım.

Bir belediye başkanına rüşvet vermeye gittiğinde adam huylanıyor, senden parayı almıyor. Ya kelek yaparsa, ya kayıt yapıyorsa diye. Diyor ki bizim bir derneğimiz var, alt kuruluşa oraya şu kadar yardım yap diyorsun. Sen gidiyorsun oraya parayı yatırıyorsun, işte hayır işi için bu dernek diyor sana. Hiç kusura bakmayın belediyeciler söz verdik doğru konuşacağız.

“1 MİLYON LİRALIK İŞİ ALIYOR AMA 100 BİN LİRAYA YAPIYOR”

Sen gidiyorsun paraya yatırıyorsun. Hani Sülü’nün Ankara’da akrabası var ya onun yaptığı işlerin bu belediye aksanı. O dev olmuş. Benim anlattığım belediyelerdeki sistem. Şimdi sen oraya parayı yatırdın ya, belediye başkanına gitmedi diyeceksin para. O ne yapıyor? 100 bin liralık bir iş var, en güvendiği arkadaşına diyor ki 1 milyonluk fatura kes diyor. İstediği insana verme gibi bir saçma bir şey var onu da siz kaldıracaksınız. En iyi teklif verenin ihaleyi alması lazım. Sonra o 1 milyon liralık işi alıyor ama 100 bin liraya yapıyor. Ona 100 bin lirayı veriyor, 100 bin de vergi vs çıkarsa. 800 bin lirayı kılçıksız alıyor cebe indiriyor."

“HİÇBİR POLİS TAKİP ALTINDA NEDEN CEZA ALMIYOR”

"Bakın şaka yapmıyorum. Hiçbir polis takip altında neden ceza almıyor, sonunda beraat ediyorlar, sistem bunun üzerine.

Taşeron sistemi nasıl onu da anlatacağım. Bunlar bir ufak hamleyle değişilir. İnsanın karısına, çocuğuna zaafı olur, onu etkileyip seni yönlendirebilirler. Sistem kuracaksınız siz. Bana aslan avını bana yaptıracaksınız ben de size anlatacağım.

Siz hep diyorsunuz ya, beşli çete, onlu çete, onlara ihaleyi veriyorlar. 1 milyar dolar, bunlar siz zannediyor musunuz, bunların işçileri var, yok. Bunlar alt taşeron sistemi var. Bunlar taşeronlara veriyorlar. 400 bin dolar taşerona veriyor, 600 milyon dolar kılçıksız bu tarafta. Alt taşeronun da alt taşeronu var. Samimi söylüyorum, rezalet, komedi. Tüm sistem bu şekilde çalışıyor."

"O alt taşeron ne yapıyor? En son o taşeronun da bir altı var, onlar kamyonların filan sahipleri var ya, onlar da yolunu buluyor da, emeğinin karşılığını buluyorlar.

Ama ortadaki para ne kamyon, ne o ne bu. Taşeron sistemini kaldırdım diyeceksin. İhaleyi açacaksın, telefondan bile ihaleye girecek, tüm evrakları hazırlayacak. Madem taşeron bunu yapabiliyor, maliyeti bunu 200 milyon niye devletten 1 milyar çekiyor. Bu para nereye gidiyor? Bu para sizde kalınca, asgari ücret 2,5 bin lira, 10 bin lira para olacak.

Siz benim için ne yapacaksınız? Namuslu gazeteciler var ya, ben boşa konuşmam, bir şey konuşuyorsam bana inanın. Beni size, sizi de başkasına mahcup etmem. Diyorlar ki, ‘Sedat Peker’in her dediği doğru çıkmaya başladı’ diyorlar. Bir tanesi yanlış çıksın elimi keseceğim diyorum ya anlamıyor musunuz?

Siz gazeteciler, korku iklimi var ya, kırıldı gerçi de. O korku iklimini aşmaları için gazetecilere cesaret vermeniz ama namuslu olanlara. Siz onlara cesaret verince muhalefet partilerinin içinde atarlı yürekli tipler var, onlara da coşkuyu verince, baskıyı kurunca, oy vermeyiz, bir gidecekler, iktidar. İktidar keşke açsaydı, bütün her şey ortaya çıkacak.

“LAN ŞİRKETİN YÜZDE 5 BİN, 7 BİN, 57 KAT BÜYÜMÜŞ”

Engin Sigorta. Süleyman diyordu ya, ‘Ben o poliçe o sesi çok seviyorum’ Lan şirketin yüzde 5 bin, 7 bin, 57 kat büyümüş. Dünyanın neresinde böyle bir şey var. O poliçenin sesinde ben de uyurum, herkes uyur.

Erdal Baba’ya araba, 20 sene evvel sana getirip sigortalattığında Erdal Baba diyordun. Şimdi Erdal Baba lazım değil ki. Bütün holdingler sende, poliçe sesi. E uyursun tabii. Sülü Allah’a yemin olsun, iğnenin deliğinden geçireceğim seni kibrit kutusundan alıp. Bugün senin son günün. Sen Yüce Divan’a gideceksin, yargılanacaksın, hiçbir şansın yok. Anlattıklarımın altlarını da hazırladım, delilleri de bende, sen bitireceğim."

"Madem ben suç örgütü lideriyim, sana yurt dışına gitmeden önce odanda çağırıp misafir ettiğin, dur oraya geleceğim, Sülü bekle.

Ben böyle aile var. Üç tane ufak çocuğum, iki tane oğlum, iki tane arkadaşım. Biz bir yere gidiyoruz da bunlar nereden öğreniyor diyorum. Nereden öğreniyorlarmış biliyor musunuz. İnternet bir program varmış, saçma sapan her şeyi okudum çocukluktan beri ama yaş geçmiş herhalde teknolojiyi yakalayamıyorum. Bu görselleri, görüntüleri bilgisayara yüklüyorlar. Hangi oteldesin, neredesin eşleşme yapıyor. Bu yüzden arka fonda böyle zevksiz şeyler yapacağız kusura bakmayın. Yoruldum kardeşim. Gecenin birinde çoluk çocuk geldik yeni bir yere yerleştik, epey bir yol geldik.

Bugün muktedir olanların çoğu, yaşları çok olanlar ölür yaştan, onların çocukları, torunları benim yaşadığımı yaşayacaklar. Nereden mi biliyorsun? Bu ülkede ne yaşanacaksa hep söyledim. Çocukluk arkadaşlarıma sorun. Orta Doğu’da yaşanacakları 25-30 sene önce söyledim. Çin’in yükselişini, Şanghay beşlisini anlattığımda kimse bilmiyordu. Vallahi gezecekler, ben tecrübeliyim ailemi de kendimi de korurum, sistematiğim var, aklım var. Onlar sudan çıkmış kuş gibi olacaklar. Dünyanın bu rezilliği nasıl FETÖ’cüler yaşadı, onlar da yaşayacaklar.

‘Ona istihbarat yardım ediyor’ diyorlar. Lan mal, ulan beyinsizler, ulan çakma yorumcular. MOSSAD, CIA bilmem kim bana yardım etse demezler miydi, fon arkada, sabit yerde çek demezler miydi? Namussunuz, şerefiniz yok ulan sizin."

"Bir tane çocuk internetten yazmış, her şeyi okurken orada gördüm. ‘Abi yerini böyle buluyorlar’ diyor. Ne oldu lan bizim MOSSAD’ın, CIA’in yardım ettiği. Göreceksiniz, sizi iğnenin deliğinden geçireceğim. Dünyayı yakacağız dedik kardeşlerim nasıl yanıyor mu? Yanacak, dönen kahpedir.

Bir şey anlatacağım, benim psikolojimin bozuk olduğunu düşüneceksiniz. Ama ben zaten hiçbir zaman benim psikolojim iyi, ben çok normal bir adamım demiyorum. Psikolojim iyi, normal görünüşlü bir adamım ama sinirlendiğimde öfke kontrolünü kaybediyorum.

Şöyle anlatayım, mesela. Ufak oğlum 10 yaşındaydı, kardeşlerini ağlatmış. Kızlarımı ağlatıyorlar ya birden kontrolümü kaybettim. O an elimde çatal vardı, bir fırlattım buna. Tabii annesi Muğlalı, kibar, centilmen, iyi insanlar, bizim gibi vahşi değiller. Çatal saplandı. Annesi ayrı bir dünyaya girer gibi oldu, aklı çıktı yerinden. Baba ben senin oğlun değil miyim. Bir daha onları ağlatırsan seni öldürürüm dedim. Ben erkek çocuklarımda baba olduğumu hissetmedim, duygusuz oluyorlar, ben baba olduğumda kız çocuklarımda hissettim, o sebeple, kendi 10 yaşındaki oğlumun kör olmasını göze alıp o çatalı fırlattım düşünün. Ona onu yapan ona silah çekenlere neler yapar.

Allah istedi lan böyle olsun. Ben bu dünyada iyilik yaptıysam da kötülük yaptıysam da vatan sevgime olan safane sevgimden. Benim bu dünyada hiç başka bir şeyim yok. Olan paramı dağıtırım herkes bilir. Macerayı severim ama vatan sevgisinden ödün vermem. Bana ajan dedin, beni bu dünyada delirtecek iki şey vardı, ikisini dediniz. Allah kaderi yazıyor."

"Onların da kafası karışık tam planladığım gibi. Herkesin kafası karışık, benim kafam net. Yaptığım her şeyi biliyorum dakika dakika, an an, saniye saniye. Olabilecek gelişmeler, bütün hepsini planladım, her gün de planlıyorum. Allah belanızı verdi. Artık ahiretlik olduk, beni öldürmeden kurtuluş yok.Bir de diyorlar Türkiye’den MİT gelecek. Niye lan MİT’teki kardeşlerimizi katıyorsunuz, yiyorsa gelin. Bizim MİT ile ne işimiz var. Ben devletin aleyhine ne söyledim, hırsızlık yapanları söyledim. Devlete bağlı olmayan SADAT diye bir kuruluş, şu an orada yapılan ticaret, SADAT tarafından gönderilen silahlar.

Devletin burada yargılanacağı tek şey hukukçuyuz diye konuşuyor çakmalar, sınır güvenliğini sağlayamadığı için 300-500 bin Euro para cezası, zaten her gün para cezası ödeniyor. Öbür olayda, devlet bu işi organize etti, kasedi var onun için çocuğu kandırıp işin içine sokmuşlar dedim. Uyuşturucu ağı, devletle ne ilgisi var bunun? Kahpesiniz lan kahpe. Hainmiş, ulan siz köpeksiniz.

Anlatacağım konuştuklarım hepsi önemli ancak en son Süleyman’la ilgili anlattığım bölümü iki üç kere başa alıp dinleyin. Sezgin Baran Korkmaz, Süleyman, Veysi Ateş, Ankara, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı, Soylu’nun organizeden sorumlu genel müdür yardımcısı Resul Hor, Ankara Emniyet Müdürü Sermet, bir kişi daha. Bu çok önemli. Söylediklerimden biri çıkmazsa bileğimi keseceğim. Zaten bakı yaptığınız an tak diye çıkacak. Başka şansları yok, Yüce Divan direk."

AKİT TV

"Akit TV’deki eski dostlarımız bizi ajan yapmışlar. Aydınlık ile aynı haberi çıkmışlar. Zaten habere dikkat edin M.Y., P.K., U.Ü. kafadan atıyorum, harfleri hatırlamıyorum. Düşündüm, bunlar büyük bir operasyona girecekler, gözaltı, Sun Tzu’dan uyguluyorlar. Bu durumu lehlerine çevirmek için kriz masası kurdular. Ama bilmiyorlar karşılarında ben varım.

Şimdi verdikleri o baş harflerle ilgili de sorguda itirafçı oldular. ‘Sedat Peker ile CIA’ın arasını ben buldum’ öbürü de MOSSAD’dan. Ulan aptalsınız. Ulan Sülü fındık kadar beyninle cumhurbaşkanı olmaya kalktın bu ülkede. Beni satmasaydın olurdun vallahi. Bazıları da ‘Sen bunları biliyordun, neden anlatmadın’ diyor. Manyak mısınız, benim yaptığım işler daha karışıktı, ben anlatmadım, her gördüğün şeyi anlatıyor musun sen. Evimin düzeni bozulur, çocuklarımdan ayrılırım, o, bu bin tane sebep var. Belli bir nokta var, yangın yeri. Ben o noktaya geldim, Allah sizi getirmesin. Geri dönüşüm yok, yakacağım, bu kadar. Ajan he? Bu Akit TV’nin Yazı İşleri Müdürü var Murat Alan. İyi bir adam, dalga geçmeyeceğim. Kardeşim sen saldırıya uğradığında hastaneye ilk gelenlerden biri ben değil miydim? En sevdiğim silahımı çıkarıp sana verip… Seni çocuğunun yanında dövdüler. Bir baba çocuğunun yanında dayak yememeli. Bir daha gelirlerse Murat hepsini vur, sana cezaevinde ben bakacağım demedim mi kardeşim. Biz göz göze baktık, o kadar muhabbet ettik seninle. Din tarihinden her şeyden konuştuk. Sen yazı işleri müdürü oldun ve ben senin çocuğun için bu duruşu sergilerken benim çocuğuma yapılan… Ulan bu olayı buraya ben mi getirdim."

Bazıları da ‘Sen bunları biliyordun, neden anlatmadın’ diyor. Manyak mısınız, benim yaptığım işler daha karışıktı, ben anlatmadım, her gördüğün şeyi anlatıyor musun sen. Evimin düzeni bozulur, çocuklarımdan ayrılırım, o, bu bin tane sebep var. Belli bir nokta var, yangın yeri. Ben o noktaya geldim, Allah sizi getirmesin. Geri dönüşüm yok, yakacağım, bu kadar. Ajan he? Bu Akit TV’nin Yazı İşleri Müdürü var Murat Alan. İyi bir adam, dalga geçmeyeceğim. Kardeşim sen saldırıya uğradığında hastaneye ilk gelenlerden biri ben değil miydim? En sevdiğim silahımı çıkarıp sana verip… Seni çocuğunun yanında dövdüler. Bir baba çocuğunun yanında dayak yememeli. Bir daha gelirlerse Murat hepsini vur, sana cezaevinde ben bakacağım demedim mi kardeşim. Biz göz göze baktık, o kadar muhabbet ettik seninle. Sen yazı işleri müdürü oldun ve ben senin çocuğun için bu duruşu sergilerken benim çocuğuma yapılan… Ulan bu olayı buraya ben mi getirdim.

“TAYYİP ABİYLE KONUŞURKEN DEVLETİ ZARARA SOKACAK BİR ŞEY SÖYLEMEM”

Diyorlar ki Tayyip Abi ile yüzleşirken devlet aleyhine, ben Tayyip Abi’ye konuşurken devleti zarara sokacak hiçbir şey söylemeyeceğim. Ölürüm söylemem ama benim pislik olmadığımı, ben pisliksem de bu pislik silsilesinin en alt seviyesinden benim olduğumu herkese anlatacağım. Bu da benim hakkım. Açık kaynaklarla da yandan delillerle de bildiklerimin hepsini tek tek konuşacağım. Konuşurken saygısızlık da yapmayacağım kendisine.

“PERİNÇEK'İN MASASINA OTURAN BUNALIM GEÇİRİR”

Doğu Perinçek var, aslında kibar çok beyefendi adam, konuşunca çok nezaketli. Ama psikolojisi bozuk. Biz bunun yanına gitsek oturtur, bir şeyler ikram eder, saygılı da bir adam. Siz de saygısından dolayı saygı gösterirsiniz. Oturdunuz masaya yandınız zaten, CIA böyle yaptı, şöyle yaptı. Ben zaten takıntılı adamım, lafın tamamı deliye anlatılır benim mantığıma göre. Ana başlıkları vereceksin karşı taraf dolduracak. Ergenekon davasında çok kaliteli insanlar vardı ama deli potansiyeli yemin ediyorum çok yüksekti. Çin iyi, ABD,-CIA kötü. Bana ne Çin’den. En son bunalım geçirirsiniz ya.

“BENİ ÖLDÜRTMEK İÇİN ARNAVUT VE SIRP İKİ GRUPLA GÖRÜŞTÜLER”

Parayla adam öldüren kiralıklar var uluslararası. Onlarla görüşüyorlar. Bir Arnavut, bir Sırp grupla görüştüler. Benim hayatım hep insanlara iyiliklerle geçti. Çocukluğumdan beri her kesimden insana yardım ettim. Cezaevinde bana mektup yazan herkese elektronik kol, bacak yaptırırdım. Siyasi biri mektup yazdı, PKK şeyi, İzmir taraflarında bir cezaevindeydi. Çocuklarım gelince ayaklarımın üzerinde çıkmak istiyorum dedi, ayağı yoktu zannediyorum. Doktor arkadaşı yolladım cezaevine, o arkadaşın ayağını yaptı. Bizim yanımızdakiler o bunlardan dedi. Kimden olduğu önemli değil. O adam da ölmedi yaşıyordu, çıkar ortaya söyler. Biz düşmanlarımıza bile böyle mert davrandık, ulan kahpesiniz siz. Adam değilsiniz ulan siz. Bunlar bir ekip kurmuşlar, harp sanatı, beni etki altına almak içim 'PKK senin yaptığı şeyi beğendi' diyorlar. Siz manyak mısınız ben Sülüman’ın doktoruyum, doktor Sedat. Ben bunu yer miyim.

“SAYIN YILDIRIM BIRAK OĞLUN KONUŞSUN, 15 SENEDE KAÇ MİLYAR DOLAR SERVET YAPMIŞ”

Sayın Başbakan (Binali Yıldırım)... Senin oğlunu korumana gerek yok ki. 15 senede kaç milyar dolarlık servet yapmış. Sadece Hollanda ayağını biliyoruz. Hollanda devleti açıkladı diye... Senin çocuğun gerizekalı mı bırak o konuşsun.

“BEN KİMSEYE 10 BİN DOLAR VERMEDİM AMA DAHA BÜYÜK PARALAR YOLLADIM ÇANTA ÇANTA...”

Benim 10 bin dolar yolladığım bir milletvekili yok ama daha çok yolladıklarım var. Bana 10 bin doları nasıl yakıştırdınız. Ben aç, açıkta kalırım yine herkesten fazla veririm. Hani diyorlar ya bunu açıkla diye. Ben kimseye 10 bin dolar vermedim ama daha büyük paralar yolladım. Çanta çanta.

“METİN KÜLÜNK BENİ TELEFONLA ARADI”

Şimdi Metin Külünk'ten konuşacağız, Metin ağabeyden. Metin abi beni telefondan aradı, Biden beni Erdoğan'a karşı (ABD Başkanı Biden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında yapılacak görüşme)... Ya dedim abi ne diyorsun sen, Biden işi gücü bırakmış Sedat Peker'i mi bekliyor, hepten delirdik, vallahi delirdiler. Adamlar dünyayı yönetiyor, onun devlet başkanı Sedat Peker'i mi bilecek. Benim kendi meselem var. Beni sakinleştirdi, konuştu konuştu. Sonra benim yanımdan ayrıldı. Beni itibarsızlaştırmak için kurulan mafyalar var, tecavüz hikayelerini kurgulayan puştlar var ya, onlar var, vekiller var, devletten adamlar var. Özel adamları ama fındık kadar beyinleri var. O yüzden Metin ağabeyi konuşacağız. Beni tolda bırakanı rezil edeceğim, ha Metin ağabeyi rezil etmeyeceğim, ne yaşadık onu anlatacağım.

“AK PARTİ'NİN SEÇİMDE DAĞITTI KAHVELER BENİMDİ”

Bana pislik mafya diyorlar ya, Ak Parti'nin seçim zamanı dağıttığı kahveler var ya, seçim zamanı. Hepiniz içtiniz, Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi, benimdi o, hani ben pislik mafyaydım. Ulan onlarca milyon liralık kahveyi benden siz alıp dağıtmadınız mı her yerde. Lan bir lira mı verdiniz, verdiyseniz hani fatura. Lan size yazıklar olsun.

“KÜLÜNK'ÜN YEĞENİNİN TEFECİLERE OLAN 1,5 MİLYON LİRA BORCU BEN ÖDEDİM, SEÇİM ZAMANI ARABASINA PARA BIRAKIRDIM”

Metin ağabeyle, Ömer Külünk diye bir yakını var mesela, nasıl ilişkimiz onu anlatayım. 'Tefeciler benim yeğenimin yerini almış, o zamanın parası bugünün 1,5 milyon lirası, tefecilerle bir konuşsan şey yapsa" dedi. Ya dedim Metin ağabey, ben ismimi unutturmaya çalışıyorum, o onu arayacak, o onu arayacak sanki ben tahsilat yapıyormuşum gibi. Dedim ağabey kaç para ben vereyim. O konuda ismi geçen bir iki işadamı arkadaş var, biz ödeyelim dedik. İş para ödemeye gelince bir tek ben ödedim, tapuyu aldık verdik. Biz para verdik mi böyle veririz. Almanya'daki o dernekler var ya, rica ederdi 'para yollar mısın' diye, el altından onlara para yollardım. Ama öyle her ay giden 10 bin yok, seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım. Ya şimdi ben böyle deyince bizim diğer milletvekili tanıdıklar, lan bizi de, lan oğlum biz kimseyi söylemeyiz. Ama Biden miden gel film yap, sonra beni karalama kampanyasına abilik yap. İstesem gömmek için evet verdim derdim ama 10 bin değil çok daha fazlasını verdim.

“DEMİRÖREN 750 MİLYON DOLARI DA ÖDEMEDİ”

Biz gazeteyi, Hürriyet'i bastık. Aydın Doğan kargaşalardan korktu verdi gazeteyi. 750 milyon dolara verdi hepsini. Aslından bir tanesi o kadar ederdi. Bu 750 milyon doları Ziraat Bankası verdi. Bu 750 milyon doları ödemedi. Ana parayıda, faizinide ödemedi.

“BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANI, ARANAN ADAMIN OTELİNDE KALIYOR, İŞE X5 İLE GİDİYOR”

Paramount Otel var. Sahibi kim, Sezgin Baran Korkmaz. Bu arkadaş Türkiye'de de ABD'de de aranıyor. Bu adamın otelinde kimler var. Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Esad Topuklu, o kadar rahatlar ki sıfır X5 (BMW) ile işe gidiyor. Tayyip abi niye alamıyor bunu. Onu da anlatacağım.

“HAKİMLER, SAVCILAR, ARANAN ADAMIN OTELİNDE NE İŞİNİZ VAR? SUİT ODANIN 100 BİN LİRALIK PARASINI NASIL ÖDÜYORSUNUZ MEMUR MAAŞINIZLA?”

Başka, bunun eski koruması, kendi korumasıydı, onu koruma dair başkanı yaptı. Kim, Ekrem Güler, kim Silivri'deki genç emniyet müdürünün intihar etmesine neden olan canavar hain, bunalıma soktu, kafasına sıktı. Veysi Ateş, tatil ekibinde. Bunlar tatili de birlikte yapıyorlar, kesmeyi de birlikte yapıyorlar. Resul olaya sonradan dahil olacak, bunlar tatil ekibi. Bir de Muğla Emniyet Müdürü, Marina vardı ya, el konulan, şimdi de otele el koyuyorlar. Sezgin Baran Korkmaz, en son Mübariz de demişti, sendeki belgeler benim şirketim ama bende yok demişti, bende var kardeşim. Sakın onlarla anlaşayım deme, patlatırım rezil olursun. Müşteri portföyünün tamamı bende, hangi hakimler savcılar. Siz aranan adamın otelinde ne işiniz var? Hani lan faturalarınız? Suit odada kalıyorsunuz, 100 bin lira yapıyor, lan sizin maaşınız kaç para, hani fatura.

“SOYLU, HAKKINDA SORUŞTURMA OLAN KORKMAZ'I ODASINA ÇAĞIRIP, 45 MİLYON LİRA ALACAĞINI SİL, YURTDIŞINA ÇIK DEDİ”

5 Aralık Resul Holoğlu, Organize Suçlardan Sorumlu Emniyet Müdür yardımcısı telefon açıyor Korkmaz'a. Sezgin Baran Korkmaz kim, ABD'de aranıyor.  İçişleri Bakanlığı'na çağırıyor. Saat 10.30, 12.30 çıkış. Sezgin Baran Korkmaz'ın 45 milyon dolar bir iş adamından (İnan Kıraç) alacağı var. Süleyman buna 'Senin hakkında tahkikat yapıldı, yurtdışına çık. Yukarının haberi var, bu parayı da sil, sorun çıkacak' diyor. Yukarısı da Tayyip abi. Amerika'dan da büyük para gelmiş diye herkes biliyor ya.. Bütün kayıtlar çıkacak. Sezgin Baran Korkmaz, 6 Aralık'ta yurtdışına gidiyor. İçişleri Bakanı, Organize Suçlar Daire Başkanı'nı telefonla arayıp, hakkında 6 aydır dosya hazırlanan adamı İçişleri Bakanlığı'na çağırıyor ve görüşüyor ve yurtdışına çıkmasını söylüyor. Bu 45 milyonu kabul etti ya Sezgin Baran, ne yapsın devlet var karşısında. Oteli de istediler. Böyle bir namussuzluk olur mu? Siz muhaliflere baskıyı kuracaksınız, 5 Aralık'ta Sezgin Baran Korkmaz İçişleri Bakanlığı'na geldi mi kamera kayıtlarını çıkarın. 6 Aralık'ta yurtdışına çıkmış mı? Sezgin Baran Korkmaz bakıyor her şey elden gidecek, dönmüyor. 28 Aralık'ta operasyon yapıyorlar. 29 Aralık'da 45 milyon doların ödenme günü, haciz olacak o gün. Karısını gözaltına alıyorlar. Bu Veyis.. Ben olayı toparlayayım diye arayan da bu Veyis. Aranan adamın oteline gidip kalıyorsun, onbinlerce, yüzbinlerce euro hesap hiçbiriniz ödemiyorsunuz, sonra adamı gasp ediyorsunuz. Mehmet Ağar'dan öğrenmiş bu taktiği. Siz bu adamın arkadaşı değil misiniz? İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı izin vermiyor, Cumhurbaşkanı'na gidiyor, haberiniz varmış. Haberim yok diyor. Hangi savcı hangi hakim kaldı hepsinin listesi bende.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@