Muharrem İnce’den Süleyman Soylu’ya Suruç yanıtı

CHP
İnce, 24 Haziran seçimleri ve gündeme ilişkin konuştu

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, bu sabah ulusal gazete, TV ve internet sitesinin yayın yönetmenleriyle bir araya geldi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Suruç olayından kendisini sorumlu olarak göstermiş olmasın değinen İnce, "7 Haziran 1 Kasım arası neler olmuştu unutmayın. Akıllarından neler geçtiğini biliyorum ama cesaret edemiyorlar aynısını yapmaya. Seçim sonuçlarını kesinlikle kestiremiyorlar. Bu seçimlerden sonra herkes kazanacak, çünkü özgürlük gelecek. Kaybeden sadece anket şirketleri olacak. Ama her şey mümkün. Daha fazla ayrıntı istemeyin" sözleriyle yanıt verdi.

Cumhuriyet’in haberine göre, basın toplantısında İnce şu mesajları verdi:

‘İLK KEZ ÇOK FARKLI BİR KAMPANYA GÖTÜRDÜK’

-30 yıldır siyasetin içindeyim. İlk kez çok farklı bir kampanya götürdük. 48 günde her şey bambaşka oldu. Müthiş kalabalıklara sesleniyoruz. Taşıma yok, masraf yok, 3 tane bez parçası Muharrem İnce şu saatte şu meydanda diye. Tayyip Erdoğan’ın mitinglerinden fazla ilgi var. Okullara baskı yok, öğrenci yok. Gaziantep’te 30 yaşın altındakiler el kaldırsın dedim. Öğretmen olduğum için parmak kaldırsın dedim. Yüzde 70’i 30 yaşın altındaydı. Olağanüstü dip dalgası var. Dünya medyasında manşet oluyoruz. 200 ülkenin 100’ü randevu istedim. Dünya bizi konuşuyor ama Türk medyası sınıfta kaldı. 48 günde 102 miting yaptık. Bir mitingimi başından sona veren birkaç TV var.

‘HER ŞEYE RAĞMEN, YANLI MEDYAYA, KORKAK İŞ DÜNYASINA RAĞMEN SOKAKLARDA MİLYONLAR VAR’

-Ben cumhurbaşkanı adayıyım. Benim yayınımı kesim Binali Yıldırım’ı veremezsiniz. Siyaseten biten biri. Erdoğan seçilemezse sıradan bir milletvekili olacak. Erdoğan çıktığı an zaten saniyesinde beni kesiyorsunuz. Ama beni kesip Binali Yıldırım’ı veriyorsunuz. Bu bir dost sitemidir, en fazla medyanın haline üzülüyorum. Benim cumhurbaşkanlığımda en mutlu olanlar gazeteciler olacak. Rahatlıkla beni eleştirebileceksiniz. Bu seçimi alacağım, göreceksiniz. Her şeye rağmen. Yanlı medyaya, korkak iş dünyasına rağmen. Sokaklarda milyonlar var."

‘HALİSDEMİR’İN KARDEŞİNİ NEDEN ADAY YAPMADIN?’

- Her şeyi belirleyen manşetlere karar veren bir adam var. Sonu ne olursa olsun buna son vereceğiz. Ömer Halisdemir’in mezarına gittin mi? E gittim, al sana fotoğrafını. Ailesine gittim. Ama Halisdemir’in kardeşi milletvekili adayı olmak istedi senden, sen yapmadın.

‘KEŞKE ZAMANIM OLSA DA YENİDEN YAZABİLSEM’

- 30 sene önce yazdığım şiiri yazıyorlar. Kimseye bunun hesabını vermem. Çok muhafazakar ya. Necip Fazıl’ın şiirlerini okusun bakalım ama onun 5 yıl önceki FETÖ ortaklığını tartışmak suç! Ama 30 yıl önceki şiirlerimi mi soracaksın? Yazdığımın arkasındayım, keşke zamanım olsa da yeniden yazabilsem. Şiirin hesabını mı vereceğim.

‘SİGORTASIZ ÇALIŞSALAR NASIL EMEKLİ OLURLAR?’

- Dershaneme ceza kesilmiş. Trafik cezası gibi bir şey. Ödemiş miyim? Kime ne. Sigortasız öğretmen çalıştırdın diyorlar. Oradan emekli olmayan tek bir kişi var mı? Destekleme primiyle ilgili sıkıntı var. Yoksa sigortasız çalışsalar nasıl emekli olurlar? Öğretmenlerimin biri hariç hepsi hayatta, buyurun onlara sorun.

‘BUNU ERDOĞAN'A SORAMAZSINIZ. AMA BANA SORUN’

- Erdoğan ekonomiyi tartışmıyor. Dolar demiyor, faiz demiyor. Medyadan ısrarla şunu istiyorum. Ben Erdoğan’la televizyonda tartışmak istiyorum. Siz de istediğiniz soruları sormalısınız. Şu anda da aklınıza ne takılıyorsa en açık biçimde sorun. Bunu çok açık rica ediyorum. Bunu Erdoğan’a soramayacağınızı biliyorum. Ama bana sorun. Türkiye bunu özledi. Gazeteciler canını okumalı siyasetçilerin. En ağır soruları sormalı. Türkiye'ye bunu yaşatmalıyız. Tek adamın tahakkümünden çıkmalıyız ve çıkacağız, göreceksiniz. 81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım.

Soru: Dış politikada neler öngörüyorsunuz?

Cevap: Bizim tercihimiz Batı. Tercihlerimizi değiştirmeye zorlamayın dedim görüştüğüm büyükelçilere. Seçili seçilmez hemen Avrupa turu yapacağım. Başkentleri ziyaret edeceğim. Avrupa Birliği bizden bir şeyler istiyor. Ama onlar istemese de milletimiz hak ettiği için yapmamız gerekenler var. Yargıyı düzeltin lafını ille Avrupa mı söylemeli? AB olmasa da bunlar olmalı. Bu konuda Avrupa’ya da güven verdiğimi düşünüyorum.

Soru: Diyelim ki oğlunuz bir trafik kazasına karışsa ve bir kişinin hayatını kaybetmesine yol açsa ve sizin bu davada baskı yaptığınız söylense… Lehinize rapor veren adamı terfi ettirdiğiniz söylense ve yıllar sonra oğlunuz beraatle sonuçlansa… Bunun yıllar sonra cumhurbaşkanlığı yarışında bu haber yeniden gündeme gelse yayından kaldıracak mısınız?

Ben çok iyi bir mümin olduğumu düşünüyorum. Ben böyle bir şey yapsam korkarım. Önce Allah’tan korkarım. Böyle bir kötülük yaptığımda aileme zarar geleceğinden korkarım. Allahın hesap soracağından korkarım. Sonu ne olursa olsun. Ben tek çocuk sahibiyim. Oğlum askere gidecekti, Yalova’da apartmanda yaşıyorduk. Gece 11.30. Eşim aylarca ısrar etti torpil yapmam konusunda. Şırnak yerine İstanbul’a giderse, yarın İstanbul’da bombalı saldırıda ölebilir dedim. Bir müslüman olarak bunu yapamayacağımı söyledim. Tek çocuğumuz olduğu için ısrar etti eşim. Yoğunluktan internete girilemiyordu. Askerliğinin nereye çıktığını eşim öğrendi. Jandarma olarak 6 ay askerlik yaptı er olarak. Ben de 8 ay er olarak yaptım. Bir gece saat 03.00’te beni aradı oğlum üniversitede okurken. Polis yakalamış. Ver dedim. Ben Muharrem İnce dedim polise: “Gereğini yap” dedim. Sakın torpil yapma dedim. Torpil yaparsan seni bulurum dedim. Bu nedenle beni rahatsız eden böyle şeyler. Vicdanım var.

‘7 HAZİRAN 1 KASIM ARASI NELER OLMUŞTU UNUTMAYIN’

Soru: Suruç’daki olaylardan sonra İçişleri Bakanı sizi suçladı.

Cevap: İçişleri Bakanı’nı muhatap almıyorum. Erdoğan’a Bafra konuşması yapan birinin hangi yüzle, hangi vicdanla Erdoğan’ın yanında siyaset yaptığını anlamak imkansız. Muhatap bile almıyorum. Ben o kadar laf söylediğim birinin yanında çalışmam. Benim Kemal Kılıçdaroğlu’na söylediğim ile Soylu’nun Erdoğan’a söyledikleri arasında alaka yok. Hırsız demedim, senden daha iyi siyaset yaparım dedim. Bu dönemde her şey mümkün, o kadar telaş içindeler ki projeleri bozuldu. 7 Haziran 1 Kasım arası neler olmuştu unutmayın. Akıllarından neler geçtiğini biliyorum ama cesaret edemiyorlar aynısını yapmaya. Seçim sonuçlarını kesinlikle kestiremiyorlar. Bu seçimlerden sonra herkes kazanacak, çünkü özgürlük gelecek. Kaybeden sadece anket şirketleri olacak. Ama her şey mümkün. Daha fazla ayrıntı istemeyin.

‘AKP'LİLER, HDP'LİLER, BOZKUR İŞARETİ YAPANLAR’

Soru: Seçimlerden sonra başka partilerden bakan alacağınızı söylediniz. İsimler belli mi?

Cevap: Evet görüştüğüm insanlar oldu. AKP’li insanlar, HDP’li, bozkurt işareti yapanlar “Oyum senindir” diyorsa demek ki doğru yoldayım. Birleştirmek istiyorum çünkü. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Milli takım maçına bile 81 milyon sevinemiyor. Bu noktaya gelmişiz. Dış politikada bile aynı şeyi söylemiyoruz. 4 milyon Suriyeli var, dolar 5 liraya gelmiş. Birleşmemiz, uzlaşmamız lazım.

‘SÖZÜMÜN ARKASINDAYIM. ASLA BÖYLE BİR PAŞA BÖYLE BİR ŞEY YAPAMAZ’

Soru: Apolet çıkışınız çok tartışıldı. Sizin aleyhinize kullanılan önemli bir argüman oldu. Keşke söylemeseydim, bir generale bu yakışmıyor uygun değil demekle yetinseydiniz… Bunun arkasında mısınız? Metin Temel Paşa ya da yakınlarıyla bir temasınız oldu mu akabinde? Aracılık yapanlar oldu mu?

Cevap: Sözümün arkasındayım. Asla böyle bir paşa böyle bir şey yapamaz. AKP logosu altında rakip eleştirilirken Erdoğan’ı alkışlayamaz. Apoletlerini sökerim demek emekli ederim demektir. Ödül gerekiyorsa ödül, ceza gerekiyorsa ceza verilir. Seneye iftar yemeğinde ben Erdoğan’ı eleştirirken başka paşa alkışlarsa Erdoğan’ın hoşuna gider mi? Yapamaz, onu emekli e-de-rim!

‘OYLAR ÇALINMADIĞI SÜRECE ÖNEMLİ BİR RAKAM DEĞİL’

Soru: 30 bin Suriyelinin oy kullanacak olmasına nasıl bakıyorsunuz?

Cevap: Oylar çalınmadığı sürece önemli bir rakam değil. Seçmen bizim neyimizi beğendi. Barış, huzur, ayırmayacağız, kayırmayacağız, savurmayacağız dememizi beğendi. Türkiye cumhuriyetinin vatandaşlarının tümü kendini eşit ve özgür hissedecek. Kenan Evren’in, Özal’ın, Mesut Yılmaz’ın Demirel’in Erdoğan’ın makbul insanları oldu. Buna son vereceğiz. Herkes makbul insan olacak. AKP’li namuslu insanlar yok mu? Var. Olmaz mı? MHP’li yok mu var? Bakanlar Kurulu’nda onlar da olacak.

‘MHP’NİN, AKP’NİN, İYİ PARTİ’NİN, HDP’NİN SÖYLEYECEĞİ İYİ ŞEYLERİ UYGULAYABİLİRİM’

 Soru: Eskiden başörtülülerle ilgili söylediğiniz sözleri aynen tekrarlıyor musunuz? Neresindesiniz? Eğitimle ilgili olarak 1+8+4 iktidar çevreleri tarafından 28 Şubat uygulamalarına dönüş olarak algılanıyor. Bu durumun imam hatiplerin orta kısmının kapatılacağı noktasında uygulamalara yol açacağı söyleniyor… OHAL mağdurlarıyla ilgili mağduriyetleri gidermek için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Cevap: Kız kardeşim ilkokulu yeni bitirmişti. Rahmetli dedem gel bakalım dedi. Cumartesi günü pazara gittiğimde sana şarap (eşarp) alacağım dedi. Şimdiden sonra da çamaşırlarımı sen yıkayacaksın dedi. Sen artık büyüdün dedi. Kızkardeşim tam 40 senedir başörtülü. Babamın iki gelini var, benim eşimin başı açık. Kardeşimin eşinin başı örtülü. Böyle bir sorunumuz yok. Bu sorunu Türkiye aşmıştır. İster kamuda, ister çarşı pazarda beni ilgilendirmiyor. İkincisi din eğitimi… Bir baba evlatları arasında nasıl ayrım yapmazsa, Cumhurbaşkanı da okullar arasında ayrım yapamaz. İmam hatipliler nasıl yetişiyorsa, fen liseliler de öyle yetişecek. CHP’nin din açıklamaları olabilir ama cumhurbaşkanı ben olacağım. Bazen MHP’nin, AKP’nin, İyi Parti’nin, HDP’nin söyleyeceği iyi şeyleri uygulayabilirim. İsteyene istediği kadar din eğitimi, istemeyene vermeyeceğiz. Bu kadar basit. OHAL mağdurları hemen, KHK’larla görevden alınmışlar hakkında dava açılanları bekleyeceğiz. Diğerlerini hemen göreve iade edeceğiz. Hem işten atacaksın, hem hakkında dava olmayacak. Kim olursa olsun muhafazakar, solcu.. Hakkında dava olmayanları hemen görevine iade edeceğiz.

‘17-25 ARALIK YOLSUZLUKLARIYLA HESAPLAŞMAK İÇİN YARGIDAN BAŞLAYACAĞIZ’

Soru: 17 Aralık yolsuzluk soruşturmalarında gerekli cezaların verildiğini düşünüyor musunuz? Gezi’de polisin öldürdüğü Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Berkin Elvan başta olmak üzere bunlarla ilgili adli sürelerin gerektiği gibi yürütüldüğünü düşünüyor musunuz? Dün Hatay’da “yalaka medya” dediniz, şimdi de Türk medyası sınıfta kaldı dediniz… Türkiye’deki medya sahipliğinden şikayetçisiniz, bununla ilgili bir planınız var mı?

Cevap: 17-25 Aralık meselesinde… Türkiye Cumhuriyeti 95 yıllık değil 3 bin yıllık bir devlettir. Devlet öyle kolay kurulmaz. gelenekleri vardır. Kaydı vardır. En kötü devlet bile kayıt tutar. Her şey bulunur, her karakolda bir çavuş, her adliyede namuslu bir mübaşir vardır. Merak etmeyin. Selanik’te dedemin dedesinin 13 keçisini almış Yunan jandarması. Ben bunun belgesini buldum geçen sene…O yüzden hiç merak etmeyin, sadece Türkiye’nin namuslu savcı ve hakimlere ihtiyacı var. onu bulacağız. Gezi için de geçerli… Berkin Elvan’ın olayını çözebilmeniz için, 17-25 Aralık yolsuzluklarıyla hesaplaşmak için de, ekonomiyi düzeltmek için de önce yargıdan başlayacağız.

‘YANDAŞ MEDYA İNSANA HATA YAPTIRIR’

-( medya sahipliği konusunda) Yasal düzenleme yapacağız. Gazeteciler gazetecilik yapacak. Bir yandan ihale takipçiliği bir yandan gazetecilik olmaz.Yandaş medya insana hata yaptırır. İkaz etmeli. Tehdit eden medya istemem. Haddine değil medyanın. Kendime onu yaptırmam. Ama şunu da istemem… Bana yağcılık medya da istemem. Çünkü o bana kötülüktür. Hatalarımı bulup namusluca yazmalıdır. Beni ikaz etmeli hatalarımı engellemelidir. Ama yasal düzenlemeler yapacağız medyanın özgür olması için.

‘BALKON KONUŞMASI VAR AMA BALKONDA DEĞİL’

Soru: Başkan olduğunuzda başkan yardımcılarını nasıl seçeceksiniz? Balkon konuşması var mı?

Cevap: Balkon konuşması var ama balkondan değil. Birinci Meclis’te yapacağım. Akşener seçilirse elbette yardımcısı olurum. Ben de seçilirsem aynı teklifi onlara yaparım. Kabul ederlerse de sevinirim.

‘ERDOĞAN’A DA ADALET LAZIM’

Soru: Sevim Tanürek ile ilgili Elazığ’da yaptığınız açıklamalara, Erdoğan’ın oğlunun başvurusuyla erişim engeli getirildi. Sözleriniz ve medya bu şekilde sansürlendi. Bu şekilde sadece medya değil, sizin de mesajlarınız sansürlenmiş oluyor. Bu konudaki yorumunuzu alabilir miyiz?

Bana soruyorlar Erdoğan’ı yargılayacak mısın diye. Benim öyle bir şeyim yok. Cumhurbaşkanı olduğumda yargıya dosya verir misin, elbette veririm. Bana bilgiler yağacaktır. Bu bilgileri yargıya teslim ederim. Gerisi yargının işi. Şunu kurmalıyız. FETÖ’den işten atılan bir profesör bana geldi ve şunu dedi: “Bir itirafta bulunmak istiyorum. Solcular bizden maalesef daha namusluymuş” Hayır dedim biz demokrasiye inanıyoruz siz inanmıyorsunuz, sorun orada dedim. Ben adil yargının Türkiye’de birincil olduğunu düşünüyorum. Önce vatan yazar ya askeriyede. Doğru değil o. Yargı adil değilse orası vatan olmaz toprak parçası olur adalet adalet adalet. Herkese lazım. Ergenekon’da Balyoz’da Atatürkçü subayları FETÖ’cüleri hapse attı, kimle beraber. Erdoğan ile beraber. Şimdi de FETÖ’cüler girdi. Herkese adalet lazım.

Kötülük yapanlar kötülük buluyor. Erdoğan’a da adalet lazım, bana da adalet lazım. Yarın allah göstermesin iftira atar sen hata yaparsın, ama adil yargılanma hakkı olmalıdır herkesin. Bunu başarmalıyız. Herkes gönül rahatlığıyla şunu söyleyecek.

‘BU TÜR ANKETLERİ CİDDİYE ALMIYORUM’

Soru: Kandil, Menbıç operasyonlarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Seçim ayarlı buluyor musunuz? Anketlerle ilgili görüşünüz nedir?

Cevap: Muharrem İnce yüzde 19 diyen ankete ne diyeyim. Güler geçerim, kayda değer bulmam. Yalova’da 2002’de yerel gazete anket yapmıştı. Bir yüzde yazmış benim ismimin yanına… Topladım anketin sonuçlarını, yüzde 109 çıktı. O kadar acemice yapmışlardı. Bu tür anketleri ciddiye almıyorum.

Kandil, Menbıç… Kandil sınırdan 140 kilometre içeride… Uzman isimlerle bu işi konuştum. Seçim öncesinde yapılan iş, göstermelik bir iştir. Seçime yönelik bir iştir. Kandil’e böyle bir planla girilebilmesi mümkün değildir. Ya İran’la anlaşım doğudan, ya aşağıdan güneyden bir çözüm olması lazım. Daha başka şeyler lazım. ABD’lilerin çanakları var orada. Seçime yönelik göstermelik işlerden kaçınmak lazım. Ordunun moralini bozmak istemem, onları üzecek şeyler söylemem. Morale ihtiyaçları var.

‘ERDOĞAN'IN TETİKÇİSİ OLANLARI ÇAĞIRMADIK’

Soru: Bu toplantıya akreditasyon uyguladınız… Gelmeyenler sitem ediyor, yorumunuz nedir?

Cevap: Akit’i neden çağırayım? Onlar gazete mi? Niye çağırayım. Gazete olarak görmüyorum ve çağırmıyorum. Erdoğan’ın avukatı ve tetikçisi… Aklıma onlar geldiği için Akit söylüyorum. Tetikçi olanları çağırmadık.

Soru: Cumhurbaşkanlığını kazandığınız ve Meclis’te azınlık olursanız?

Cevap: Uzlaşmayla 5 yılda çıkarılamayacak kanunları çıkardı Meclis. Bu uzlaşma kültürü yeniden uygulanabilir. Konsensüsle her şey halledilir. Bu deneyime sahibim. Meclis’te bir çok konuyu böyle çözdük zamanında.

Soru: Seçilemezseniz, CHP Genel Başkanlığına aday olacak mısınız?

Cevap: Cumhurbaşkanı olmaya çok yakın biri olarak Genel Başkan olmayı düşünmez. O enerjisini düşürür insanın… Kendimi Çankaya’ya odakladım, onunla ilgileniyorum.

Soru: Kamu ihaleleri üzerinden çok ciddi bir sermaye aktarımı yapıldı. İktidara yakın işadamlarına verildi. Bu konudaki yaklaşımınız ne olacak?

Cevap: Kişiye özel bir uygulama olmayacak. 186 kere ihale kanununu değiştirdiler. Şeffaflık ve rekabet getireceğiz. 186 kere kanun değişiyorsa belgeye gerek yok, orada hırsızlık var demektir.

Muharrem İnce, toplantının ardından kameraların karşısına geçerek açıklamalarda bulundu:

"Bu seçimin sonunda 81 milyon kazanacak. Kaybeden anket şirketleri olacak ve ne yazık ki Türk medyası olacak. Bu seçimin sonucunda en özgür ve en mutlu kesim de Türk medyası olacak. Çünkü artık onlar özgür olacak. Talimatla manşet atılmayacak. TRT asla Muharrem İnce 'nin borozanı olmayacak. Mutlu bir Türkiye, büyümüş bir Türkiye, bunu gerçekleştireceğiz. Bu değişim rüzgarını, sokakta, meydanlarda görüyorum.

Allah'ın izni ile bu iş oldu diyorum. Seçim sonuçlarını sizin bilmediğiniz bir yerden takip edeceğim, ama Ankara'da."

YORUMLAR