HDP Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar, depremin vurduğu Adana ve Hatay’ı ziyaret etti.

Sancar’a milletvekillerimiz Tülay Hatimoğulları, Züleyha Gülüm, Hüseyin Kaçmaz, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçı ile Hatay, Adana ve Mersin il eşbaşkanlarımız ve yöneticilerimiz eşlik etti.

Antakya Armutlu Mahallesinde yaşanan yıkımı gözlemleyen Sancar depremzedelerle konuştu.

Depremzedeler kentin kaderine terk edildiğini belirtirken, hükümete tepkilerini dile getirdi. Burada konuşan Sancar, şunları konuştu:

Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül'le görüştü Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül'le görüştü

Depremin etkisini buraya gelince çok daha doğrudan görebiliyorsunuz. Bizler de gözlerimizle gördük, acı yıkım çok büyük ve şehir sahipsiz. Antakya tamamen kaderine terk edilmiş durumda. Geçtiğimiz bölgelerde pek çok yıkılmış bina gördük ama kurtarma çalışmaları yok. İnsanlar sokaklarda ve barınma ve ısınma imkanları yok. Su yok, çadır yok, ekmek yok, yemek yok. Burası kendi kaderine terk edilmiş görünüyor. Devlet ve iktidar yok burada. Acı var, öfke var. Elimizde en büyük imkan dayanışma çabası var. Ancak yardımların da her yöntemle engellenmek istendiğini görüyoruz. 1999 Gölcük depreminde yaraları sarma konusunda en büyük katkıyı sivil dayanışma yapmıştı. Ama şimdi ona da imkan görülmüyor. Yine de halklarımızı birbirlerinin yaralarını sarmak için kucaklaşmaya birbirine el uzatmaya çağırmaya devam ediyoruz. Bizler bütün imkanlarımızla yaraları birlikte sarmak için çalışıyoruz. Ancak felaketin boyutları çok büyük.

"DEPREMİ YIKIMA DÖNÜŞTÜREN YÖNETİMLERDİR"

Deprem bir doğal felaket ama onu bir toplumsal yıkıma ve insani trajediye dönüştüren şey yönetimlerdir. Eğer tedbirler önceden alınsa, acil yardım ve müdahale çalışmaları hızla organize edilse, bu kadar büyük can kaybı olmazdı. Ülkenin kaynakları, insanların insanca yaşaması ve bu tür felaketlerin engellenmesi için kullanılsaydı yıkım bu kadar büyük olmazdı. Bizlerin büyük bir görevi var. Bu ülkede yaşayan insanların birbirlerine ellerini uzatması, dayanışmayı en yüksek noktaya çıkarması en etkili yoldur. Yaralarımızı birlikte saracağız. Bu düzenin yıkımlarını kaldıracağız, onun yıktığı yerleşim ve hayatları birlikte inşa edeceğiz. Bu düzenin bu yıkımlara devam etmemesi bizlerin mücadelesi ve dayanışmasıyla engellenecektir. Şimdi dayanışma zamanıdır. Acılar gerçekten büyük. Acıları dile getirecek söz bulmak bile zor. Dayanışma diyoruz. En yüksek düzeyde dayanışmak bizim yolumuzdur. Bizler de acıyı paylaşmak ve dayanışma çabalarımızı burada aktarmak için buluyoruz. Halkımıza geçmiş olsun diyoruz. Kayıplarımız için başsağlığı diliyor, geride kalanlara sabır diliyoruz. Bu ülkeyi bu yıkımdan hep birlikte çıkarmak hepimizin boynunun borcudur.

Sancar ve beraberindeki heyet daha sonra Samandağ’a geçerek incelemelerini sürdürdü.