Ankara'dan Şam'la normalleşme için adımlar atılabileceğine dair mesajlar gelirken Suriye Parlamentosu milletvekili ve Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Pierre Marjane, Türkiye’ye yönelik açıklamalarda bulundu.

Marjane,  “Türkiye ile bir diyalog zemini oluşabilir ancak öncelikle Türkiye terörist çeteleri finanse ederek, eğiterek Suriye topraklarını işgal ettiğini kabul etmeli" dedi.

İnan Kıraç’tan kızı İpek Kıraç’a miras davası İnan Kıraç’tan kızı İpek Kıraç’a miras davası

Kısa Dalga'dan Hediye Levent'e konuşan Marjane, "Türkiye'nin ayrıca Suriye topraklarından çekilmeye hazır olduğunu göstermesi gerektiğini" ifade etti.

Türkiye'nin Suriye ve Irak'ın kuzeyine düzenlediği 'Pençe-Kılıç' hava harekatına da değinen Marjane, “Türkiye’nin son hava saldırısı Kürt ayrılıkçı milislere bir mesajdı ama aynı zamanda şehitler arasında Suriyeli siviller ve askerler var” dedi.

Merjane, “İki ülke istihbaratları arasındaki temas arabulucu olmadan gerçekleşiyor. Bu sebeple ikinci aşamaya yani diplomatik diyaloğa geçmek mümkün ki, buna Adana Anlaşması ve Türkiye’nin Suriye topraklarından çekilme konusunda istekliliği temel olabilir” dedi.

Arap Ayaklanması' başlamadan önce Türkiye ve Suriye arasında terörist yapılara yönelik ortak mücadeleyi öngören ve her iki devletin de haklarını korumayı hedefleyen Adana Anlaşması yapılmıştı.

Adana mutabakatına göre Suriye’nin verdiği taahhütler şöyle:

“1- PKK lideri Abdullah Öcalan mutabakata varıldığı tarih itibariyle Suriye’de değildir ve Suriye’ye girmesine izin verilmeyecektir.

2- Suriye’de olduğu söylenen PKK kampları mutabakata varıldığı tarihten itibaren faaliyette değildir ve faaliyete geçmelerine izin verilmeyecektir. Birçok PKK üyesi tutuklanmış ve isimleri Türk tarafına iletilmiştir.

3- Suriye yönetimi ülke toprakları üzerinde PKK’nın askeri, ekonomik ve siyasal faaliyetlerinin hiçbirine izin vermeyecek, örgüt propagandasına müsaade etmeyecektir.

4-  Suriye yönetimi PKK’nın “terörist bir örgüt” olduğunu kabul etmiştir

5- Suriye yönetimi, ülke topraklarında PKK’nın eğitim ve barınma amaçlı kamp ve diğer tesisler oluşturmasına ve ticari faaliyetlerine izin vermeyecektir. PKK üyelerinin üçüncü bir bölgeye geçişleri için Suriye topraklarının kullanılmasına müsaade etmeyecektir.

6- Suriye yönetimi, Abdullah Öcalan’ın tekrar Suriye topraklarına girmemesi için her türlü tedbiri alacak ve sınır kapılarına bu doğrultuda talimat verecektir.”

Bu protokolün imzalanmasının ardından Türkiye ve Suriye ilişkilerinde bir de- eskalasyon meydana geldi. İki ülkenin birbiriyle ilişkisi birçok alanda gelişme gösterdi. Anlaşmanın imzalanmasından aylar sonra Suriye’den gönderilen Öcalan Kenya’nın başkenti Nairobi’de yakalandı ve ardından 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edildi.

ANKARA-ŞAM İLİŞKİLERİ

Suriye’de protestoların şiddetle bastırılmaya çalışılmasıyla 15 Mart 2011’de başlayan ve hala devam eden, terör örgütlerinden devletlere birçok tarafın dahil olduğu, 2. Dünya Savaşı sonrası dönemin en kanlı çatışmalarından olan Suriye İç Savaşı Şam yönetiminin Batı dünyasıyla bağlantısını kopardı. Şam’ın ülkenin bazı bölümlerinde kontrolü kaybetmesiyle oluşan güç boşluğundan faydalanan IŞİD gibi radikal İslamcı gruplar da savaşın tarafı haline geldi.

Türkiye, savaş boyunca Esad’ı devirmeye çalışan muhalif gruplara destek verdi. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ve Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı’nda Türkiye, artan IŞİD saldırıları nedeniyle Şah Fırat Operasyonu’nun düzenleyerek TSK’yı Suriye’ye soktu ve Süleyman Şah’ın naaşını taşıdı.

Türkiye, Suriye’nin kuzeydoğusunu terör örgütü olarak tanıdığı SDG’nin kontrol etmesini de bir ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor. ABD’nin IŞİD’le mücadele ve devamında SDG ile YPG’yi desteklemesi, Ankara-Washington hattında bir gerginlik konusu.

Türkiye 2016'dan bu yana Suriye'nin kuzeyine 4 kapsamlı operasyon düzenledi. Bu harekatlar 2016'da Cerablus, El-Bab ve Halep'e yapılan Fırat Kalkanı, 2018'de Afrin ve Halep'e yapılan Zeytin Dalı, 2019'da Rasulayn ve Tel Abyad'a yapılan Barış Pınarı, 2020'de İdlib'e yapılan Bahar Kalkanı harekatları.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaş boyunca Esad karşıtı birçok söylem kullandı, Suriye liderine “katil”, “terörist” dedi, “Muhaliflerin Esad’ı indireceğini” söyledi. Bu dönemde birçok AKP yetkilisi ve iktidara yakın medya kuruluşu Esad’a ‘Esed’ diye hitap etmeye başladı.

2022’de Türk dış politikası İsrail, Mısır ve Ermenistan gibi geçmişte krizler yaşadığı ülkelerle normalleşme sürecine girerken Şam da gündeme geldi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 2022’nin Ağustos ayındaki bir konuşmasında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile Ekim 2021’de görüştüğünü kamuoyuna duyurdu. Ankara’dan Şam ile de normalleşme sürecine girilebileceğine dair sinyaller gelmeye başladı.

Cumhurbaşkanı, Endonezya’daki G20 liderler zirvesi sonrası yaptığı açıklamada, Esad ile ilgili soruya, “Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Haziran seçiminden sonra bir sil baştan yapabiliriz” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan 23 Kasım’da yaptığı grup toplantısında da, "Esad ile görüşme olabilir, siyasette küslük dargınlık olmaz eninde sonunda adımlarımızı atarız" dedi.

Erdoğan ve Esad, son olarak 2011 yılında telefonda görüşmüştü.