Rusya'da yeni çar ve 'slivoki' devleti

Abone Ol

Rusya’da yeni çar Vladimir Putin’in kurduğu yönetimi, ‘slivoki’ devleti olarak tanımlamak bugün revaçta. Yani gizli servisler devleti. Önce bir yıl başbakanlık, ardından sekiz yıl başkanlık, sonra dört yıl başbakan sıfatlı başkanlık yaptıktan sonra, pazar günü yeniden birinci turda başkan seçilen Putin’in bu mevkiye nasıl geldiği, olayların daha sonraki gelişimini ve ‘slivoki’ devletinin nasıl kurulduğunu aydınlatıyor.
KGB’nin devamı olan FSB’de yarbay iken, dönemin cumhurbaşkanı Yeltsin’in adamları tarafından 1998’de aniden teşkilatın başına getirildiğinde, genç Putin’den beklenen FSB’yi sallanmakta olan iktidarın payandası haline getirmekti. 1997 mali krizi sonrası büyük bir iktisadi çöküntü yaşayan, Çeçen savaşının şokunu üzerinden atlatamamış Rusya’da, Yeltsin klanının iktidarı sallantıdaydı. O kadar ki, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bugüne kadar düzenlenen başkanlık seçimlerinde, ilk ve bugüne kadar son kez, 1996’da, başkan ikinci turda seçilmişti.
Yeltsin klanının St.Peters-burg’dan tanıdığı, genç ve acemi ama yetenekli olduğu için, hem tehlikesiz hem işe yarar bulduğu Putin, bir yıl sonra başbakan oluverdi. Ona başbakanlığı açan yol, Şamil Bassayev komutasında takriben iki bin Çeçen savaşçısının Dağıstan’a saldırması olmuştu. Bassayev amaçlarının Dağıstan’daki “Müslüman mücahitlere yardım etmek ve tüm Kafkasya’da bir İslam devleti kurmak” olduğunu ilan ediyordu. 7 Ağustos 1999 sabahı bu haberle uyanan Rusya’da, halk büyük bir şok geçiriyordu. “İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ilk kez Rusya topraklarına düşman askeri girdi” cümlesi derin Rusya’da yankılanıyordu. 9 Ağustos’ta Rusya Federasyonu Başbakanı Stepaşin bakanlar kurulunda cumhurbaşkanına istifasını sunarken, Yeltsin’in FSB Başkanı ve Güvenlik Konseyi Sekreteri Putin’i görevlendirdiğini ilan etti. Yeltsin klanı dışında, ne Rusya’da ne de Rusya dışında kimsenin beklemediği bir atamaydı bu. Ciddi sağlık sorunları olan ve aile üyeleri hakkında büyük yolsuzluk söylentileri ayyuka çıkan Yeltsin’in yerine geçmesi kuvvetle muhtemel kişi, artık sıradan bir FSB albayıydı.
1999’un son günlerinde Yeltsin, yaklaşan seçimleri beklemeden aniden başkanlıktan istifa etti. Bugün tarihçiler istifa ettirildiği konusunda hemfikirler. Mart 2000’de yapılacak seçimlere kadar Putin hem vekâleten başkan hem de başbakanlık görevlerini yürütecekti. Rakip adayların seçimlerde güçlenmesi riskini Yeltsin klanı göze almak istememişti. Putin birinci turda başkan seçildi. Yeltsin klanı, kendi iktidarlarını rakip klanlardan korumak için Putin’i yaratmışlardı. Putin başkan olduktan sonra, hızla kendini yaratanları yok etmeye girişti. Bir kısmı Rusya’dan kaçmak zorunda kaldı, bir kısmı ise aldıkları hapis cezalarını çekiyor.
Putin’in başbakan olduğu günlerde yaşanan olayların perde arkası, birkaç yılda kurulacak ‘slivoki’ devletinin gelişini ilan ediyordu. FSB, Şamil Bassayev’in Dağıstan’a saldırı hazırlığından haberdardı ama bunu hükümete bildirmemişti. Putin başbakan olduktan birkaç hafta sonra, 4 Eylül’de Dağıstan’da Rus askerlerinin aileleriyle kaldıkları bir binanın önünde bomba yüklü bir araba patladı. 64 kişi öldü. Bunu Moskova’da havaya uçurulan binada 109 kişinin ölmesi izledi. 13 Eylül’de gene Moskova’da bir binadaki patlamada 119 kişi öldü. Aynı gün, Rusya’nın güneybatısında Volgodonsk’taki patlamada ölü sayısı 17’de kalıyordu.
Bu suikastların failleri halen tam olarak bilinmiyor. Hükümet hemen ‘Çeçen teröristleri’ sorumlu ilan etti. Bağımsız Rus gözlemcilerine göre FSB’nin bu saldırılardan önceden haberdar olmuş olması kuvvetli bir ihtimal. Bu suikastlar Putin’in “Tehdit altında Rusya’ya güçlü devlet gerek” söylemi etrafında yeni iktidarı hızla kurmaya başlamasına ve birkaç hafta sonra Rus topçularının Çeçenistan’ın başkenti Grozny’i acımasızca bombalamasına meşruiyet zemini oluşturdu. Bunu televizyonun ve gazetelerin denetim altına alınması, öldürülen gazeteciler, Yeltsin çevresinin tasfiyesi, muhalefetin ortadan kaldırılması ve FSB kökenlilerin devlet yönetimine hâkim olmaları izledi. ‘Slivoki’ devleti, Putin’in merkezinde olduğu, FSB ve ordunun yakın işbirliğine dayanan, “1990’lar kaosunun geri gelmesi” korkusunu canlı tutarak halk desteği sağlayan, herhangi bir ideolojisi olmayan, petrol rantının paylaşımının esas olduğu katı bir otoriter demokrasi. Bu rejimin can damarını en iyi Putin’in kendisi tarif ediyor: “İnsanların gerçeği bilmeye ihtiyacı yok. Göstermediğiniz şey, yoktur”.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }