<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>"Kendine Demokrat" Olmayan Haberlerle Güvenilir Haber Kaynağınız...</title>
    <link>https://www.demokrathaber.org</link>
    <description>Türkiye ve Dünya'dan Önemli Haberler ve Güncel Gelişmeler...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.demokrathaber.org/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 29 Sep 2026 18:31:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Borsa İstanbul Fon Soruşturmasının Gölgesinde: BIST 100 Yaklaşık 6,5 Ayın En Düşük Seviyesine Geriledi]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/borsa-istanbul-fon-sorusturmasinin-golgesinde-bist-100-yaklasik-65-ayin-en-dusuk-seviyesine-geriledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/borsa-istanbul-fon-sorusturmasinin-golgesinde-bist-100-yaklasik-65-ayin-en-dusuk-seviyesine-geriledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BIST 100 endeksi bugün 12 bin 468 puana kadar indi; yatırımcılar SPK'nın tasfiye kararını, fon soruşturmasını ve küresel gerilimi izliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Borsa İstanbul'da fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerin baskısıyla satış ağırlıklı seyir sürüyor. Dün günü son dönemin en düşük seviyesinden tamamlayan BIST 100 endeksi, bugünkü işlemlerde de aynı bölgeye yakın hareket ediyor. Gün içinde 12 bin 468 puana kadar gerileyen endeks, saat 10.40 itibarıyla yüzde 0,51 düşüşle 12 bin 526 puan seviyesinde işlem görüyordu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Dün sert satış, bugün toparlanma çabası</strong></h3>

<p dir="ltr">Endeks haftaya, cuma günkü kapanışa göre yüzde 1,62 düşüşle 12 bin 689 puandan başlamıştı. Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen BIST 100, günü yüzde 0,09 yükselişle 12 bin 899 puandan tamamlamıştı. Pazartesi günü satışlar gün boyunca hızlandı. Endeks bir ara yüzde 3'ü aşan kayıpla 12 bin 500 puanın altına indi ve 9 Mart'tan bu yana ilk kez bu seviyenin altını gördü. Endeksteki 100 hissenin 95'i değer kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">BIST 100 günü yüzde 2,38 değer kaybıyla 12 bin 592 puandan kapattı. Endeks önceki kapanışa göre yaklaşık 307 puan azalırken toplam işlem hacmi 115,2 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi dün yüzde 0,89, holding endeksi yüzde 3,31 geriledi.</p>

<p dir="ltr">Bugün ise açılışta bankacılık endeksi yüzde 0,07 yükselirken holding endeksi yüzde 1,17 değer kaybetti. İlerleyen saatlerde bankacılık endeksi yüzde 0,95 primle, holding endeksi yüzde 0,77 düşüşle işlem gördü. Yani bankacılıkta alıcılı, holdinglerde ise satıcılı bir seyir öne çıkıyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Satışın merkezinde fon soruşturması var</strong></h3>

<p dir="ltr">Yatırımcıların odağında, devam eden fon soruşturmaları ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) bu kapsamdaki açıklamaları bulunuyor. SPK, tasfiyeye konu edilen fonlara ilişkin olarak 17 Eylül'de Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) üzerinden iletilen ve platform tarafından iptal edilen alım-satım talimatlarının, tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında karşılanacağını duyurdu. Piyasalar bunun yanında bazı şirket ve fonlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını da yakından izliyor.</p>

<p dir="ltr">Soruşturmanın siyasi ve hukuki boyutu da gündemde. Haberlere göre soruşturmanın dördüncü dalgasında gözaltılar yaşandı, bir kamu yetkilisinin yakını hakkında yurt dışına çıktığı iddiası da kamuoyuna yansıdı. Bu tür gelişmeler, yatırımcıların fon ve aracı kurum sistemine duyduğu güven konusundaki endişeleri canlı tutuyor. Sektör endeksleri arasında dün açılışta en sert düşüşü yüzde 8,41 ile finansal kiralama ve faktoring endeksi yaşamıştı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Küresel piyasalarda da tablo negatif</strong></h3>

<p dir="ltr">Yurt içi gelişmelere küresel piyasalardaki olumsuz hava da eklendi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş eğilimi sürüyor, tahvil piyasasındaki satış baskısı da devam ediyor. Jeopolitik cephede ise ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılması için sunduğu 7 günlük ateşkes teklifini reddetmesi, piyasalarda risk iştahını azalttı. Yurt dışında enflasyon kaygıları da satış baskısını destekledi.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Teknik görünümde kritik seviyeler</strong></h3>

<p dir="ltr">Teknik açıdan bugün için öne çıkan seviyeler şöyle sıralanıyor. Destek konumunda 12 bin 400 ve 12 bin 300 puan, direnç konumunda ise 12 bin 600 ve 12 bin 700 puan izleniyor. Endeksin gün içi dip seviyesi olan 12 bin 468 puan, ilk destek bölgesine oldukça yakın. Bu bölgenin korunup korunamayacağı, kısa vadeli fiyatlama açısından belirleyici olabilir. </p>

<h3 dir="ltr"><strong>Yatırımcıları önümüzdeki günlerde neler bekliyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Yatırımcıların önümüzdeki günlerde izleyeceği başlıca başlıklar şöyle özetlenebilir: fon soruşturmasının yeni dalgaları ve SPK'nın tasfiye sürecine ilişkin adımları, jeopolitik gerilimin seyri, petrol ve tahvil piyasalarındaki hareketler.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/borsa-istanbul-fon-sorusturmasinin-golgesinde-bist-100-yaklasik-65-ayin-en-dusuk-seviyesine-geriledi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/bist-100-endeksi-29-eylul.jpg" type="image/jpeg" length="26549"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kuzey Kore Rusya'ya 10 Bin Asker Daha Gönderiyor: Zelenski'den sevkiyat iddiası]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/kuzey-kore-rusyaya-10-bin-asker-daha-gonderiyor-zelenskiden-sevkiyat-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/kuzey-kore-rusyaya-10-bin-asker-daha-gonderiyor-zelenskiden-sevkiyat-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zelenski, Rus topraklarında 8 binden fazla Kuzey Koreli asker bulunduğunu iddia etti; Seul ile Kiev arasındaki savaş esiri krizi ve Rusya'nın ordu mevcudunu artırma kararı tabloyu karmaşıklaştırıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Kuzey Kore'nin Rusya'ya yönelik askeri desteğini yeniden artırmaya hazırlandığını ileri sürdü. Zelenski'ye göre Rusya topraklarında şu anda 8 binden fazla Kuzey Koreli asker bulunuyor ve 10 bin askerin daha sevki için hazırlık yapılıyor. Reuters'ın aktardığına göre Zelenski, 28 Eylül'de X hesabından yaptığı paylaşımda Kuzey Kore askerlerinin konuşlandırılmasına dair yeni verilere sahip olduğunu belirtti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Yeni askerler seçiliyor ve eğitiliyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Zelenski, sevk edilmesi planlanan askerlerin Rusya'ya gönderilmeden önce seçildiğini ve eğitimden geçirildiğini söyledi. Ulusal televizyonda yaptığı konuşmada ise Rusya'nın bu askeri desteğin karşılığında Kuzey Kore'ye teknoloji ve başka avantajlar sağladığını öne sürdü. Zelenski'ye göre Rus teknik desteğiyle Kuzey Kore topraklarında Şahid tipi saldırı dronları bile üretiliyor.</p>

<p dir="ltr">Ukrayna lideri, tehdidin bir bölgeden diğerine yayıldığını vurgulayarak buna ancak ortak bir tepkiyle karşı konulabileceğini söyledi. Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı da sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, Kuzey Kore'nin Ukrayna savaşında hem öğrendiğini hem de silahlandığını savundu. Bu sözler, Pyongyang'ın sahadaki deneyimden askeri kazanım sağladığı yönündeki Batılı ve Güney Koreli kaygılarla örtüşüyor.</p>

<p dir="ltr">Zelenski ağustos ayında da 50 bine kadar Kuzey Koreli askerin Rusya adına savaşmak üzere gönderilebileceğini söylemiş ve Güney Kore'den Ukrayna'ya hava savunma desteği vermesini istemişti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>2024'ten bu yana 14 ila 15 bin asker</strong></h3>

<p dir="ltr">Ukrayna ve Güney Kore'nin tahminlerine göre Pyongyang, 2024'ten bugüne Rusya'ya 14 bin ile 15 bin arasında asker gönderdi. Bu askerlerin büyük bölümü, Ukrayna'nın Kursk bölgesine yönelik harekâtını püskürtmek amacıyla o bölgede konuşlandırıldı.</p>

<p dir="ltr">Kuzey Kore'nin desteği yalnızca insan gücüyle sınırlı değil. Ukrayna ve bağımsız değerlendirmelere göre Pyongyang, Rusya'ya milyonlarca top ve havan mermisi, balistik füze, uzun menzilli topçu sistemleri ve çok namlulu roket sistemleri de sağladı. Kuzey Kore, Ukrayna savaşında askerlerini yurt dışında savaşa gönderdiği, on yıllardır ilk büyük çatışma olarak görülen bu savaşta, Moskova ile ilişkilerini de savunma alanında derinleştirdi. Kim Jong-un, 2024 haziranında Putin ile Soğuk Savaş dönemine uzanan bir savunma paktını yeniden canlandıran anlaşmayı imzalamıştı.</p>

<p dir="ltr">Batılı ve Güney Koreli yetkililer, Moskova'nın bu askeri destek karşılığında Pyongyang'a ileri silah teknolojisi aktarabileceğinden, bunun da Kuzey Kore'nin nükleer programını güçlendirebileceğinden endişe ediyor. Kuzey Kore'nin ekonomik yardım, gıda ve petrol gibi kalemlerde de Moskova'dan karşılık beklediği belirtiliyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Seul ile Kiev arasında savaş esiri krizi</strong></h3>

<p dir="ltr">Zelenski'nin açıklaması, Kiev ile Seul arasında yaşanan diplomatik gerilimin hemen ardından geldi. Zelenski, 23 Eylül'de New York'ta BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, esir alınan iki Kuzey Koreli askerin Güney Kore'ye gönderildiğini duyurmuştu.</p>

<p dir="ltr">Güney Kore, bu transferin kamuoyuna açıklanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Seul yönetimi, konunun gizli tutulması konusunda iki taraf arasında mutabakat bulunduğunu savunuyor. Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi ise böyle bir anlaşmanın varlığını reddeden bir açıklama yaptı. Güney Kore bu açıklamayı gerçeğe aykırı bularak protesto etti ve Seul'deki maslahatgüzara resmi şikâyet iletti. Zelenski, yeni sevkiyat hakkındaki konuşmasında bu tartışmaya değinmedi.</p>

<p dir="ltr">Güney Kore muhalefetindeki Halkın Gücü Partisi milletvekili Yu Yong-won'un, şubat ayında Ukrayna'daki bir savaş esiri kampını ziyaret ederek çektiği fotoğrafları 28 Eylül'de kamuoyuyla paylaşması da konunun Güney Kore iç siyasetinde ne kadar tartışıldığını gösteriyor. Seul yönetimi, Ukrayna'ya desteğini sürdüreceğini de belirtmişti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Rusya'da ordu kadrosu büyütülüyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Kuzey Kore'den yeni sevkiyat haberleri, Moskova'nın kendi ordusunu büyütme kararıyla aynı döneme denk geldi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 28 Eylül'de ordunun kadro mevcudunu 15 bin 500 artıran bir kararname imzaladı. Kararla Rus Silahlı Kuvvetleri'nin toplam personel sayısı 2 milyon 441 bin 630'a, aktif görevdeki asker sayısı ise 1 milyon 550 bin 500'e yükseldi. Bu, Putin'in 2026'da ordunun personel sayısını artırmak için imzaladığı dördüncü kararname oldu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Savaşın uluslararası boyutu büyüyor</strong></h3>

<p dir="ltr">Yeni sevkiyat gerçekleşirse Moskova ile Pyongyang arasındaki askeri iş birliği daha da derinleşmiş olacak. Bu durum, savaşı bölgesel bir çatışmadan, ağır yaptırımlar altındaki ve nükleer silaha sahip ülkelerin dahil olduğu çok taraflı bir gerilime dönüştürüyor. Zelenski'nin açıklamaları Ukrayna'nın gözünden aktarılan iddialar olduğundan, sevkiyatın gerçek boyutu ve zamanlaması bağımsız kaynaklarla henüz teyit edilmiş değil. Güney Kore istihbaratının ve Batılı yetkililerin önümüzdeki günlerde yapacağı değerlendirmeler, bu tablonun netleşmesi açısından belirleyici olacak.</p>

<p dir="ltr"></p>

<p dir="ltr"></p>

<p dir="ltr"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/kuzey-kore-rusyaya-10-bin-asker-daha-gonderiyor-zelenskiden-sevkiyat-iddiasi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/kuzey-kore-rusya-asker-sevkiyati.jpg" type="image/jpeg" length="21662"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Irak'tan Çekiliyor: 23 Yıllık Askeri Varlık 30 Eylül'de Sona Eriyor]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/abd-iraktan-cekiliyor-23-yillik-askeri-varlik-30-eylulde-sona-eriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/abd-iraktan-cekiliyor-23-yillik-askeri-varlik-30-eylulde-sona-eriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağdat, koalisyonun 30 Eylül'de ülkeden ayrılacağını duyurdu; Erbil'de hava savunma endişesi büyürken Washington güvenlik işbirliğinin süreceğini söylüyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr">ABD'nin Irak'taki askeri varlığını sona erdirme süreci 30 Eylül'de tamamlanacak. Irak Silahlı Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Sabah en-Numan, resmi haber ajansı INA'ya yaptığı açıklamada, ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin çekilmesinin bu ayın 30'unda biteceğini ve ülkede yabancı asker ya da askeri üs kalmayacağını söyledi. Numan bir gün önce, Erbil'deki çekilmenin hâlâ sürdüğünü, tarihin ise değişmediğini belirtmişti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Irak'tan "yabancı asker kalmayacak" mesajı</strong></h3>

<p dir="ltr">Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Ofisi Direktörü Abulemir eş-Şammari de 26 Eylül'de benzer bir açıklama yapmıştı. Şammari, ABD öncülüğündeki koalisyonun karargahının 30 Eylül'de kapanacağını, Irak topraklarında yabancı askeri üs bulunmayacağını söyledi. Ayrıca güvenlik durumunun iyi olduğunu, Irak güçlerinin ülkenin tamamında kontrolü sağladığını ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Irak yönetimi bu tarihi yalnızca askeri bir takvimin sonu olarak görmüyor. Bağdat, süreci ülkenin kendi güvenliğini sağlama kapasitesinin ve egemenliğinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriyor. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin de ağustos ayında Bağdat'ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper ile yaptığı görüşmede bu takvimi teyit ettiği bildiriliyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>2024'te varılan anlaşmanın son aşaması</strong></h3>

<p dir="ltr">Çekilme takvimi ansızın ortaya çıkmış bir karar değil. Irak ile ABD, 2024'te koalisyonun askeri misyonunu sona erdirmek için kademeli bir takvim üzerinde uzlaşmıştı. 30 Eylül 2026, bu takvimin son aşaması olarak belirlenmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı da Washington'ın Bağdat'la kararlaştırılan takvime bağlı kaldığını ve çekilmenin bu tarihe kadar tamamlanacağını yineledi.</p>

<p dir="ltr">Süreçte somut adımlar da atıldı. Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki ABD Büyükelçiliği'ne bağlı Diplomatik Destek Üssü'nün Irak hükümetine devredilmesi için resmi bir anlaşma imzalandı. Irak Hava Kuvvetleri Komutanı Halid et-Tamimi ise koalisyon güçlerinin 2026'nın başından bu yana Irak topraklarında herhangi bir operasyon yürütmediğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Erbil'de kalan tüm ABD personelinin ve hava savunma sistemlerinin de 30 Eylül'e kadar tahliye edileceğini açıklamıştı. ABD'ye ait Patriot sistemlerinin bir bölümünün daha önce bölgeden başka yerlere kaydırıldığı bildirilmişti.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Bağdat-Washington bağlantısı sürecek</strong></h3>

<p dir="ltr">Koalisyonun askeri misyonunun bitmesi, iki ülke arasındaki güvenlik ilişkisinin tamamen sona ereceği anlamına gelmiyor. İşbirliğinin istihbarat paylaşımı, koordinasyon ve silah programları gibi alanlarda ikili mekanizmalar üzerinden sürmesi planlanıyor. CENTCOM cephesinde yapılan değerlendirmelere göre sona eren şey, IŞİD'e karşı kurulan uluslararası koalisyonun Irak içindeki görevi. ABD'nin bölgedeki güvenlik ortaklıkları ise devam edecek.</p>

<p dir="ltr">Bağdat cephesinde ise 1 Ekim'in, güvenlik merkezli dönemden daha geniş kapsamlı bir ikili işbirliği dönemine geçişin başlangıcı olması bekleniyor.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>IKBY'de hava savunması endişesi</strong></h3>

<p dir="ltr">Çekilmenin yaklaşması, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) ciddi bir kaygı yarattı. IKBY Peşmerge Bakanlığı, ABD ile İran arasındaki son gerilim döneminde bölgenin 1000'den fazla insansız hava aracı ve balistik füze saldırısına maruz kaldığını açıkladı. Bakanlık, IKBY hava sahasının Irak'ın ulusal hava sahasının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bu alanı korumanın federal hükümetin anayasal sorumluluğu olduğunu vurguladı.</p>

<p dir="ltr">IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, ABD askerlerinin çekilmesinin bölgeyi savunmasız bırakabileceği uyarısında bulundu. Kuzeydeki hava savunma sistemlerinin yetersiz olduğunu söyleyen Barzani, 2011'deki çekilmenin ardından doğan güvenlik boşluğunun IŞİD'in yükselişine zemin hazırladığını hatırlatarak benzer bir tablonun tekrarlanabileceğini belirtti. Erbil'deki savunma sistemlerinin de tahliye edilecek olması, çekilme sonrasında bölgenin hava savunmasının nasıl sağlanacağı sorusunu gündemin merkezine taşıdı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Tartışma sürüyor: diplomatik tesislerin korunması</strong></h3>

<p dir="ltr">Süreç, tüm ayrıntılarıyla netleşmiş değil. ABD'nin Irak ve IKBY'deki askeri varlığının geleceği ile ABD güçlerinin diplomatik tesislerin korunmasında oynamaya devam edebileceği rol konusundaki tartışmalar sürüyor. Bazı haber kaynakları, Washington'ın çekilmeye ilişkin ayrıntılı bir resmi doğrulama yapmadığını da aktarıyor. Bu nedenle 30 Eylül sonrasında sahadaki tablonun Bağdat'ın açıklamalarıyla ne ölçüde örtüşeceği yakından izlenecek.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>ABD'nin Irak'taki 9 askeri üssü vardı</strong></h3>

<p dir="ltr">ABD'nin Irak'ta bilinen 9 askeri üssü bulunuyordu. Bunlardan biri, Uluslararası Bağdat Havalimanı'nda yer alan Victory Askeri Üssü'ydü. Bağdat'ın Taci bölgesindeki bir diğer tesis ise eğitim faaliyetleri için kullanılıyordu.</p>

<p dir="ltr">Batıdaki Enbar vilayetinde Habaniyye ve Aynü'l Esed üsleri, özellikle 2014 yazında IŞİD saldırılarının yoğunlaşmasının ardından aktif biçimde kullanıldı. Salahaddin vilayetindeki Beled Hava Üssü ile Kerkük'teki K1 Askeri Üssü de ABD güçlerinin bulunduğu tesisler arasındaydı. Musul'da ise Kayarra (Geyyara) Askeri Üssü dahil ABD varlığına bağlı tesisler yer aldı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Erbil'deki iki üs</strong></h3>

<p dir="ltr">ABD varlığının bir diğer merkezi, IKBY'nin başkenti Erbil oldu. Trump'ın ABD askerlerini Suriye'den çekme kararının ardından gündeme gelen Harir Hava Üssü, bu tesisler arasındaydı. Washington'ın Uluslararası Erbil Havalimanı'nda da bir askeri üssü vardı. ABD, 2015'ten itibaren denetiminde tuttuğu Harir Hava Üssü'nün pistini genişleterek tesisi daha aktif kullanmaya başlamıştı.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>2003'ten bugüne: işgal, çekilme ve geri dönüş</strong></h3>

<p dir="ltr">ABD, 2003'te Saddam Hüseyin yönetimini devirmek amacıyla Irak'ı işgal etti. İşgal kapsamında ülkede yaklaşık 166 bin asker bulundurdu. Amerikan askerleri, dönemin Başkanı Barack Obama'nın talimatıyla Aralık 2011'de Irak'tan çekildi.</p>

<p dir="ltr">Ancak IŞİD'in 10 Haziran 2014'te ortaya çıkıp Musul başta olmak üzere ülkenin geniş bölümünü ele geçirmesinin ardından ABD, dönemin Başbakanı Nuri el-Maliki'nin çağrısıyla yeniden asker gönderdi. Irak'ın 2017'de örgüte karşı askeri zafer ilan etmesinin ardından koalisyon, ülkede danışmanlık ve eğitim faaliyetlerini sürdürdü. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın son verilerine göre, 2014'te imzalanan askeri stratejik anlaşma kapsamında Irak'ta 5 bine yakın ABD askeri bulunuyordu.</p>

<h3 dir="ltr"><strong>Çekilme sonrası Irak'ı neler bekliyor</strong></h3>

<p dir="ltr">30 Eylül'de koalisyonun görevinin bitmesiyle ABD'nin üsler üzerinden yürüttüğü askeri varlığın sona ermesi planlanıyor. Bundan sonra güvenlik sorumluluğu Irak güçlerine geçecek. Asıl soru, Irak'ın iç siyasi ve güvenlik dengelerinin, İran yanlısı silahlı grupların tutumunun ve IKBY'nin hava savunması ihtiyacının bu yeni düzende nasıl şekilleneceği. Bağdat çekilmeyi bir egemenlik kazanımı olarak sunarken, Erbil 2011 sonrası yaşanan boşluğun tekrarlanmasından çekiniyor.</p>

<p dir="ltr"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Dünya</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/abd-iraktan-cekiliyor-23-yillik-askeri-varlik-30-eylulde-sona-eriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/abd-iraktan-cekiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="56817"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deniz Göktaş'ın savunmasının tam metni]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/deniz-goktasin-savunmasinin-tam-metni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/deniz-goktasin-savunmasinin-tam-metni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Komedyen Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluğun ardından bugün hâkim karşısına çıktı. Mahkeme iki suçlamadan hapis cezası verirken bir suçlamadan beraatına ve tahliyesine karar verdi. Göktaş, uzun savunmasında yargılamaya konu sözlerin stand-up gösterisinin bağlamından koparıldığını savundu; ifade özgürlüğü, politik mizah ve hiciv hakkını anlattı. Göktaş’ın mahkemede yaptığı savunmanın tam metnini yayımlıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Komedyen Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluğun ardından bugün ilk kez hâkim karşısına çıktı. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi, Göktaş’a “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 11 ay 20 gün, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Göktaş, “suçu ve suçluyu övme” suçlamasından ise beraat etti. Mahkeme hükümle birlikte tahliyesine karar verdi.</p>

<p>Göktaş, 3 Temmuz’dan bu yana Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunuyordu. “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisindeki ifadeleri nedeniyle hakkında “cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları yöneltilmişti. Savcılık bugünkü duruşmada üç suçtan da cezalandırılmasını isterken tahliyesini talep etti; mahkeme ise iki suçtan mahkûmiyet, bir suçtan beraat kararı verdi.</p>

<p>Göktaş duruşmadaki uzun savunmasında, yargılamaya konu edilen sözlerin bir stand-up gösterisinin bağlamından koparıldığını savundu; politik mizah, hiciv ve ifade özgürlüğü üzerinde durdu. 88 günlük tutukluluğunu, gözaltı ve cezaevi sürecini anlatan Göktaş, kendisine yöneltilen suçlamaları tek tek yanıtladı ve beraatini istedi. “Bugün 28 Eylül, 3 Temmuz’dan bugüne 88 gün geçti” diyen Göktaş, dört cümle nedeniyle 88 gündür tutuklu olduğunu belirterek, “Cümle başına 22 gündür yüksek güvenlikli bu hücrede tutuldum” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Deniz Göktaş’ın bugün mahkemede yaptığı savunmanın tam metni şöyle:</strong></p>

<p>“Buraya Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan getirildim. Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi, kamuoyunda <i>“kuyu tipi”</i> olarak bilinen bir cezaevi. 3 Temmuz’dan, bu duruşma gününe kadar günlerim güneş almayan, hiçbir tutuklu/hükümlü ile iletişim kuramadığım bir hücrede geçti. Ailemle de bu süreçte, yüksek güvenlik gerekçesiyle, diğer cezaevlerinden farklı olarak, haftada yalnızca 10 dakika telefonda konuşabiliyorum.</p>

<p>Bugün 28 Eylül, 3 Temmuz’dan bugüne 88 gün geçti. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’ndaki stand-up gösterimde bir komedyen olarak, komedyen kimliğimle söylediğim 4 cümle sebebiyle 88 gündür tutukluyum. Cümle başına 22 gündür yüksek güvenlikli bu hücrede tutuldum. Ki bunlar minimum rakamlar, şimdilik cümle başına 22 gün diyelim.</p>

<p>Tabii ki bir komedyen olarak cümlelerin etki gücünün bu kadar yüksek olduğunu görmek gururlandırıyor ama bir vatandaş olarak ülkemin ifade özgürlüğü sicili adına üzülüyorum.</p>

<p>Başıma gelenler işime olan inancımı arttırdı. Özgürlüğüme kavuştuktan sonra daha büyük bir heves ve özgüvenle yapmaya devam edeceğim. Tek kaygım, bu dava yüzünden sahneye çıkan insanların cesaretinin kırılması, daha fazla otosansüre yönelmeleridir. Umarım yazan, çizen, üreten herkes bardağın dolu tarafına odaklanır; her cümlemiz sandığımızdan daha büyük bir potansiyel taşıyor.</p>

<p>Bu davayı bilmeyen birine 2026 yılında 88 gün hücre hapsi gerektiren 4 cümle hakkında tahminlerini sorsak, muhtemelen cinnet geçiren birinin katliam çağrısı, nefret suçu, taciz gibi cevaplar alırız. Hâlbuki bu davaya konu olan cümleler, bir stand-up gösterisinde sarf edilmiş, seyircilerden alkış ve kahkaha almış, kabalık bile içermeyen şakalardan ibarettir. Tutuklanmamın gerekçesi olarak gösterilen bu dört cümleyi, “Ölü Deniz” adlı gösterimin videosundan önce, 197 kez sahnelerde söyledim, hâlâ arkasındayım şakalarımın, çünkü en küçük bir suç unsuru içermemekte sözlerim.</p>

<p>Komedyenlik ve stand-up gösteri videolarıyla ilgili şunu belirtmek isterim: Müzikteki albüm yayınlama ve konser düzeninin tersi bir çalışma şekline sahibiz. Müzisyenler önce albümü kaydedip sonra yayınlarlar, ardından o şarkıları seyircilerle birlikte söylerler. Çünkü konsere gittiğimizde bildiğimiz şarkıları duymak, müzisyene eşlik etmek isteriz. Müzikte aşinalık ve şarkı bilmek avantajken, komedide sürpriz ve ters köşe elzemdir. Komedyenler önce seyirci karşısında canlı olarak gösteriyi yıllarca yapar ve sonra turnelerinin sonunda da videoya kaydederler. Yani bu davaya konu olan 90 dakikalık gösteri videom, 3 yıl boyunca 100 binden fazla seyircinin canlı süzgecinden geçen metnin son temsilidir.</p>

<p>Yayınlanan ismi ile “Ölü Deniz” gösterisini birebir aynı şekilde, aynı cümleler ile ilk kez Ekim 2023’te Harbiye’de sahneye koydum. Son kez de Haziran 2026’da yine Harbiye’de sahneledim. Yani ilk gösteriden son gösteriye kadar davaya konu olan bu 4 cümleyi 198 kez, Türkiye’nin dört bir yanında 100 binden fazla biletli seyirci karşısında söyledim. Her seferinde kahkaha ve alkışla karşılandı.</p>

<p>Bu 3 yıl boyunca tanesi 22 gün hücre hapsi eden bu cümleler hakkında gelen şikâyet sayısı: 0. Samsun’da, Edirne’de, Mersin’de, Muğla’da, Çanakkale’de, Diyarbakır’da, Hatay’da, Trabzon’da, Adana’da, Çorlu’da, Artvin’de binlerce insan, hapse girmemi gerektiren bir cümle görmediler.Bu gösteriler her şehrin en büyük, en bilinen salonlarında gerçekleşti. Gösterilerimin hepsi afişle, reklamla duyuruldu. Toplumun her kesiminden gösteriye gelen seyirciler şikâyet etmek bir yana, sağ olsunlar arkadaşlarına, sevdiklerine tavsiye ettiler. Anne-babalarıyla, çocuklarıyla, sevgilileriyle tekrar tekrar aynı gösteriye geldiler. Onlar sayesindedir ki; “Ölü Deniz” gösterim 5 bin kişilik 2 Harbiye gösterisi dâhil olmak üzere, 3 yıl boyunca kapalı gişe oynadı. Bu 3 yıl boyunca duyduğum tek şikayet de; insanların bilet bulmakta zorlanmasına dairdi. O da biletlerin hızlı tükenmesi sebeplidir. Ve biraz önce anlattığım üzere; 3 yılın sonunda, bu gösteriyi başladığı yerde, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda, 1 Haziran 2026 akşamında video olarak kaydettim. Çekimi yapılan günden 23 gün sonra, 24 Haziran 2026’da 90 dakika olarak YouTube’da yayınladım ve olaylar gelişti.</p>

<p>İlk gösterim Selam Selam’ı yine YouTube’dan 2023 yılında yayınlamıştım, 6 milyon izlendi. O yüzden bu gösterimin de ilgi göreceğini bekliyordum ama gerçekten de beklentimin çok üstünde bir ilgi gördü. 3 gün içinde milyonlarca kişi izledi, paylaştı; üzerine yayınlar yapıldı, köşe yazıları yazıldı. Ancak hepimizin malumu, sosyal medya gündemini troller belirliyor, kontrolleri dışında ve hoşlarına gitmeyen bir gündem olduğunda ise operasyonel hesaplarını kullanarak saldırmaya başlıyorlar. Bu troll ekibinden ilk gördüğüm paylaşım, Şamil Tayyar kullanıcı adını kullanan yüksek takipçili bir troll hesabının paylaştığı, “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçlamasına konu olan diktatör şakasıydı. Beklenen reaksiyonu alamadılar. İkinci gün de İmamoğlu şakasının bir bölümünü paylaşıp gösteriyi sahiplenen insanları soğutmaya çalıştılar. Ne var ki bu da bekledikleri reaksiyonu almadı. Aynı troll ekibinden olduğu anlaşılan kullanıcılar, ekip arkadaşlarına yalvarıyordu: “Dinle ilgili kısımlardan gidelim!” ve üçüncü gün soruşturmaya konu olan şakamın başını sonunu kesip, cımbızlayıp, bağlamından koparıp “Dinî Değerleri Aşağılayan Komedyen” olarak eş zamanlı yüzlerce hesaptan paylaştılar ve CİMER’e şikâyet kampanyası başlattılar. Bu kesinlikle organik bir tepki değildir. Bunun organik olmadığı da ufak bir paylaşım tarama araştırması ile kanıtlanabilir.</p>

<p>Sonraki gün yaptıkları yalan haberlerle bunu gösterdiler. Önce yurt dışına kaçtığımı yazdı aynı hesaplar, sonra bütün bu gösteri sürecinin iltica planımın parçası olduğunu yazdılar. Hâlbuki gösteriyi 24 Haziran’da yayınladım, 2027’de askere gitmek için bedelli askerlik ücretini, neredeyse yarım milyon TL, 22 Haziran’da yatırdım. Türkiye dışında yaşama planım hiçbir zaman olmadı.</p>

<p>Her yıl turnem biter bitmez tatil için yurt dışındaki arkadaşlarımın yanına giderim. Şu an 20–35 yaş arasındaki insanları 3 kategoriye ayırabiliriz. 1: Yurt dışına taşınanlar, 2: Taşınmaya çalışanlar, 3: Türkiye’de yalnız kalmamak için onları vazgeçirmeye çalışanlar. Ben 3. kategorideyim. Bütün yakın arkadaşlarım Türkiye’de bir gelecek görmedikleri için göçtüler. “Yurt dışına kaçtı” haberlerini Türkiye’ye dönmeye ikna etmeye çalıştığım arkadaşlarımla okumak trajikomik oldu. Ben beyin göçünü durdurmaya çalıştıkça Türkiye engel oluyor. Şimdi stand-up gösterisi sebebiyle 3 ay hapse girmiş bir komedyen olarak ikna etmeye çalışacağım. Bütün bu sürece dair yalan haberler ve manipülatif paylaşımları mahkemeye sunduk. Hemen ardından da “Soruşturma” haberi çıktı. Bize resmî bir bilgi ulaşmadan avukatım Metin Bey’i aradım. “Yakalama kararı yok ama dön istersen” dedi. Bu haberin ardından tatilimi yarıda kesip aynı gittiğim gibi; sırt çantamda üç tişörtle ilk uçağa atlayıp Türkiye’ye döndüm.</p>

<div class="banner banner-wide">
<div class="pgAdWrapper">
<div id="kisadalganet48755">
<div id="google_ads_iframe_/8095840,23042843551/.2_A.48755.4_kisadalga.net_tier1_0__container__"></div>
</div>
</div>

<div id="kisadalganet48757"></div>
</div>

<p>Uçaktan indikten sonra havaalanı pasaport polisine gidip “Benim hakkımda yakalama kararı olabilir” dedim. Beraber kontrol ettik, bekledik. Bir polis beni almaya geldi, onunla beraber havalimanı karakoluna yürüdük. O sırada havalimanında beni tanıyan insanlarla selamlaştım, iyi yolculuklar diledim. Ne koluma girildi ne de kelepçe takıldı. Karakoldaki memurlar şaşırdı: “Deniz niye döndün, deli misin? Ben olsam hayatta dönmem.” dediler. Güle oynaya komiseri bekledik. Polislerin bile ülkeden gitmek istemesine şaşırmıştım.</p>

<p>Komiser geldi ve söylediği ilk şey “Kelepçe yapın” oldu. “Kendim teslim oldum, kelepçe yapılacak bir durum yok” dedim. Zorunlu prosedürün bu olduğunu söyledi. Ben de “Rızam yok, zorla yapacaksınız o zaman” dedim. Bunun üzerine komiser vazgeçti, beni nezarete aldılar.</p>

<p>Bir süre sonra Vatan Emniyet Güvenlik Şube’den bir komiser geldi, yine “kelepçe” dedi. Aynı şeyleri söyledim. Bu sefer polislere dar gelen parlak yelekler giydirilmişti. Videoyla şov yapılacağını anladım, hem kelepçeye hem de görüntü alınmasına rızam olmadığını söyledim. Zorla yaptılar. Hayatımda ilk kez kelepçe taktırmamaya çalıştığım için 4 saniye kadar karşı koyabildim. Nihayetinde “Ya benim yakalama kararım var galiba” diye girdiğim havalimanından ters kelepçe ve başıma bastırılarak çıktım. Emniyet teşkilatını tebrik ediyorum: 4 cümle cephaneli suç makinesini kıskıvrak yakaladılar.</p>

<p>Önden, arkadan, yandan ters kelepçeli videolarımı çektiler. Hepsinde başımı kaldırıp kamerayı bulup güldüm. Yayınlayacaklarını biliyordum, istedikleri aşağılama ritüeli görüntüsünü yakalayamadıkları için uzak ve arkadan bir görüntü yayınladılar. Ardından Vatan Emniyet’in klimasız memur odasından, klimalı amir odasına, oradan da uyuşturucu kokulu, ful kapasite, yerin altındaki nezarethaneye indirildim. Abartmıyorum, bütün polis memurları Türkiye’ye neden döndüğümü soruyordu. Bendeki imkânlar onlarda olsa 1 dakika durmazlarmış. Çocukken ebeveynler “Devlet memuru ol, hayatın kurtulur” derdi, şu an onlar bile Türkiye’den gitmenin hayalini kuruyor. Harbiye’de insanları güldürdüm diye niye ömür boyu sürgün yaşayayım, insanların ülkeden bu kadar bıkmış olmasına üzüldüm.</p>

<p>Nezarette bizi korumakla görevli polisin yanımdaki adamı göstererek “Bu psikopat gece uyurken seni öldürse, başımıza iş olursun” demesiyle ülkenin hâlinden kendi hâlime geçtim. Bir süre sonra beni tekrar çıkardılar, adli tıpa götürdüler. Kan, idrar, saç ve tırnak örneği alındı. İddianame ve soruşturmada uyuşturucunun u’su geçmezken 0 delil, 0 suçlama, 0 somut sebeple uyuşturucu testine sokuldum. 88 gün geçti, hâlâ sonucunu bilmiyoruz.</p>

<p>O gece Vatan’da öldürülmeden sabah Çağlayan Adliyesi’ne getirildim. Sorguya konu olan gösterimi hatta o cümleleri bile izlememiş olan savcıya şakaları izah ettim. Savcılık sorgusundan çıkıp adliye koridorunda duruşmayı beklerken, üç kez sert ve net bir şekilde görüşmek istemediğimi söylememe rağmen, komiser emrivaki yaparak beni Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdü. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de duruşma öncesi zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu “Neden yurtdışından döndün, imkân olsa bir dakika durmam burada” dedi. Yok. Maalesef bir tek o öyle demedi bu süreç boyunca konuştuğum insanlar arasında. Kendisi ile, ben tutukluyken üzerimden reklam yapılmasın diye görüşmek istemiyordum. Zorla olunca da sert, net ve olumsuz konuştum. Herkesin şahit olduğu konuşmamı bile yalanladılar. Memurlar <i>“niye CHP’yi salın dedin”</i> diye sordular. Avukatlarımı bile göremiyorken, ellerim kelepçeli bir hâlde adliyede zorla neden Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm? Hâlâ merak ediyorum.</p>

<p>Daha sonra çıkarıldığım mahkeme tarafından kaçma ve delil karartma şüpheleriyle tutuklandım. Oysa New York Comedy Festivali’nde gösteri yapmak için aldığım, oturum-çalışma izni sağlayan yetenek vizem olmasına rağmen soruşturmayı öğrenir öğrenmez Türkiye’ye dönmüştüm.</p>

<p>Aynı şekilde davanın konusu ve tek delili olan gösteri videom, resmi makamlarca erişim engeli getirilip karartılmaya çalışılırken diğer sosyal medya hesaplarımdan bizzat paylaşıp, delili karartmayı bırakın korumak için elimden geleni yaptım.</p>

<p>Hücremdeki ilk haftamda; ters kelepçeli videom, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ona söylediğim cümleyi inatla reddetmesini ve hakkımda CİMER kampanyası yapan yayın organlarının babam hakkındaki yalan haberlerini izledim. Bu troll ekibinin derdi çok açıkça din değildi, dinî hassasiyetleri kullanarak eleştirel her sesi sindirmekti.</p>

<p>88 gün boyunca bu duruşmaya çıkmayı bekledim. 4 cümlelik iddianamenin hazırlanması 64 gün sürdü. Bu belirsiz bekleyiş psikolojik olarak yeterince yorucuyken, bir de tahliye edilip tekrar tutuklandım. 57. günde bir cuma günü apar topar SEGBİS’e götürüldüm. Tutukluluk incelemelerinde olduğu gibi yine avukatlarım çağrılmamıştı. Beni tutuklayan hâkim tekrar karşımdaydı. İtiraz sonucu iki suçlamadan da tahliye olduğumu söyledi. Es verdi. Kısa bir sessizlikten sonra yeni bir suçlamadan tutuklama istemi olduğunu belirtti. Bahsi geçen “Ölü Deniz” gösterisinden, yani aynı gösterinin ilk 5 dakikasında söylediğim bir cümlede, tutuklanmamın 2 ay sonrasında, tam tahliye olduğum anda yeni bir suç tespit edildiği için SEGBİS odasında yaşadığım 30 saniyelik özgürlüğün ardından Daltonlar çetesini övmekten tekrar tutuklandım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonrasında Pazartesi günü diğer 2 suçtan da yeniden tutuklandım. Hücrede kendi kendime MasterChef izlerken, 2 iş günü içinde 3 farklı suçtan tutuklanmış oldum. 61. Asliye Ceza Mahkemesi hiç tahliye vermemiş olsa toplam suç sayım daha az olacaktı gibi hissediyorum. Ve buradayım, üstümde 30 gün önce bütün suçlamalardan tahliye olmuş insan rahatlığı ve tahliye olur olmaz 3 kere tekrar tutuklanmış insan tedirginliği var.</p>

<p>Anne ve babamın beni bir camın arkasından haftada yalnızca 1 saat görebilmek için 12 kez Ankara’dan Çorlu’ya gelmelerinin sebebi 4 cümleden ilki; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında söylediğim: “utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi, bizim başımıza gelenleri düşünmezsek, bir insan için olumlu bir ilerleme.” Ve BAM! 22 gün güneş yok Deniz’e.</p>

<p>Buradaki “utangaç bir diktatör” tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış olup “terapiye gidiyor kesin, en son güldüğü video mezarlıkta” ifadeleri de rencide edici bulunmuştur. ‘‘Diktatör’’ ifadesi bir hakaret değil, siyasi bir nitelemedir. Başka bir sanatsal üretimde otokrat denebilir, bir komedyen gösterisinde demokrat diyebilir, benden daha çok güldürebilir. Yazılan metnin ve sanatçının üslubuna göre seçilen kelimeler değişebilir.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aynı zamanda AKP Genel Başkanı’dır. 25 yıldır iktidarda olan partinin ve Türkiye’nin en yetkili yöneticisi olarak bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hiciv sanatına/mizahi eleştiriye açık olmalıdır. Gösteride geçen “diktatör” benzetmesi otoriter eğilim gösteren bütün yöneticilere, dünyanın her yerinde sıklıkla yapılan bir benzetmedir.</p>

<p>“Mezarlıkta gülme” olarak geçen yer, “Sevgili Musa” olarak bilinen, Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce bir muhabirle konuşurken mezarlıklara yaptıkları çalışmaları övdüğü videoya atıftır. Cumhurbaşkanının içten kahkaha attığı nadir görüntülerden olduğu için sosyal medyada da sıkça paylaşılır ve gönderme yapılır. Bu nedenle gösterideki anlatım da rencide edici bir ifadeden ziyade basit bir mizahi tespittir.</p>

<p>Terapi ise herkesin gitmesi ve yararlanması gereken, hayatın doğal parçası olan bir psikolojik destek hizmetidir. Terapiye yıllardır giden ve imkânı olan herkese öneren biri olarak psikolojik bir rahatsızlık imasında bulunmadım; psikoloji mezunu olarak terapiye gitme eylemini negatif anlamda kullanmam söz konusu olamaz.</p>

<p>İddianamede toplumsal değerlerden ve onların korunması gerektiğinden söz ediliyor. Mizah da, hiciv de bu coğrafyanın yüz yıllara yayılmış birer değeridir. “Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız” cümlesi sık sık sarf edilmesine rağmen mevzu duymak istemediğimiz bir konu olduğunda engelleniyor ya da cezalandırılması gereken bir eğlence muamelesi görüyor. Hâlbuki bir şakadan rahatsız olursanız, verebileceğiniz cezalar bellidir ve gayet yeterlidir. Bir komedyeni sevmiyorsanız gülmezsiniz, gösterilerini seyircisiz bırakırsınız, şakalarını/metnini aynı sertlikte eleştirirsiniz. Ancak sahneye çıkan kişiye verilecek cezalar içinde sansürün, yasağın ve tutuklamanın yeri olmamalıdır. Bu sansür ve yasak algısı, tutuklanma korkusu sanatçılar ve ürettikleri için olduğu kadar, tüm vatandaşlar için de endişe vericidir. Siyasetçiler her kamu figürü gibi bu eleştirilere göğüs germek zorundadır.</p>

<p>Soruşturma Savcısı iddianamenin ilk sayfası boyunca Anayasa’nın ifade özgürlüğünü koruyan maddelerinden ve Türk Ceza Kanunu’nun hakaret suçunun sınırlarını çizen maddesinden geniş alıntılar yapmış. Bir komedyenin stand-up gösterisinde “diktatör” demesi iddianamedeki alıntılara göre de herhangi bir suç unsuru barındırmıyor. Benim gibi hukukçu olmayan birinin bunu anlaması için, bu bilgilere ihtiyacı yok aslında. Çünkü politik mizah ve hiciv ile ilk kez karşılaşmayan herkes bilir ki bu şakadaki eleştiri dozu çok hafif ve yumuşaktır. Ben çocukken televizyonda Levent Kırca izleyerek, mizah dergileri okuyarak büyüdüm. Ferhan Şensoy’un oyunlarını izledim; arşivlerden Gırgır ciltlerine, Devekuşu Kabare’nin oyunlarına baktım. Beni o ustalar izleseler “Bir komedyene göre fazla yumuşak dillisin” diyip beni korkak bulabilirlerdi. Ama onların döneminde bu eleştiriler toplum ve yöneticiler tarafından normal karşılanır, eserleri eleştiri alsa da yargının konusu olmazdı. Hâlbuki o yıllardaki söz konusu yasalar bugünle aynı. Ancak o zaman olsa yumuşak bulunacak politik mizah, bugün komedyeni hücrede hapis yatırıyor. Yasalar değişmedi, değişen ne? Yöneticiler.</p>

<p>Nasreddin Hoca’dan Cumhuriyet dönemine kadar onlarca hicivcinin eserleri ve efsaneleri hâlâ hatırlanmakta; eleştirdikleri yöneticilerin isimleri dahi, bu eleştirel eserler sayesinde anımsanmaktadır. Bana Türkçeyi ve mizahı sevdiren Ferhan Şensoy başta olmak üzere, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin; mizah dergileri Markopaşa, Diyojen, Akbaba, Gırgır, Leman, Penguen, Uykusuz, çoğu siyasetçiden daha kalıcı olarak bu toplumun hafızasında ve kültüründe yer edinmiştir. Ferhan Şensoy’un eleştirdiği ve onu sansürlemeye çalışan isimler çoktan unutulmuşken, en genç kuşaklardan bile Ferhan Şensoy’un oyunlarını ezbere bilenler var.</p>

<p>Hicvi, politik mizahı, bu toplumsal değeri ve sahnede ve hayatta tek başına olan komedyenleri; şakalarından rahatsız olan güç sahiplerine, öfkeli kalabalıklara karşı yargının koruması; yüzyıllardır bu toprakların değeri olan bu eleştirel kültürün özgürce icra edilebileceği bir ortamın yaratılması gerekiyor.</p>

<p>Eğer politik mizah bugünün Türkiye’sinde doğrudan yasak değilse, bu şakada bir suç unsuru yoktur. Çünkü 25 yıldır ülkeyi yöneten iktidar partisinin başkanı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin geçmediği politik mizah gösterisinin bir samimiyeti de, gerçeklikle bir bağı da yoktur. Pertev Naili Boratav’ın derlemesinden bildiğimiz gibi otoriteden lafını sakınmayan Nasreddin Hoca bugün stand-up yapsa gösterinin yarısı Recep Tayyip Erdoğan hakkında olurdu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bahsettiğim ters kelepçe uygulamasından, yurt dışına göçen gençlerden, göçme hayali kuran memurlardan, sanatçıların otosansüründen, ekonomik koşullara; Türkiye’de eleştirilebilecek ve hakkında şaka yapılabilecek her konunun birinci derece sorumlusudur, muhatabıdır veya çözmekle yükümlüdür. Doğal olarak da hepimizden daha çok bu sorumluluğunun farkında olarak, hakkında yapılan eleştiri ve şakalara olgunlukla yaklaşmalıdır.</p>

<p>Buna rağmen Türkiye ve gündeme dair onlarca farklı konu ve kişiden bahsettiğim bu 90 dakikalık stand-up gösterisinde hepi topu 5 dakika kendisi hakkındadır, bu 5 dakikanın da bir cümlesi iddianameye konu olmuştur.</p>

<p>“Diktatör olsam diktatör diyemezdiniz” şeklinde birçok demeci olmasına rağmen kendisine bir şakasında “utangaç bir diktatör” dedi diye komedyeninden şikâyetçi olan ve onu cümle başına 22 günlüğüne özgürlüğünden mahrum eden bir yönetici olması da eleştirilecektir. Herhangi bir hakaret kastım yoktur, beraatimi talep ederim.</p>

<p>Geri kalan 3 cümle “dini değerleri aşağılama” kapsamında ele alındı, daha sonra “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklanma sebebim olarak gösterildi. 66 günümü hücrede geçirmeme gerekçe gösterilen bu 3 cümlenin halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğinin kanıtı olarak 185 CİMER şikâyeti gösterildi savcılık tarafından. Tutuklandığım 3 Temmuz günü, “Ölü Deniz” gösterisini 100 binden fazla seyirci canlı izlemişti; YouTube’da ise 6 milyon izlenme, 100 bin beğenme, 20 binden fazla olumlu yorum vardı. Bir yanda bunlar, öte yanda 185 CİMER şikâyeti.</p>

<p>Bu işleme koyulan 185 CİMER şikâyeti dava dosyasında mevcut. Hücrede vaktim bol olduğu için hepsine göz attım. Gösteri 24 Haziran’da paylaşılıyor, 3 gün boyunca internette ve medyada gündem oluyor, 3 günde yaklaşık 4 milyon izleniyor. Tahmin edin bu 3 günde gelen CİMER şikâyet sayısı kaç? Yalnızca 1. O da dini konular değil, cumhurbaşkanı hakkında. En başta anlattığım gibi 3 gün boyunca saldırıları tutmayan trollerin “Dini konulardan gidelim” demesiyle başlayan yapay bir rahatsızlık. Halkın bir şikâyeti yok. Bunu hem şikâyetlerdeki tarihlerden hem de eklenen görsellerden anlıyoruz. Şikâyet edenlerin ezici çoğunluğu gösterimi izlememiş, sosyal medyadaki operasyonel hesapların “İğrenç komedyen dinimize hakaret ediyor” başlıklı, başı sonu kesilmiş, manipülatif video kesitlerinden gelmişler. Bunu gösteren CİMER şikâyetlerindeki ekran görüntülerini mahkemeye sunduk. Ama video ile de yetinmiyorlar, bakın mesela “okadirmisiroglubey” sayfasından gören birçok CİMER şikâyeti var. Ekran görüntüsünde sayfanın “CİMER’e bildirin, etiket yapıp geçmeyin, kolaya kaçmayın” yazdığını görüyoruz.</p>

<p>Bu şikâyetler organik değil. Sanatla ve mizahla tek ilişkisi şikâyet yazmak olan sayfaların, videoları kırpıp biçerek takipçilerini yönlendirdikleri yapay bir kampanya. Şimdi bir sahne düşünelim: Konuşmalarını ve fikirlerini sevdiğiniz bir din adamı var. O din adamını seven bir grup, hocalarının konuşmalarını derleyip paylaştıkları bir Instagram sayfası kurmuşlar. Siz de o dini konuşmalar için 100 bin insanla beraber sayfayı takip ediyorsunuz. Sonra bir akşam normal yayın tarzı dışında bir paylaşım yapılıyor: “Bu şerefsizi şikâyet edin” başlıklı bir video, altında “CİMER’e şikâyet edin” yazıyor. Videoyu izliyorsunuz, bıyıklı bir çocuk alışık olmadığınız üslupta bir şeyler diyor, binlerce kişi kahkaha atıyor. Hakaret görmediniz diyelim ama kulağınızı tırmaladı. Sevdiğiniz sayfayı dinleyip CİMER’e mi gidersiniz, yoksa işin aslını merak edip YouTube’a mı giderdiniz? İşte bütün bu çabaya ve manipülasyona rağmen sadece 185 şikâyet! Çünkü bu cümlelerde aşağılama ve saygısızlık namına hiçbir şey yok. Onlarca yüksek takipçili hesap hedef göstermesine rağmen sadece 185 kişiyi ikna edebilmiş. Öte yandan 15 milyon izlenmiş, üzerine yazılar yazılmış, gündemi meşgul etmiş bir politik mizah gösterisinden bahsediyoruz. Dünyanın en huzurlu çizgi filmi bile Türkiye’de bu kadar gündem olsa 185 şikâyet gelirdi.</p>

<p>Dava dosyasındaki CİMER şikâyetlerini mutlaka incelemişsinizdir. Bu kampanyayı yapanlar sanatla ilgilenen, stand-up takip eden hesaplar değiller. Herhangi bir sanat eserini övmüşlükleri ya da olumsuz olsa bile bir eleştiri yapmışlıkları yoktur. Hepimiz bu hesapları tanıyoruz; sanatla ve mizahla tek etkileşimleri kadın sanatçıların kıyafetleri ve yasak çağrılarıdır. Yarın konserler yasaklansın, sonraki gün stand-up yasaklansın çağrısı yapabilirler. Halkı temsil etmiyorlar.</p>

<p>Keza ben içerideyken TV’de gördüm, beni hedef gösteren gazetelerden en ünlüsü “Karma Eğitim Kaldırılsın” kampanyası başlattı. Eminim 500 CİMER’i geçmiştir. Umarım onların lafıyla “halk böyle istiyor” denip kaldırılmaz.</p>

<p>Şikâyet eden insanların incindikleri ifadeyi anlamak için şikâyetlere tek tek baktım. 185 şikâyetten birisi “Selçuklu devletini salataya benzetiyor.” Böyle bir suçlama yok iddianamede, savcılık neden dahil etmiş anlamadım. Bir diğeri “Şahsın Instagram takipçi sayısı 100 bin azalıp 200 bin artıyor. Bunları yapan bir dış lobi olabilir ancak” diye şikâyet etmiş, savcılık 185 şikâyetten biri olarak almış. Bunlar araya kaynamıştır, olabilir. İddianameyi geçtim, böyle bir suç yok.</p>

<p>Ama gerçekten beni üzen ve hiç abartmadan alıntılayacağım iki şikâyet var. Kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim halkın bir kesiminden iki kişi idam edilmemi istemiş. Dava dosyasında mevcut. “Ben sınır dışı edilmesini ya da bu konuyla ilgilenirseniz idam edilmesini en kısa zamanda istiyorum.” Bir başkası “İdam olan bir ülkede infaz edilsin, teşekkür ederim” demiş.</p>

<p>Öncelikle bu vatandaşı, beni geçtim, hiç kimse kin ve düşmanlığa tahrik edemez. Ondaki kin tüm Orta Doğu’ya yeter. Nefret inovasyonu yapmış: İdam cezası olmayan bir ülkesiniz ama elinizde idamlık komedyen var; diğer ülkede de idam cezası var ama kriminal komedyen yok. İdamlık komedyen ihracatı talep ediyor. Ve bu şikâyetin altında “Şikâyetiniz işleme alınmıştır” yazıyor. Savcılık “Halk Deniz’den rahatsız oldu” diye bu CİMER şikâyetini referans gösteriyor. Hukuki olarak vahim değil mi? Konu benim diye mi öyle geliyor yoksa?</p>

<p>Halkı herhangi bir şekilde suçlamadaki gibi kin ve nefrete teşvik ettiğimi düşünmüyorum. Benim alenen dini değerleri aşağılayarak şehir şehir dev salonlara çıkmam hayatın olağan akışına uygun değildir, inandırıcı da değildir. CİMER’deki 185 kişi halk da, gösterimi izlemek için salonları dolduran 100 bin kişi, olumlu yorum yapan 20 bin kişi, videoyu izleyen 15 milyon kişi halk değil mi? Ancak tabii ki yanlış anlaşılmasın; hiç kimse bu iki cümleden rahatsız olmamalı gibi kesinlikle bir iddiam yok. Tam tersine anlıyorum. Dini inanç insanların kırmızı çizgisi, bir insan bir komedi gösterisinde bu konulara girilmemesini isteyebilir, tabii ki kendi tercihidir. Gösteride kullanılan olumsuz, aşağılayıcı bir kelime olmasa da alışılagelmedik cümleler olabilir. O zaman da izlememek, eleştiri yapmak en doğal haklarıdır. Ama herhangi bir aşağılama veya saygısızlık olduğu iddialarını reddediyorum. Kimse de gösteremez, hepsi abartılı ve zorlama yorumlardır.</p>

<p>MasterChef’te Armağan, Eyyüp Can’la tartıştığında ‘‘Ben kendi dediklerimden sorumluyum Eyyüp Can, senin ne anladığından değil,’’ demişti. Ben de bu niyetle sorumlu olduğum cümleleri açıklayacağım.</p>

<p>Öncelikle iddianamedeki alıntılar çok eksik ve yönlendiricidir. Bir insanı yıllarca özgürlüğünden mahrum bırakacak bir suçlamada cümlelerin yarısından başlaması üzücü. Şakada sokağa çıkarken korktuklarımı sayıyorum. Çevik kuvvet, oruç tutan otobüs şoförleri (bunun iddianamede olmaması büyük bir yanılgıya sebep olabilir) ve canlı bombalar ama en çok da oruç tutan canlı bombalar. Burada basit bir dil oyunu var. Gerçekten bu üç şeyden korkuyorum. Oruç tutan insanların sinirli hali malum. Nasıl, oruç tutan otobüs şoförleri dediğimde, oruç tutan kişilerin otobüs şoförü olmaya daha müsait ve uygun olduklarını iddia etmiyorsam; oruç tutan canlı bombalar dediğimde de böyle bir ima ve ilişkilendirme yoktur. Yalnızca sinir krizi ile patlamayı birleştirdiğim basit bir şakadır. Dini değerleri aşağılama niyeti veya iması mevcut değildir.</p>

<p>İddianameye konu olan diğer bir cümlemle devam edeceğim ama şunu belirtmek isterim ki; bu 3 yıl boyunca “Ölü Deniz” gösterimi şehir şehir gezdirip, 100 binlerce biletli seyirciye oynarken, bir seyircim sahneye koyduğum anlatımdan incindiğini söylese elbette üzülürdüm.</p>

<p>İddianamede geçen bir diğer ilgili şakamın içinde “Dördüncü kitap favorim” ve “Dört kitap arasında açık ara en iyisi” diyorum. Burada kutsal kitabı veya ona inanan insanları küçümsemeyi asla amaçlamıyorum. Böyle bir küçümseme belirtisi ile biraz önce dediğim gibi; şehir şehir gezip sahne alırken insanların inanç değerlerini aşağılamak ve sonraki her gösterime tekrar tekrar bilet satıp doldurmam hayatın olağan akışına da bir o kadar zıttır diye düşünüyorum. İnançlı bir insanın değerlerini aşağılamak gibi bir amacım kesinlikle yoktur. Sözlerimin ne anlama geldiğinin, şakanın bütünü ve sahnedeki anlatımla birlikte değerlendirilmesini istiyorum.</p>

<p>Cezaevinde manevi rehberlik servisi var. Oradaki din görevlisi beni tanıyormuş, “Çok iyi bir komedyensin ama o şakayı niye yaptın?” diye sordu. Ben de “Hocam, saygısızlık nerede var?” dedim. “Yazar” diyerek Tanrı’ya insani bir özellik atfettiğimi söyledi. “Yazar” kullanımı dini terminoloji açısından yanlış bir kullanım olabilir ama hiçbir şekilde olumsuz, alaycı veya aşağılayıcı bir anlam içermez. Böyle bir kastım yoktur, bu şekilde anlaşılmasını da garipsedim. “Ölü Deniz” gösterisi, bu savunmada da sık sık tekrar ettiğim gibi, bir stand-up gösterisidir, sanatsal bir üretimdir. Herhangi bir dini eğitim gayesi taşımamaktadır. Kelime seçimi hatalı ya da alışılmadık bulunabilir, ancak bu saygısızlık ya da aşağılama olduğu anlamına gelmez. Bütün bu şakada olumsuz tek bir ifade vardır: “İlk üç kitap iyiydi, 4.’nün çevirisi zayıf” ifadesi. Burada da kutsal kitabın kendisine değil, yıllardır duyduğum meal ve çeviri tartışmalarına atıf vardır.</p>

<p>Şu ana kadar savunmamı verdiğim 3 cümle ifade özgürlüğü açısından vahim olsa da bi nebze tanıdık ve beklediğim tartışmalardır. Cumhurbaşkanı eleştirilebilir mi? Ne hakarettir? Dini konularda mizah yapılabilir mi? Saygısızlık mı? İfade özgürlüğünün sınırı nedir? vs. Fakat şimdi sözünü edeceğim ‘‘Dalgıçlar’’ hakkındaki üçüncü cümle benim için de, Türkçe bilen herkes için de şoke edicidir. Çünkü burada açıkça söylediğim, hatta altını kalın bir şekilde çizdiğim anlamın, eleştirinin tam zıttıyla yargılanıyorum. Diğer üç cümleye dair tepkileri gözaltına alınmadan önce sosyal medyada görmüştüm.</p>

<p>Dalgıçlarla ilgili cümlenin böyle 180 derece zıt, tamamen yanlış yorumlandığına savcılık sorgusundan önce bir kere daha denk geldim. Nagehan Alçı’nın yorumunda. Kendisi mental retardasyon mağduru olduğu için üzerinde durmamıştım. Ancak ilgili cümleyi suçlama olarak gözaltına alındığım gün savcı sorgusunda duyunca şaşırıp ‘‘Suçlama ne?’’ diye sordum. Haşemalılara dair ayrımcılık olduğunu söyledi. Sonrasında gösteriyi izlemediğini, metinden okuduğunu söyledi. O zamandan iddianame hazırlanana kadar ‘‘Herhalde aceleyle karışıklık oldu o gün, iddianameye girmez,’’ diye düşündüm. Buraya kadar bu trajikomik ve zorlama suçlamanın gelmesini hiç beklemezdim. Türkçe için kara gün.</p>

<p>Dediğim gibi her ne kadar iddianamedeki alıntıda bile suçlamanın zıttı bir anlam çıksa da yine de sahnedeki şekliyle açıklayarak şakayı tekrar etmek istiyorum.</p>

<p>Şakaları sebebiyle yargılanan Amerikalı komedyen Lenny Bruce da benzer bir problem yaşamış; mahkemede metinler üzerinden şakalarının değerlendirilmesiyle ilgili: “Bir stand up gösterisi metinden okumak, bir sinema filminin ses kaydını dinlemek ve gibidir” demiş. Çünkü komedyenin gösterisindeki tavrı, esleri, seyircisinden gelen tepkisi, öncesinde ve sonrasında anlattıkları, performanstaki bütün bağlamı ve anlamı yaratır. Nasıl bir filmde replikler, kelimeler onu icra eden oyuncunun performansı ile vücut buluyorsa aynı şekilde komedide sahnede var olan komedyen için performans ve oyunculuk o kadar elzemdir. Komedi biraz da yanlış konuşmak ya da yanlış konuşuyormuş gibi yapmaktır. Bazen sonunu kesip sadece ortasına bakarak yanlışı bulabilirsiniz.</p>

<p>“Türkiye’de komedyen söyledikleri yüzünden yargılanıyor, halimize bak. İfade özgürlüğü nerde” diyor insanlar benim davam hakkında. Ama bu verdiğim örnekte de görüldüğü gibi Türkiye’ye özgü değil komedyen yargılaması. Bahsettiğim Amerikalı komedyen Lenny Bruce da şakalarından dolayı yargılanıyor, 1965’te! Onu yargılayan New York Mahkemesi’nin bağlı olduğu New York Valisi 40 yıl sonra bu yargılama sebebi ile komedyenden özür diliyor.</p>

<p>Neyse, şaka şöyle: Seçim 2023 yenilgisinden sonra bunalımdan çıkmak için gittiğim tatili anlatıyorum. “Şezlonga uzandım. Tamam dedim Deniz, hayat bu, her şey geride kaldı, Türkiye, seçim, siyaset… Bütün yılın stresini denize akıtacağım.” Seçim yenilgisi yaşayan muhalif seküler bir karakter var. Tatilde huzur bulmak üzereyken bir şey yaşanıyor. “Tam böyle düşünürken denizin içinden birkaç insan çıktı. Saçları görünmüyor. Bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet.”</p>

<p>Seçim ve siyasetten biraz kaçtığım için seyircide büyük bir gerginlik yaşanıyor, tarif ettiğim profilin haşemalı kadınlar olduğunu düşünüyor %90’ı. Çünkü bu karikatür ve ezber bir kültürel tartışma yıllara damgasını vurmuş. Ve toplum çok yüksek bir tartışma. Seyircilerin muhafazakâr, özgürlükçü ya da feminist olanları… “Ama böyle biriysen Deniz büyük bir hayal kırıklığısın” diye nefesini tutuyor, geri kalanı da “salaksın mevzu bu mu?” diye düşünüyor, belki binde biri de “hah haşemalılar hakkında benim gibi düşünen biri sonunda” diyor. Es veriyorum. Herkes sessizliği hissediyor. Daha da geriliyor, sonra “siktiğimin dalgıçları” diyorum ve gösterinin en çok gülen ve alkışlanan yeri oluyor. Çünkü herkesi ters köşede bırakıyorum. Saçları görünmeyen, bütün vücudu kaplayan siyah bir kıyafet… Gerçekten dalgıç tarifine de uyuyor. Hatta haşemaların çoğunluğu siyah değil. O açıdan dalgıçlara daha uygun bir tarif. Seyirci hem ters köşeyi alkışlıyor hem de dalgıç yerine haşema olasılığından emin olmasına şaşırıyor. Bir yandan da hayal kırıklığı yaşatıp ayrımcı bir cümle sarf etmediğim için büyük bir psikolojik rahatlama yaşıyor. 5 bin tane birbirinden farklı insan ilk kez duyduğu bu cümleleri saniyeler içinde anlayıp reaksiyon gösteriyor ama nedense iddianameyi hazırlayanlar çok kez dinleyip okumalarına ve benim savunmalar-tutukluluk incelemelerindeki açıklamalarıma rağmen anlamamakta ısrar ediyor.</p>

<p>Hadi buraya kadar cümleler açık ama niyetim konusunda şüphelisiniz, bende ve 5 bin seyircide sinsi bir ima seziyorsunuz, şakanın devamı bir komedi gösterisi için fazlasıyla altı çizili ve net! Sağ olsun savcı suçlamayı boşa düşürmesine rağmen iddianameye bu kısmı koymuş: <i><strong>“Boşa alkışlamayın testi geçemediniz.”</strong></i> Bunun bir test olduğunu ve seyircinin testte yanlış tarafında kaldığını söylüyorum. <i><strong>“Siz de tanımış olduk”</strong></i> + <i><strong>‘‘Harbiye ismini hakkını verdi” Eski ordu – başörtüsü gündemine göndermeyken “Deniz Baykal ölmedi, bilinçaltınızda yaşıyor.”</strong></i> derken de başörtü yasağı tartışmalarının sembol isimlerinden Deniz Baykal’ı, önyargıların bilinçaltındaki sebebi, kalmış etkisi olarak anıyorum. Her şey ve benim konumum gayet net. Ama devam ediyorum, bu şakayı anlatmayı neden sevdiğimi analiz ederek: “Seyircinin çoğunluğu tatlı insanlar, aşırı geriliyorlar” ? Dalgıç yerine haşemalı deme ihtimalinden çekinen insanlardan, ayrımcı bir söylemde bulunmamdan korkan insanlardan “tatlı” diye bahsederek tartışmadaki konumumu da net bir şekilde belirtiyorum. Devamında da dalgıçlardan gerçekten nefret ettiğim sebebiyle açıklıyorum. Nefret tabii ki komik olsun diye abartılmış bir şey, ama dalgıçlar derken dalgıçları kastettiğimin başka bir kanıtı.</p>

<p>Neden böyle bir konuda şaka yapıyorum? Komedi ve stand-up, bazı insanların gözünde sabun köpüğü konular hakkında alaycı ve gerçeklerden kaçıp eğlence sağlayan bir alandır. Hâlbuki onlarca yıldır diğer sahne sanatları gibi, sinema, roman gibi, stand-up da kişisel ve toplumsal konulara dair çok etkili sanat ürünleri çıkarmıştır. Ben kişisel olarak stand-up’ı özellikle tabu sayılan, çatışmalı, üzücü, gergin konularda diğer anlatılardan ve onların eserlerinden daha güçlü buluyorum. Neden derseniz; gülmek bir refleks olduğu için kontrollü bir tepki mümkün olmuyor. Bu da bazı filtrelerden kurtulmayı mümkün kılıyor. 90 dakikalık gösterimde kişisel utançlarım, çelişkilerim, tabularım, korkularım ve çatışmalarım ile toplumsal çatışmalar, gerginlikler, tabular ve çelişkiler beraber yer alıyor. Canlı bombaların ya da sokak çetelerinin günlük hayatta bizde yarattığı korku, medya figürleri, politik figürler, psikiyatri hastanesindeki stajım vs. hepsinin gösteri içinde yeri var.</p>

<p>Bu şakada da Türkiye tarihinde nedense çok uzun yıllar yer kaplayan kıyafet konusu üzerinden benzer bir şey yapıyorum. Kadınların kıyafeti, siyasetçi erkeklerin üzerine konuştuğu bir konu oldu yıllarca. Biz de izledik. Özgürlükçü geçinen bazı tanıdıklarımın “haşema” üzerinden söyledikleri hep çelişkili gelirdi çocukken bile. Artık böyle “seküler karikatür” diyebileceğim insanlarla karşılaşmasam da, seyirciler arasında da olduğunu düşünmüyorum, hepimizin bilinçaltında o tansiyon ve tartışmalardan bir tortu kaldı. Bu da kendi başına komik bir durum. Bunu böyle bir şakayla ortaya çıkardığım için mutluyum. Gösterideki favori yerlerimden.</p>

<p>İşin garibi, kendini dindar/muhafazakâr olarak tanımlayan seyircilerimin de favori kısmı bu. Görüldüklerini hissediyorlar. “Haşema demeyeceğini biliyordum, yanımdakine de söyledim” demişti birisi mesela. Yani muhafazakârların en sevdiği şakadan dolayı, dindar kesimi aşağılamaktan yargılanıyorum. Eğer bu cümlelerden dinî değerleri aşağılama suçlamasıyla yargılanıyorsam, şu an Türkiye’de herkes, herkes derken gerçekten 86 milyon insan, her cümlesiyle dinî değerleri aşağılama ile yargılanabilir. Bu anlamı çıkarmak, bu kadar zoraki ve utanç vericidir.</p>

<p>En uzun vakti bu şakaya ayırdım çünkü benim için en hassas konu bu. Diğer suçlamalar ifade özgürlüğünün sınırlarıyla ilgiliyken, burada hayat görüşümle ve gösterimle uyuşmayan bir şeyle itham ediliyorum. Bir yandan da iddianameye bu cümlenin eklenmiş olması benim için bir şanstır. Suçlama halkın dindar kesimine karşı ayrımcılık iken, burada seküler kesime dair bir eleştiri olduğu görülüyor. Suçlama kendi içinde eriyor; herhangi bir kesime dair bir düşmanlığım yok.</p>

<p>Yöneticilere eleştirim var, Türkiye’ye dair her konuya dair de şakalarım var. Sıradan insan hedefim değildir ve doğal olarak seyircimdir. İddianamede dalgıç derken haşemalı dediğimi savcılık sorgusunda kabul ettiğim yazıyor. Bu ya büyük bir hata ya da art niyetli bir yorumdur. Sorguyu hatırlıyorum, böyle bir şey demedim. Kayıtlara geçen ifademe göre de dedim ki; “Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı gösterilen ön yargıya yönelik eleştiride bulunuyorum. Hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı önyargılı insanları eleştiriyorum. Söylemde “siktiğimin dalgıçları” diyerek ters köşeye düşürüyorum. Söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi önyargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum. Zaten söylemin devamında da “Harbiye testi geçemediniz” diyerek kastımın seyircinin önyargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum.”</p>

<p>Dediğim gibi tüm Türkiye’yi dolaşıp haşemalılara hakaret edip alkışlanmam hayatın olağan akışına uygun değildir. Paranoyak ve arkaik bir fantezidir; siktiğimin dalgıçları derken haşemalı insanları kastettim ve 0 şikayet.</p>

<p>Halkı kin ve nefrete teşvik suçlamasına dâhil 3 cümle, beni siyasi sebeplerle sevmeyen ve itibarsızlaştırıp ceza almamı isteyen sosyal medya trollerinin yapay bir şekilde hedef göstermesinden ibarettir. Oruç tutmada açlık sinirine atıf vardır, 4. kitapta saygısızlık yoktur ve dalgıç şakası bu düşmanca yaklaşan hesapların aceleyle yaptıkları bir hatadır. Halk, 500 CİMER şikâyetinden ibaret değildir. Bir kampanya ile hedef gösterilmemin önünün açılmaması gerektiğini düşünüyorum. Cümlelerimin arkasındayım, beraatimi talep ediyorum.</p>

<p>Şu ana kadar kendimi savunduğum 4 cümle, hem tutuklanmama sebep olan hem de 61. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 30 gün önce hakkımda tahliye kararı verilen suçlamalardır. Tutuklanmamdan 57 gün sonra, tam tahliye edildiğim gün, aynı gösteriden 3. suçlama olarak Daltonlar çetesini övdüğüm gerekçesiyle tutuklandım.</p>

<p>İçinde bulunduğum toplumun önemli ve güncel bir problemini mesleğim çerçevesinde, mizahi ve kinayeli bir üslupla dile getirdim. Bu suç şebekelerinin nasıl çalıştığını anlatan bir gazeteci ya da hakkında bir iddianame düzenleyen bir savcı işini ne kadar doğru yapıyorsa, bir komedyen olarak bu şaka ile benim yapmak istediğim de budur.</p>

<p>Yukarıda belirtiğim gerekçelerle üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, hakkımda <strong>BERAAT</strong> ve <strong>TAHLİYE</strong> kararı verilmesini talep ediyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/deniz-goktasin-savunmasinin-tam-metni</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/07/komedyen-deniz-goktas-havalimaninda-gozaltina-alindi.webp" type="image/jpeg" length="57713"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Menkul Kıymet Yatırım Fonları ile Yatırım Alternatiflerini Tanımak]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/menkul-kiymet-yatirim-fonlari-ile-yatirim-alternatiflerini-tanimak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/menkul-kiymet-yatirim-fonlari-ile-yatirim-alternatiflerini-tanimak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Finansal piyasalarda yatırım yapmak isteyen kişiler için farklı yatırım araçlarını tanımak, birikimlerin değerlendirilmesi açısından önemli bir adımdır. Özellikle doğrudan hisse senedi veya tahvil gibi araçlara yatırım yapmak yerine profesyonel portföy yönetiminden yararlanmak isteyen yatırımcılar i...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr" id="docs-internal-guid-7dd4efad-7fff-00a6-9ed2-05bfbbc78f17"><span>Finansal piyasalarda yatırım yapmak isteyen kişiler için farklı yatırım araçlarını tanımak, birikimlerin değerlendirilmesi açısından önemli bir adımdır. Özellikle doğrudan hisse senedi veya tahvil gibi araçlara yatırım yapmak yerine profesyonel portföy yönetiminden yararlanmak isteyen yatırımcılar için </span><strong><a href="https://oyakportfoy.com.tr/menkul-kiymet-yatirim-fonlari" rel="dofollow"><span>menkul kıymet yatırım fonları</span></a></strong><span> öne çıkan seçenekler arasında yer alır. Bu fonlar, farklı yatırım araçlarının belirli stratejiler doğrultusunda bir portföy içerisinde değerlendirilmesine olanak tanır.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 dir="ltr"><span>Menkul Kıymet Yatırım Fonları Nedir?</span></h2>

<p dir="ltr"><span>Menkul kıymet yatırım fonları, yatırımcılardan toplanan kaynakların belirlenen yatırım politikaları doğrultusunda çeşitli sermaye piyasası araçlarında değerlendirilmesi esasına dayanır. Fonun portföyünde yer alan varlıkların dağılımı, fonun türüne ve yatırım stratejisine göre değişiklik gösterebilir. Böylece yatırımcılar, tek bir yatırım aracına bağlı kalmadan farklı finansal araçlara erişim sağlayabilir.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Fon seçiminde yalnızca geçmiş dönem performansına odaklanmak yerine fonun yatırım stratejisi, risk seviyesi, portföy dağılımı, işlem koşulları ve yatırımcı bilgi formu gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi önem taşır.</span></p>

<h2 dir="ltr"><span>Farklı Yatırım Yaklaşımlarına Uygun Fonlar</span></h2>

<p dir="ltr"><span>Menkul kıymet yatırım fonları kendi içerisinde farklı özelliklere sahip olabilir. Para piyasası fonları kısa vadeli ve likit araçlara odaklanırken, borçlanma araçları fonları ağırlıklı olarak sabit getirili menkul kıymetleri değerlendirebilir. Değişken fonlarda ise portföy dağılımı daha farklı yatırım araçlarını kapsayabilir.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Hisse senedi yoğun fonlar, portföylerinde hisse senetlerine daha yüksek oranda yer verirken, katılım esaslı fonlar belirli katılım finansı ilkeleri doğrultusunda oluşturulabilir. Fon sepeti fonları ise farklı yatırım fonlarının katılma paylarına yatırım yaparak çeşitlendirilmiş bir yapı sunabilir. OYAK PORTFÖY’ün menkul kıymet yatırım fonları arasında bu kategorilerin farklı örnekleri bulunmaktadır.</span></p>

<h3 dir="ltr"><span>Fon Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?</span></h3>

<p dir="ltr"><span>Yatırım fonu seçimi kişisel finansal hedefler ve risk-getiri beklentileri doğrultusunda değerlendirilmelidir. Öncelikle yatırımcının yatırım süresi ve likidite ihtiyacı belirlenmelidir. Bunun yanında fonun yatırım yaptığı araçlar, risk seviyesi, yönetim stratejisi ve geçmiş performans verileri incelenebilir.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Fonlara ilişkin izahname ve yatırımcı bilgi formları da yatırım kararından önce başvurulabilecek temel kaynaklar arasındadır. OYAK PORTFÖY, menkul kıymet yatırım fonları için içtüzük, izahname ve yatırımcı bilgi formlarını yatırımcıların erişimine sunmaktadır.</span></p>

<h3 dir="ltr"><span>Profesyonel Portföy Yönetiminin Önemi</span></h3>

<p dir="ltr"><span>Finansal piyasaların yakından takip edilmesi, ekonomik gelişmelerin değerlendirilmesi ve portföy dağılımının yatırım stratejisine uygun şekilde oluşturulması uzmanlık gerektirebilir. Portföy yönetim şirketleri, belirlenen fon stratejileri kapsamında yatırım süreçlerini profesyonel bir yaklaşımla yürütür.</span></p>

<p dir="ltr"><span>OYAK PORTFÖY de farklı yatırım hedeflerine yönelik menkul kıymet yatırım fonları sunarak yatırımcılara çeşitli fon alternatiflerini inceleme imkânı sağlamaktadır. Güncel fon bilgileri, fonların yatırımcı bilgi formları ve diğer resmi dokümanlar üzerinden detaylı şekilde incelenebilir.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Sonuç olarak menkul kıymet yatırım fonları, farklı yatırım araçlarına profesyonel portföy yönetimi çerçevesinde erişmek isteyen yatırımcılar için değerlendirilebilecek finansal ürünler arasında yer almaktadır. Ancak her fonun yatırım stratejisi ve risk profili farklı olduğundan, yatırım kararı öncesinde ilgili fonun resmi belgelerinin incelenmesi önemlidir.</span></p>

<p dir="ltr"><strong>**** </strong><span>Yatırım tavsiyesi değildir. Burada yer alan bilgiler genel niteliktedir ve kişilerin mali durumu, risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak verilmiş kişisel yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım kararlarının ilgili fonun resmi dokümanları ve yetkili kuruluşlardan edinilecek bilgiler doğrultusunda değerlendirilmesi gerekir.</span></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/menkul-kiymet-yatirim-fonlari-ile-yatirim-alternatiflerini-tanimak</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-28-at-131753.jpeg" type="image/jpeg" length="15286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğum turizmi: Rus çiftler neden Brezilya’yı seçiyor?]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/dogum-turizmi-rus-ciftler-neden-brezilyayi-seciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/dogum-turizmi-rus-ciftler-neden-brezilyayi-seciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giderek daha fazla Rus çift, çocuklarının Brezilya’da dünyaya gelmesi için binlerce kilometre yol kat ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bazıları yalnızca çocuklarına ikinci bir pasaport kazandırmak isterken, bazıları Brezilya’da yeni bir hayat kurmayı hedefliyor. Peki Rus aileler neden özellikle Brezilya’yı tercih ediyor ve çocuklarının bu ülkede doğmasını gelecekleri açısından nasıl değerlendiriyor?</p>

<h2><strong>32 haftalık hamilelikle Brezilya’ya gitti</strong></h2>

<p>Yuliya ve Dmitri*, çocuklarının doğumu için bu yaz Rusya’dan Brezilya’ya uçan çiftlerden biri. Yuliya, Brezilya’ya giriş sırasında 32 haftalık hamile olmasına rağmen bunu yetkililere söylemediklerini anlatıyor: “Sınırda hamile olduğumu elbette söylemedik.”</p>

<p>Çift, Santos kentindeki özel bir klinikte kızlarının doğumunu gerçekleştirdi. Şimdi ise çocuklarının Brezilya vatandaşlığına ve pasaportuna ilişkin işlemleri tamamlamaya çalışıyor.</p>

<p>Brezilya’da genel kural olarak ülkede doğan kişiler vatandaşlık hakkı kazanıyor. Bu nedenle çift açısından yolculuğun temel amacı başından beri belliydi.</p>

<p>Dmitri bunu şöyle anlatıyor: “Hedefimize ulaştık.” Çift, Brezilya pasaportunun kızlarına ileride daha geniş seyahat ve yaşam seçenekleri sunacağını düşünüyor. Dmitri’ye göre kızları dünyanın çok sayıda ülkesine vizesiz seyahat edebilecek ve uzun ve masraflı Schengen vizesi süreçleriyle uğraşmak zorunda kalmayacak. Dmitri, “Nerede okuyacağına, çalışacağına veya yaşayacağına kendisinin karar verebilmesini istiyoruz” diyor.</p>

<h2><strong>İlk altı haftada 10 bin euro</strong></h2>

<p>Dmitri’nin bir iş arkadaşı da ağustos başında hamile eşiyle aynı amaçla Brezilya’ya gitti.</p>

<p>Çiftin verdiği bilgilere göre ilk altı haftada yaklaşık 10 bin euro harcandı. Bu miktara kızlarının birkaç gün yoğun bakımda gördüğü tedavi de dahil.</p>

<p>Dmitri, yolculuk nedeniyle Moskova’daki banka işinden ayrıldı. Brezilya’daki işlemler tamamlandıktan sonra Rusya’ya dönüp yeni bir iş bulmayı planlıyor.</p>

<p>Ancak çift, kızlarının bütün belgeleri tamamlanana kadar birkaç ay daha Brezilya’da kalacak. Bazı Rus aileler ise çocuklarının doğumunun ardından ülkeden ayrılmak yerine Brezilya’ya yerleşmeyi tercih ediyor.</p>

<h2><strong>Arjantin’deki değişiklikler Brezilya’yı öne çıkardı</strong></h2>

<p>Rusların Brezilya’ya yönelik ilgisinin son dönemde artmasının nedenlerinden biri de alternatif doğum turizmi rotalarındaki değişiklikler.</p>

<p>Rus vatandaşlarına destek sağlayan girişimlerin temsilcileri ve avukatlar, Ukrayna savaşı sonrasında farklı ülkelerin Rus vatandaşlarına yönelik giriş ve göç politikalarını sıkılaştırmasının Brezilya’ya ilgiyi artırdığını belirtiyor.</p>

<p>Özellikle Arjantin’in göç kurallarında yaptığı değişiklikler bu eğilimi güçlendirmiş görünüyor.</p>

<p>Doğum turizminin önemli merkezlerinden biri olan Arjantin’de 2025’ten itibaren kalıcı oturma izni bulunmayan kişilerin ücretsiz sağlık hizmetlerine erişimi sınırlandırıldı. Ülkeye girişte seyahat amacına yönelik kontroller de sıkılaştırıldı.</p>

<p>Ayrıca çocuğun doğumu üzerinden Arjantin vatandaşlığına ulaşmak isteyenlerin artık en az iki yıl yasal olarak ülkede ikamet ettiklerini kanıtlamaları gerekiyor.</p>

<p>Bu değişiklik Rusların Arjantin’e yönelik başvurularına da yansıdı. Rus haber portalı RBC’nin verilerine göre, Rus vatandaşlarının oturma izni başvuruları 2023’te 7 binin üzerine çıkarak rekor kırarken, 2025’in ortalarında bin 821’egeriledi.</p>

<p>Buna karşılık Brezilya pasaportu alan Rus vatandaşlarının sayısında artış yaşanıyor.</p>

<p>2024’te Rus vatandaşlarına 477 Brezilya pasaportu verildi. Bu sayı 2025’te 613’e yükseldi. Yeni vatandaşların yarısından fazlasını kadınlar oluşturdu.</p>

<p>Mayıs 2026 sonuna kadar ise Rus vatandaşlarına 166 Brezilya pasaportu verildi. Bunların yaklaşık yüzde 60’ı kadınlardan oluşuyordu.</p>

<h2><strong>Amaç yalnızca çocuklara pasaport almak değil</strong></h2>

<p>Bazı aileler açısından Brezilya’da doğum yapmak, yalnızca çocuğa vatandaşlık kazandırmakla sınırlı değil.</p>

<p>Brezilya’da doğan bir çocuğun ebeveynleri de oturma iznine başvurabiliyor. Belirli şartların yerine getirilmesi halinde ebeveynlerin yalnızca bir yıl sonra Brezilya vatandaşlığına başvurabilmesi mümkün.</p>

<p>Yana* ve eşi bu yolu 2023 yılında izledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yana, kararlarının yalnızca 2022’de başlayan savaşla bağlantılı olmadığını söylüyor:</p>

<p>“2022’deki gelişmeler elbette bunda rol oynadı ancak yurt dışında doğum yapma düşüncesi daha önceden vardı. Rusya’da pek çok şey olabilir. Her zaman ikinci bir pasaportum olsun ve çocuğumu başka bir ülkede dünyaya getireyim istedim.”</p>

<p>Hamileliği planlanmadan gerçekleşince çiftin önünde yalnızca hangi ülkeyi seçeceklerine karar vermek kaldı.</p>

<p>Yana oğlunu Brezilya’daki bir devlet hastanesinde dünyaya getirdi. Aile daha sonra yaklaşık üç yıl Brezilya’da yaşadı.</p>

<p>Yana, “Kendimiz ve çocuğumuz için pasaport almak bizim için önemliydi. Oradaki hayatı çok sevdim ve Portekizce öğrendim” diyor.</p>

<p>Çift girişimcilik yapıyor ve uzun süredir farklı ülkelerde yaşayarak bir tür “göçebe hayatı” sürdürüyor.</p>

<p>Yana bugün oğlunun Brezilya ile bağını korumaya çalışıyor:</p>

<p>“Portekizce kitaplar okuyoruz ve Brezilya hakkında çok konuşuyoruz. Vizesiz seyahat edebilmesini ve dünyaya açık kalmasını istiyorum.”</p>

<h2><strong>Florianopolis’te Rus nüfusu büyüyor</strong></h2>

<p>Brezilya’nın güneyindeki Florianopolis, son dönemde ülkedeki Rus toplumunun önemli merkezlerinden biri haline geldi. Yerel sağlık yetkililerinin verilerine göre kentte 2026’nın ilk altı ayında 119 Rus kadın hamilelik danışmanlığı hizmeti aldı. 2025 yılının tamamında bu sayı 136’ydı.</p>

<p>Kentte Rus vatandaşlarının sayısının artması, doğum turizmi etrafında yeni bir hizmet sektörünün de oluşmasına yol açıyor.</p>

<h2><strong>Doğum turizmi etrafında yeni bir sektör</strong></h2>

<p>Brezilya’ya gelen Rus ailelere yardımcı olan şirketler ve kişiler arasında daha önce kendileri de ülkeye göç etmiş Ruslar bulunuyor. Bu kişiler konaklama, hastane ve klinik organizasyonu, resmi belgeler, tercümanlık ve doğum sırasında doula desteği gibi hizmetler sunuyor.</p>

<p>Fiyatlar hizmetin kapsamına göre değişiyor. Yalnızca belge işlemleri için birkaç bin dolardan başlayan ücretler, konaklama, sağlık hizmetleri, tercüman veya doula desteğinin dahil olduğu kapsamlı paketlerde 10 bin doların üzerine çıkabiliyor. Ancak bu sektörün büyümesiyle birlikte Brezilyalı yetkililerin kontrolleri de sıkılaştırdığı belirtiliyor. Özellikle Florianopolis gibi Rus topluluklarının yoğunlaştığı kentlerde oturum başvuruları daha ayrıntılı inceleniyor.</p>

<p>İsmini açıklamak istemeyen bir avukata göre polis, başvuru sahiplerinin bildirdikleri adreslerde gerçekten yaşayıp yaşamadıklarını daha sık kontrol ediyor.</p>

<p>Geçici ve kalıcı oturma izinleri için talep edilen belgelerin sayısının da arttığı belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Hamile Rus kadınlar sınır dışı mı edildi?</strong></h2>

<p>Temmuz sonunda Rus Telegram kanalı Baza, daha sonra başka medya kuruluşlarının da aktardığı bir haberde, bazı hamile Rus kadınların Brezilya’dan “sınır dışı edildiğini” öne sürdü. Haberde 10 vakadan söz edildi. Ancak Brezilya polisi bu iddiayı reddetti.</p>

<p>Brezilyalı yetkililer, ülkeye girişin reddedilmesine ilişkin kararların her kişi için ayrı ayrı verildiğini belirtti. Değerlendirmenin somut koşullara ve yürürlükteki yasalara göre yapıldığı, hamileliğin tek başına girişin reddedilmesi açısından bir kriter olmadığı ifade edildi.</p>

<p>Bunun yerine sınır görevlileri seyahat belgelerinin geçerliliği, kişinin beyan ettiği seyahat amacı ve ülkede kalmak için yeterli maddi imkâna sahip olup olmadığı gibi unsurları inceliyor.</p>

<p>Dolayısıyla Brezilya’ya doğum amacıyla gelen Rus ailelerin sayısı artarken, ülkeye giriş ve sonrasında oturum işlemlerinin de geçmişe kıyasla daha yakından incelendiği görülüyor.</p>

<p>Rus çiftler açısından Brezilya’nın cazibesi ise yalnızca doğum hizmetlerinden ibaret değil. Çocuklarına farklı bir vatandaşlık kazandırmak, daha geniş seyahat imkânlarına sahip olmak ve bazı durumlarda kendileri için de yeni bir ülkede yaşam kurabilmek, bu uzun ve pahalı yolculuğun temel nedenleri arasında yer alıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Gündem, Yaşam</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/dogum-turizmi-rus-ciftler-neden-brezilyayi-seciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/ruslar-brezilyada-dogum-turizmi.jpg" type="image/jpeg" length="44814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İleri yaşlarda yeni alerjiler neden ortaya çıkıyor?]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/ileri-yaslarda-yeni-alerjiler-neden-ortaya-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/ileri-yaslarda-yeni-alerjiler-neden-ortaya-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsanlar hayatlarının herhangi bir döneminde, hatta daha önce hiçbir alerji yaşamamış olsalar bile yetişkinlikte yeni alerjiler geliştirebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alerjiler yalnızca çocuklukta ortaya çıkmıyor. İnsanlar hayatlarının herhangi bir döneminde, hatta daha önce hiçbir alerji yaşamamış olsalar bile yetişkinlikte yeni alerjiler geliştirebiliyor. Araştırmalar, bunun arkasında genetik yatkınlığın yanı sıra enfeksiyonlardan hormonal değişimlere, antibiyotik kullanımından kene ısırıklarına kadar çok farklı etkenlerin bulunabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Illinois’deki Northwestern Üniversitesi Gıda Alerjisi ve Astım Araştırma Merkezi Direktörü Ruchi Gupta’ya göre genetik tek başına açıklayıcı değil. Gupta, “Her şey genetik değil. Çoğu zaman bir şey bunu tetikliyor” diyor.</p>

<p>Bu tetikleyicilerden biri de Covid-19 olabilir.</p>

<h2><strong>Covid-19 sonrası bağışıklık sisteminde değişiklik</strong></h2>

<p>2026 tarihli bir araştırma, Covid-19 geçiren kişilerde alerjik rinit, yani halk arasında saman nezlesi olarak bilinen durum ile astım gelişme riskinin belirgin biçimde arttığını ortaya koydu.</p>

<p>Çalışmanın ortak yazarlarından İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nden dermatolog Philip Curman, Covid-19 sırasında bağışıklık sisteminin aşırı tepki verebildiğini belirtiyor. Curman’a göre enfeksiyon alerji riskini artırırken, aşılama bu riski azaltıyor.</p>

<p>Bağışıklık sisteminin enfeksiyonla mücadele sırasında yoğun bir iltihaplanma sürecine girmesi, daha sonra karşılaşılan bazı maddelerin yanlışlıkla tehdit olarak algılanmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Çocuklarda yaygın görülen respiratuar sinsityal virüs (RSV) ile soğuk algınlığına yol açan rinovirüsün de özellikle çocukluk döneminde benzer sonuçlarla bağlantılı olduğu daha önceki araştırmalarda gösterilmişti.</p>

<p>Gupta, enfeksiyon sonrasında gelişen bazı alerjileri bir çeşit “ikincil hasar” olarak değerlendiriyor. Bağışıklık sistemi bir virüsle savaşırken aşırı yük altındaysa, daha sonra karşılaştığı bir gıda maddesi veya çevresel alerjen için de “tehdit” tepkisi geliştirebiliyor.</p>

<h2><strong>Antibiyotikler de rol oynayabilir</strong></h2>

<p>Bazı durumlarda ise alerjinin tetikleyicisi enfeksiyonun kendisi değil, hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar olabiliyor. Antibiyotik kullanımı ile ilerleyen dönemde ortaya çıkan alerjiler arasında bağlantı bulunduğunu gösteren araştırmalar mevcut. Gupta bunun olası nedenlerinden birinin bağırsak mikrobiyomu olduğunu düşünüyor.</p>

<p>Bağırsaklarda trilyonlarca mikroorganizmadan oluşan karmaşık bir ekosistem bulunuyor. Antibiyotikler hastalığa neden olan bakterileri ortadan kaldırırken bu ekosistemin dengesini de değiştirebiliyor.</p>

<p>Bu değişiklik bağışıklık sisteminin çalışma biçimini etkileyebilir. Gupta’nın ifadesiyle ortaya bir tür “bağışıklık sisteminde kafa karışıklığı” çıkabilir ve normalde zararsız olan maddeler tehdit olarak algılanabilir.</p>

<h2><strong>Hormonlar da bağışıklık sistemini değiştirebiliyor</strong></h2>

<p>Yeni alerjilerin ortaya çıkabileceği bir başka dönem ise hamilelik. Washington Üniversitesi’nde hamilelik sırasında alerji yönetimi üzerine çalışan uzmanlardan Colas, daha önce çevresel alerjileri bulunan kadınların yaklaşık üçte birinde hamilelik sonrasında belirtilerin arttığını belirtiyor. Ancak hamilelik sırasında ilk kez ortaya çıkan her burun akıntısı veya tıkanıklık gerçek bir alerji anlamına gelmiyor.</p>

<p>Hiç alerjisi olmayan hamile kadınlarda da hapşırma, burun tıkanıklığı ve burun akıntısı görülebiliyor. “Hamilelik riniti” olarak adlandırılan bu durumun gerçek bir alerjiden çok, alerjiye benzeyen geçici bir reaksiyon olduğu düşünülüyor.</p>

<p>Bunun mekanizması henüz tam olarak açıklanamasa da hormonal değişimlerle bağlantılı olduğu düşünülüyor. Östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarının bağışıklık sistemiyle etkileşime girdiği biliniyor.</p>

<p>Benzer şekilde, kadınların yaşamındaki bir başka büyük hormonal değişim dönemi olan menopoz sonrasında da daha önce bulunmayan alerjilerin ortaya çıkabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor.</p>

<h2><strong>Bir kene ısırığı kırmızı ete alerjiye yol açabilir</strong></h2>

<p>Yeni bir alerjinin ortaya çıkması için bağışıklık sisteminin mutlaka bir enfeksiyon veya hormonal değişim yaşaması da gerekmiyor.</p>

<p>Bunun en sıra dışı örneklerinden biri, bazı kene ısırıklarının ardından ortaya çıkan alfa-gal sendromu.</p>

<p>Kuzey Amerika’ya özgü bir kene türünün yayılım alanı, iklim değişikliğiyle birlikte genişlerken, bu kenelerin ısırdığı bazı kişilerde kırmızı ete karşı alerjik reaksiyon gelişebiliyor.</p>

<p>Virginia Üniversitesi’nden tıp ve mikrobiyoloji profesörü Thomas Platts-Mills, bu bağlantıyı keşfeden araştırmacılardan biri.</p>

<p>Platts-Mills 2007’de Londra’da kuzu eti yedikten sonra gece yarısı şiddetli bir reaksiyon geçirdi. Saat 02.30’da uyanan araştırmacı, yaklaşık yarım saat sonra vücudunun kurdeşenle kaplandığını fark etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu deneyim, ekibinin yıllardır araştırdığı bir tıbbi gizemle de örtüşüyordu: Daha önce yıllarca sorunsuz biçimde et tüketen bazı kişiler neden aniden kırmızı ete karşı alerji geliştiriyordu?</p>

<p>Platts-Mills’in bir süre önce yaptığı doğa yürüyüşü sırasında kene larvaları tarafından ısırıldığı ortaya çıktı. Kan testleri de alerjik reaksiyonlarla ilişkili antikorların yüksek seviyede olduğunu gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar böylece kene ısırıkları ile söz konusu alerji arasındaki bağlantıyı daha net biçimde ortaya koydu.</p>

<h3><strong>Alfa-gal nedir?</strong></h3>

<p>Kenelerin tükürüğünde alfa-gal adı verilen bir şeker molekülü bulunabiliyor. Bu molekül, insanlar dışında çoğu memelinin vücudunda doğal olarak üretiliyor.</p>

<p>Bir kişi kene ısırığı sırasında alfa-gale maruz kaldığında bağışıklık sistemi bu molekülü tehdit olarak algılayabiliyor. Daha sonra kişi alfa-galle yeniden karşılaştığında bağışıklık sistemi tepki veriyor.</p>

<p>Bunun sonucunda kurdeşen, şişme ve mide-bağırsak sorunları ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Kenelerin yaşam alanlarının ABD’nin güneydoğusunun ötesine doğru genişlemesiyle birlikte alfa-gal sendromu vakalarının da arttığı bildiriliyor.</p>

<p>Resmi verilere göre yalnızca 2017-2022 döneminde 90 binden fazla kişiye alfa-gal sendromu tanısı konuldu.</p>

<h2><strong>Yeni gelişen alerji kalıcı olabilir mi?</strong></h2>

<p>Hamilelik riniti gibi bazı durumlar geçici olabiliyor. Ancak yetişkinlikte sonradan ortaya çıkan gerçek alerjiler çoğu zaman kalıcı olabiliyor.</p>

<p>Alerjinin ortaya çıkış nedeni enfeksiyon, kene ısırığı, bağırsak mikrobiyomundaki değişiklikler, hormonal dalgalanmalar veya belirlenemeyen başka bir faktör olabilir. Mekanizmanın temelinde ise aynı bağışıklık tepkisi bulunuyor. Bağışıklık sistemi normalde zararsız olan bir maddeyi tehlikeli bir istilacı olarak algılıyor ve ona karşı antikor üretiyor. Daha sonra aynı maddeyle her karşılaşmada bu bağışıklık yanıtı yeniden devreye giriyor.</p>

<p>Sonuç; burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ve kurdeşenden, ağır vakalarda yaşamı tehdit edebilen anafilaksiye kadar değişebiliyor.</p>

<p>Gupta bunu şöyle açıklıyor:</p>

<p>“Bağışıklık sisteminiz bir maddeyi zararlı olarak algılar ve o maddeye karşı antikorlar üretir. Artık vücudunuz her o maddeyle temas ettiğinde, saldırıya geçer.”</p>

<h2><strong>Alerjiyi ortadan kaldırmak mümkün mü?</strong></h2>

<p>Yeni bir alerjinin altında yatan neden biliniyorsa, bazı risk faktörlerini azaltmak mümkün olabilir. Ancak bugün için yetişkinlikte sonradan gelişen bir alerjiyi kesin olarak geri döndüren genel bir tedavi bulunmuyor.</p>

<p>Örneğin antibiyotik kullanımının ardından bağırsak mikrobiyomundaki değişikliklerin rol oynadığı düşünülüyorsa, mikrobiyomun çeşitliliğini desteklemenin olası yararları araştırılıyor. Gupta bu kapsamda probiyotik ve prebiyotiklerin yanı sıra yoğurt ve fermente gıdaların tüketilmesini öneriyor.</p>

<p>Viral enfeksiyonlarda ise erken ve etkili tedavinin aşırı iltihaplanmayı sınırlayarak ileride ortaya çıkabilecek bazı sorunları önleyip önleyemeyeceği araştırılıyor.</p>

<p>Curman da burada önemli bir soru bulunduğunu belirtiyor: “Erken tedaviyle astım gibi ikincil rahatsızlıkların gelişimini etkileyebilir miyiz?” Bu sorunun henüz kesin bir yanıtı yok.</p>

<h2><strong>Bağışıklık sistemini hedefleyen tedaviler umut veriyor</strong></h2>

<p>Araştırmaların önemli bir bölümü, alerjinin kendisinden ziyade bağışıklık sisteminin verdiği aşırı tepkiyi kontrol etmeye odaklanıyor.</p>

<p>Astım tedavisinde uzun yıllardır kullanılan Xolair (omalizumab), yakın dönemde gıda alerjilerine bağlı reaksiyonları azaltmada da etkili olduğu gösterilen ilaçlardan biri. İlaç, bağışıklık sistemindeki belirli mekanizmaları hedefleyerek aşırı alerjik tepkilerin ortaya çıkma ihtimalini azaltıyor. Bilim insanları bunun yanı sıra bağışıklık sistemini alerjenlere karşı yeniden “eğitmenin” yollarını da araştırıyor.</p>

<p>Deneysel yaklaşımlar arasında bağışıklık sisteminin alerjenlere daha kontrollü tepki vermesini sağlamayı amaçlayan aşılar ile doğrudan alerjenleri engelleyen antikorların vücuda verilmesini hedefleyen tek dozluk tedaviler bulunuyor.</p>

<p>Ancak Ruchi Gupta’nın da belirttiği gibi, şu anda yeni gelişmiş bir alerjiyi tamamen ortadan kaldırmanın kesin bir yolu yok. Buna rağmen araştırmalar hızla ilerliyor.</p>

<p>Gupta, 20 yıldır gıda alerjileri üzerine çalıştığını belirterek, bu süre içinde yaşanan bilimsel gelişmelerin kendisi için oldukça heyecan verici olduğunu söylüyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/ileri-yaslarda-yeni-alerjiler-neden-ortaya-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/ileri-yasta-yeni-alerji.jpg" type="image/jpeg" length="23238"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin kritik teknoloji uzmanlarının yurt dışına çıkışını sıkılaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/cin-kritik-teknoloji-uzmanlarinin-yurt-disina-cikisini-sikilastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/cin-kritik-teknoloji-uzmanlarinin-yurt-disina-cikisini-sikilastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[15 Eylül’de yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, teknoloji ve sanayi güvenliği açısından risk oluşturabilecek durumlarda Çin vatandaşlarının yurt dışına çıkışının engellenmesine imkân tanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin, yapay zeka ve diğer stratejik teknolojilerde yetişmiş insan kaynağını ve kritik bilgi birikimini ülke içinde tutmaya yönelik önlemleri genişletiyor. </p>

<p>Pekin’in attığı adım, ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabetinin yalnızca çipler, yapay zeka modelleri veya yatırımlar üzerinden yürütülmediğini; uzman insan kaynağının da stratejik bir unsur haline geldiğini gösteriyor.</p>

<p>Çin uzun yıllardır ABD ve Avrupa ülkelerinin teknoloji transferi ve fikri mülkiyet suçlamalarıyla karşı karşıya. Washington son dönemde Çinli yapay zeka şirketlerinin Amerikan modellerinden bilgi aktarımı yoluyla yararlandığını öne sürerken Pekin bu suçlamaları reddediyor ve ABD’nin ileri teknoloji alanındaki kısıtlamalarını Çin’in teknolojik gelişimini sınırlama girişimleri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Bu ortamda Çin de kendi teknolojik birikiminin ve yetişmiş uzmanlarının ülke dışına kontrolsüz biçimde taşınmasını önlemeye çalışıyor.</p>

<h2><strong>Teknoloji güvenliği için yeni dönem</strong></h2>

<p>Çin Devlet Konseyi tarafından Temmuz ayında yayımlanan ve 15 Eylül’de yürürlüğe giren yeni düzenleme, vatandaşların ülke dışına çıkışına ilişkin mevcut kuralları genişletiyor.</p>

<p>Buna göre teknoloji ithalatı ve ihracatına ilişkin kuralları ihlal eden ve bu ihlalin ulusal sanayi veya teknoloji güvenliğini tehlikeye atabileceği değerlendirilen kişilerin ülkeden çıkışı ilgili makamlar tarafından engellenebiliyor. Düzenleme ayrıca yurt dışında ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunan Çin vatandaşlarının ülkeye döndükten sonra belirli sürelerle yeniden yurt dışına çıkmasının engellenmesine de imkân tanıyor.</p>

<p>Pekin, düzenlemeyi yalnızca teknoloji transferinin önlenmesiyle sınırlı görmüyor. Çin makamları yeni kuralların egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarının korunmasının yanı sıra sınır ötesi dolandırıcılık ve yasa dışı faaliyetlerle mücadele gibi amaçlara da hizmet ettiğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak düzenlemedeki “teknoloji güvenliği” ve “ulusal güvenlik” gibi geniş ifadeler, uygulamanın kapsamına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<h2><strong>Çin’in yetişmiş insan kaynağı neden stratejik?</strong></h2>

<p>Pekin açısından mesele yalnızca sermayenin ülkeden çıkması değil, yapay zeka, batarya teknolojileri, nadir toprak elementleri, hassas mühendislik ve ileri üretim gibi alanlarda yetişmiş mühendisler ve araştırmacılar, Çin’in küresel teknoloji yarışındaki en önemli kaynaklarından biri. Bu nedenle Çinli yetkililer son dönemde özellikle kritik teknoloji alanlarında çalışan bazı uzmanların yurt dışı seyahatlerini daha yakından takip ediyor.</p>

<p>Bloomberg’in mayıs ayında aktardığı bilgilere göre Alibaba ve DeepSeek gibi şirketlerde çalışan bazı üst düzey yapay zeka araştırmacıları, yöneticiler ve şirket kurucularının yurt dışına çıkmadan önce izin almaları isteniyor. Bloomberg bu uygulamanın, Çin’in kritik teknoloji bilgisini ülke içinde tutma çabasının bir parçası olduğunu bildirdi. The Information’ın aktardığı bilgilere göre ise bazı DeepSeek çalışanlarından geçen yıl pasaportlarını teslim etmeleri istendi. Bu iddia Çin makamları tarafından doğrulanmadı.</p>

<h2><strong>Sermaye de mercek altında</strong></h2>

<p>Teknoloji uzmanlarının yanı sıra sermayenin ülke dışına çıkışı da Pekin’in gündeminde.</p>

<p>Bloomberg Intelligence’ın tahminlerine göre 2025 yılında yaklaşık 1 trilyon dolarlık Çin sermayesi ülke dışına çıktı. Bu rakam, Bloomberg’in söz konusu verileri toplamaya başladığı 2006’dan bu yana en yüksek çıkış olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Çin vatandaşlarının yurt dışına transfer edebildiği yıllık 50 bin dolarlık döviz kotası ise değiştirilmedi. Bununla birlikte Fransız yatırım bankası Natixis’in Asya-Pasifik başekonomisti Alicia Garcia-Herrero, varlıklı Çin vatandaşlarının bu sınırı aşmak için kullandığı alternatif kanalların arttığını belirtiyor.</p>

<p>Çin’de ve Çin dışında, vatandaşların başka ülkelere taşınmasına veya varlıklarını yurt dışına aktarmasına yardımcı olan ayrı bir sektör de gelişmiş durumda. Göç danışmanlığı şirketleri, uluslararası brokerler ve tröstler bu süreçte rol oynuyor.</p>

<p>Şirketler de sermaye ve uzmanlığı birlikte dışarı taşımak için yabancı iştirakler kurmak, yurt dışında halka arz gerçekleştirmek veya çalışanlarını başka ülkelere göndermek gibi yöntemlere başvurabiliyor.</p>

<h2><strong>Manus örneği</strong></h2>

<p>Çin’in teknoloji şirketleri üzerindeki yaklaşımının dikkat çeken örneklerinden biri yapay zeka girişimi Manus oldu.</p>

<p>Pekin’de iki Çin vatandaşı tarafından kurulan şirket, geçen yıl merkezini Singapur’a taşıdı. Şirketin bu hamlesinin arkasında küresel pazarlara daha kolay erişebilmek ve ABD’nin Çin’e yönelik yatırım kısıtlamalarının etkisini azaltmak gibi nedenlerin bulunduğu bildirildi. Meta’nın Manus’u yaklaşık 2 milyar dolara satın almak istediği dönemde ise Çin makamlarının anlaşmayı engellediği ve şirketin iki kurucusunun yurt dışına çıkışını yasakladığı öne sürüldü.</p>

<p>Bu örnek, Pekin’in stratejik teknoloji şirketlerinin yalnızca fikri mülkiyetini değil, şirketlerin kurucuları ve kilit insan kaynağını da stratejik bir unsur olarak görmeye başladığına işaret ediyor.</p>

<h2><strong>Çin’in teknoloji yarışındaki konumu</strong></h2>

<p>Çin’in kaygısının arka planında ABD ile giderek sertleşen teknoloji rekabeti bulunuyor. Washington, Çinli şirketlerin Amerikan yapay zeka modellerinden büyük ölçekli bilgi aktarımı gerçekleştirdiğini iddia ediyor. ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı, FBI ve Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenlik Ajansı eylül ayında DeepSeek, Moonshot AI, Alibaba ve diğer Çinli şirketleri bu yöntemleri kullanmakla suçladı. Çin Ticaret Bakanlığı ise suçlamaları “temelsiz” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Öte yandan ABD’nin Çin’e ileri teknoloji ve yapay zeka alanında uyguladığı ihracat kontrolleri de devam ediyor. Dolayısıyla Pekin için bu alan Çin’in kendi geliştirdiği teknolojilerin, uzmanlığın ve stratejik bilgi birikiminin küresel rekabet ortamında korunması için gerekli bir kontrol.</p>

<h2><strong>Kısıtlamalar ters tepebilir mi?</strong></h2>

<p>Ancak yeni önlemlerin Çin ekonomisi açısından yaratabileceği risklere dikkat çeken uzmanlar da bulunuyor. Singapur Yönetim Üniversitesi hukuk profesörü Henry Gao, sermayenin ve insan kaynağının hareketini zorlaştıran uygulamaların uzun vadede yatırımcı ve uzmanların güvenini zedeleyebileceğini savunuyor. Gao’ya göre insanlar ve sermaye ülke dışına çıkmakta zorlandıkça, gerekli kaynaklara sahip olanların alternatif yollar arama ihtimali artabilir.</p>

<p>Natixis başekonomisti Alicia Garcia-Herrero ise özellikle uzmanlara getirilen sınırlamaların daha kalıcı sonuçlar yaratabileceğini düşünüyor. Ona göre sermaye çeşitli izin ve finansal mekanizmalar üzerinden zaman içinde taşınabilirken, yurt dışına çıkması engellenen nitelikli bir mühendisin yerini kısa sürede doldurmak daha zor.</p>

<p>Bu değerlendirmeler, Pekin’in teknoloji güvenliği ile küresel yetenek çekme kapasitesi arasında yeni bir denge kurmak zorunda kalabileceğine işaret ediyor.</p>

<h2><strong>ABD de Çin’e seyahat konusunda uyardı</strong></h2>

<p>Yeni düzenlemeler yabancıların Çin’e giriş ve çıkışlarını da daha yakından düzenliyor. Çin’e vize başvurularında verilen bilgilerin gerçeğe uygun olması gerekiyor; yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi halinde yabancı vatandaşlara bir ila beş yıl arasında giriş yasağı uygulanabiliyor.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı ise 4 Eylül 2026’da güncellediği seyahat uyarısında, Çin ana karasında yerel yasaların keyfi uygulanması, adil ve şeffaf bir süreç olmadan çıkış yasakları uygulanması ve haksız gözaltı veya tutuklama riskinedeniyle ABD vatandaşlarının daha dikkatli olması çağrısında bulundu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Gündem, Teknoloji</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/cin-kritik-teknoloji-uzmanlarinin-yurt-disina-cikisini-sikilastiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/cin-yurtdisi-yasagi-teknoloji-koruma.jpg" type="image/jpeg" length="93982"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu soruşturması:  Eski cezaevi doktoru Turgay Tamer evinde ölü bulundu]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-eski-cezaevi-doktoru-turgay-tamer-evinde-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-eski-cezaevi-doktoru-turgay-tamer-evinde-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan dönemin cezaevi kampüs doktoru Turgay Tamer, İstanbul Büyükçekmece’deki evinde ölü bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan dönemin cezaevi kampüs doktoru Turgay Tamer, İstanbul Büyükçekmece’deki evinde ölü bulundu.</p>

<p>66 yaşındaki Tamer’in kesin ölüm nedeni henüz bilinmiyor. Cenazesi, ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. İlk incelemelerde ölüm şüpheli olarak değerlendirildi.</p>

<h2><strong>Kozinoğlu cezaevinde hayatını kaybetmişti</strong></h2>

<p>Kaşif Kozinoğlu, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra yaklaşık sekiz ay Silivri Cezaevi’nde kaldı. 12 Kasım 2011’de cezaevinde yaşamını yitiren Kozinoğlu’nun ölüm nedeni o dönem kalp krizi olarak açıklanmıştı.</p>

<p>Kozinoğlu’nun oğlu Özel Kozinoğlu ise babasının kalp rahatsızlığı bulunmadığını belirterek ölümün kalp krizi olarak açıklanmasına itiraz etmişti.</p>

<p>Yıllar sonra dosya yeniden açıldı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Ağustos 2026’da daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılmasının ardından soruşturmayı yeniden başlattı. Soruşturma kapsamında ölümde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının da araştırıldığı bildirildi.</p>

<p></p>

<h2><strong>Tamer iki hafta önce gözaltına alınmıştı</strong></h2>

<p>Turgay Tamer, soruşturmanın ikinci aşamasında 10 Eylül’de gözaltına alınan isimler arasında yer aldı. Savcılık işlemlerinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p>Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada Tamer’in, Kozinoğlu’nun tutuklu bulunduğu dönemde Silivri Cezaevi’nde kampüs doktoru olarak görev yaptığı, ancak adli tıp doktoru olmadığı belirtildi. Açıklamaya göre Kozinoğlu’nun sağlık durumunun kötüleştiği Tamer’e bildirilmedi ve Tamer Kozinoğlu’na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadı.</p>

<p>Başsavcılık ayrıca Tamer’in son dönemde bazı sağlık sorunları bulunduğunu ve bu nedenle bir süredir doktorluk yapamadığını bildirdi.</p>

<p>Tamer’in ölümünün, serbest bırakılmasından kısa süre sonra gerçekleşmesi soruşturmanın seyri açısından dikkat çeken bir gelişme oldu. Ancak ölüm nedenine ilişkin Adli Tıp incelemesi tamamlanmadan olayın nedenine ilişkin kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değil.</p>

<p></p>

<h2><strong>Soruşturmada çok sayıda kişi gözaltına alındı</strong></h2>

<p>Kozinoğlu’nun ölümünün yeniden soruşturulması kapsamında, 2011 yılında cezaevinde görev yapan çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.</p>

<p>Soruşturmanın önceki aşamalarında dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan tutuklandı. Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p>İkinci operasyon kapsamında gazeteci Selahattin Günday, kameraman İdris Tiftikçi, Turgay Tamer ile çeşitli sağlık çalışanları ve ambulans görevlileri gözaltına alındı.</p>

<p>Bu operasyonda Günday ile acil tıp teknisyenleri Özlem Uslu Öz ve Emre Atmaca tutuklanırken, Tamer’in de aralarında bulunduğu diğer bazı şüpheliler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p>Gazeteci Günday’a “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” ve “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlamaları yöneltildi. Daha sonra hakkında ayrıca örgüt kurma suçlamasıyla tutuklama kararı verildi. Günday ise suçlamaları reddederek gazetecilik faaliyeti nedeniyle hedef alındığını savundu.</p>

<p></p>

<h2><strong>Kurtlar Vadisi bağlantısı da soruşturmada yer aldı</strong></h2>

<p>Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri de Kurtlar Vadisi dizisiyle bağlantılı isimler oldu.</p>

<p>23 Eylül’de eski emniyet müdürü Bayram Özbek, “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” ve “kasten öldürmeye azmettirme” suçlamalarıyla tutuklandı.</p>

<p>Aynı gün Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, soruşturma kapsamında “bilgi sahibi” sıfatıyla ifade verdi.</p>

<p>Dizinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan da “bilgi sahibi” olarak ifadeye çağrıldı.</p>

<p>Ayrıca Pana Film direktörü İhsan Karademir soruşturma kapsamında ifade verdi ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p></p>

<h2><strong>Kozinoğlu’nun mezarı açıldı</strong></h2>

<p>Soruşturmanın en önemli adımlarından biri de Kozinoğlu’nun mezarının açılması oldu.</p>

<p>Ümraniye Mezarlığı’nda gerçekleştirilen fethi kabir işlemi sırasında, ölüm nedeninin kesin olarak belirlenmesi ve üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının araştırılması amacıyla cenazeden kemik örnekleri ile mezar toprağından numuneler alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İncelemelerde üç adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikerinden oluşan heyet görev yaptı.</p>

<p>Alınan örnekler üzerinden yapılacak incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu’nun Kozinoğlu’nun ölüm nedenine ve olası üçüncü kişi müdahalesine ilişkin bir mütalaa hazırlaması bekleniyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>“Hiçbir şüpheli ölüm karanlıkta bırakılmayacak”</strong></h2>

<p>Adalet Bakanlığı, mayıs ayında faili meçhul dosyaların yeniden incelenmesi amacıyla yeni bir birim oluşturmuştu.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, birimin çalışmalarının dördüncü ayında 46 maktulün bulunduğu 40 dosyanın aydınlatılmasını sağladığını açıklamıştı.</p>

<p>Gürlek, Kozinoğlu soruşturmasına ilişkin paylaşımında ise yıllar geçse dahi şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakılmaması konusunda kararlı olduklarını belirtti.</p>

<p></p>

<h2><strong>Kaşif Kozinoğlu kimdi?</strong></h2>

<p>1976’da Kara Harp Okulu’ndan mezun olan Kaşif Kozinoğlu, 1980’de Özel Harp Dairesi’nde göreve başladı.</p>

<p>1995’e kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde tim komutanlığı, istihbarat subaylığı, istihbarat şube müdürlüğü ve eğitim-öğretim grup komutanlığı görevlerinde bulundu.</p>

<p>Daha sonra ordudan ayrılarak MİT’e geçen Kozinoğlu, başta Orta Asya olmak üzere Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan’da görev yaptı.</p>

<p>Eylül 2010’da, dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın talimatıyla “baş müşavir” sıfatıyla Asya Bölgesi’ne atandı.</p>

<p>2011’de Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı çıkarıldığında Afganistan-Pakistan bölgesinde görev yapan Kozinoğlu, askeri kargo uçağıyla Türkiye’ye döndü. Gözaltına alınmasının ardından tutuklandı.</p>

<p>Ancak tutukluluğunun sekizinci ayında, 12 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetti. O dönem ölüm nedeni kalp krizi olarak açıklandı.</p>

<p>Bugün yeniden yürütülen soruşturmanın temel sorularından biri ise Kozinoğlu’nun ölümünde herhangi bir üçüncü kişinin müdahalesi bulunup bulunmadığı. Bu sorunun yanıtı için hem mezardan alınan örneklerin incelenmesi hem de 2011’de cezaevinde yaşananlara ilişkin yeni delillerin değerlendirilmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-eski-cezaevi-doktoru-turgay-tamer-evinde-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 23:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/kozinoglu-sorusturmasi-olum.jpg" type="image/jpeg" length="98612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: Bu hafta İran ile daha fazla görüşme bekliyorum]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/trump-bu-hafta-iran-ile-daha-fazla-gorusme-bekliyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/trump-bu-hafta-iran-ile-daha-fazla-gorusme-bekliyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın 7 günlük ateşkes teklifini reddetmesinin ardından bu hafta Tahran yönetimiyle daha fazla görüşme yapılmasını beklediğini belirterek, İran'ın anlaşma istediğini ancak sunulan teklifin kendi beklentilerini karşılamadığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden gemi trafiğine açılması amacıyla sunduğu 7 günlük ateşkes teklifini reddetmesinin ardından, bu hafta Tahran yönetimiyle daha fazla görüşme yapılmasını beklediğini açıkladı.</p>

<p>Trump, Axios haber sitesine telefonla verdiği röportajda, Körfez'deki kriz ve İran ile yürütülen müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>ABD'li müzakerecilerin bu hafta İranlı yetkililerle yeni görüşmeler gerçekleştirmesini beklediğini belirten Trump, "Bu hafta İran'la daha fazla görüşme bekliyorum. Bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil" ifadelerini kullandı.</p>

<p>İran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatmayı değerlendirip değerlendirmediği sorulan Trump, "Bunu her zaman düşünüyorum" yanıtını verdi.</p>

<p>ABD ordusunun Hürmüz Boğazı'ndan petrol sevkiyatını kolaylaştırdığını savunan Trump, hafta sonu boyunca boğazdan 20 milyon varilin üzerinde petrol ihraç edildiğini öne sürdü.</p>

<p>Öte yandan Katar ve diğer bölgesel arabulucular, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması için girişimlerini sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki temel anlaşmazlıklar devam ediyor.</p>

<p>İran yönetimi, görüşmelerin Hürmüz Boğazı ve ABD'nin uyguladığı deniz ablukası üzerinde yoğunlaşmasını isterken, Trump yönetimi Tahran'dan nükleer programına ilişkin tavizler talep ediyor.</p>

<p>Trump, daha önce İran'ın arabulucular aracılığıyla ABD'ye ilettiği ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden gemi trafiğine açılmasını öngören 7 günlük ateşkes teklifini reddetmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD Başkanı, söz konusu teklife ilişkin açıklamasında, "Hürmüz'ü bir an önce açmak için anlaşma yapmak istiyorlar, çünkü çok fena yeniliyorlar" ifadesini kullanmıştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/trump-bu-hafta-iran-ile-daha-fazla-gorusme-bekliyorum</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 22:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/08/trump-hurmuz-bogazinin-eskisi-kadar-onemli-olmayacagini-dusunuyorum.png" type="image/jpeg" length="30255"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deniz Göktaş'tan ilk duruşması öncesi yeni paylaşım: 'Karatepe’de sınıf atlama heyecanı']]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/deniz-goktastan-ilk-durusmasi-oncesi-yeni-paylasim-karatepede-sinif-atlama-heyecani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/deniz-goktastan-ilk-durusmasi-oncesi-yeni-paylasim-karatepede-sinif-atlama-heyecani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu komedyen Deniz Göktaş, 28 Eylül’de Çağlayan Adliyesinde görülecek duruşması öncesinde cezaevinden paylaşım yaptı. Göktaş, 88 günlük tutukluluk sürecinde müziğe erişimini ve cezaevindeki günlük yaşamını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu komedyen Deniz Göktaş, 28 Eylül’de Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesinde görülecek duruşması öncesinde cezaevinden paylaşım yaptı. Göktaş, 88 günlük tutukluluk sürecinde müziğe erişimini ve cezaevindeki günlük yaşamını anlattı.</p>

<p>“Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” iddiasıyla 12 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edilen tutuklu Komedyen Deniz Göktaş, bugün (28 Eylül) Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da ilk duruşmasında hakim karşısına çıkacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cezaevinden mesaj paylaşan ve Karatepe "Kuyu Tipi" Cezaevinde 87 gündür tutuklu bulunan Göktaş, cezaevindeki günlük yaşamından, fon soruşturması kapsamında tutuklananların cezaevinde yarattığı etkiden ve müziğe erişiminden söz etti.</p>

<h3>"88 gün sonra ilk kez araba kornası duyacağım"</h3>

<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bugünkü duruşmasına değinen Göktaş, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim" dedi.</p>

<p>Göktaş, sağlık durumuna ilişkin ise "İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadelerini kullandı.</p>

<h3>"Mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı"</h3>

<p>Göktaş, paylaşımında Karatepe Cezaevi’ndeki gelişmelere de değindi. Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ve Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'in fon soruşturması kapsamında tutuklanmasına göndermede bulunan Göktaş “Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de, mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h3>Yeni konusu: Cezaevi ve müzik</h3>

<p>Göktaş, bunun ardından paylaşımında cezaevinde müzik konusuna yer verdiğini belirterek, "Ben de buna uygun olarak bu tweette ‘zengin derdi’ sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik" dedi.</p>

<p>Tutukluluk öncesinde "müziksiz yaşayamam" diyen biri olmadığını söyleyen Göktaş, cezaevinde geçen sürenin ardından bu düşüncesinin değiştiğini belirtti. Göktaş, "Müziksiz 88 gün yaşayamam tipi bir insanmışım meğer" ifadelerini kullandı.</p>

<h3>"Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti"</h3>

<p>Pek seçenek bulunmadığından Türkçe pop alerjisini aşması gerektiğinden bahseden Göktaş, savunmasını hazırladığı sırada uzun süre Dream Türk izlediğini söyledi. Göktaş “Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir. 24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik” dedi. Türkçe popa yönelik yaklaşımının bu süreçte değiştiğini belirten Göktaş, Eypio ve Sibel Can’ın “Kıyamam” ile Mabel Matiz’in “Umrumdışı” şarkılarını favorileri arasında sıraladı.</p>

<p>Göktaş, Mabel Matiz dinlediği sırada yaşadığı bir anıyı da, "Hücremde Mabel Matiz’in ‘Ben büyüttüm boy boy’ dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti" sözleriyle aktardı.</p>

<h3>Cezaevinde yazdığı rap'i paylaştı</h3>

<p>Cezaevindeki yemek dağıtımından da söz eden Göktaş, sabah saat 09.00’da ekmek, haftanın bazı günlerinde ise ekmekle birlikte poğaça dağıtıldığını belirtti. Dağıtım sırasında görevlinin koridorda "Ekmek ve poğaça" diye seslendiğini aktaran Göktaş, bu ifadeden yola çıkarak cezaevinde yazdığı rap sözlerini de paylaşımına ekledi.</p>

<p>Göktaş mesajını "Görüşmek üzere" sözleriyle tamamladı.</p>

<p>Deniz Göktaş'ın paylaşımının tamamı şöyle:</p>

<p>"Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,</p>

<p>Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.</p>

<p>88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?</p>

<p>İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.</p>

<p>Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette 'zengin derdi' sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.</p>

<p>'Müziksiz yaşayamam' tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama 'müziksiz 88 gün yaşayamam' tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.</p>

<p>Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.</p>

<p>24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.</p>

<p>Favorilerim:<br />
Eypio &amp; Sibel Can – Kıyamam<br />
Mabel Matiz – Umrumdışı</p>

<p>Hücremde Mabel Matiz’in 'Ben büyüttüm boy boy' dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.</p>

<p>Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: 'Ekmek ve poğaçaaaa'</p>

<p>(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)</p>

<p>Ekmek ve poğaça<br />
Vaktimiz bolca<br />
Cicibebe olmasa<br />
Halimiz n’olcak<br />
Menü ful carbo<br />
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca<br />
Haluk [Levent], Cem [Küçük], Özkan [Yalım], ben<br />
D Blok dört yapraklı yonca</p>

<p>Görüşmek üzere."</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/deniz-goktastan-ilk-durusmasi-oncesi-yeni-paylasim-karatepede-sinif-atlama-heyecani</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/deniz-goktas.jpg" type="image/jpeg" length="45926"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya'da öğrencilerden zorunlu askerlik protestosu]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/almanyada-ogrencilerden-zorunlu-askerlik-protestosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/almanyada-ogrencilerden-zorunlu-askerlik-protestosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da 100 kentte 45 binden fazla öğrenci zorunlu askerliğe karşı sokağa çıktı. Hükümet asker sayısını 180 binden 260 bine çıkarmayı hedeflerken, gençler askerliğin zorunlu olmasına karşı çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya genelinde on binlerce genç, olası bir zorunlu askerlik uygulamasına karşı sokağa çıktı.</p>

<p>"Zorunlu Askerliğe Karşı Okul Grevi" adlı girişimin açıklamasına göre, Cuma günü ülke genelinde yaklaşık 100 şehirde 45 binden fazla öğrenci eylemlere katıldı. Polisin açıkladığı bilgilere göre, Berlin-Wedding'de 2 bin 400 kişi gösteri yaparken, Frankfurt'ta 180, Stuttgart'ta 200, Nürnberg'de 400 ve Münih'te 700 öğrenci hükümetin zorunlu askerlik kararını protesto etti.</p>

<h1>"Hükümet bunu ciddiye alıyor"</h1>

<p>Girişimin basın sözcüsü Bela Breitner, "Önce anketler, şimdi de aslında Temmuz 2027'de başlaması planlanan zorunlu yoklamaların duyurulması söz konusu. Federal hükümet, zorunlu askerliği aşamalı olarak yeniden getirme konusunda ciddi. Anketlere verilen yanıtlar, gençlerin orduya katılmak istemediğini gösteriyor" diye konuştu.</p>

<h2>Yeni askerlik yasası ne getiriyor?</h2>

<p>Yeni askerlik hizmetine ilişkin yasa Ocak ayında yürürlüğe girdi. Yasanın özünü, 2008 doğumlu genç erkekler için zorunlu yoklama uygulaması oluşturuyor.</p>

<p>Bu adımla ordunun genişletilmesi için gönüllü asker toplanması hedefleniyor. Hükümet asker sayısını 180 binden 260 bine çıkarmayı hedefliyor. Belirlenen hedeflere ulaşılamaması halinde Federal Meclis (Bundestag), zorunlu askerliğin yeniden getirilmesine karar verebilecek.</p>

<p>Bundestag, zorunlu askerlik uygulamasını 2011 yılında askıya almıştı. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ülke için bir güvenlik tehlikesi mevcut olduğuna inanan Alman hükümeti, zorunlu askerliği geri getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: DW Türkçe</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/almanyada-ogrencilerden-zorunlu-askerlik-protestosu</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/79434130-1004.webp" type="image/jpeg" length="65917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Die Linke neden hedefte? Berlin’de asıl kavga Eralp’in sol politikaları üzerinden büyüyor]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/die-linke-neden-hedefte-berlinde-asil-kavga-eralpin-sol-politikalari-uzerinden-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/die-linke-neden-hedefte-berlinde-asil-kavga-eralpin-sol-politikalari-uzerinden-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seçim sonucunda kamusal emlak programın geniş bir seçmen kitlesinden destek görmesinin ardından Die Linke üzerindeki siyasi baskı arttı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Berlin seçimlerinden Die Linke’nin tarihi zaferle çıkmasının ardından Almanya’da tartışmanın yönü hızla değişti. Elif Eralp liderliğindeki Die Linke’nin yüzde 25’in üzerinde oy alarak birinci parti olması, yalnızca Berlin’de yeni bir hükümet ihtimalini değil, Almanya’da yıllardır geri planda kalan bir başka siyasi çatışmayı da yeniden gündeme taşıdı: Ekonomik olarak gerçekten sol bir programın iktidara gelme ihtimali.</p>

<p>Eralp ve Die Linke’nin özellikle büyük emlak şirketlerinin elindeki konutların toplumsallaştırılması, kiraların sınırlandırılması, kamu konutlarının güçlendirilmesi ve sosyal politikaların genişletilmesi yönündeki programı, seçim kampanyasının merkezinde yer aldı.</p>

<p>Seçim sonucunda bu programın geniş bir seçmen kitlesinden destek görmesinin ardından ise Die Linke üzerindeki siyasi baskı arttı. Partinin bazı üyeleri ve Berlin teşkilatı üzerinden antisemitizm tartışması yürütülürken, Yeşiller içinden de Die Linke ile olası bir koalisyona karşı sesler yükseldi.</p>

<p>Son olarak Baden-Württemberg Başbakanı ve Yeşiller’in önde gelen isimlerinden Cem Özdemir, Die Linke’ye yönelik ölçünün AfD’ye uygulanan ölçüyle aynı olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özdemir, AfD’deki tartışmalı açıklamaların “tek tek kişilerin sözleri” denilerek geçiştirilemeyeceğini savunurken, aynı yaklaşımın Die Linke için de uygulanması gerektiğini belirtti. Böylece seçimden yalnızca birkaç gün sonra Almanya siyasetinde dikkat çekici bir karşılaştırma ortaya çıktı: Berlin’de yüzde 25’in üzerinde oy alan Die Linke ile Almanya’nın aşırı sağ partisi AfD, aynı siyasi ölçekte tartışılmaya başlandı.</p>

<p></p>

<h2><strong>Peki neden şimdi?</strong></h2>

<p>Die Linke’nin bazı üyelerine yönelik antisemitizm eleştirileri elbette yeni değil. Parti içinde de bu konuda tartışmalar ve eleştiriler bulunuyor. Ancak Berlin seçimlerinden sonra tartışmanın olağanüstü biçimde büyümesinin zamanlaması dikkat çekiyor.</p>

<p>Çünkü seçimden çıkan sonuç, Die Linke’yi yalnızca güçlü bir muhalefet partisi olmaktan çıkarıp Berlin’de hükümet kurabilecek konuma taşıdı.</p>

<p>Üstelik partinin seçim kampanyasının merkezinde, Almanya’nın ekonomik düzenine doğrudan dokunan politikalar bulunuyordu.</p>

<p>Elif Eralp, Berlin’in konut krizinin çözümünü büyük ölçüde kamu müdahalesinde görüyor. Büyük konut şirketlerinin toplumsallaştırılması, kira sınırlandırması ve kamu konutlarının güçlendirilmesi Eralp’in programının temel unsurları arasında.</p>

<p>Seçimden hemen önce de Eralp, büyük emlak şirketlerinin elindeki konutların toplumsallaştırılması konusunda geri adım atmayacağını açıkça ortaya koydu. Die Linke’nin seçim zaferinden sonra da bu politikanın olası koalisyon görüşmelerinin temel taleplerinden biri olacağı bildirildi.</p>

<p>Bu, Berlin’deki mevcut ekonomik dengeler açısından sıradan bir politika önerisi değil.</p>

<p>2021’de Berlin’de yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 59’a yakını, 3 binden fazla konuta sahip büyük emlak şirketlerinin konut stokunun toplumsallaştırılması yönünde oy kullanmıştı. Eralp şimdi bu kararın uygulanmasını istiyor.</p>

<p>Dolayısıyla mesele yalnızca “sol bir partinin hükümete katılması” değil. Milyarlarca avroluk konut varlığının özel şirketlerden kamu yararı temelinde yönetilecek yapılara aktarılması gibi son derece kapsamlı bir ekonomik dönüşümden söz ediliyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>Emlak şirketleri, kira ve kamu yararı</strong></h2>

<p>Eralp’in siyaseti yalnızca toplumsallaştırma talebinden ibaret de değil.</p>

<p>Die Linke’nin seçim programında kira yükünün azaltılması, kamu konut şirketlerinin güçlendirilmesi, yeni sosyal konutların yapılması ve konut piyasasındaki spekülasyonun sınırlandırılması öne çıkıyor.</p>

<p>Eralp, Ağustos ayında yaptığı açıklamada yüksek kiraların spekülasyon ve siyasi hareketsizliğin sonucu olduğunu savundu ve ülke çapında kira sınırlandırmasının mümkün olduğunu belirtti. Berlin’de iktidara gelmesi durumunda ise ilk adımlardan birinin kamuya ait konut şirketlerinde kira sınırı uygulamak olacağını söyledi.</p>

<p>Seçim kampanyasında kendisini “çalışan insanların avukatı” olarak tanımlayan Eralp, konut sorununu da kişisel bir siyasi mücadele alanı olarak tarif ediyor: İnsanların yaşadıkları şehirden yüksek kiralar nedeniyle dışlanmasına karşı çıkıyor.</p>

<p>Bu nedenle Berlin seçimleri, klasik anlamda bir “sol-sağ” tartışmasının ötesine geçiyor. Bir tarafta konutun piyasa koşullarına daha fazla bırakılmasını savunan anlayışlar, diğer tarafta konutu temel bir kamu hizmeti olarak gören ve büyük özel mülkiyetin sınırlandırılmasını isteyen Die Linke bulunuyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>Antisemitizm tartışması siyasi mücadelenin merkezine yerleşti</strong></h2>

<p>Tam bu noktada Die Linke’ye yönelik antisemitizm eleştirileri devreye giriyor.</p>

<p>Partinin bazı üyeleri ve özellikle Berlin teşkilatındaki bazı aktörler nedeniyle bu eleştirilerin somut bir zemini bulunuyor. Ancak bu eleştirilerin Die Linke’nin tamamına veya doğrudan Eralp’e yöneltilmesi ayrı bir mesele.</p>

<p>Eralp, seçim kampanyası boyunca antisemitizme karşı olduğunu açıkça söyledi. Yahudi yaşamının korunması gerektiğini vurgularken, partisinin kendi içerisindeki antisemitik tutumlarla da mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Aynı zamanda Gazze’deki Filistinlilerin haklarını ve sivil halkın korunmasını savunuyor.</p>

<p>Bu iki tutumun birbirinin karşıtı olması gerekmiyor.</p>

<p>İsrail hükümetinin politikalarını eleştirmek, Gazze’deki sivillerin haklarını savunmak veya Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakkını desteklemek tek başına Yahudilere yönelik düşmanlık anlamına gelmiyor. Antisemitizm, Yahudilere Yahudi oldukları için yöneltilen düşmanlık, ayrımcılık veya nefret üzerinden tanımlanıyor.</p>

<p>Dolayısıyla siyasi tartışmada kritik soru, bir siyasetçinin Filistinlilerin haklarını savunup savunmadığı değil; Yahudilere yönelik düşmanlığı veya ayrımcılığı destekleyip desteklemediği.</p>

<p>Eralp ise kendisini defalarca bu tutumdan ayırdı.</p>

<p></p>

<h2><strong>Aynı ölçü gerçekten AfD’ye de uygulanıyor mu?</strong></h2>

<p>Cem Özdemir’in son açıklaması tartışmayı tam da bu nedenle başka bir düzleme taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özdemir, Die Linke’deki antisemitik açıklamalarla mücadelede AfD için kullanılan ölçünün kullanılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ancak bu karşılaştırma Almanya’daki siyasi tablo açısından daha geniş bir soruyu da beraberinde getiriyor.</p>

<p>AfD’nin Almanya’daki konumu ile Die Linke’nin konumu aynı değil. AfD, Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından ülke çapında “aşırı sağcı şüpheli oluşum” olarak sınıflandırılmış durumda. Die Linke ise parti olarak bu şekilde sınıflandırılmıyor.</p>

<p>Dahası, Almanya’da siyasi suçların dağılımı da aynı tabloyu göstermiyor. 2025 yılı BKA verilerinde sağ motivasyonlu siyasi suçların sayısı sol motivasyonlu siyasi suçların birkaç katına ulaştı.</p>

<p>Bu durum Die Linke içerisindeki antisemitizm iddialarının önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Ancak iki farklı siyasi olgunun birbirine eşitlenmesinin ayrıca açıklanması gerekiyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>Berlin’deki asıl siyasi mücadele</strong></h2>

<p>Berlin seçimlerinin ardından ortaya çıkan tablo bu nedenle oldukça açık bir siyasi çatışmaya işaret ediyor.</p>

<p>Die Linke ilk kez Berlin’de yalnızca muhalefet yapabilecek değil, hükümete liderlik edebilecek güçte bir parti hâline geldi. Üstelik bunu, büyük ölçüde kira krizi, konut, sosyal adalet ve kamu yararı üzerinden şekillendirdiği bir kampanyayla yaptı.</p>

<p>Eralp’in önerdiği politikalar, Berlin’deki büyük emlak şirketlerinin ekonomik çıkarlarına doğrudan dokunuyor. Toplumsallaştırma tartışması milyarlarca avroluk konut varlığının nasıl yönetileceği sorusunu gündeme getiriyor.</p>

<p>Bu nedenle bugün Berlin’de yaşanan tartışmayı yalnızca antisemitizm üzerinden okumak, seçim sonucunun arkasındaki ekonomik ve sosyal talepleri görünmez hâle getirme riski taşıyor.</p>

<p>Öte yandan Almanya’nın diğer bölgelerinde AfD’nin güçlenmesi devam ediyor. Aşırı sağın yükselişi ülke siyasetinin en önemli başlıklarından biri olmayı sürdürürken, Berlin’de seçimden birinci çıkan sol partiye yönelik tartışmanın giderek AfD ile aynı siyasi ölçekte kurulması dikkat çekiyor.</p>

<p>Berlinlilerin sandıkta ortaya koyduğu sonuç ise başka bir gerçeğe işaret ediyor: Die Linke’nin ekonomik olarak daha radikal bir sol programla seçmene gitmesi, bu programın şehirde karşılık bulabileceğini gösterdi.</p>

<p>Şimdi asıl mesele, bu programın hükümet masasında ne ölçüde korunacağı.</p>

<p>Çünkü Berlin’deki mücadele yalnızca kimin hükümet kuracağıyla ilgili değil.</p>

<p>Konutun bir yatırım aracı mı, yoksa kamusal bir hak mı olduğu; büyük emlak şirketlerinin gücünün sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağı ve kamu yararının piyasa çıkarlarının önüne geçirilip geçirilemeyeceği de tartışılıyor.</p>

<p>Elif Eralp’in seçim zaferiyle birlikte Almanya siyasetinin karşısına çıkan yeni soru da tam olarak burada yatıyor: Gerçekten sol bir ekonomik program, Almanya’nın en büyük kentlerinden birinde iktidar olduğunda ne kadar ileri gidebilir?</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Siyaset</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/die-linke-neden-hedefte-berlinde-asil-kavga-eralpin-sol-politikalari-uzerinden-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/die-linke-elif-eralp-hedefte.jpg" type="image/jpeg" length="79512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2015'ten sonra doğanlara ömür boyu sigara satış yasağı gündemde]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/2015ten-sonra-doganlara-omur-boyu-sigara-satis-yasagi-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/2015ten-sonra-doganlara-omur-boyu-sigara-satis-yasagi-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, 2015 ve sonrasında doğanlara ömür boyu sigara satışını yasaklamaya hazırlanırken, 2040’tan sonra tütün ürünlerinin üretim ve satışını da yasaklamayı hedefliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de tütün ürünlerinin satış ve kullanımına yönelik yeni düzenlemeler hazırlanıyor. Sağlık Bakanlığının yaklaşık bir yıldır üzerinde çalıştığı ve ekim ayında TBMM’ye sunulması beklenen kanun teklifinde, özellikle çocuk ve gençleri korumaya yönelik kapsamlı sınırlamalar yer alıyor.</p>

<p>Taslakta, 1 Ocak 2015 ve sonrasında doğanlara hayatları boyunca tütün ürünlerinin satışının ve kullanımının yasaklanması öngörülüyor. Ayrıca 2040 yılından sonra tütün ürünlerinin üretim ve satışının tamamen yasaklanması hedefleniyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, hazırlanan düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p></p>

<h3><strong>2015 SONRASI DOĞANLARA ÖMÜR BOYU YASAK</strong></h3>

<p>Taslakta çocuk ve gençlerin korunmasına yönelik maddelerin öne çıktığını belirten Ergüder, 1 Ocak 2015 ve sonrasında doğanlara tütün ürünlerinin satışının ve kullanımının yasaklanmasının planlandığını söyledi.</p>

<p>Ergüder, “Çocukları ve özellikle kız çocuklarımızı korumak için 1 Ocak 2015 tarihinden sonra doğanlara, hayatları boyunca tütün ürünlerinin kullanımı, içimi, satışı yasaklanıyor. İngiltere’de bu yasa geçti. Pek çok ülkede geçiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<h3><strong>2040’TAN SONRA ÜRETİM VE SATIŞ DA YASAKLANABİLİR</strong></h3>

<p>Yeni düzenlemeyle yalnızca belirli yaş gruplarına yönelik satışın sınırlandırılması değil, uzun vadede tütün ürünlerinin tamamen piyasadan kaldırılması da hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda 2040 yılından sonra tütün ürünlerinin üretim ve satışının yasaklanması planlanıyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>LOKANTALARDA AÇIK ALANLARA DA SİGARA YASAĞI</strong></h3>

<p>Taslakta kapalı alanların yanı sıra açık alanlara yönelik yeni düzenlemeler de bulunuyor.</p>

<p>Ergüder’in aktardığı bilgilere göre lokantaların hem açık hem de kapalı bölümlerinde sigara içilmesinin tamamen yasaklanması planlanıyor.</p>

<p>Park, bahçe ve kamu binalarının bahçelerinde ise dışarıdan görünmeyecek şekilde özel sigara içme alanları oluşturulması öngörülüyor. Sigara içmek isteyenlerin bu alanları kullanabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Ergüder, düzenlemenin özellikle çocuk ve gençlerin sigara kullanımına ilişkin davranışlarını etkileyebileceğini belirterek, “Bence en önemlisi burada, çocuk ve gençler artık kimsenin sigara içtiğini görmeyecek” dedi.</p>

<p></p>

<h3><strong>SİGARA PAKETLERİ DE DEĞİŞECEK</strong></h3>

<p>Taslakta sigara paketlerine ilişkin standart paket uygulamasının da yer alacağını belirten Ergüder, tüm sigaraların standart paketlerle satışa sunulacağını söyledi.</p>

<p>Ergüder, özellikle 2012 sonrasında kadınlara yönelik pazarlama stratejileri kapsamında ince ve “slim” olarak adlandırılan sigaraların piyasaya sürüldüğünü belirterek, standart paket uygulamasıyla bu ürünlerin de ortadan kalkacağını ifade etti.</p>

<p></p>

<h3><strong>18 YAŞ ALTINA SATIŞ İÇİN KİMLİK DOĞRULAMA</strong></h3>

<p>Çocuk ve gençlerin tütün ürünlerine erişimini engellemeye yönelik bir diğer düzenlemenin ise kimlik doğrulama sistemi olması planlanıyor.</p>

<p>Ergüder, özellikle ödeme aşamasında yaş kontrolünün güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirterek, “Kredi kartı ile 18 yaşından küçüklerin bu ürünleri satın almaları kesinlikle imkansız hale gelecek” dedi.</p>

<p></p>

<h3><strong>TÜRKİYE’DE SİGARA TÜKETİMİ YENİDEN ARTIYOR</strong></h3>

<p>Ergüder, Türkiye’nin tütünle mücadelede geçmiş yıllarda önemli adımlar attığını hatırlattı. Türkiye’nin 2003’te Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’ni imzaladığını, 2008’de ise kapalı alanlarda sigara kullanımını yasaklayan düzenlemeyi hayata geçirdiğini belirtti.</p>

<p>Ancak dünyada genel olarak tütün kullanımında düşüş yaşanmasına rağmen Türkiye’de son yıllarda yeniden artış görüldüğünü ifade eden Ergüder, özellikle kadınlar ve gençlerdeki kullanım oranlarına dikkat çekti.</p>

<p>Kadınlarda sigara kullanımının son 10-15 yılda belirgin biçimde arttığını belirten Ergüder, “Kadınlarda sigara içme oranındaki artış yüzde 40-50 civarında. 15-24 yaş grubu kadınlarda ise kullanım oranı yüzde 90’ı aşmış durumda” dedi.</p>

<p></p>

<h3><strong>SİGARA SATIŞLARI 2025’TE 8 MİLYAR PAKETE ULAŞTI</strong></h3>

<p>Türkiye’deki sigara satışlarının da son yıllarda yükseldiğini belirten Ergüder, 2012’de yaklaşık 91 bin ton ve 4,5 milyar paket olan sigara satışlarının 2025’te yaklaşık 160 bin ton ve 8 milyar pakete ulaştığını söyledi.</p>

<p>Tütün endüstrisine karşı daha güçlü politikaların uygulanması gerektiğini savunan Ergüder, özellikle çocuklar ve kadınların korunmasına yönelik düzenlemelerin önemine işaret etti.</p>

<p></p>

<h3><strong>DÜNYADA 1,2 MİLYAR KİŞİ TÜTÜN KULLANIYOR</strong></h3>

<p>Dünya genelinde en yaygın kullanılan tütün ürünü sigara olurken nargilelik tütün, puro, sarma tütün, pipo ve ısıtılmış tütün ürünleri de kullanılıyor.</p>

<p>Ergüder, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar kişinin sigara kullandığını, her yıl yaklaşık 7 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybettiğini belirtti.</p>

<p>Tütün ürünlerinin tüm biçimlerinin sağlık açısından ciddi risk oluşturduğunu belirten Ergüder, tütün dumanına maruz kalan kişilerin de bu zararlardan etkilendiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/2015ten-sonra-doganlara-omur-boyu-sigara-satis-yasagi-gundemde</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/2015den-sonra-doganlara-sigara-yasagi.jpg" type="image/jpeg" length="42566"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BM Genel Kurulu’nda Netanyahu’ya protesto: Çok sayıda heyet salonu terk etti]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/bm-genel-kurulunda-netanyahuya-protesto-cok-sayida-heyet-salonu-terk-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/bm-genel-kurulunda-netanyahuya-protesto-cok-sayida-heyet-salonu-terk-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Netanyahu konuşmasını büyük ölçüde boşalan salonda sürdürürken protesto sesleri yükseldi; New York’taki BM Genel Merkezi çevresinde de Netanyahu karşıtı gösteriler düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’na hitap etmek üzere Genel Kurul salonuna girerek kürsüye çıktı. Netanyahu’nun konuşması sırasında salonda protesto sesleri yükselirken çok sayıda ülke heyeti de salonu terk etti.</p>

<p></p>

<h3><strong>HEYETLER NETANYAHU KONUŞMAYA BAŞLAYINCA SALONDAN AYRILDI</strong></h3>

<p>Netanyahu’nun kürsüye çıkmasının ardından çok sayıda ülke heyeti Genel Kurul salonunu terk etti. Heyetlerin, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına, ateşkese rağmen operasyonlarını sürdürmesine, işgal altındaki Batı Şeria’daki toprak gasplarına ve Suriye ile Lübnan’a yönelik saldırılarına tepki göstermek amacıyla salonu terk ettiği belirtildi.</p>

<p>Temsilciler ayağa kalkarak salondan ayrılırken protesto sesleri yükseldi. Netanyahu ise salonda kalanlara konuşmasını sürdürdü.</p>

<p></p>

<h3><strong>NETANYAHU BOŞALAN SALONA SESLENDİ</strong></h3>

<p>Protestoların ardından konuşmasını büyük ölçüde boşalan salonda sürdüren Netanyahu, salondan ayrılan temsilcilere atıfta bulundu.</p>

<p>İsrail Başbakanı, “Henüz ayrılmamış başka ‘ahlaki korkaklar’ varsa salonu terk etsin” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Netanyahu ayrıca İran’a yönelik saldırı kararının şimdiye kadar aldığı “en kolay kararlardan biri” olduğunu savundu. İsrail Başbakanı, “İran’ın nükleer tesislerini darmadağın etmek zordu. Bunu yapmak çok zordu. Ama benim için başbakan olarak şimdiye kadar vermek zorunda kaldığım en kolay kararlardan biriydi” dedi.</p>

<p></p>

<h3><strong>GOLAN TEPELERİ İÇİN “BİNLERCE YILDIR BİZİM” İDDİASI</strong></h3>

<p>Netanyahu, Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı da hedef aldı.</p>

<p>1967’den bu yana İsrail işgali altında bulunan Golan Tepeleri’nin “binlerce yıldır” İsrail’e ait olduğunu ileri süren Netanyahu, bölge üzerindeki İsrail iddiasını yineledi.</p>

<p></p>

<h3><strong>BATI ŞERİA’DAKİ ŞİDDET OLAYLARINI KÜÇÜMSEDİ</strong></h3>

<p>Netanyahu, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik saldırılardan ve İsrailli yerleşimcilerin eylemlerinden söz ederken, Ekim 2023’ten bu yana 1000’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği bölgedeki ölümlere ilişkin tartışmalar sırasında “belki iki ya da üç ölü” olduğunu iddia etti.</p>

<p>Filistinlilerin evlerinin yakılması, ağaçlarının kesilmesi ve Filistinlilere yönelik ölümle sonuçlanan saldırılar hakkında konuşan Netanyahu, bu eylemlerde bulunan İsraillilerin “yasalara uyan vatandaşlar” olduğunu savundu. Söz konusu şiddet olaylarının ise “bir avuç suçlu gencin işi” olduğunu ileri sürdü.</p>

<p></p>

<h3><strong>İSRAİL ORDUSU İÇİN “DÜNYANIN EN AHLAKLI ORDUSU” DEDİ</strong></h3>

<p>Netanyahu, Gazze Şeridi’nde çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 70 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğünü belirttiği saldırılara ilişkin İsrail ordusunu savundu.</p>

<p>İsrail ordusunun sivilleri koruduğunu ileri süren Netanyahu, orduyu “dünyanın en ahlaklı ordusu” olarak nitelendirdi.</p>

<p>New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’yi de konuşmasında hedef alan Netanyahu, Mamdani’nin kendisinin New York’a gelmesini engellemeye ve kendisini susturmaya çalıştığını öne sürerek çeşitli suçlamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<h3><strong>TÜRKİYE VE ERDOĞAN’I DA HEDEF ALDI</strong></h3>

<p>Netanyahu, konuşmasının bir bölümünde Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Erdoğan’ın İsrail’in yok edilmesini istediğini öne süren Netanyahu, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Kudüs’ün yöneticisi olamayacağını savundu.</p>

<p>Netanyahu, “Erdoğan İsrail’in yok edilmesini istiyor. Neredeyse her gün Kudüs’ün hakimi olacağını söylüyor. Hayır efendim, olamayacaksınız. Burası bizim ülkemiz, bizim şehrimiz, bizim ebedi başkentimiz” dedi.</p>

<p>Türkiye ve Erdoğan’ı “antisemitik yalanların süper yayıcısı” olarak nitelendiren Netanyahu, Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyini işgal ettiğini, NATO üyesi Yunanistan’ı hedef aldığını ve şimdi de Suriye’yi ele geçirmek istediğini iddia etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h3><strong>GENEL KURUL’DA ÇAĞRI CİHAZI GÖSTERDİ</strong></h3>

<p>Netanyahu, Hizbullah’tan bahsettiği sırada Genel Kurul salonunda kendisini dinleyen temsilcilere bir çağrı cihazı gösterdi.</p>

<p>İsrail Başbakanı, Eylül 2024’te Lübnan genelinde Hizbullah mensuplarına yönelik düzenlenen ve çağrı cihazlarının patlatılmasıyla gerçekleştirilen saldırılara atıfta bulunarak, “Çağrı cihazlarını hatırlıyor musunuz? Hizbullah kesinlikle hatırlıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<h3><strong>İRAN DELEGASYONU SIRALARINDA KASIM SÜLEYMANİ’NİN FOTOĞRAFI</strong></h3>

<p>Netanyahu, konuşması sırasında yanında bir Starlink cihazı da getirdi. Cihazı İranlı yetkililerin kullanması için BM’ye bırakacağını söyleyen Netanyahu, Tahran yönetiminin “bir gün” devrileceğini savundu.</p>

<p>Netanyahu’nun konuşması sırasında İran delegasyonunun bulunduğu sıralarda, 2020’de Irak’ın başkenti Bağdat’ta öldürülen İranlı General Kasım Süleymani’nin fotoğrafının yer aldığı görüldü.</p>

<p></p>

<h3><strong>BM GENEL MERKEZİ ÇEVRESİNDE NETANYAHU PROTESTOSU</strong></h3>

<p>Netanyahu’nun Genel Kurul’daki konuşması öncesinde New York’taki BM Genel Merkezi çevresinde de yoğun güvenlik önlemleri alındı.</p>

<p>İsrail Başbakanı’nı protesto eden göstericiler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki gösterdi. Göstericiler “İsrail’i silahlandırmayı sonlandırın, Gazze’nin yaşamasına izin verin” sloganları attı.</p>

<p>Protestocular ayrıca “Soykırıma son verin” ve “İnsanları finanse edin, savaşı değil” yazılı pankartlar taşıdı.</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/bm-genel-kurulunda-netanyahuya-protesto-cok-sayida-heyet-salonu-terk-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/netenyahu-bm-protesto.jpg" type="image/jpeg" length="58245"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şanlıurfa merkezli deprem, birçok il sallandı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/sanliurfa-merkezli-deprem-bircok-il-sallandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/sanliurfa-merkezli-deprem-bircok-il-sallandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, ve Elazığ başta olmak üzere birçok ili sallayan depremin şiddeti 5.8 olarak açıklandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde saat 10.40’ta 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD tarafından yapılan açıklamada, depremin yerin 7,39 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi.</p>

<p>Deprem başta Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman ve Elazığ olmak üzere çevre illerde de hissedildi.</p>

<p></p>

<h3><strong>AFAD 5,4, Kandilli 5,8 olarak açıkladı</strong></h3>

<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) verilerine göre depremin merkez üssü Karaköprü ilçesi oldu. Sarsıntının derinliği 7,39 kilometre olarak ölçüldü.</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise depremin büyüklüğünü 5,8 olarak duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h3><strong>Vali Şıldak: Can kaybı ve yıkım yok</strong></h3>

<p>Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, deprem sonrasında yaptığı açıklamada şu ana kadar herhangi bir can kaybı veya yıkım meydana gelmediğini belirtti.</p>

<p>Şıldak, “Bütün ekiplerimiz sahada. Kırsalda da olumsuz bilgi gelmedi” dedi.</p>

<p></p>

<h3><strong>Bakan Çiftçi: Ekipler saha taramalarına başladı</strong></h3>

<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi depremin ardından yaptığı açıklamada, Karaköprü’de meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki sarsıntının çevre illerde de hissedildiğini belirtti.</p>

<p>Çiftçi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Şanlıurfa ilimizin Karaköprü ilçesinde, saat 10.40’ta 5,4 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş ve deprem Diyarbakır, Gaziantep, Adıyaman’da da hissedilmiştir. AFAD, Mülki İdare Amirlerimiz ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha taramalarına derhal başlamıştır. Gelişmeleri takip ediyoruz.</p>

<p>Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun.”</p>

<p></p>

<h3><strong>Bakan Kurum: Herhangi bir olumsuz durum yok</strong></h3>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise depremle ilgili açıklamasında şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 5,4 büyüklüğündeki deprem nedeniyle vatandaşlarımıza geçmiş olsun. Şu an itibarıyla herhangi bir olumsuz durum olmamakla birlikte il müdürlüğü ekiplerimiz sahada çalışmalarına başladı. Her ihbarı değerlendiriyor, gelişmeleri takip ediyoruz.”</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Yaşam</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/sanliurfa-merkezli-deprem-bircok-il-sallandi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/urfa-guneydogu-deprem.jpg" type="image/jpeg" length="64253"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’un 4 galibiyeti bol para getirecek]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/amedsporun-4-galibiyeti-bol-para-getirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/amedsporun-4-galibiyeti-bol-para-getirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de 6 haftayı lider tamamlayan Amedspor, yayın gelirlerinden de önemli bir pay elde edecek]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Süper Lig’deki ilk sezonunda 6 haftayı lider tamamlayan Amedspor, sahadaki performansının karşılığında yayın gelirlerinden de önemli bir pay elde ediyor. Diyarbakır temsilcisinin 4 galibiyeti, mevcut dağıtım modeli üzerinden yaklaşık 39,2 milyon liralık performans gelirine karşılık geliyor.</strong></p>

<p>2026-2027 sezonunda Süper Lig yayın gelirlerinin 9 milyar liranın üzerine çıkması bekleniyor. Yayıncı kuruluşla yapılan anlaşma kapsamında oluşacak toplam tutarın yüzde 28’i Türkiye Futbol Federasyonu, alt ligler, hakem ve VAR giderleri ile diğer ödemeler için ayrılırken, kalan bölüm kulüpler arasında belirlenen kriterlere göre dağıtılıyor. Kulüplere dağıtılacak tutarın yaklaşık 6,5 milyar lira olması öngörülüyor.</p>

<p>Yeni dağıtım sisteminde kulüplerin payının yüzde 48’i eşit olarak dağıtılırken, yüzde 46’lık bölüm sezon içindeki sportif performansa göre belirleniyor. Kalan yüzde 6’lık bölüm ise sezonu ilk 6 sırada tamamlayan takımlara sıralamalarına göre veriliyor. Buna göre Süper Lig’deki 18 kulübün her biri yaklaşık 174,5 milyon liralık katılım payıalmaya hak kazanıyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>Bir galibiyet yaklaşık 9,8 milyon lira</strong></h3>

<p>Performansa dayalı dağıtımda her galibiyetin karşılığı yaklaşık 9,8 milyon lira olarak hesaplanıyor. Beraberlik halinde ise bu tutar iki takım arasında eşit olarak paylaştırılıyor. Anadolu Ajansı’nın yayın gelirleriyle ilgili derlemesi de sezon için aynı rakamları ortaya koyuyor.</p>

<p>Amedspor, Süper Lig’deki ilk altı haftada 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Son olarak sahasında Beşiktaş’ı 3-2 mağlup eden Diyarbakır ekibi, 13 puana ulaşarak milli araya lider girdi.</p>

<p>Bu sonuçlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre Amedspor’un 4 galibiyetten elde ettiği performans geliri yaklaşık 39,2 milyon lira seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, kulübün yayın havuzundan sezon boyunca elde edeceği toplam geliri ifade etmiyor; sezonun geri kalanındaki maç sonuçları ve sezon sonu sıralaması bu tutarı değiştirecek.</p>

<p></p>

<h3><strong>Sezon sonunda ek gelir mümkün</strong></h3>

<p>Amedspor’un yayın gelirindeki payı yalnızca galibiyetlerden oluşmuyor. Eşit dağıtılan katılım payının yanı sıra sezon boyunca alınacak galibiyet ve beraberliklerden elde edilecek performans gelirleri de kulübün toplam kazancına eklenecek.</p>

<p>Bunun yanında sezonu ilk 6 sırada tamamlayan takımlara ayrıca sıralama primi verilecek. Mevcut hesaplamalara göre şampiyon takım yaklaşık 126 milyon lira, ikinci 101 milyon, üçüncü 76 milyon, dördüncü 51 milyon, beşinci 26 milyon ve altıncı 13 milyon lira ek gelir elde edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla Amedspor’un ilk altı haftadaki 4 galibiyetinden hesaplanan 39,2 milyon lira, kulübün sezon sonunda yayın gelirlerinden elde edebileceği toplam tutarın yalnızca performans kaynaklı ilk bölümünü oluşturuyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Spor</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/amedsporun-4-galibiyeti-bol-para-getirecek</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/amedspor-yayin-geliri.jpg" type="image/jpeg" length="83241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arife: Uğur Şahin ve Özlem Türeci'nin yeni şirketi]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/arife-ugur-sahin-ve-ozlem-turecinin-yeni-sirketi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/arife-ugur-sahin-ve-ozlem-turecinin-yeni-sirketi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arife'de yeni nesil ilaçların geliştirilmesine ağırlık verilecek]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>Şahin ve Türeci’nin yeni şirketi: Arife</strong></h3>

<p>BioNTech’in kurucuları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin BioNTech’ten ayrıldıktan sonra kuracaklarını açıkladıkları yeni şirketin adı belli oldu: Arife.</p>

<p>İlaç ürünlerinin araştırma-geliştirme, üretim ve pazarlama faaliyetlerini yürütecek şirketin merkezi Mainz’da bulunuyor. Arife’ye ilişkin bilgilerin, Alman Handelsblatt gazetesinin haberinin ardından şirket sözcüsü tarafından doğrulandığı bildirildi.</p>

<p>Şahin ve Türeci, geçen mart ayında yaptıkları açıklamada BioNTech’ten en geç 2026 yılı sonunda ayrılarak yeni bir şirket kuracaklarını duyurmuştu. İki bilim insanının yeni girişimlerinde mRNA tabanlı yeni nesil ilaçların geliştirilmesine odaklanması bekleniyor.</p>

<p>Şahin ve Türeci’nin, yeni şirketlerini kurmalarına rağmen BioNTech’teki hissedarlıklarını sürdürmeyi planladıkları belirtiliyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>BioNTech’in yeni CEO’su Oelkers olacak</strong></h3>

<p>Mainz merkezli BioNTech’te Uğur Şahin’in yerine İsveçli ilaç şirketi Swedish Orphan Biovitrum’un (Sobi) Genel Müdürü Guido Oelkers’in geçeceği geçen ağustos ayının başında açıklanmıştı.</p>

<p>Şahin, BioNTech’i eşi Özlem Türeci ile birlikte kurmuş ve şirketin yöneticiliğini yürütmüştü. Oelkers’in BioNTech’teki yönetim kurulu başkanlığı görevine en geç 1 Şubat 2027’de başlaması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BioNTech, Covid-19 pandemisi sırasında dünya çapında tanınmış ve ABD’li ortağı Pfizer ile birlikte Covid-19 aşısı için dünyada ilk pazar onayını alan şirket olmuştu.</p>

<p>Aşıdan milyarlarca euro gelir elde eden şirket, günümüzde ise özellikle onkoloji alanında yeni ürünlerin geliştirilmesine ağırlık veriyor.</p>

<p></p>

<p>Kaynak: DW Türkçe</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/arife-ugur-sahin-ve-ozlem-turecinin-yeni-sirketi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/biontec-arife-sirketi-kuruldu-1.jpg" type="image/jpeg" length="13942"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yazılım Projelerinde Bakım ve Destek Sözleşmesi Neden Ayrı Bir Kalemdir?]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/yazilim-projelerinde-bakim-ve-destek-sozlesmesi-neden-ayri-bir-kalemdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/yazilim-projelerinde-bakim-ve-destek-sozlesmesi-neden-ayri-bir-kalemdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir yazılım projesi teslim edildiğinde iş bitmiş gibi görünse de, uzmanlara göre asıl kritik dönem teslim sonrasında başlıyor. Bakım ve destek sözleşmesinin proje sözleşmesinden ayrı bir kalem olarak ele alınmaması, ilerleyen aylarda beklenmedik maliyetlere yol açabiliyor.

Bakım kapsamına genelli...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr" id="docs-internal-guid-dfcf511c-7fff-33e7-8391-337989a82ba7"><span>Bir yazılım projesi teslim edildiğinde iş bitmiş gibi görünse de, uzmanlara göre asıl kritik dönem teslim </span><span>sonrasında başlıyor. Bakım ve destek sözleşmesinin proje sözleşmesinden ayrı bir kalem olarak ele alınmaması, </span><span>ilerleyen aylarda beklenmedik maliyetlere yol açabiliyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"><span>Bakım kapsamına genellikle hata düzeltmeleri giriyor; ancak yeni bir özellik talebi bu kapsamın dışında kalıyor.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Bu ayrımın sözleşmede net yapılmaması, basit bir güncelleme talebinin bile "kapsam dışı, ek ücretli" olarak </span><span>değerlendirilmesine neden olabiliyor ve taraflar arasında güven sorunu yaratıyor.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Hizmet seviyesi (SLA) maddeleri de bu sözleşmenin önemli bir parçası. Bir hata bildirildiğinde kaç saat içinde yanıt verileceği, kritik hatalarla küçük hataların yanıt sürelerinin nasıl farklılaştığı baştan tanımlanmalı. Bu </span><span>maddeler olmadan, bir sorunun ne zaman çözüleceği belirsiz kalıyor.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Sözleşme süresi ve olası bir ekip değişikliğinde devrin nasıl yapılacağı da gözden kaçırılmamalı. Kaynak kodun ve teknik dokümantasyonun eksiksiz teslim edilmesi, ileride başka bir ekiple çalışma ihtimaline karşı işletmeyi</span><span> koruyor.</span></p>

<p dir="ltr"><span>Proje teklifi alırken bakım koşullarını da soran işletmeler, </span><strong><a href="https://www.dijitalajanslar.com/yazilim-firmalari-istanbul/" rel="dofollow"><span>yazılım firmaları İstanbul</span></a></strong><span> aramasında karşılarına çıkan </span><span>adaylar arasından daha sağlıklı bir karşılaştırma yapabiliyor; profiller dijitalajanslar.com üzerinden </span><span>incelenebiliyor.</span></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/yazilim-projelerinde-bakim-ve-destek-sozlesmesi-neden-ayri-bir-kalemdir</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2024/04/webtasarim2.jpg" type="image/jpeg" length="45026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon soruşturmasında Tera ve Pusula yöneticileri tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/fon-sorusturmasinda-tera-ve-pusula-yoneticileri-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/fon-sorusturmasinda-tera-ve-pusula-yoneticileri-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın da aralarında bulunduğu beş şüpheli tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p>Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturmada Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın da aralarında bulunduğu beş şüpheli tutuklandı. Son tutuklamalarla birlikte soruşturma kapsamında cezaevine gönderilenlerin sayısı 9’a çıktı.</p>

<p>Tutuklanan diğer isimler Tera Yatırım Holding yöneticileri Emre Alkin ve Kerem Alkin ile Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk oldu.</p>

<p></p>

<h2><strong>Şüpheliler adliyeye sevk edildi</strong></h2>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 19 Eylül’de gözaltına alınan beş şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adalet Sarayı’na gönderildi.</p>

<p>Savcılık işlemleri tamamlanan şüpheliler, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik, beş isim hakkında da tutuklama kararı verdi.</p>

<p>Soruşturmanın ilk aşamasında dört kişi daha tutuklanmıştı.</p>

<p></p>

<h2><strong>Bazı şirket ve yöneticilerin varlıklarına tedbir konuldu</strong></h2>

<p>Soruşturma kapsamında 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve mal varlıklarına tedbir uygulanmasına karar verilmişti.</p>

<p>Mali incelemede Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi ile Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve mal varlığı hareketleri mercek altına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adalet Bakanlığı’nın daha önce yaptığı açıklamaya göre, ilk tespitlerde Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın hesabından İsviçre’deki bir hesaba 15 milyon dolar, Pusula Portföy Yönetimi Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın hesabından ise yine İsviçre’deki bir hesaba 25 milyon euro transfer edildiği belirlendi.</p>

<p></p>

<h2><strong>Kriz borsadaki sert düşüşle gündeme gelmişti</strong></h2>

<p>Fon soruşturmasının arka planındaki gelişmeler 16 Eylül’de BIST 100 endeksinde yaşanan yaklaşık yüzde 6’lık düşüşün ardından gündeme geldi.</p>

<p>Ertesi sabah Finansal İstikrar Komitesi olağanüstü toplanırken, Hazine ve Maliye Bakanlığı sorunun sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin yönettiği bazı fonlarda ortaya çıkan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını açıkladı.</p>

<p>Ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu fonların tasfiyesine karar verdi. Bu şirketlerin kontrolündeki 131 fonun işlemleri de durduruldu.</p>

<p>SPK’nın son açıklamasına göre söz konusu fonlarda toplam 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: DW Türkçe</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Gündem</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/fon-sorusturmasinda-tera-ve-pusula-yoneticileri-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/09/tera-ve-pusula-yoneticileri-tutuklandi.jpg" type="image/jpeg" length="98534"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Korona-virüs Nedir ve Ne Yapmalısın?]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/korona-virus-nedir-ve-ne-yapmalisin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/korona-virus-nedir-ve-ne-yapmalisin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/korona-virus-nedir-ve-ne-yapmalisin</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2020 09:47:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/rusya_13_ulkeye_koronavirus_testi_gonderdi_h126160_1e09c.jpg" type="image/jpeg" length="40563"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Praksis Müzik Grubu: Güzel günler ona yürümezsen sana gelmez]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/praksis-muzik-grubu-guzel-gunler-ona-yurumezsen-sana-gelmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/praksis-muzik-grubu-guzel-gunler-ona-yurumezsen-sana-gelmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Praksis Müzik Grubu yeni şarkısı ‘Güzel Günler’i yayınladı. “Güzel günler ona yürümezsen sana gelmez” başlığıyla yayınlanan şarkı, YouTube, Spotify gibi dinleme platformlarından dinlenebiliyor.

2019 Eylül'de “Güzel Günlere Turne” şiarıyla yaptıkları turnede Türkiye’nin 20 ayrı yerinde bu şarkıyı...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Praksis Müzik Grubu yeni şarkısı ‘Güzel Günler’i yayınladı. “Güzel günler ona yürümezsen sana gelmez” başlığıyla yayınlanan şarkı, YouTube, Spotify gibi dinleme platformlarından dinlenebiliyor.<br />
<br />
2019 Eylül'de “Güzel Günlere Turne” şiarıyla yaptıkları turnede Türkiye’nin 20 ayrı yerinde bu şarkıyı seslendirdiklerini, aldıkları geri dönüşlerle şarkıyı güçlendirip kaydettiklerini ifade eden Praksis, neden böyle bir şarkıya ilişkin açıklamasını şöyle yapıyor: “Toplumsal mücadele külliyatına bir ‘güzel günler’ şarkısı da bizden! Güzel günlere dair beslenen umuda kombin bir kaynak şarkı... Güzel günler, ona yürümezsen sana gelmez”</p>

<p>Şarkının sözleri şöyle:</p>

<p><i>Sorular var, sorunlar var, sorular </i></p>

<p><i>Bizi bir fırtınaya iten sorular </i></p>

<p><i>Biliriz biz, biliriz biz, biliriz </i></p>

<p><i>Fırtınadan sonra hep güneş doğar </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>*</p>

<p><i>Beklesek mi alışsak mı? </i></p>

<p><i>Umutsuzluğa alışsak mı? </i></p>

<p><i>Biliriz biz, biliriz biz, biliriz </i></p>

<p><i>Fırtınadan sonra hep güneş doğar</i></p>

<p>***</p>

<p>Praksis Müzik Grubu, 2012’de kuruldu. Mitinglerde, grevlerde, eylemlerde yüzlerce konser verdi. Türkiye, Kıbrıs, Almanya ve Hollanda’nın çeşitli şehirlerine turneler düzenledi. Gezi İsyanı’nda “halkı müzikle dinamik tutmak”Şimdiye dek 3 albüm (Sokaklarda İsyan Var, Kavga Devam Ediyor, Tekmeye Kafa) ve 4 ‘single’ (Meçhul Öğrenci Anıtı, Açlık Çoğunluktadır, Grup Yorum için Bir Dağ Türküsü, Güzel Günler) yayınladı.</p>

<p></p>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/praksis-muzik-grubu-guzel-gunler-ona-yurumezsen-sana-gelmez</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2020 12:13:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/praksis_logo.png" type="image/jpeg" length="48934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2019'un en iyi kuş fotoğrafları]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/2019un-en-iyi-kus-fotograflari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/2019un-en-iyi-kus-fotograflari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/2019un-en-iyi-kus-fotograflari</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Aug 2019 14:06:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/kuY_3.jpg" type="image/jpeg" length="42928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dersim; Dağlar İçindeki Güzellikler Diyarı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/dersim-daglar-icindeki-guzellikler-diyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/dersim-daglar-icindeki-guzellikler-diyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/dersim-daglar-icindeki-guzellikler-diyari</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2019 10:44:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/Dersim_1.jpg" type="image/jpeg" length="15271"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Her şey çok güzel olacak" şarkısı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/her-sey-cok-guzel-olacak-sarkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/her-sey-cok-guzel-olacak-sarkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[soz - beste: tuncer duman

duzenleme: ayse tutuncu - tuncer duman

baglama ve vokal: tuncer duman

piyano ve geri vokal: ayse tutuncu

yan flut: aysun sokmen alto saksofon: duru tuna

cello: baris guvenenler

bas: omer nafiz

vurmalilar ve geri vokal: muge terlan

kurtce soz ve geri...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>soz - beste: tuncer duman</p>

<p>duzenleme: ayse tutuncu - tuncer duman</p>

<p>baglama ve vokal: tuncer duman</p>

<p>piyano ve geri vokal: ayse tutuncu</p>

<p>yan flut: aysun sokmen alto saksofon: duru tuna</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>cello: baris guvenenler</p>

<p>bas: omer nafiz</p>

<p>vurmalilar ve geri vokal: muge terlan</p>

<p>kurtce soz ve geri vokal: rusen alkar</p>

<p>kayıt - miks: sinan sakizli / hayyam studyolari</p>

<p>kayit asistani: ceylan akcar</p>

<p>video: caner ozgul - umut kacar</p>

<p>tesekkurler: selina dogan, erdal dogan, fulya ozlem, kenan yenice, jehat hekimoglu</p>

<p></p>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/her-sey-cok-guzel-olacak-sarkisi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Jun 2019 14:16:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/ana-manset-fotosu_2.jpg" type="image/jpeg" length="82208"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ateş üzerinde yürüyerek ruhlarını arındırdılar]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/ates-uzerinde-yuruyerek-ruhlarini-arindirdilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/ates-uzerinde-yuruyerek-ruhlarini-arindirdilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/ates-uzerinde-yuruyerek-ruhlarini-arindirdilar</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Mar 2019 12:38:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/ateY_2.jpeg" type="image/jpeg" length="64342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslam Devrimi'nden önce ve sonra İranlı kadınlar]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/islam-devriminden-once-ve-sonra-iranli-kadinlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/islam-devriminden-once-ve-sonra-iranli-kadinlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/islam-devriminden-once-ve-sonra-iranli-kadinlar</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2019 12:41:47 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/devrim_1_1.jpg" type="image/jpeg" length="72089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NASA'nın uzaydan çektiği Dünya görüntüleri]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/nasanin-uzaydan-cektigi-dunya-goruntuleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/nasanin-uzaydan-cektigi-dunya-goruntuleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/nasanin-uzaydan-cektigi-dunya-goruntuleri</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Mar 2019 12:06:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/foto_1_-_Kopya.jpg" type="image/jpeg" length="88178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Makedonya; Avrupa’nın Ergen Ülkesi]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/makedonya-avrupanin-ergen-ulkesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/makedonya-avrupanin-ergen-ulkesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/makedonya-avrupanin-ergen-ulkesi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Feb 2019 21:56:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/makedonya-6.jpg" type="image/jpeg" length="65442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zamanın sonsuzluğundaki kadim bir ses; “Hesna Kepha“ , “Hisn Kayfa“ , “Hasan Keyf“]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/zamanin-sonsuzlugundaki-kadim-bir-ses-hesna-kepha-hisn-kayfa-hasan-keyf</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/zamanin-sonsuzlugundaki-kadim-bir-ses-hesna-kepha-hisn-kayfa-hasan-keyf" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/zamanin-sonsuzlugundaki-kadim-bir-ses-hesna-kepha-hisn-kayfa-hasan-keyf</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Dec 2018 03:24:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/9dokuz_6.jpg" type="image/jpeg" length="66636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yılın en iyi vahşi yaşam fotoğrafları]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/yilin-en-iyi-vahsi-yasam-fotograflari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/yilin-en-iyi-vahsi-yasam-fotograflari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/yilin-en-iyi-vahsi-yasam-fotograflari-1</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Oct 2018 09:34:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/4_70.jpg" type="image/jpeg" length="97848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır ve Mardin köylerinde bağbozumu]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/diyarbakir-ve-mardin-koylerinde-bagbozumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/diyarbakir-ve-mardin-koylerinde-bagbozumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/diyarbakir-ve-mardin-koylerinde-bagbozumu</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Oct 2018 16:31:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/2_69.jpg" type="image/jpeg" length="46103"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van Gogh arşivi bine yakın orijinal çizimle online erişimde]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/van-gogh-arsivi-bine-yakin-orijinal-cizimle-online-erisimde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/van-gogh-arsivi-bine-yakin-orijinal-cizimle-online-erisimde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/foto-galeri/van-gogh-arsivi-bine-yakin-orijinal-cizimle-online-erisimde</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Sep 2018 20:10:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/album/2_68.jpg" type="image/jpeg" length="89313"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Demirtaş’ın TRT konuşması]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/demirtasin-trt-konusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/demirtasin-trt-konusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/demirtasin-trt-konusmasi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Jun 2018 21:21:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/trtrtrtrtr.jpg" type="image/jpeg" length="71386"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan'dan HDP talimatı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/erdogandan-hdp-talimati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/erdogandan-hdp-talimati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erdoğan, HDP'nin baraj altında bırakılması için teşkilatına talimat verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erdoğan, HDP'nin baraj altında bırakılması için teşkilatına talimat verdi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/erdogandan-hdp-talimati</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Jun 2018 19:24:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/erdogYan.jpg" type="image/jpeg" length="11708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6. İzmir Onur Yürüyüşü’nden renkli görüntüler]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/6-izmir-onur-yuruyusunden-renkli-goruntuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/6-izmir-onur-yuruyusunden-renkli-goruntuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["TATLI DİLE GÜLER YÜZE..."

İzmir Onur Yürüyüşü, İzmir, 2018

Türkiye'de bir çok etnik, ideolojik ve dini grup ötekileştirilip ayrımcılığa uğramaktalar: Kürtler, Aleviler, Çingeneler, sosyalistler, anarşistler... vs.

Bunların yanında cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliklerinden ötürü ayrımc...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"TATLI DİLE GÜLER YÜZE..."</strong></p>

<p>İzmir Onur Yürüyüşü, İzmir, 2018</p>

<p>Türkiye'de bir çok etnik, ideolojik ve dini grup ötekileştirilip ayrımcılığa uğramaktalar: Kürtler, Aleviler, Çingeneler, sosyalistler, anarşistler... vs.</p>

<p>Bunların yanında cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliklerinden ötürü ayrımcılığa uğrayan büyük bir grup da var: LGBTİ'ler... Sosyal, kültürel, ekonomi başta olmak üzere bir çok alanda ayrımcılığa uğrayan bu bireyler fiziksel, psikolojik, cinsel saldırıların ve nefretin öznesi durumuna getirilmekteler.</p>

<p>2015 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre "Türkiye'deki LGBTİ'lerin yüzde 30'u şehrin belirli bölgelerinde oturmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Toplu taşıma araçlarında tacize uğruyorlar. Çalışma hayatının her alanındalar ama yüzde 78'i işyerinde açık değil.</p>

<p>Türkiye’de LGBTİ bireyleri yüzde 35’i aylık gelirlerinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini belirtirken, yüzde 62’si yaşlılıklarıyla ilgili kendini güvende hissetmiyor. Yüzde 78’i çalışma hayatında açık değil. Yaşadıkları yerlerde kendilerini gizlemeden güvende olabilecekleri yerler yok, toplu taşımayı kullandıklarında tacize uğruyorlar…" (Kaynak: bianet)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayatlarının hemen her anında zorluklarla yaşayan LGBTİ'lerin polis şiddeti ve yasaklama girişimlerine karşı kendilerini en rahat ve özgürce ifade ettikleri an ise Onur Yürüyüş'leri.</p>

<p>Bu sene 6.sı düzenlenen İzmir Onur Yürüyüşü'nde yüzlerce lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel, intersex ve aseksüel birey bir araya geldi; hakları, aşkları ve özgürlükleri için yürüdüler.</p>

<p>Kimileri pankartlarla kimileri ses çıkararak kimi ise dans ederek seslerini duyurmaya çalıştı.</p>

<p>Video: Ka</p>

<p>Müzik: Neşet Ertaş</p>

<p>Remix: Kozmonot Osman</p>

<p>Haziran, 2018, İzmir</p>

<p></p>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/6-izmir-onur-yuruyusunden-renkli-goruntuler</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Jun 2018 20:37:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/ana-manset-fotosu_1.jpg" type="image/jpeg" length="82463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ferhat Tunç Sur'da Tahir Elçi için söyledi]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/ferhat-tunc-surda-tahir-elci-icin-soyledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/ferhat-tunc-surda-tahir-elci-icin-soyledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Ferhat Tunç, 28 Nisan Dünya Hasankeyf ve Sur İçin Küresel Eylem Günü vesilesiyle gittiği Diyarbakır'da Sur'u ziyaret etti. Tunç, Sur ziyaretinde Tahir Elçi anısına Dersim ağıdını okudu.

'SUR'DA YIKIM YAPAN, TAHİR ELÇİ'NİN DE KATİLİ...'

Tunç, Youtube sayfasında yayımladığı ağıdın öyküsü...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sanatçı Ferhat Tunç, 28 Nisan Dünya Hasankeyf ve Sur İçin Küresel Eylem Günü vesilesiyle gittiği Diyarbakır'da Sur'u ziyaret etti. Tunç, Sur ziyaretinde Tahir Elçi anısına Dersim ağıdını okudu.</p>

<p>'SUR'DA YIKIM YAPAN, TAHİR ELÇİ'NİN DE KATİLİ...'</p>

<p>Tunç, Youtube sayfasında yayımladığı ağıdın öyküsünün Sur'da yaşananlarla örtüştüğünü belirtirken, şunları da söyledi: "Bu mekânda büyük bir yıkım yaşandı. Sadece insanlar ölmedi; insanlarla birlikte büyük bir tarih de yerle bir edildi. Sur'u büyük yıkımın merkezi haline getiren zihniyet aynı zamanda Tahir Elçi arkadaşımızın da katili bir zihniyettir. Tahir Elçi kadim bir kültürün yok edilmesine isyanını, Dört Ayaklı Minarenin önünde verdiği mesajlarla dile getirmişti. Ona acımadılar ve bu acımasızlık bu kadim kültürün büyük bir enkaza dönüşmesini beraberinde getirdi. Tahir Elçi'yi bir kez daha saygıyla anıyorum. Onun uğruna can verdiği bu kadim kültürün savunucusu olmaya devam edeceğiz."</p>

<p>ELÇİ'NİN SÖZLERİYLE BAŞLIYOR</p>

<p>Ferhat Tunç'un çıplak sesle seslendirdiği ağıdın videosu Tahir Elçi'nin şu sözleriyle başlıyor: "Biz bu tarihi bölgede, birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun, diyoruz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TÜRKÇE SÖZLERİ</p>

<p>Ma Çhi Di adlı Kırmançki ağıdın Türkçe sözleri şöyle:</p>

<p>NELER GÖRDÜK (MA ÇHI Dİ)</p>

<p>Görüp görmediğimiz</p>

<p>Kahrı kalmadı dünyanın</p>

<p>Dertlerimiz ağır, çilemiz</p>

<p>Yaprak yaprak açılan defterlerce uzun</p>

<p>Kardeş, kardeş, kardeş</p>

<p>Uzak dursun bizden nadanların şerri</p>

<p>Ah kardeş, kardeş, kardeş</p>

<p>Uzak gitsin o günler bizden</p>

<p>Ya nasıl taşır zevalimizi</p>

<p>Buncasına seyirci kalan Tanrı</p>

<p></p>

<p>Sabi çocuklar idik</p>

<p>Yuvasından atılan yavru kuşlar misali</p>

<p>Dağıtıldı ocaklarımız</p>

<p>El kapılarında bırakıldık kimsiz, kimsesiz</p>

<p></p>

<p>Kardeş, kardeş, kardeş</p>

<p>Uzak dursun bizden nadanların şerri</p>

<p>Ah kardeş, kardeş, kardeş</p>

<p>Uzak gitsin o günler bizden</p>

<p>Ya nasıl taşır zevalimizi</p>

<p>Buncasına seyirci kalan Tanrı</p>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/ferhat-tunc-surda-tahir-elci-icin-soyledi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 May 2018 01:03:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/ana-manset-fotosu.jpg" type="image/jpeg" length="34114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Esenboğa Havalimanı'nda zikir çektiler]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/ankara-esenboga-havalimaninda-zikir-cektiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/ankara-esenboga-havalimaninda-zikir-cektiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Esenboğa Havalimanı'nda çekildiği belirtilen zikir görüntüleri sosyal medyada gündem oldu. Konuya ilişkin çok sayıda tepki mesajı paylaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Esenboğa Havalimanı'nda çekildiği belirtilen zikir görüntüleri sosyal medyada gündem oldu. Konuya ilişkin çok sayıda tepki mesajı paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/ankara-esenboga-havalimaninda-zikir-cektiler</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Mar 2018 20:59:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/iiiiiiiiiii.jpg" type="image/jpeg" length="79918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ferhat Tunç'tan Alişer ve Zarife Hatun için klip]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/ferhat-tunctan-aliser-ve-zarife-hatun-icin-klip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/ferhat-tunctan-aliser-ve-zarife-hatun-icin-klip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Ferhat Tunç, Koçgirili Alişer için yaptığı ve daha önce 'Sevmek Bir Eylemdir' albümünde yer alan 'Alişero' ezgisine klip çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sanatçı Ferhat Tunç, Koçgirili Alişer için yaptığı ve daha önce 'Sevmek Bir Eylemdir' albümünde yer alan 'Alişero' ezgisine klip çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/ferhat-tunctan-aliser-ve-zarife-hatun-icin-klip</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Mar 2018 10:13:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/frhtt.jpg" type="image/jpeg" length="98829"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[16 Mart'ta sinemalarda: Kaybedenler Kulübü Yolda fragmanı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/video/16-martta-sinemalarda-kaybedenler-kulubu-yolda-fragmani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/video/16-martta-sinemalarda-kaybedenler-kulubu-yolda-fragmani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yönetmenliğini Mehmet Ada Öztekin’in üstlendiği film, 16 Mart 2018’de vizyona girecek.
                                

Film kalabalık bir Olimpos tatilinin sonunda motorlarıyla İstanbul’a dönen ikilinin hikayesini merkeze alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yönetmenliğini Mehmet Ada Öztekin’in üstlendiği film, 16 Mart 2018’de vizyona girecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Film kalabalık bir Olimpos tatilinin sonunda motorlarıyla İstanbul’a dönen ikilinin hikayesini merkeze alıyor.</p>
</p>]]></turbo:content>
      <category>Çocukların Dünyası</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/video/16-martta-sinemalarda-kaybedenler-kulubu-yolda-fragmani</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Feb 2018 11:04:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/images/video/nhnh.png" type="image/jpeg" length="44336"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
