<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>"Kendine Demokrat" Olmayan Haberlerle Güvenilir Haber Kaynağınız...</title>
    <link>https://www.demokrathaber.org</link>
    <description>Türkiye ve Dünya'dan Önemli Haberler ve Güncel Gelişmeler...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.demokrathaber.org/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2026 05:26:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Ebola salgını kontrolden çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/dso-ebola-salgini-kontrolden-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/dso-ebola-salgini-kontrolden-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) Bundibugyo virüsünün yol açtığı Ebola salgını 100 günü geride bırakırken, vaka sayısı 5 bin 500'ü, can kaybı ise 2 bin 600'ü aştı. Dünya Sağlık Örgütü, ülkenin şimdiye kadarki en hızlı yayılan Ebola salgınıyla karşı karşıya olduğunu ve bulaşmanın müdahale çalışmalarının önüne geçtiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ebola salgını hızla yayılmaya devam ediyor. Hükümetin Cumartesi gününe kadar olan verilerine göre, ülkede <strong>5 bin 514 doğrulanmış vaka ve 2 bin 642 can kaybı</strong> kaydedildi. Böylece vaka ölüm oranı yüzde 47,9'a yükselirken, yaklaşık 1.200 kişi hastalıktan iyileşti.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Pazartesi günü yaptığı açıklamada salgının 100 günü geride bıraktığını ve ülkenin şimdiye kadar karşılaştığı en hızlı yayılan Ebola salgını olduğunu bildirdi. Örgüt, virüsün yayılma hızının kontrol çalışmalarını geride bıraktığı uyarısında bulundu.</p>

<h2><strong>Salgın altı eyalete yayıldı</strong></h2>

<p>Bundibugyo virüsünün neden olduğu salgın, başlangıçta Ituri eyaletindeki Mongbwalu sağlık bölgesiyle sınırlıyken, kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayıldı. DSÖ'nün son verilerine göre salgın altı eyaletteki onlarca sağlık bölgesini etkiliyor. Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu, Haut-Uele, Tshopo ve Bas-Uele eyaletlerinde vakalar tespit edildi.</p>

<p>Ituri ise salgının merkez üssü olmayı sürdürüyor. DSÖ'ye göre eyalet, toplam vakaların yaklaşık yüzde 85'ini ve can kayıplarının yüzde 79'unu oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DSÖ Afrika Bölge Direktörü Mohamed Janabi, salgının 'belirleyici bir dönüm noktasına' ulaştığını belirterek, önümüzdeki dönemde atılacak adımların salgının ne kadar hızlı kontrol altına alınabileceğini belirleyeceğini söyledi.</p>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<h2><strong>Ölümlerin büyük bölümü sağlık merkezleri dışında</strong></h2>

<p>Salgınla mücadelede en önemli sorunlardan biri, hastaların sağlık kuruluşlarına zamanında ulaşamaması. DSÖ, son haftalarda kaydedilen ölümlerin yaklaşık yüzde 60'ının Ebola tedavi merkezleri dışında, toplum içinde gerçekleştiğini bildirdi.</p>

<p>Örgüt, bu durumun erken teşhis, hastaların sağlık kuruluşlarına sevki ve tedaviye erişimdeki sorunlara işaret ettiğini belirtti. Özellikle ülkenin doğusundaki güvenlik sorunları, çatışmalar ve nüfus hareketliliği müdahale çalışmalarını zorlaştırıyor.</p>

<p>Sağlık tesislerine yönelik saldırılar ve toplumun sağlık ekiplerine yönelik tereddütleri de salgının kontrol altına alınmasını güçleştiriyor. DSÖ, insani kriz, yerinden edilmeler ve ulaşım sorunlarının virüsün daha geniş bölgelere yayılma riskini artırdığına dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>Müdahale kapasitesi genişletildi</strong></h2>

<p>Salgının hızla yayılmasına rağmen KDC'de müdahale kapasitesi önemli ölçüde artırıldı. DSÖ'ye göre Ebola testi yapabilen laboratuvarların sayısı birden 19'a çıkarılırken, laboratuvarların günlük 3 binden fazla numuneyi işleyebilecek kapasiteye ulaştığı bildirildi.</p>

<p>Tedavi kapasitesi de salgının başlangıcındaki 10'dan az yataktan 1.300'ün üzerine çıkarıldı. Bununla birlikte DSÖ, mevcut kapasitenin salgının hızını yakalamakta yetersiz kaldığını ve müdahalenin daha da genişletilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<h2><strong>Aşı ve tedavi çalışmaları sürüyor</strong></h2>

<p>Bundibugyo virüsüne karşı mücadelede klinik araştırmalar ve aday aşıların değerlendirilmesi de devam ediyor. DSÖ, Temmuz ayında Bundibugyo virüsünü tespit etmek amacıyla geliştirilen ilk moleküler tanı testini acil kullanım listesine dahil etmişti. Ayrıca potansiyel tedavilerin etkinliğini belirlemek amacıyla klinik çalışmalar yürütülüyor.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının kontrol altına alınabileceğini ancak bunun için etkilenen topluluklarda müdahale çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, sürdürülebilir kaynak ve daha güçlü uluslararası işbirliği çağrısında bulundu.</p>

<p>Örgüt, önümüzdeki ayların kritik olduğuna dikkat çekerek, özellikle çatışmaların sona erdirilmesinin sağlık ekiplerinin salgından etkilenen topluluklara ulaşabilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/dso-ebola-salgini-kontrolden-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/08/dso-ebola-salgini-kontrolden-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="93052"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yunan uzmandan Batı Nil virüsü uyarısı: Vakalar bildirilenin en az 10 katı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/yunan-uzmandan-bati-nil-virusu-uyarisi-vakalar-bildirilenin-en-az-10-kati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/yunan-uzmandan-bati-nil-virusu-uyarisi-vakalar-bildirilenin-en-az-10-kati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atina Ulusal ve Kapodistrias Üniversitesi (EKPA) Tıp Fakültesi Hijyen ve Epidemiyoloji Profesörü Gikas Mayorkinis, Yunanistan'daki Batı Nil virüsü vakalarının tespit edilenin en az 10 katı olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunan Devlet Radyosu ERT'ye konuşan Mayorkinis, Yunanistan'daki Batı Nil virüsü vakalarını değerlendirdi.</p>

<p>Mayorkinis, gerçek vakaların resmi kayıtlara geçen tespit edilmiş sayının en az 10 katı olduğunu belirterek, virüsü taşıyan bazı hastaların, hastalığı ayakta atlattığı için virüsü taşıdığından habersiz olabileceğini söyledi.</p>

<p>Hasta enfekte olduktan sonra virüsün kuluçka süresinin 2 ila 6 gün olduğunu ifade eden Mayorkinis, hastalığın ateş, baş ağrısı ve kas ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ve merkezi sinir sistemi semptomlarının daha geç ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Mayorkinis, virüsün yayılımının gelecek haftalarda da devam edeceği öngörüsünü de paylaştı.</p>

<p>Atina Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Uzmanı Athanasios Çakris ise Batı Nil virüsü testi yapılan hasta sayısının oldukça yüksek olduğuna dikkati çekti.</p>

<p>Çakris, pozitif çıkan test sayısının son haftalarda özellikle Atina'nın doğusundaki ilçelerde virüsün geniş ölçekli yayıldığını göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Öte yandan ülke genelinde ve başkent Atina'da birçok belediye Batı Nil virüsüne karşı ilaçlamalara devam ediyor. Özellikle yeşil alanlar ve mazgallar gibi sivrisinek üremesinin yoğun olabileceği yerler ilaçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) verilerine göre, 12-19 Ağustos'ta ülkede tespit edilen yeni Batı Nil virüsü vakası sayısı 47 olmuştu. Böylece yılın başından beri tespit edilen vaka 157'ye çıkmıştı.</p>

<p>Yılın başından bu yana ülkede Batı Nil virüsü nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 13 olarak açıklanmıştı.</p>

<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verilerine göre yılın başından bu yana Batı Nil virüsü vakasının en çok görüldüğü ülke 311 vakayla İtalya olurken, İtalya'yı 157 vakayla Yunanistan takip ediyor. Üçüncü sırada ise 63 vakayla İspanya yer alıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/yunan-uzmandan-bati-nil-virusu-uyarisi-vakalar-bildirilenin-en-az-10-kati</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/08/yunan-uzmandan-bati-nil-virusu-uyarisi-vakalar-bildirilenin-en-az-10-kati.jpg" type="image/jpeg" length="95151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demir eksikliğinde hızlı tanı dönemi: 15 dakikada sonuç veriyor]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/demir-eksikliginde-hizli-tani-donemi-15-dakikada-sonuc-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/demir-eksikliginde-hizli-tani-donemi-15-dakikada-sonuc-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avustralyalı araştırmacılar, parmak ucundan alınan kan örneğiyle demir eksikliğini yaklaşık 15 dakika içinde tespit edebilen hızlı bir test geliştirdi. Laboratuvar ekipmanına ihtiyaç duymayan yöntemin, özellikle sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde tanı ve tedaviyi kolaylaştırması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avustralyalı araştırmacılar, demir eksikliğini yaklaşık 15 dakika içinde tespit edebilen hızlı bir kan testi geliştirdi. Yeni yöntemin, dünya genelinde sağlık hizmetlerine ve laboratuvar olanaklarına erişimin sınırlı olduğu bölgelerde tanı ve tedavi süreçlerini iyileştirmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Avustralya'daki Walter ve Eliza Hall Tıbbi Araştırma Enstitüsü'nün (WEHI) perşembe günü yaptığı açıklamaya göre test, parmak ucundan alınan küçük bir kan örneğiyle uygulanıyor. Sonuçların tek bir sağlık kuruluşu ziyaretinde alınabilmesi, yöntemin hızlı ve pratik bir tanı aracı olarak kullanılmasına imkan sağlıyor.</p> <p>Testin en önemli özelliklerinden biri ise özel laboratuvar ekipmanına ihtiyaç duymaması. Böylece demir eksikliğinin, sağlık çalışanları tarafından hastanın bulunduğu yerde tespit edilmesi mümkün hale geliyor.</p> <h2><strong>Demir eksikliğini doğrudan ölçüyor</strong></h2> <p>Mevcut hemoglobin taramaları anemiyi tespit edebilse de aneminin demir eksikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını kesin olarak ortaya koyamıyor. Yeni test ise vücudun demir depolarını gösteren önemli bir biyobelirteç olan ferritin düzeyini ölçüyor.</p> <p>Araştırmacılar, testte klinik açıdan önemli kabul edilen <strong>30 ng/mL ferritin eşiğine</strong> karşılık gelen sabit bir referans çizgisinin bulunduğunu belirtiyor. Bu sayede sağlık çalışanları, hastanın demir eksikliği yaşayıp yaşamadığını doğrudan ve hızlı biçimde değerlendirebiliyor.</p> <h2><strong>Sahra Altı Afrika'da test ediliyor</strong></h2> <p>Araştırma ekibi, yeni tanı yöntemini şu anda Sahra Altı Afrika'da değerlendiriyor. Araştırmacıların hedefi, testin bölgede demir eksikliğini tespit etmek için kullanılabilecek ilk onaylı yerinde tanı araçlarından biri haline gelmesi.</p> <p>WEHI'nin açıklamasında, demir eksikliğinin anne anemisinin en yaygın nedenlerinden biri olduğu ve dünya genelinde milyonlarca hamile kadını etkilediği belirtildi. Sorunun özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde daha büyük bir sağlık yükü oluşturduğu ifade edildi.</p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p>Testi geliştiren ve WEHI araştırma ekibinin eş liderliğini yapan Emily Eriksson, yeni yöntemin laboratuvar testlerine ve demir tedavilerine erişimin kısıtlı olduğu ülkelerde kolaylıkla uygulanabilecek ve geniş ölçekte kullanılabilecek bir çözüm sunabileceğini söyledi.</p> <h2><strong>Tedavinin doğru kişilere yönlendirilmesi hedefleniyor</strong></h2> <p>Araştırmacılara göre test, yalnızca demir eksikliğinin hızlı şekilde tespit edilmesini değil, aynı zamanda demir takviyesinden en fazla fayda görecek kişilerin belirlenmesini de sağlayabilir.</p> <p>Bu sayede sınırlı sağlık kaynaklarının demir eksikliği bulunan ve tedaviye en fazla ihtiyaç duyan hastalara yönlendirilmesi mümkün olabilir.</p> <p>Araştırma ekibi, düşük maliyetli ve kolay uygulanabilir bu tür tanı yöntemlerinin özellikle sağlık altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde demir eksikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.</p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/demir-eksikliginde-hizli-tani-donemi-15-dakikada-sonuc-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/08/demir-eksikliginde-hizli-tani-donemi-15-dakikada-sonuc-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="28295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan beyninin değişim haritası çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/insan-beyninin-degisim-haritasi-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/insan-beyninin-degisim-haritasi-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 bin 500'den fazla kişinin beyin taramalarını inceleyen bilim insanları, insan beyninin yaşam boyunca düşünüldüğünden çok daha esnek şekilde yeniden organize olduğunu ortaya koydu. Bulgular, nörolojik hastalıkların anlaşılması ve tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Bilim insanları, doğumdan 100 yaşına kadar uzanan dönemi kapsayan bugüne kadarki en kapsamlı beyin araştırmalarından birine imza attı. Çalışmada 3 bin 500'den fazla kişinin fonksiyonel manyetik rezonans (fMRI) verileri analiz edilerek beynin farklı bölgeleri arasındaki iletişimin yaşam boyunca nasıl değiştiği haritalandırıldı. Sonuçlar, beynin yalnızca çocukluk döneminde değil, yaşamın her evresinde yeniden organize olabilen dinamik bir yapıya sahip olduğunu gösterdi.</p>

<p>Araştırma, duyusal işlevlerden sorumlu bölgelerin erken yaşlarda olgunlaştığını, planlama, karar verme ve soyut düşünme gibi üst düzey bilişsel işlevleri yöneten ağların ise onlarca yıl boyunca gelişmeye devam ettiğini ortaya koydu. İleri yaşlarda ise bu ağların tamamen bozulmadığı, aksine farklı bağlantılar kurarak işlevlerini korumaya çalıştığı belirlendi. Bu bulgu, beynin yaşlanma sürecinin sanıldığından çok daha esnek olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>Araştırmacılar, hazırlanan yaşam boyu beyin atlasının Alzheimer, otizm, şizofreni ve dikkat eksikliği gibi nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda normal yaşlanma ile hastalığa bağlı değişimleri ayırt etmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre çalışma, beynin gelişimini tek bir yaş dönemine sıkıştıran klasik anlayışın ötesine geçerek, insan beyninin yaşam boyunca değişmeye ve uyum sağlamaya devam ettiğini gösteren en güçlü kanıtlardan birini sunuyor.</p>
</section>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/insan-beyninin-degisim-haritasi-cikarildi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/08/insan-beyninin-degisim-haritasi-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="53285"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnesi kaynaklı sağlık vakalarında korkutan veri]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/zayiflama-ignesi-kaynakli-saglik-vakalarinda-korkutan-veri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/zayiflama-ignesi-kaynakli-saglik-vakalarinda-korkutan-veri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'da zayıflama iğnelerinin denetimsiz ve reçetesiz kullanımına bağlı sağlık sorunlarının son bir yılda iki katına çıktığı bildirildi. Uzmanlar, kontrolsüz kullanımın ciddi sağlık riskleri doğurduğu uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda'da zayıflama iğnelerinin kontrolsüz kullanımına bağlı sağlık sorunlarında dikkat çekici bir artış yaşandı.</p>

<p>Hollanda Kamu Yayın Kuruluşu NOS'un haberine göre, Hollanda Ulusal Zehirlenme Bilgi Merkezi verileri, zayıflama iğnesi kullananlara ilişkin vaka bildirimlerinin 2024 yılında 76 iken 2025'te 149'a yükseldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Yetkililer, bildirilmeyen vakalar da dikkate alındığında gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini değerlendiriyor. Vakaların önemli bir bölümünün reçetesiz kullanım veya tıbbi denetim olmadan uygulamadan kaynaklandığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>Verilere göre vakaların yaklaşık yüzde 40'ı, ilaçların resmi sağlık kanalları dışında temin edilmesiyle ilişkili. Uzmanlar, giderek büyüyen bu 'kontrolsüz pazarın' halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Sağlık uzmanları, doktor kontrolü olmadan kullanılan zayıflama iğnelerinin yanlış doz alma ve ciddi yan etki riskini artırdığını vurguladı. Ayrıca aşırı doz veya hatalı kullanımın acil müdahale gerektiren akut sağlık sorunlarına yol açabileceği, uzun vadede ise karaciğer, böbrek ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasar oluşturabileceği ifade edildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/zayiflama-ignesi-kaynakli-saglik-vakalarinda-korkutan-veri</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 20:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/06/zayiflama-ignesi-kaynakli-saglik-vakalarinda-korkutan-veri.webp" type="image/jpeg" length="47735"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ, hantavirüs salgınında sona yaklaşıldığını duyurdu]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/dso-hantavirus-salgininda-sona-yaklasildigini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/dso-hantavirus-salgininda-sona-yaklasildigini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs salgınıyla ilgili durumun istikrarlı olduğunu ve salgında sona yaklaşıldığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ghebreyesus, konuya ilişkin X hesabından Hollanda bandıralı <strong>'MV Hondius'</strong> yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakalarına ilişkin paylaşımda bulundu.</p>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>Salgının başlangıcında Güney Afrika'da tespit edilen 2 vakanın tüm temaslılarının takip süreçlerinin tamamlandığını ve başka vaka bildirilmediğini aktaran Ghebreyesus, 'MV Hondius mürettebatı dahil İspanya ve Hollanda'daki herkesin karantina ve takip süreçleri tamamlandı. 25 Haziran itibarıyla 30 temaslı hala takip altında.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ghebreyesus, hantavirüsle ilgili toplam vaka sayısının 13'te kaldığına işaret ederek, bunlardan 3'ünün ölümle sonuçlandığını kaydetti.</p>

<p><strong>'Durum istikrarlı ve salgın sona yaklaşıyor.'</strong> ifadesine yer veren Ghebreyesus, müdahalede yer alan tüm ülkelere işbirlikleri için teşekkür etti.</p>

<h2><strong>Hantavirüs</strong></h2>

<p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen hastalık, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/dso-hantavirus-salgininda-sona-yaklasildigini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/06/dso-hantavirus-salgininda-sona-yaklasildigini-duyurdu.jpg" type="image/jpeg" length="32429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola Kongo'da yayılıyor: Vaka sayısı 1155'e ulaştı]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/ebola-kongoda-yayiliyor-vaka-sayisi-1155e-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/ebola-kongoda-yayiliyor-vaka-sayisi-1155e-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) 15 Mayıs'ta ilan edilen Ebola salgınında doğrulanmış vaka sayısı 1155, can kaybı ise 304'e yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>KDC İletişim Bakanlığı</strong> tarafından yapılan açıklamada, Ebola salgınında 15 Mayıs'tan bugüne kadar doğrulanmış 1155 vaka kaydedildiği, 304 kişinin salgın nedeniyle yaşamını yitirdiği ve tedavi gören 138 kişinin iyileştiği bildirildi.</p>

<p>318 kişinin tedavisinin devam ettiği belirtilen açıklamada, şu ana kadarki kümülatif veriler ışığında salgındaki ölüm oranının yüzde 26,3 olarak hesaplandığı belirtildi.</p>

<p>Öte yandan KDC ile Uganda'nın, özellikle Aru bölgesinde laboratuvar kapasitesi ve klinik müdahale imkanlarını güçlendirmeyi hedefleyen 90 günlük ortak sınır ötesi Ebola müdahale planını başlattığı ifade edildi.</p>

<p>Komşu Uganda'da ise Sağlık Bakanlığı 20 Ebola vakası kaydedildiğini ve 2 kişinin virüs nedeniyle öldüğünü duyurmuştu.</p>

<h2><strong>Mevcut salgının onaylanmış tedavisi ya da aşısı bulunmuyor</strong></h2>

<p>KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.</p>

<p>DSÖ, 17 Mayıs'ta Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.</p>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan 'Bundibugyo' virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.</p>

<h2><strong>Ebola, Afrika'da binlerce kişinin ölmesine neden oldu</strong></h2>

<p>Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.</p>

<p>KDC'deki salgın, Ebola Nehri yakınında bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.</p>

<p>Ebola virüsü, Aralık 2013'te Batı Afrika'da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası ölmüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/ebola-kongoda-yayiliyor-vaka-sayisi-1155e-ulasti</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/06/ebola-kongoda-yayiliyor-vaka-sayisi-1155e-ulasti.jpg" type="image/jpeg" length="41308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ece İrtem'in ölümünün ardından merak edilen soruyu kardiyolog yanıtladı!]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/ece-irtemin-olumunun-ardindan-merak-edilen-soruyu-kardiyolog-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/ece-irtemin-olumunun-ardindan-merak-edilen-soruyu-kardiyolog-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, son yıllarda gençler arasında giderek artan kalp krizi vakalarının perde arkasını CGTN Türk Radyo'da anlattı. Covid-19'un damar yapısı üzerindeki yıkıcı etkisinin yanı sıra; doktor kontrolsüz kullanılan zayıflama iğneleri, bilinçsiz spor ve toksik yaşam tarzının genç kalpleri nasıl tehdit ettiğini vurgulayan Başer, 40 yaş altı bireyler için hayati uyarılarda bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CGTN Türk Radyo'da Özgür Özbakır ve Kaan Yiğit'in sunduğu 'Akşam Raporu' programına konuk olan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, son dönemde özellikle gençler ve hatta çocuklar arasında artış gösteren kalp krizi vakalarına dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Başer, kalp hastalıklarının sadece ileri yaşın değil, gençlerin de en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>'Kalp hastalıkları genç yaşlara indi'</strong></h2>

<p>Kalp hastalıklarının son 20 yıldır giderek daha genç yaşlara indiğini belirten Prof. Dr. Başer, özellikle Covid-19'un damar yapısını bozmasıyla birlikte bu artışın ciddi şekilde ivme kazandığını açıkladı. Eskiden bir 'erkek hastalığı' olarak bilinen kalp krizlerinin artık kadınlarda da erken yaşlarda çok daha sık görülmeye başlandığının altı çizildi.</p>

<h2><strong>Antidepresan ve alkol karışımı kalp krizini tetikler mi?</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Başer, kesin nedenin ancak otopsi ile bilinebileceğini belirtti. Antidepresanların yoğun alkol ile birlikte kullanımının solunum depresyonuna veya ritim bozukluklarına yol açarak kalbi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Zayıflama iğnelerinin vücuda etkileri neler?</strong></h2>

<p>Günümüzde 'görselliğin sağlığın önüne geçtiğini' belirten Başer, vücut geliştirme amacıyla kullanılan maddelerin ve enerji içeceklerinin alkolle birlikte tüketilmesinin kalp ve damar yapısını perişan ettiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Özellikle popüler hale gelen zayıflama iğneleri (Ozempic vb.) hakkında da uyarılarda bulunan Prof. Dr. Başer şunları söyledi:</strong></p>

<p>Zayıflama iğneleri doktor kontrolünde kullanılmazsa büyük risk taşır.</p>

<p>İştahı keserek kişiyi uzun süre aç bırakan bu ilaçlar, kan şekerini aşırı düşürerek (hipoglisemi) kalp krizini tetikleyebilir.</p>

<p>İlacın yol açtığı ishal gibi yan etkiler, vücutta elektrolit kaybına neden olarak tehlikeli ritim bozuklukları yaratabilir.</p>

<h2><strong>Gençlerde kalp krizi neden daha ölümcül seyrediyor?</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Başer'e göre, gençlerdeki kalp krizlerinin ileri yaşlara kıyasla daha agresif ve ölümcül olmasının anatomik bir nedeni var. Gençlerde, tıkanan ana damarın görevini üstlenecek olan <strong>'</strong>kolateral' (yan ve küçük) damarlar henüz tam olarak gelişmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yan yolların devreye girememesi nedeniyle kriz anında kalpte oluşan hasar çok daha büyük olmakta, bu da ani ölümlere ya da kalp yetmezliklerine yol açmaktadır.</p>

<h2><strong>'Aşırı spor ve toksik yaşam tarzı kalbi yoruyor'</strong></h2>

<p>Gıda güvenliğindeki sorunlar, stres, toksik ilişkiler ve kirli hava gibi faktörlerin damar yapısını bozduğunu belirten Başer, 40 yaş altında hiçbir belirti vermeyen ciddi koroner damar tıkanıklıkları gördüklerini belirtti. Ayrıca aşırı sporun (maraton, bisiklet, halter vb.) kalbi beklemediği düzeyde zorlayabileceğini, <strong>kalp kasını kalınlaştırarak veya büyüterek kalp yetmezliğine (kardiyomiyopati) yol açabileceğini</strong> ekledi. Sporcuların efor testi yaptırması gerektiğini, ancak efor testinin bile riskli olabileceği genetik durumlara dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>Sessiz kalp krizine dikkat: Klasik belirtileri beklemeyin!</strong></h2>

<p>Kalp krizlerinin her zaman göğüs ağrısıyla gelmediğini hatırlatan Prof. Dr. Başer, krizlerin yarısının 'sessiz' yaşandığını belirtti. Hastaların sadece <strong>halsizlik, bacaklarda derman kalmaması, nefes darlığı, çarpıntı veya ani tansiyon oynamaları</strong> gibi şikayetlerle de kalp krizi geçiriyor olabileceği konusunda uyardı.</p>

<h2><strong>Prof. Dr. Bengi Başer'den gençlere check-up ve korunma tavsiyeleri</strong></h2>

<p>Kalp krizi riskini etkileyen değiştirilebilir faktörlerin başında sigara geliyor. Sigarayı bırakmak, tek başına kalp krizi riskini %50 oranında azaltıyor.</p>

<p>Önceden 40 yaş üstüne önerilen rutin kalp kontrolleri; ailede kalp hastalığı öyküsü olan, sigara içen, kolesterol ve obezite sorunu bulunan gençler için <strong>40 yaş altına indi</strong>.</p>

<p>Basit bir EKG her zaman yeterli bilgiyi vermez. Yüksek risk grubundaki gençlerin kalsiyum skorlama veya 'sanal anjiyo' (koroner BT anjiyografi) gibi daha kesin sonuç veren tetkikleri yaptırmaları tavsiye ediliyor</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/ece-irtemin-olumunun-ardindan-merak-edilen-soruyu-kardiyolog-yanitladi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/06/ece-irtemin-olumunun-ardindan-merak-edilen-soruyu-kardiyolog-yanitladi.png" type="image/jpeg" length="77182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MS hastalığında erken teşhisin önemi]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/ms-hastaliginda-erken-teshisin-onemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/ms-hastaliginda-erken-teshisin-onemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesinden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Erkingül Birday, Multipl Skleroz (MS) hastalığında erken teşhisin büyük önem taşıdığını, belirtiler ortaya çıktığında erken başvuru ve doğru tedaviyle hastalık seyrinin kontrol altına alınabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erkingül Birday, MS'in çoğunlukla ataklarla seyreden, beyin ve omuriliği etkileyen bir hastalık olduğunu aktardı.</p> <p>Birday, özellikle genç erişkinlerde görülen ve merkezi sinir sistemini etkileyen MS, bazen sinsi belirtilerle ilerleyerek yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebildiğini kaydetti.</p> <p>MS'in beyin ve omuriliği etkileyen bir hastalık olduğunu kaydeden Birday, 'Multipl Skleroz, büyük çoğunlukla ataklarla seyreden bir hastalıktır. Görme kaybı, uyuşma, güç kaybı, baş dönmesi, denge bozukluğu, yürüme güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebilir.' ifadelerini kullandı.</p> <p>Birday, hastalığın yoğun yorgunluk ve unutkanlık gibi belirtilerle de ortaya çıkabildiğine işaret ederek, bu tür şikayetler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini aktardı.</p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <h2><strong>MS'te yaşam tarzı değişiklikleri tedaviyi destekliyor</strong></h2> <p>MR ve destekleyici testlerle hastalığa daha erken tanı konulabildiğini vurgulayan Birday, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>'Her hastada hastalığın seyri farklı ilerler. MS'in kesin nedeni bilinmiyor, ancak genetik yatkınlık ve çevresel faktörler bu konuda etkili. Günümüzde tedavi seçeneklerimiz oldukça arttı. Atak tedavileri, atak önleyici tedaviler ve semptomlara yönelik uygulamalarla hastalarımızı büyük ölçüde kontrol altında tutabiliyoruz. Tedavi sürecinde yaşam tarzı da önem taşıyor. Düzenli egzersiz, özellikle pilates ve yoga hastalarımıza iyi geliyor. Beslenme alışkanlıklarının da düzenlenmesi gerekiyor. Hastalara ilaçlarını düzenli kullanmaları ve kontrollerini aksatmamaları gerekiyor. Belirtiler ortaya çıktığında erken başvuru ve doğru tedaviyle hastalığın seyri kontrol altına alınabilir. MS zor bir hastalık ama bu süreçte birlikte mücadele etmek mümkün.'</p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/ms-hastaliginda-erken-teshisin-onemi</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/05/ms-hastaliginda-erken-teshisin-onemi.jpeg" type="image/jpeg" length="83915"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekran bağımlılığı çocukların göz sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/ekran-bagimliligi-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/ekran-bagimliligi-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sevil Karaman, dijitalleşmenin etkisiyle çocuklarda miyopi görülme yaşının giderek düştüğünü ve günlük ekran süresinin iki saatin altında tutulması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, günümüzde hızla artan ekran maruziyeti, çocukların göz sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar bırakma riskini beraberinde getiriyor. Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının kontrolsüzce yaygınlaşması, çocukların göz sağlığını ciddi bir tehdit altında bırakırken, dijitalleşmenin etkisiyle çocuklarda miyopi görülme yaşı da giderek düşüyor.</p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p>Açıklamada Mayıs Miyopi Farkındalık Haftası kapsamında görüşlerine yer verilen Karaman, günümüzde çocukların çok daha erken yaşlarda miyopi ile karşı karşıya kaldığını aktararak, 'Anne babalar ekran süresini sınırlamaya çalışsa da bu tek başına yeterli değil. Çocukların yaşam alışkanlıkları, genetik yatkınlık ve günlük aktiviteleri birlikte değerlendirilmeli.' ifadelerini kullandı.</p> <p>Miyopinin önlenmesi ve ilerlemesinin yavaşlatılması için çevresel faktörlerin büyük önem taşıdığını belirten Karaman, 'Çocukların günde en az iki saat dışarıda vakit geçirmesi gerekiyor. Ekran süresi mümkün olduğunca iki saatin altında tutulmalı. Bunun yanında okuma ve yakın çalışma koşulları da doğru şekilde düzenlenmeli.' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Karaman, miyopinin tamamen önlenemediği durumlarda ilerleme hızının kontrol altına alınabildiğini, damla tedavileri, özel gözlükler ve kontakt lenslerle hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiklerini ve yıllık artışı 0.25-0.50 seviyelerinde tutmanın kendileri için çok önemli olduğunu aktardı.</p> <p><strong>Miyopide her artışın göz sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını vurgulayan Karaman, şunları kaydetti:</strong></p> <p>'Her bir diyoptri artış, göz arkasında oluşabilecek ciddi komplikasyon riskini artırır. Bu nedenle erken farkındalık ve düzenli takip büyük önem taşıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, çocukların düzenli göz kontrollerine götürülmesi ve gerekli önlemlerin alınması, ileride oluşabilecek ciddi göz hastalıklarının önüne geçebilir.'</p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/ekran-bagimliligi-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/05/ekran-bagimliligi-cocuklarin-goz-sagligini-tehdit-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="83208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda ani kusma ve ishal norovirüsün habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayhan Yaman, özellikle çocuklarda ani başlayan kusma ve ishal şikayetlerinin norovirüs enfeksiyonunun habercisi olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Yaman, norovirüsün mide ve bağırsak sistemini etkileyen oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyon olduğunu, hastalığın özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda hızla yayılabildiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>Yaman, 'Norovirüs mide bulantısı, ani kusma, sulu ishal, karın ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan bir mide-bağırsak enfeksiyonu. Özellikle çocuklarda kısa sürede sıvı kaybına yol açabildiği için dikkatli olunmalı. Ani kusma ve ishal, norovirüs habercisi olabilir. ' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Norovirüsün temas yoluyla kolayca bulaşabildiğini vurgulayan Yaman, özellikle kreş, okul ve toplu yaşam alanlarında virüsün kısa sürede yayılabildiğine dikkati çekti.</p>

<p>Yaman, kirli yüzeylerin, ortak kullanım alanlarının, enfekte gıdaların ve hijyen eksikliğinin bulaşta önemli rol oynadığını, çocukların el hijyenine dikkat edilmesi ve ortak eşya kullanımında sınırlandırılmaya gidilmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>Norovirüs enfeksiyonunda en büyük risklerden birinin sıvı kaybı olduğuna değinen Yaman, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Özellikle küçük çocuklarda belirtiler yakından takip edilmeli. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, halsizlik ve idrar miktarında düşüş gibi belirtiler, sıvı kaybına işaret edebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Norovirüs, viral bir enfeksiyon ve temel yaklaşım, sıvı kaybını önlemek. Çocuğun yeterli sıvı tüketmesi sağlanmalı, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanılmamalı.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/05/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="51337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Hantavirüs küresel nüfus için 'düşük risk' taşıyor]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/dso-hantavirus-kuresel-nufus-icin-dusuk-risk-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/dso-hantavirus-kuresel-nufus-icin-dusuk-risk-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tedros Adhanom Ghebreyesus, MV Hondius gemisinde görülen hantavirüs vakalarına rağmen küresel halk sağlığı açısından risk seviyesinin düşük olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Hollanda bandıralı MV Hondius gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakalarına ilişkin yeni açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ghebreyesus, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 2 Mayıs'tan bu yana yeni ölüm vakasının bildirilmediğini belirterek, DSÖ'ye iletilen toplam 11 vakanın 8'inin laboratuvar testleriyle Andes virüsü enfeksiyonu olarak doğrulandığını açıkladı. Bir vakanın ise ileri inceleme aşamasında olduğu kaydedildi.</p>

<p>DSÖ'nün mevcut değerlendirmesine göre hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riskin 'düşük' seviyede olduğu vurgulandı. Ghebreyesus ayrıca, gemiden tahliye edilen yolcular ve mürettebatın sağlık durumlarının uluslararası sağlık tüzükleri kapsamında haftalık olarak takip edildiğini ifade etti.</p>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>MV Hondius, 1 Nisan'da Arjantin'den hareket etmiş, yolculuk sırasında çok sayıda hantavirüs vakasının ortaya çıkması üzerine uluslararası sağlık gündemine taşınmıştı. Gemide seyahat eden üç kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği açıklanırken, Tenerife'ye tahliye edilen bazı yolcularda da pozitif vakalar tespit edilmişti.</p>

<p>Uzmanlar, hantavirüsün genellikle kemirgenlerin dışkı, idrar veya salyasıyla temas sonucu bulaştığını belirtiyor. Hastalık; ateş, kas ağrısı ve yorgunluk gibi belirtilerle başlayabiliyor, ağır vakalarda ise solunum yetmezliği ve böbrek komplikasyonlarına yol açabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/dso-hantavirus-kuresel-nufus-icin-dusuk-risk-tasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 23:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/05/dso-hantavirus-kuresel-nufus-icin-dusuk-risk-tasiyor.webp" type="image/jpeg" length="88538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs ne kadar bulaşıcı? Semptomları neler?]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/hantavirus-ne-kadar-bulasici-semptomlari-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/hantavirus-ne-kadar-bulasici-semptomlari-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MV Hondius kruvaziyer gemisiyle bağlantılı hantavirüs vakaları, sağlık otoritelerini alarma geçirdi. Peki Hantavirüs ne kadar tehlikeli? İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>en az beş kişide hantavirüs tespit edildi. Normal şartlarda kemirgenlerden insanlara bulaşan virüsün, bu olayda kapalı gemi ortamında insanlar arasında yayılmış olabileceği ihtimali dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlar, hantavirüsün yayılım biçimine ilişkin yapılacak incelemelerin küresel sağlık güvenliği açısından kritik önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<h2><strong>Üç kişi hayatını kaybetti</strong></h2>

<p>11 Nisan'dan bu yana gemiyle bağlantılı üç kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı. Virüs nedeniyle tedavi gören başka yolcuların bulunduğu ve sağlık durumlarının yakından takip edildiği bildirildi.</p>

<p>Salgının geniş bir coğrafyaya yayılması nedeniyle birçok ülkede sağlık ekipleri temaslı takibi yürütüyor.</p>

<h2><strong>147 kişi risk altında değerlendiriliyor</strong></h2>

<p>Oceanwide Expeditions şirketinin verilerine göre gemide 24 farklı milliyetten 87 yolcu ile 60 mürettebat olmak üzere toplam 147 kişi bulunuyor.</p>

<p>25 Nisan'da Saint Helena'dan Johannesburg'a yapılan uçuşta bulunan 82 yolcu ve 6 mürettebat için de temas takibi başlatıldı. Ayrıca hayatını kaybeden Hollandalı kadının seyahat ettiği KL592 sefer sayılı uçaktaki yolcuların da sağlık kontrollerinden geçirildiği belirtildi.</p>

<h2><strong>Birçok ülkede vaka takibi sürüyor</strong></h2>

<p>İngiltere'de iki kesinleşmiş ve bir şüpheli hantavirüs vakası bildirildi. İsviçre'de hastanede tedavi gören bir yolcu ile izolasyondaki eşinin sağlık durumunun takip edildiği açıklandı.</p>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<p>ABD'de ise yedi farklı eyalette, gemiden daha önce ayrılan yolcular gözlem altına alındı.</p>

<h2><strong>Hantavirüs ne kadar ölümcül?</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre hantavirüs nadir görülse de ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Amerika kıtasında görülen bazı hantavirüs türleri, 'Hantavirüs Pulmoner Sendromu' olarak bilinen ağır solunum hastalığına yol açıyor.</p>

<p>Verilere göre solunum semptomları geliştiren hastaların yaklaşık yüzde 38'i hayatını kaybediyor. Bu nedenle sağlık otoriteleri, özellikle temaslı kişilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Belirtiler haftalar sonra ortaya çıkabiliyor</strong></h2>

<p>Hantavirüsün kuluçka süresinin genellikle 1 ila 6 hafta arasında değiştiği belirtiliyor. Ancak bazı vakalarda temas sonrası 8. haftaya kadar belirti görülebileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle DSÖ ve ilgili sağlık kurumları, gemide bulunan yolcu ve mürettebatın en az 45 gün boyunca sağlık durumlarını yakından takip etmelerini istedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/hantavirus-ne-kadar-bulasici-semptomlari-neler</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/05/hantavirus-ne-kadar-bulasici-semptomlari-neler.png" type="image/jpeg" length="75144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer riskini azaltan gelişme: Bunu mutlaka denemelisiniz!]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/alzheimer-riskini-azaltan-gelisme-bunu-mutlaka-denemelisiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/alzheimer-riskini-azaltan-gelisme-bunu-mutlaka-denemelisiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, düzenli yumurta tüketiminin ileri yaş grubunda Alzheimer hastalığı riskini azaltabileceğini ortaya koydu. Araştırmada özellikle haftalık tüketim sıklığı arttıkça risk oranının kademeli şekilde düştüğü belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de faaliyet gösteren Loma Linda University bünyesinde yürütülen araştırmada yaklaşık 39 bin 500 kişi uzun yıllar boyunca takip edildi. Ortalama 15,3 yıllık gözlem sürecinde 2 bin 858 katılımcıya Alzheimer tanısı konuldu.</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarına göre, haftada en az 5 kez yumurta tüketen 65 yaş üstü bireylerde Alzheimer'a yakalanma riskinin, hiç yumurta tüketmeyenlere kıyasla yaklaşık yüzde 27 daha düşük olduğu belirlendi.</p>

<h2><strong>Yumurta tüketimi arttıkça risk azalıyor</strong></h2>

<p>Araştırmada yumurta tüketim sıklığı ile Alzheimer riski arasında dikkat çekici bir ilişki tespit edildi. Verilere göre:</p>

<ul>
 <li>Ayda 1 ila 3 kez yumurta tüketenlerde Alzheimer riski yüzde 17 daha düşük bulundu.</li>
 <li>Haftada 2 ila 4 kez tüketim yapanlarda riskin yüzde 20 azaldığı hesaplandı.</li>
 <li>Haftada 5 kez ve üzeri tüketim gerçekleştirenlerde ise risk oranının yüzde 27'ye kadar düştüğü görüldü.</li>
</ul>

<p>Bilim insanları, düzenli yumurta tüketiminin beyin sağlığını destekleyen bazı önemli bileşenlerle bağlantılı olabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Yumurtadaki besin öğeleri dikkat çekti</strong></h2>

<p>Araştırmada yumurtanın özellikle <strong>omega-3 yağ asitleri</strong>, <strong>fosfolipitler</strong> ve <strong>kolin</strong> açısından zengin bir besin kaynağı olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p>Uzmanlara göre yumurtada bulunan kolin maddesi, hafıza süreçleri ve sinir hücreleri arasındaki iletişim açısından kritik rol oynuyor. Ayrıca lutein ve zeaksantin gibi karotenoidlerin de bilişsel performansı destekleyebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu bileşenlerin sinir sistemi fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121_mobile"></div>

<h2><strong>Dengeli beslenme vurgusu yapıldı</strong></h2>

<p>Çalışmayı yürüten bilim insanları, yumurtanın tek başına 'koruyucu tedavi' olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ancak dengeli ve düzenli beslenme programının önemli bir parçası olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Araştırmada, Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarda yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının önlenebilir risk faktörleri arasında yer aldığına dikkat çekildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/alzheimer-riskini-azaltan-gelisme-bunu-mutlaka-denemelisiniz</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/05/alzheimer-riskini-azaltan-gelisme-bunu-mutlaka-denemelisiniz.jpg" type="image/jpeg" length="53020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları açıkladı: Esnemek faydalı mı?]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/bilim-insanlari-acikladi-esnemek-faydali-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/bilim-insanlari-acikladi-esnemek-faydali-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun yıllardır yalnızca uykusuzluk ve yorgunluk belirtisi olarak görülen esnemenin, beynin kendini koruma mekanizmalarından biri olabileceği belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanlarının manyetik rezonans görüntüleme (MR) destekli çalışmaları, insanların günlük yaşamda farkında olmadan yaptığı <strong>esneme refleksinin</strong>, sanıldığından çok daha önemli biyolojik işlevler taşıdığını gösterdi. Araştırmaya göre esneme sırasında beyin-omurilik sıvısının hareketi hızlanıyor ve bu durum beynin temizlenmesi, kimyasal dengenin korunması ve basınç düzenlenmesi gibi kritik süreçlere katkı sağlıyor.</p>

<h2><strong>Esneme beyin sıvısı akışını artırıyor</strong></h2>

<p>Araştırmada 22 sağlıklı bireyin beyin sapı ve üst omurga bölgesindeki sıvı hareketleri incelendi. Yapılan analizlerde, <strong>esnemenin normal nefes alma sürecine göre beyin-omurilik sıvısı akışını belirgin şekilde artırdığı</strong> tespit edildi.</p>

<p>Bilim insanları, derin nefes almanın da sıvı hareketini etkilediğini ancak bu etkinin esneme kadar güçlü ve düzenli olmadığını belirtti. Özellikle esneme sırasında sıvı çıkışının daha sık ve daha belirgin şekilde gözlemlendiği ifade edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, bu bulguların esnemenin yalnızca basit bir refleks olmadığını, doğrudan fizyolojik bir görev üstlendiğini gösterdiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Esnemeyi bastırmak kolay değil</strong></h2>

<p>Çalışmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de esnemeyi bastırma girişimleriyle ilgili oldu. Araştırmacılara göre insanlar esnemeyi gizlemeye çalışsa bile süreç büyük ölçüde devam ediyor.</p>

<p>Verilere göre bastırılan esnemeler, süre ve kas hareketleri bakımından normal esnemelere oldukça yakın özellikler gösteriyor. Bilim insanları, esneme refleksi başladıktan sonra tamamen durdurulmasının neredeyse imkânsız olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>Bu nedenle esnemeyi engellemeye çalışmanın biyolojik süreci tamamen değiştirmediği, yalnızca dışarıdan daha az fark edilir hale getirdiği değerlendiriliyor.</p>

<div class="mb-3 text-center" data-advert="temedya" data-channel="121" data-rotation="120" id="ad_121"></div>

<h2><strong>Bulaşıcı esnemenin biyolojik etkisi dikkat çekti</strong></h2>

<p>Araştırmada 'bulaşıcı esneme' olarak bilinen durum da incelendi. Özellikle başka bir kişinin esnemesini gördükten sonra ortaya çıkan esneme davranışının da beyin-omurilik sıvısı üzerinde etkili olduğu belirtildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/bilim-insanlari-acikladi-esnemek-faydali-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2026/05/bilim-insanlari-acikladi-esnemek-faydali-mi.webp" type="image/jpeg" length="88302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı stres ve heyecan yaşıyorum, sakinleşmek için ne yapmalıyım?]]></title>
      <link>https://www.demokrathaber.org/asiri-heyecanlaniyorum-sakinlesmek-icin-ne-yapmaliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.demokrathaber.org/asiri-heyecanlaniyorum-sakinlesmek-icin-ne-yapmaliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani gelişen olaylarda, stresli durumlarda aşırı heyecanlanıyorum. Bu neden olur? Sakinleşmek için ne yapmalıyım?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Stresli durumlarda aşırı heyecanlanmak, vücudunuzun "savaş ya da kaç" tepkisine verdiği bir yanıttır. Bu tepki, adrenalini artırır, kalp atış hızınızı yükseltir ve vücudunuzun genel olarak hazır olmasını sağlar. Ancak, bu tepki bazen kontrol dışına çıkabilir ve aşırı heyecan, stresle başa çıkmanızı zorlaştırabilir.</p>

<p>Sakinleşmek için aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz:</p>

<ul>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Derin Nefes Alın: Derin ve yavaş nefes almak, vücuttaki stres tepkilerini azaltabilir. Derin nefes almak, sizi rahatlatarak zihinsel netliği artırabilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düzenli Egzersiz: Egzersiz, stresi azaltmanın ve enerji seviyelerinizi dengelemenin etkili bir yoludur. Düzenli egzersiz yapmak, vücudunuzun doğal olarak daha sakin ve dengeli bir duruma gelmesine yardımcı olabilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Medite Edin: Meditasyon, zihinsel odaklanma ve derin gevşeme sağlayan etkili bir stres azaltma yöntemidir. Günde birkaç dakika meditasyon yapmak, zihinsel sağlığı iyileştirebilir ve stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zaman Yönetimine Dikkat Edin: İşleri planlamak ve önceliklendirmek, duygusal olarak daha iyi hazırlıklı olmanıza yardımcı olabilir. Zaman yönetimi becerilerini geliştirmek, stresle başa çıkmanıza ve heyecanı azaltmanıza yardımcı olabilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Destek Alın: Aile üyeleri, arkadaşlar veya bir profesyonel ile konuşmak, duygusal destek almanıza ve stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Bir terapist veya danışman, stresle başa çıkma konusunda size rehberlik edebilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Uyku Düzeninize Dikkat Edin: Yeterli ve kaliteli uyku, stresle başa çıkmanızı destekleyebilir. Uyku düzeninizi düzenlemek, genel sağlığınızı iyileştirerek stresi azaltabilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Olumlu Düşünce: Kendinize olumlu ifadelerde bulunmak, olumlu düşünce alışkanlıkları geliştirmek stresle baş etmeye yardımcı olabilir. Kendinize nazik olun ve olumlu bir bakış açısı benimseyin.</li>
</ul>

<p>Eğer <strong>stres</strong> ve heyecanlanma sorununuz devam ediyorsa, bir sağlık profesyoneli ile konuşmayı düşünmelisiniz. Bu profesyoneller size özel stratejiler ve destek sunabilir.</p>

<p><img alt="" src="heyecan" /><img alt="panik" class="img-fluid detail-photo" src="https://demokrathaberorg.teimg.com/demokrathaber-org/uploads/2021/10/panik.jpg" style="width: 100%" / width="1280" height="720"></p>

<h2>Peki stresi yenmekte beslenmenin etkisi var mıdır?</h2>

<p>Evet, beslenme alışkanlıklarınız, stresle başa çıkma yeteneğinizi etkileyebilir. İyi bir beslenme, vücudunuzun doğru besinleri almasını sağlar ve bu da zihinsel sağlığınıza olumlu bir etki yapabilir. İşte beslenmenin stresle başa çıkma üzerindeki potansiyel etkileri:</p>

<ul>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dengeli Beslenme: Dengeyi sağlamış bir beslenme planı, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve diğer besinleri almanıza yardımcı olabilir. Bu, genel sağlığınızı destekleyerek stresle başa çıkma kapasitenizi artırabilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Omega-3 Yağ Asitleri: Omega-3 yağ asitleri, özellikle balık yağı, somon gibi yağlı balıklar, ceviz ve chia tohumları gibi kaynaklardan alınabilir. Omega-3 yağ asitleri, zihinsel sağlığı destekleyebilir ve stresle başa çıkma yeteneğini artırabilir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; B Vitamini: B vitaminleri, özellikle B6, B9 (folik asit) ve B12, sinir sistemi sağlığı için önemlidir. Bu vitaminlerin yeterli alımı, ruh halinizi dengeleyebilir ve stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar, yumurta ve et gibi besinler B vitaminleri açısından zengindir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Magnezyum: Magnezyum, stresle mücadelede rol oynayan bir mineraldir. Fındık, tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler ve tam tahıllar magnezyum bakımından zengindir.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antioksidanlar: Renkli sebzeler ve meyveler, antioksidanlar açısından zengindir. Antioksidanlar, vücudu serbest radikallerin zararlı etkilerinden koruyabilir ve genel sağlığı iyileştirerek stresle başa çıkma yeteneğini artırabilir.</li>
</ul>

<p>Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat etmek, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri almasını sağlamak ve genel sağlığı iyileştirmek açısından önemlidir. Ancak, tek başına beslenme, stresle başa çıkma stratejilerinizin tümünü kapsamayabilir. Fiziksel aktivite, uyku düzeni, zihinsel sağlık ve sosyal destek gibi diğer faktörler de önemlidir. Eğer beslenme düzeninizle ilgili özel sorularınız varsa, bir beslenme uzmanı veya sağlık profesyoneli ile görüşmek faydalı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Peki stres ve aşırı heyecanlmaya karşı hangi ilaçlar faydalı olabilir?</h2>

<p><strong>Stres</strong>, kaygı ve heyecanlanma ile başa çıkmak için bir dizi ilaç mevcuttur, ancak bu tür ilaçları kullanmadan önce bir sağlık profesyoneliyle görüşmek önemlidir. İlaçlar, genellikle bir doktorun reçetesiyle kullanılmalı ve ilgili sağlık durumunuz ve semptomlarınız dikkate alınarak belirlenmelidir. İşte stres ve kaygıyla başa çıkma amacıyla kullanılan bazı ilaç türleri:</p>

<ul>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antidepresanlar: Bu ilaçlar, depresyon, kaygı ve obsesif-kompulsif bozukluk gibi durumları tedavi etmek için kullanılır. Serotonin ve norepinefrin gibi beyin kimyasallarının seviyelerini düzenleyerek çalışırlar.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anksiyolitikler (Benzodiazepinler): Bu ilaçlar, kısa vadeli kaygı ve stres durumlarında kullanılabilir. Ancak, bağımlılık yapabilme ve yan etki riskleri nedeniyle dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beta Blokerler: Bu ilaçlar genellikle yüksek tansiyonu düşürmek için kullanılır, ancak aynı zamanda sahne korkusu veya performans kaygısı gibi durumlarla başa çıkmak için de kullanılabilirler. Kalp atış hızını ve kan basıncını düşürerek stres tepkilerini azaltabilirler.</li>
 <li>&nbsp;&nbsp;&nbsp; SSRI'lar (Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri): Bu ilaçlar, genellikle depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, panik bozukluk ve sosyal anksiyete bozukluğu gibi durumları tedavi etmek için kullanılır. Serotonin seviyelerini düzenleyerek çalışırlar.</li>
</ul>

<p>Bu ilaçlar, bir sağlık profesyonelinin reçetesi ve gözetimi altında kullanılmalıdır. İlaç tedavisi genellikle diğer tedavi yöntemleri, örneğin terapi, yaşam tarzı değişiklikleri ve destek grupları ile birleştirilerek daha etkili olabilir. İlaç kullanımı ile ilgili kararlar, bireysel durumunuza ve sağlık geçmişinize bağlı olarak uzman bir sağlık profesyoneli tarafından yapılmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.demokrathaber.org/asiri-heyecanlaniyorum-sakinlesmek-icin-ne-yapmaliyim</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Nov 2023 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://demokrathaberorg.teimg.com/crop/1280x720/demokrathaber-org/uploads/2022/06/stress.jpg" type="image/jpeg" length="90380"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
