Af talebiyle kampanyalar düzenleyen Adil Yaşam Derneği Başkanı Haluk Çavuşoğlu ile konuştuk

Ömer İbrahimoğlu / Demokrat Haber

Af talebiyle kampanyalar düzenleyen Adil Yaşam Derneği Başkanı Haluk Çavuşoğlu,  “Devlet Bahçeli 2018 seçimlerinde af çıkaracağını söyledi. Bunu duyan mahkûmlar ve aileleri MHP’ye oy verdi. Ama MHP aftan vazgeçti” diyor.  Muhalefetin de bu talebe olumlu yaklaştığını söyleyen Çavuşoğlu, “Bilhassa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP teklifi getirirse destek vereceğini söyledi” iddiasında bulunuyor.

Hep birilerini görüyordum ağlaya ağlaya, bağıra bağıra cezaevindeki mahkûmlar için af istiyorlardı. Kendi kendime, “Niye af istiyorlar, suçlular niye cezasını çekmesin,” diyordum. Birçok kişinin de benim gibi düşündüğünü biliyorum. Peki, mahkûm ailelerinin etrafında toplandığı Adil Yaşam Derneği üyeleri neden tutukluların tekrar adil bir şekilde yargılanmasını istiyor? Bütün siyasi partilerle de görüşmüş olan dernek, onlardan bir cevap bekliyor. Adil Yaşam Derneği’yle ilk karşılaştığımda neden, niye af istediklerini araştırdım. Bu aynı zamanda kafamdaki soruların netleşmesini de sağlayacaktı. Ama tam anlamıyla sorularıma cevap bulamadım ve tatmin olamadım. Parça parça görüntüler, videolar ve yazılara denk geldim. Ben de Adil Yaşam Derneği Başkanı Haluk Çavuşoğlu’na ulaştım. Ve bütün sorularımı geniş, kapsamlı bir şekilde derneğin amacından af mücadelesine, cezaevi koşullarından mahkûmlara, yargı bağımsızlığından adalete kadar uzanan bir söyleşi gerçekleştirdim…

Adil Yaşam Derneği Başkanı Haluk Çavuşoğlu Genel Af Ne Zaman Çıkar

Bize kendinizden bahseder misiniz?

Adım Muhammed Haluk Çavuşoğlu, Siirt doğumluyum. Dört yaşımda ailem ile birlikte İstanbul’a taşındım. Şu anda turizm ile uğraşıyorum… Dünyaya geliş amacımın mücadele ve adalet olduğuna inanıyorum. Bu yüzden hayatım boyunca adalet için mücadele etmeye devam edeceğim.

“MAHKÛMLAR VE AİLELERİ OY VERDİ AMA MHP AFTAN VAZGEÇTİ”

Adil Yaşam Derneğinin kuruluş sürecini anlatır mısınız? Bu af mücadelesine nasıl girdiniz?

Devlet Bahçeli 2018 seçimlerinde af çıkaracağını söyledi. Bunu duyan mahkûmlar ve aileleri MHP’ye oy verdi. Ama MHP aftan vazgeçti. Biz bu yasanın çıkmasını istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Sesimiz daha gür çıksın diye, bütün tutuklu ailelerini tek çatı altında topladık ve derneğimizi kurduk. Şu an seksen bir ilde tutuklu aileleriyle bir aradayız, beraberiz.

Bana gelecek olursak benim abim cezaevine girmişti. Cezaevi içine telefon sokmuştu. Telefon soktuğu için 14 buçuk yıl ceza aldı. Avrupa’da bunun cezası bile yok. Abime verilen büyük cezayı haksız buldum. Bu da beni af mücadelesine kattı.

Kurduğunuz Adil Yaşam Derneği bugüne kadar ne tür eylemler, etkinlikler yaptı?

Türkiye’nin birçok ilinde basın açıklamaları yaptık, yapıyoruz. Bütün siyasi partilerin genel merkezlerini ve il başkanlıklarını ziyaret ettik. Siyasi partilerin başkanlarıyla görüştük. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile de görüştük. Bu ziyaret ve basın açıklamalarımız devam edecek. Çünkü hali hazırda bir tasarı yok.

Şu an cezaevlerinde bulunan insanların çoğu bir suç işleyerek girdi. Bazıları da hasbelkader diyebileceğimiz şekilde girdi, bunlara “kader mahkûmları” da deniyor. Peki, yargı bunları nasıl ayırt edecek? 31 Ocak 2020 raporuna göre Türkiye’de 297 binden fazla tutuklu bulunuyor. Bu sayının arttığını öngörebiliyoruz. “Kader mahkûmları” bu tutuklular arasında nasıl seçilebilir?

Biz yeniden adil bir yargılama istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki tutuklu sayısı fazla ama kader mahkûmu da çok fazla. Elbette bu zor bir süreç ama içlerinden bir tanesi bile haksız yere ceza aldıysa affedilmesi gerekir. Diyarbakır’daki HDP binasının önünde bekleyen annelerin çocukları geri döndükleri zaman devlet onları affediyor. Hükümet bunu yapıyorsa bu zor süreci de uygulamalı diye düşünüyorum. Çünkü cezaevindeki herkes cani değil. Şunu da belirtmek istiyorum gerçek suçlular cezaevine girmiyor. Onlar çok iyi avukatlar tutup özgür kalıyorlar!

“KILIÇDAROĞLU, MHP TEKLİFİ GETİRİRSE DESTEK VERECEĞİNİ”

Bu af isteğinizi iktidar ve muhalefet destekliyor mu, nasıl yaklaşıyor?

İktidar, FETÖ’cülerin yargıda bir tahribat yaptığını belirtiyor. O zaman mesela FETÖ’cü bir savcının verdiği bütün kararlar tekrar ele alınmalı, ama iktidar kesimi bunun çok zor olacağını söylüyor. Diğer siyasi partiler “yeniden yargılanmayı” destekliyorlar ama nasıl yapılacağını onlar da bilmiyor. Biz de onlara şunu söylemek istiyoruz. Şu an pandemi nedeniyle 90 bin tutuklu izinde. Herhangi bir denetim mekanizmasına bağlı olmadıkları halde çoğu herhangi bir suça bulaşmamışlar. Islah olmuşlar diyebiliriz. Cezaevlerinin amacı da budur, ıslah ve caydırmadır. Ayrıca cezaevi şartları da ıslah olmaya yönelik değil. Orada insanlar kendi iradeleriyle ıslah oluyorlar. Hükümet kanadı af için inceleme yapacaklarını söylüyorlar.

Muhalefet ise olumlu buluyor. Bilhassa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP teklifi getirirse destek vereceğini söyledi.

Adil Yaşam Derneği Başkanı Haluk Çavuşoğlu Genel Af Çıkar Mı Haberleri

Sizce (Adil Yaşam Derneği) af tasarısı nasıl olmalı? Aşamalı şekilde söyler misiniz?

Öncelikle MHP’nin de 2018 seçimleri öncesi söz verdiği gibi af tasarısı uygulanmalı, 5 yıllık ceza indirimine gidilmeli. Burada bir dengeleme söz konusu da, büyük suçlar işleyen gerçek suçlular içeriden çıkmayacak. Örneğin Samuray kılıçlı katil, Müslime bebeğin faili gibi zanlılar serbest kalmayacak. İndirim uygulandıktan sonra ise elbette yeniden adil yargılanmalar başlamalı.

Dernek olarak seksen bir ilde faal olarak bulunuyorsunuz. Mahkûmlar size cezaevi şartlarını ve koşullarını nasıl anlatıyor? Cezaevlerinde durumları nasıl?

Tutuklular her fırsatta cezaevlerinde yaşam şartlarının zor olduğundan bahsediyor. Birçok mahkûm hastalanıyor. Bu pandemi öncesinde de böyleydi. Yani cezaevi şartları hep kötüydü. Mahkûmlar kendilerini revire yazıyorlar. On beş gün sonra onay geliyor ve ancak öyle gidip muayene olabiliyorlar. Tek sorun bu da değil. Mesela doların artışıyla birlikte gelen zamlar cezaevindekileri de etkiledi. Çoğu insan mahkûmların para harcamadığını düşünüyor. Ama tutuklular yatak parası, elektrik, yemek parasını ödüyor. Sıcak suları bile yok.

İşkence gördüğünü söyleyen tutuklular da var. Ama bunu kamerasız ortamlarda yaptıkları için size kanıt sunamıyorum. Bir tutuklu bize dayak yedikten sonra 15 gün hücrede kaldığını söyledi. Yaraları düzeldikten sonra hücreden çıkardıkları için kendine darp raporu vesaire alamamış.

“DEVLET MAHKÛMLARI İŞÇİ GİBİ KULLANIYOR”

Türkiye’de cezaevi sayıları gün geçtikçe artırılıyor. İnşa edilen cezaevleri binlerce kişilik. Cezaevi sayıları neden artıyor?

Bu sorunuza şöyle cevap vereyim, Silivri cezaevinde toplam 18.500 tutuklu bulunuyor. Hükümet onlardan ciddi miktarda gelir elde ediyor. Özellikle açık cezaevinde büyük firmaların imalatları tutuklu kişilere yaptırılıyor. Ücret olarak ayda 100 – 180 lira veriliyor. Şunu anlatmaya çalışıyorum: Devlet mahkûmları işçi gibi kullanıyor ve çok çok az ücretler ödeyerek. Açık cezaevinde olan tutuklular, bu duruma itiraz ettiklerinde iyi halleri yanıyor ve tekrar kapalı cezaevine gönderiliyorlar. İtiraz etme hakları da yok. Çoğu kişi bilmiyor ama hükümet hapishanelerden ciddi gelirler kazanıyor. Yakın zamanda da yoğun iş temposu yüzünden bir tutuklu kalp krizi geçirdi.

Türkiye’de şu an 25 milyon dosya mevcut. Bunların sonuçlandığını düşünebiliyor musunuz? Ve Adalet Bakanı, “Bir gün bile ceza alan hapishaneye girecek” dedi. Cezaevi sayısının arttırılmasının bir yanı da bence ekonomi. Çünkü ciddi iş gücü ve kâr geliri var. Gider ise hiç yok. Tutuklular yemeğinden, elektriğine kadar tüm ihtiyaçlarının ücretlerini ödüyorlar.

Türkiye’de herkes cezaevine atılmaya çalışılıyor. İki davalı kendi arasında uzlaştığında devlet uzlaşamazsınız deyip ceza veriyor. Mahkemelerdeki arabuluculuk da uygulanmıyor.

Diğer açıdan cezaevi sayısının artışı beraberinde korku iklimini de getirdiğini düşünüyorum.

“CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU TUTUKLANMA GEREKTİRMEZ”

1980 Anayasasından günümüze kadar Türkiye’de nasıl bir adalet politikası yaşandı ve yaşanıyor?

Toplumda şöyle bir algı yaratıldı, herkes 1980 anayasasının darbe yasası olduğunu ve değişmesi gerektiğini söylüyor. Fakat o günden bugüne anayasanın yüzde 90’ı değiştirildi. Bu tür algılarla mevcut sistemin yarattığı haksızlıkların, eksikliklerin üstü örtülmeye çalışılıyor. Darbe yasası diyerek kendilerini temize çıkarıyorlar.

Yargı kesinlikle bağımsız değil. Bunun en iyi örneğini Gazeteci Sedef Kabaş olayında gördük. Herkes çok iyi bilir ki, cumhurbaşkanına hakaret suçu tutuklanma gerektirmez. Yargı bağımsız olmalı. Ben Türkiye toplumunun adalet noktasında buluşması gerektiğine inanıyorum. Adalet Bakanı, “Türkiye yargısına güvenin azaldığını” söyledi. Yani herkes yargının bağımsız olmadığı konusunda hemfikir.

Şöyle bir sitemim de var. Türkiye’de binlerce kişi söylediği, yazdığı şeyler yüzünden tutuklanıyor. Onları da takip etmeliyiz. Herkes için adalet demeliyiz.

Cezaevlerinde yaşanan bir adaletsizlik örneği vermek istiyorum. Adalet Bakanlığı şu an tutuklular için görüntülü arama uygulaması başlattı. Fakat müebbet alan mahkûmlar uygulamadan faydalanamıyor. Anayasadaki eşitlik ilkesine muhalefet ediliyor. Yasalar uygulanmıyor! Ayrıca bu uygulama pahalı, parası olmayanlar kullanamıyor.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Cezaevlerinde suç işleyenler de var ama cezaevindeki herkese cani gözüyle bakılmasın… Örneğin, Vergi Usul Kanunu 359’dan 50 yıl, 82 yıl ceza alan var. Elbette suçluların cezasız kalmasını biz de istemiyoruz. Ama bu cezalar bir insanın ölümü demek. Adalet Bakanlığı bile yüksek cezaların caydırıcı olmadığını itiraf etti.

Her özgür birey bir mahkûm adayıdır. Bu yüzden adaletin tecelli etmesi gerekiyor. Bunun için hep beraber mücadele etmeliyiz. Herkesi empati kurmaya davet ediyorum.