Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, bugün parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Bahçeli’ye tepki gösteren Çayır, “Sayın Bahçeli’nin başkalarını suçlamasına gerek yok. Kamuoyu ondan bir şey bekledi. Ne bekledi? Ankara’nın orta yerinde 35-40 yaşında, kendisi ile geçmişte mesai arkadaşlığı yapmış, Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış Sinan Ateş öldürülüyor. Bir insan; genel başkanlığı bırak, mesai arkadaşlığını bırak, ülkü ocakları başkanlığı yapmış olmasını da bırak… Dönüp ailesine, ‘başınız sağ olsun, acınızı paylaşıyorum’ demez mi? ‘Bu olay, kabul edilemez. Kabul etmiyoruz. Ucu nereye dayanırsa dayansın, bununla ilgili gerekli şeyler yapılmalı’ demez mi? ‘Bizim ülküdaşımızdır, kim ki ona silah sıkmışsa, bize sıkmıştır’ demez mi?” diye sordu.

Çayır, şunları söyledi:

“Dün, Kahramanmaraş Adliyesi’nde, Muhsin Yazıcıoğlu davası görüldü. Daha doğrusu, Muhsin Yazıcıoğlu davası görülmedi. Kamuoyunu yanıltan ama gerçekten ortada bir dava olmadığı, soruşturmanın olmadığı; uyduruk bir iddianame ile sanki dava görülüyormuş havası verebilmek için birileri bir kurgu yapmış. Hepimiz mecburen bu kurgunun içinde yer alıyoruz. Ana dava açılmış mı, yok. Suikast davası ile ilgili bir emare, bir işaret, bir yol alınmış mı; yok. Görülen dava bir hırsızlık davası. Olaydan sonra helikopterden alet, edevat aldıkları iddiası ile iddianame hazırlanmış. İddianame hırsızlık davası ile ilgili… Çalan adamlar, bunu aldıklarında herhangi bir maddi menfaat elde edebilirler mi, yok. Helikopterden aldıkları iddia edilen aletlerin piyasada maddi bir değeri var mı, yok. Manevi değeri var mı, var. Delil karartmak, davanın seyrini değiştirmek… Bununla ilgili bir dava açtınız mı, hayır.

İmamoğlu, Erdoğan'ı taklit ederek eleştirdi İmamoğlu, Erdoğan'ı taklit ederek eleştirdi

"14 YIL OLMUŞ, HİÇBİR İLERLEME YOK"

Ana dava ile ilgili… 14 yıl olmuş, hiçbir ilerleme yok. Nihayetinde Kahramanmaraş Başsavcılığı, İstanbul adli Tıp Kurumu’na bir yazı yazıyor. Daha önce kan örnekleri alınan, orada başta Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere; hayatını kaybeden kardeşlerimiz ile ilgili kan örneklerinin bir daha incelenmesi ile ilgili. Kanlarında olağandışı bir karbonmonoksite rastlandığı ile ilgili ana dosyada bir rapor zaten var. Ne yaptınız? Hiçbir şey. Varsayalım ki, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapor aynı şekilde oldu. Ne yapacaksınız? İddianame hazırlayıp, ana dava açacak mısın? Açmayacaksın. Ne yapmaya çalışıyorsun? Birilerinden emir alınmış, görünen o ki… Davanın seçim sonrasına bırakılması… Seçim öncesi kamuoyunda; dava kapatılmadı sürüyor algısı oluşturulması için kurgu yapılmış. Görünen o. Ama şunu bilmeliler ki… Muhsin Yazıcıoğlu davası kapatılır ise Sinan Ateş’ler ölür. Ahmet’ler ölür, Mehmet’ler ölür. Muhsin Yazıcıoğlu davası aydınlatılırsa, bir daha Sinan Ateş’ler ölmez. Çok net söylüyorum. Sinan Ateş olayı ile Muhsin Yazıcıoğlu suikastı arasında elbette bir illiyet bağı var. Nedir o? Faili meçhuller çoğalırsa, faili meçhulleri yapanlar cesaretlenir. Ülke, yaşanmaz hale gelir. Bireyler ve insanlar, gelecekten emin olamazlar. Endişeli bir hayat başlar.

Mahkemeyi bir şekilde kapatmak isteyenlere buradan bir uyarı yapıyoruz. Oyunu gördük. Yapmak istediklerini deşifre ediyorum. Yapmayın, her şey apaçık ortada. Sürece katkı sağlayın. Neyin ne olduğu kamuoyu tarafından bir an önce bilinsin ve görülsün. Bunun size de faydası var, iktidara da faydası var, muhalefete de faydası var.

"SAYIN BAHÇELİ'NİN BAŞKALARINI SUÇLAMASINA GEREK YOK"

Sayın Bahçeli’nin başkalarını suçlamasına gerek yok. Kamuoyu ondan bir şey bekledi. Ne bekledi? Ankara’nın orta yerinde 35-40 yaşında, kendisi ile geçmişte mesai arkadaşlığı yapmış, Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış Sinan Ateş öldürülüyor. Bir insan; genel başkanlığı bırak, mesai arkadaşlığını bırak, ülkü ocakları başkanlığı yapmış olmasını da bırak… Dönüp ailesine, ‘başınız sağ olsun, acınızı paylaşıyorum’ demez mi? ‘Bu olay, kabul edilemez. Kabul etmiyoruz. Ucu nereye dayanırsa dayansın, bununla ilgili gerekli şeyler yapılmalı’ demez mi? ‘Bizim ülküdaşımızdır, kim ki ona silah sıkmışsa, bize sıkmıştır’ demez mi? Dedin mi? Demedin. Ne diyorsun? ‘Sabrımızı taşırmayın, bilmem ne yaparız…’ Başkasını suçlayacağına, başkasını tehdit edeceğine, siyaseten kendine yer ayarlayacağına hakikate sahip çıkmak, vicdanlı davranmak, insani davranmak, Türkiye’nin geleceğine katkı sunmak gerekmez mi? Ondan beklenen buydu. 15 gün oldu. Dedi mi, demedi. Neyi konuşuyoruz biz.

"BU KAFALAR OLDUĞU SÜRECE, TÜRKİYE’DE FAİLİ MEÇHULLER ÇOĞALIR"

Ondan sonra soruyorlar. Muhsin Yazıcıoğlu davası kapatılıyor mu? Kapatılıyor. Bu kafalar olduğu sürece, Türkiye’de; faili meçhuller çoğalır, insanlar bildikleri gibi hareket ederler.

Torbacı… Neden öldürdün diye soruluyor. Tutanaklarda var. Davam vardı. Yargıtay’da problemlerim vardı. Bana yardımcı olmasını istedim. Yapmadı, gerekli ilgiyi göstermedi. Bu yüzden… ‘Öldürdük’ de demiyor. ‘Korkutmak amacıyla ayaklarına sıkmayı düşünmüştük, olay başka bir yere evrildi.’ Bu işleri yapanlar, sonrasını da planlıyorlar. Nasıl ifade verilmesi gerektiği ile ilgili bir kurgu yapıyorlar, zaten.

"BİR YERE KADAR GETİRİYORLAR, ÖTESİNİ KARARTIYORLAR"

Geleceği paylaşmak ve birlikte yaşamak iradesi çoğalacak ve güçlenecekse Türkiye’de; kime yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın; insan öldüren, insanı katledenlere karşı topyekûn bir davranış geliştirmemiz lazım. Oy almak uğruna değil, insanları yaşatmak uğruna siyaset yapmamız lazım.

Hiçbir hadisenin karanlıkta kalmaması için açık şeffaf bir süreç yönetilmelidir. İçişleri Bakanı bu konuda ne yazık ki, vazifesini yapmamıştır. Çıkmış, hadiseyi anlatıyor: ‘Biz bütün sanıkları adalete teslim ettik, biri hariç.’ Kim yaptı, kim emretti; sorunun cevabı yok. Ne için öldürdünüz, cevabı yok. Bir yere kadar getiriyorlar, ötesini karartıyorlar."