Rawest Araştırma Direktörü Ruhavioğlu: AKP’li Kürt seçmen milliyetçi dil ve kimlik baskısından rahatsız

Rawest Araştırma Direktörü Reha Ruhavioğlu, AKP’deki gelişmelerin Kürt seçmen üzerindeki etkisini değerlendirdi

Güncel 30.11.2020 - 12:43 30.11.2020 - 12:43

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün “reform” açıklamalarının ardından Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Bülent Arınç katıldığı bir televizyon kanalında uzun tutukluluk sorununa dikkat çekti.

Arınç’ın sözlerine önce MHP’den ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tepki geldi.

Cumhurbaşkanı’nın sert sözlerinin ardından Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’ndan istifa ettiğini duyurdu.

AKP’de yaşanan tartışmalar bununla da sınırlı değildi. AKP’nin kuruluşunda yer alan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a evinde ağırlayacak kadar yakın olan 22 ve 23’üncü dönem Diyarbakır Milletvekili Mehmet İhsan Arslan da Disiplin Kuruluna sevk edildi.

Arslan’ın disipline sevk edilmesinin gerekçesi BBC Türkçeye verdiği bir röportaj.

Arslan’ın ardından ilginç bir gelişme daha yaşandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP’nin 24'üncü ve 26’ncı dönem Milletvekili Galip Ensarioğlu’nu, bir taziyeye katılmasını gerekçe göstererek ifadeye çağırdı.

Ensarioğlu, Diyarbakır Adliyesi’ne giderek "şüpheli" sıfatıyla ifade verdi. Savcılık ifadenin ardından takipsizlik kararı verse de bu gelişmeler akıllarda soru işareti bıraktı.

Diyarbakır Merkezli Rawest Araştırma Direktörü Reha Ruhavioğlu, AKP’nin reform çıkışı, MHP’nin tepkisi, Arınç’ın istifası, Arslan’ın disiplin kuruluna sevk edilmesi ve AKP’deki gelişmelerin Kürt seçmen üzerindeki etkisini değerlendirdi.

Diyarbakır Merkezli Rawest Araştırma Direktörü Reha Ruhavioğlu, Artı Gerçek’ten Remzi Budancr’ın sorularını yanıtladı.

“REFORM DENİLEN ŞEYİN KAPSAYICI OLACAĞINI SÖYLEMEK PEK MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR”

Bülent Arınç AKP’nin kurucularından. Arınç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet Bakanı Gül’ün reform açıklamalarının ardından Demirtaş ve Kavala ilgili yaptığı değerlendirme en çok MHP’nin tepkisini çekti. MHP’den gelen tepkinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da Arınç’ı hedef aldı. Bu gelişmelerin ardından Bülent Arınç istifa ettiğini açıkladı. Bülent Arınç’ın istifasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bülent Arınç AK Parti'de aykırı açıklamaları ile tanınan bir isim ama bu açıklamalarının YİK toplantısının hemen sonrasında olması Erdoğan’ın reform açıklamalarının sonrasına denk gelmesi önemliydi. Cumhur ittifakında çatırdamanın konuşulduğu günlerde yeni bir yol arayışına dair gündemin belirlenmesi ikincil önemli bir meseleydi. Arınç’ın açıklamaları üzerinden muhalif kamuoyunun ve aktörlerin yeni bir yol arayışına dair nabzı yoklandı demek mümkün ama Arınç bunu kişisel olarak denemiş de olabilir. Arınç’ın çıkışına cevaben Erdoğan’ın onu tersleyen açıklamaları çıkışın bireysel olabileceğine dair ihtimali güçlendirmekle birlikte, AK Parti’deki reform söyleminin çerçevesi hakkında da bilgi veriyor. Reform denilen şeyin piyasayı rahatlatmaktan öteye geçerek kapsayıcı olacağını söylemek pek mümkün görünmüyor.

“YENİ MİLLİYETÇİ KONSEPT AKP İÇERİSİNDEKİ KÜRTLERE KADAR UZANDI”

Arınç yanı sıra AKP’nin kuruluşunda yer alan, hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı evinde ağırlayan AKP’nin eski milletvekili İhsan Arslan da Merkez Disiplin Kurulu'na sevk edildi. AKP’nin eski Milletvekili Galip Ensarioğlu da bir taziyeye katılmasından dolayı ifade verdi. Arslan’ın disipline sevk edilmesi ve Ensarioğlu’nun ifadeye çağrılması ne anlama geliyor?

Bu isimlerin tamamı aslında AK Parti’de Kürt meselesi ve reform dönemleriyle özdeşleşmiş sembol isimler. Galip Ensarioğlu’nun ifadeye çağrılması yeni milliyetçi konseptin AK Parti içerisindeki Kürtlere kadar uzandığının en somut göstergelerinden biri. Bu durum milliyetçi bürokrasinin emniyet ve yargıdaki konumunun ne derece güçlendiğini de gösteriyor. Bununla beraber İhsan Arslan’a dair disiplin sürecinin işletilmesi de AK Partinin Arınç’la ilgili aldığı tutumun bir benzeri. Bu da AK Parti’nin Cumhur İttifakı’nın diğer ortağına kararlılığının göstermek için yaptığı bir jest olarak okunabilir. Bu durum aslında yeni sonuçlar doğurmaktan ziyade mevcut durumun teyidi olarak okunabilir. AK Parti, ittifak ilişkisinin onu nasıl dönüştürdüğünü göstermeye devam ediyor.

“MUHAFAZAKÂR KÜRT SEÇMEN, AKP’NİN MHP TARAFINDAN REHİN TUTULDUĞUNA İNANİYOR”

Bu süreci AKP’nin içinde olan Kürtlerin tasfiyesi olarak değerlendirenler de var. Bunda MHP’nin rolü var mı sizce?

AK Parti’nin MHP ile ittifakına başlarda mecburiyet üzerinden yaklaşan AK Partili Kürt seçmen ve partinin Kürt aktörleri, bugün AK Partinin MHP tarafından rehin tutulduğuna inanıyorlar. Kürt kimliklerine rağmen muhafazakârlığın kazanımlarından yararlanan bu isimler, bugün MHP ile ittifakın bunu ortadan kaldırdığını görüyor ve söylüyorlar. AK Parti ile MHP arasındaki ittifakın ekonomik bir ittifaka dönüşmesinden sonra Kürtler, özellikle de metropollerdeki Kürtler ciddi anlamda rahatsız. Zaten bu Adana, Mersin, Antalya, İstanbul gibi kentlerde AK Parti ve MHP’nin belediye seçimlerini kaybetmesinde bu rahatsızlığa karşı gösterilen refleksin ve bu sebeple AK Parti’yi cezalandırma isteğinin ciddi etkileri oldu.

AKP İÇİNDEKİ KÜRTLER TASFİYEMİ EDİLİYOR?

Bu vesileyle muhafazakâr Kürtler ya da Kürt Sağı yeniden bir tartışma konusu edildi. Son yarım yüzyıla bakıldığında o günden bugüne dek neler oldu? O dönemle günümüz arasında yaşananlar arasında ne tür benzerlik var?

Kürt muhafazakârları ya da Kürt sağının 50’den bugüne kadarki serencamı -Roj Girasun’un da söylediği gibi- yeni bir iktidarın inşasında önemli görevler almaları ancak söz konusu iktidarın eski devlet alışkanlıklarına dönmesiyle birlikte yaşanan otoriter savrulmada harcanmaları şeklinde tekerrür edegeldi. Bugün Emin Ekmen, Abdurrahman Kurt, Dengir Mir Mehmet Fırat, İhsan Arslan, Galip Ensarioğlu gibi isimlerin AK Parti’den dışlanmaları, ayrılmaları ya da tasfiye edilmelerinde tarihin bir kere daha tekerrür ettiğini görüyoruz. Süreçlerin yaşanma biçimleri elbette fazlasıyla farklılık içeriyor ancak genel manzarada oldukça benzer bir devinimin başa sarıp durduğu görülüyor.

“DEVA’NIN BİR HAREKETLİLİK YARATTIĞI GÖRÜLÜYOR”

Daha önce AKP’de siyaset yapan Ali Babacan (DEVA Partisi) ve Ahmet Davutoğlu (Gelecek Partisi) şu anda muhalefet cephesinde. MHP’nin AKP’ye etkisi, AKP’de bu son dönem yaşananlar, kullanılan dil muhalefet partilerine nasıl yansır?

AK Parti iktidara geldiğinde ekonomiyi düzeltme, yasaklar ve yolsuzlukları bitirme gibi bir hat üzerinden bir dil kurmuş, muhafazakârlığın mağduriyetinden beslenmişti. Bugün bir ekonomik kriz içindeyiz ve iktidarın dili ile politikası baskıcı ve otoriter bir seyir izliyor. Bununla beraber muhafazakârların mağduriyetleri büyük ölçüde giderildi, eskisi gibi bir mağduriyet bugün yok. AK Parti’ye oy veren muhafazakâr seçmen mağduriyetten ziyade AK Parti’nin getirdiği kazanımların vefası ile burada duruyor ama bu durum da artık aşınıyor. Bugün yeni partilerin ortaya çıkışı bu rahatsız seçmenlerin kaçışı için önemli bir nokta. Bugün metropollerde yeni partilerin ve özellikle Deva’nın bir hareketlilik yarattığı görülüyor. Özellikle bölgede AK Parti teşkilatlarının kitle ile ilişki kurmaktan çok parti içi ilişkilerle siyaset yürütüyor olması, HDP’nin üzerindeki devlet ve hükümet baskısının HDP ile kitlesi arasındaki iletişimi büyük ölçüde zayıflatmış olması bu iki partinin alanında bir durgunluğa sebep oluyor. Bu durgunluk içinde özellikle Deva Partisi’nin kongreleri ilgi görüyor ve onu bölgedeki siyasi tartışmaların odağına oturtuyor. Bunun oy davranışına nasıl etki edeceğini önümüzdeki süreçte daha sağlıklı görebiliriz.

“KÜRT SEÇMEN RAHATSIZ”

AKP’nin milliyetçi bir kimlikte olması Kürt seçmenini nereye yönlendirir? Öngörünüz nedir?

AK Parti’deki bu milliyetçi kimliğin baskısını ekonomik refah sebebiyle uzun süre tolere eden bir Kürt seçmen grubu vardı. Bugün bu seçmen grubu ekonomik refahın da ortadan kalkmasıyla beraber milliyetçi dil ve kimlik baskısını daha fazla hissediyor ve rahatsızlığı da yükseliyor. Seçeneklerin de çoğalması bu seçmen grubunun ayrılığını hızlandıracaktır ama bunun için muhalefetin kazanacağına dair güçlü bir güven verebilmesi gerekiyor.

AKP’nin uyguladığı siyaset Kürt mütedeyyin seçmeni tutmaya yeterli mi? Bu seçmen destek verdiği partiyi sizce nasıl görüyordur?

Erdoğan bir lider olarak güçlü duruşuyla birçok çelişkiyi ortadan kaldırıyor. “Yaparsa yine Erdoğan yapar” şeklinde teselli ile karışık umut, bu Kürt seçmenin önemli bir kısmında ciddi bir yer ediniyor. Bununla beraber Kürt seçmen homojen ve yekpare değil, bu grupta Kürt meselesi hassasiyetini çok fazla öncelemeyen bir kesim de mevcut. Yani bu bağlamda AK Parti'nin tabela partisine dönüşeceği gibi iddialı sözler söylemek bugünden mümkün değil. AK Parti 7 Haziran’da gerilediği pozisyonun bugün hala üzerinde seyrediyor. Gelecek ve Deva partilerinin öncelikle bu seçmen grubunu odağa almaları muhtemeldir. Böyle bir durumda nasıl bir değişim yaşanır, izleyip göreceğiz.

Yorumlar