Bugün siyasetin ana damarlarındaki tıkanmışlık aslında, bu siyasi merkezlerin politik aklının aynı yerden beslendiğini ve farklı kulvarlarda aynı stratejik eylemin içinde olduklarını göstermektedir.
Soyutlayacak olursam, son yıllarda, sağda ve solda tüm politik güçlerin mevcut rejimi, özünde sistemi değiştirmekten uzak, adeta sistemin aygıtlarını kendi ellerine geçirmenin kavgasına sıkıştıkları görülmektedir. Zaten bugünkü siyasi gerilimin ve kavganın özünü de bu durumla izah etmek mümkündür.
Türkiye, dünyadaki yeni gelişmelere ve küresel boyuttaki değişimlere bağlı olarak, eski rejimin ayak bağı olan kurumlarından, siyaset biçimlerinden kurtulmak zorundaydı. Bu gerçeği kavrayan siyasal özneler doğal olarak halkın ilgi odağı olacak, buna ayak direyip yeni duruma itiraz edenlerde tasfiye olacaklardı.
Zaten öylede oldu! Bu süreci doğru okuyamayan ya da siyasi olarak bu süreçle arasına mesafe koyan, yılların merkez sağ damarı tasfiye oldu. Yıllarca bu merkez sağ partilere destek veren dini cemaatler, bu siyasal öznelere verdikleri desteği sonlandırdılar.
Merkez sağın tarlası, İslami hareket içinden süzülüp çıkan, bugünkü AKP tarafından sürülüp ekilip biçilmiş oldu. Farklı dini cemaatler bu siyasal partiye büyük bir mutabakatla destek verdiler. Bu destek hala güçlü bir şekilde devam etmektedir.
Siyasetin solunda, kimse kimsenin tarlasını sürecek bir arsa bile bulamamıştır. Yani durum bu cephede oldukça vahimdir. CHP’nin başını çektiği ve bugün ulusalcı, milliyetçi bir çizgiye hapsolmuş olan önemli bir kitle, ne yazık ki solun yenilenme fikrinin ve bunun hareketini yaratma olanaklarının önünde en büyük engeli oluşturmaya devam etmektedir.
Bugün siyasetteki tartışmayı ve çatışmayı belirleyen bu iki öznede aslında aynı politik akla sahiptir. AKP, büyük değişim ve reform vaadiyle geniş kitlelerin desteğini almayı başarmış, ancak on yıla yakın bu süreçte görece kimi olumlu sayılabilecek işlere karşın ana yönelimini mevcut devleti restore ederek, kendi kontrolünde tutmanın ötesine geçememiştir. Aslında geçmesi mümkün değildir demek daha doğru bir laf olur.
28 Şubat sürecinde, bugün bas bas bağıran ulusalcı ve devletçi eski rejimin aklıyla hareket eden güçlerin, bugün iktidarda olan olmayan İslamcı kesimlere uyguladığı baskı ve komplo siyasetini, bugün AKP ulusalcı kesimlere ve Kürtlere karşı aynı politik akılla uygulayan eylemler ortaya koymaktadır.
Yani devleti, gücü eline geçiren, iktidar olma olanağını yakalayan hemen aynı akılla kendi muhalefetini aynı akıl ve stratejiyle yok etmeye, kolunu bacağını kırmaya çalışmaktadır. Yani bir rövanş işine dönüşen bu tabloyu değiştirecek ve bunun politik aklını açığa çıkaracak bir siyasi özneye hala yakıcı bir şekilde ihtiyaç vardır.
Bugün AKP’ye oy verenlerin ezberini bozacak iş yapacak, CHP’nin başını çektiği bloğun muhalefetinden korkan ve mesafeli davrananlara yeni bir yol haritası koyacak siyasi özneye her zamankinden daha çok ihtiyaç bulunmaktadır.
Bu siyasi özne, kendisini yüzde otuza mahkum etmeyen, bu ülkenin önemli çoğunluğunun vicdanında empati kurmayı becerebilen bir politik akıl ve eylemle ete kemiğe bürünebilir.
Şimdilik bu kadar!
Bu mevzuyu daha çok konuşmalıyız diye düşünüyorum!