CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılması ardından Şemdinli’de BDP milletvekillerinin de bulunduğu 50 kişilik konvoyun önünü kesen PKK’lılar Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’ye ‘İsterseniz sizi de misafir edelim’ demişler.
Eski Dev-Gençli Kürkçü de, ‘Teşekkür ederim, isterseniz siz gelin,’ diye şakalaşmış.
BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, PKK’lılarla kucaklaşmış.
4 PKK’lı yarım saatlik hoşbeşten sonra sırtlarında keleşler yürüyerek uzaklaşmışlar!
Bunlar nerede oluyor?
Üç hafta süren operasyonlar nedeniyle ‘yasak bölge’ ilan edilen Hakkâri-Şemdinli arasında.
Aygün’ün kaçırılması üzerine ‘Kılına zarar gelmesin’ diye devreye giren, ‘Bahoz Erdal’ kod adlı Fehman Hüseyin’in telsiz konuşmaları da ortaya çıkmış.
Erdal, hayretini dile getirdikten sonra örgütün Dersim sorumlusu ‘Seyithan’a tepki gösteriyor:
“Hüseyin Aygün gerçekten bize bağlı birimler tarafından mı kaçırıldı. Bu doğru mu, bu nasıl iştir? Dersim’in yapısını bilmiyor musunuz? Bula bula Aygün’ü mi buldunuz?”
Kan döken bir örgüt söz konusu olmasa tam Aziz Nesin’lik bir öykü!..
‘Seyithan’ kod adı ise o bölgeye yabancı değil.
Yılmaz Güney’in Hudutların Kanunu gibi çok ses getirmiş bir filmini çağrıştırıyor.
‘Seyyit Han’ 1968’de çevrildiğinde sansüre takılmış.
Sansür Kurulu, Nebahat Çehre’nin canlandırdığı ‘Keje’ diye çağrılan kadın kahramanın adını sakıncalı bulmuş, ‘Türkçede böyle bir ad yok, herhalde Kürtçe olacak!’ demiştir.
‘Seyyit Han’ın başına gelenler, Yılmaz Güney’in aynı adlı kitabında şöyle anlatılır:
“Bu durumda askerde olan Yılmaz Güney’in vekili olan prodüktör, Danıştay’a başvurmuş, ayrıca şunları söylemiştir: Keje’nin Kürt adı olduğunu belirterek yurttaşları küçümseyen Sansür Kurulu, Meclis’e giren Hamidoları, Hassoları galiba unutuyor. Beğenmedikleri köye gelince... Köyü biz kurmadık. Gümrük ve Tekel Bakanı İbrahim Tekin’in doğup büyüdüğü yerdir... Gerçekleri değiştirip nasıl modern köy haline sokabilirdik?”
Sansüre takılan film, 1968 Antalya Film Festivali’nden elenir.
Oysa eleştirmenlerce yılın en iyi iki filminden biri seçilmiştir.
Seyyit-Keje mitosunu ‘sakıncalı’ bulan sansürcü anlayış; o yıllardaki baskıların Türkiye’yi kırk yıl sonra getireceği noktayı kavramaktan elbette çok uzaktı.
Güney’in filmlerinde kullandığı dil, Onat Kutlar gibi aydın bir eleştirmen tarafından bile Urfa-Mardin arasında Türkçeyi iyi bilmeyen vatandaşların kullandığı ağız olarak tanımlanmaktadır.
Bugün kan dökülmese kimsenin Kürtlerin kimliğine, diline, kültürüne, siyasal hak ve özgürlüklere diyeceği bir şey yok.
PKK artık silahı bırakmalıdır.
Bayramı bu duygularla karşılarken kaybettiğimiz iki büyük sanatçı Metin Erksan ve Müşfik Kenter’i saygıyla anıyoruz.