Pessoa’dan...

Bugün Portekiz yazın diyarının gizemli ve görkemli hazinelerinden (ve şahsen Franz Kafka’nın da önüne koyduğum) şair ve yazar Fernando Pessoa’dan bazı alıntılara yer vermek istiyorum:

Bazen, yazdığım bu cümleler bir gün, ait olmadığım bir gelecekte övgüyle hatırlanırsa, en azından beni anlayan ve bana ait insanlara, içinde doğacağım ve sevileceğim gerçek bir aileye sahip olacağımı, hüzünle karışık bir keyifle düşünüyorum. Yaşarken gösterilen sevgisizlik öldüğümde gösterilen sevgiyle telafi edildiğinde, yalnızca bir kukla şeklinde hatırlanacağım...

En derin kaygımızı sadece evrenin değil, ruhumuzun düzeni için de önemsiz bir olay kabul ettiğimiz anda bilgeliğe adım atmışız demektir. Bunu kaygıyla iyice kuşatılmışken düşünebilen ise, tam bir bilgedir... Bizim acımızın da, bizim olmak dışında herhangi bir değeri yoktur...

Razı olmak boyun eğmeyi ifade eder; öte yandan yenmek razı olmak demektir, dolayısıyla ucu yenilmeye çıkar. İşte bu yüzden, her zaferle birlikte insan biraz daha bayağılaşır... Yenmeyi bilenler, hiç yenmemiş olanlardır...

İnsanın ortaya attığı ya da dile getirdiği şeyler, tamamen silinmiş bir metnin kenarına alınmış notlar gibidir. Notlara bakarak metin anlamını az çok çıkarabiliriz; ama hep bir şüphe kalır, olası pek çok anlam vardır...

Ruhum gizli bir orkestra; bilemediğim çalgılar çalınıyor, kemanlar ve arplar, kudümler ve davullar içimde yankılanıyor. Kendime ancak bir senfoni diyebilirim...

Her şey dışarıdan gelir; belki insan ruhu da, bir gübre yığınından başka bir şey olmayan bedenimizi topraktan ayıran, parlayan bir güneş ışığıdır sadece...

Hayat, onu ne hale getiriyorsak odur. Yolculuklar, yolcuların kendisidir. Gördüğümüz, gördüğümüzden değil, biz her neyse, ondan ibarettir...

Sahiplenme, zihnimde saçma bir göldür - devasa, kapkara ve alabildiğine sığ. Tuzundan dolayı yanılıp suyunu derin sanır insan...

Her zevk bir kusurdur - çünkü hayatta herkes zevk peşinde koşar ve herkes gibi davranmak, kusurların en siyahıdır...

En aşağılık ihtiyaç - içini dökme, itiraflarda bulunma ihtiyacıdır. İtiraflarda bulun tabii; ama hissetmediklerini itiraf et...

Her şeyi ertele. İnsan, yarın da savsaklayabileceği bir şeyi, kesinlikle bugün yapmamalıdır...

Saçmalık ve paradoks saplantısı, hüzünlü insanlar için hayvani bir neşe kaynağıdır...

Mutsuzluğunun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu beni ürpertiyor!

Politika, faytoncu olmak için doğmuş adamların yanlış anlaşılmış kibridir...

Normlar yoktur. Tüm insanlar var olmayan bir kuralın istisnalarıdırlar...

Hatta ne bugün ne de yarın, herhangi bir şey yapmaya gerek yok...

Çaba sarf etmek bir suçtur, çünkü her eylemle bir düş ölür...

Ne yapacağını düşünme sakın. Yapma...

Ölüm mü? Ölüm hayatın yüreğindedir...

Hayatını yaşa! O seni yaşamasın!..

Böylece döner durur raylarda

Eğlendirmek için aklımızı

Kalp adını verdiğimiz

O küçük oyuncak tren.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >