HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında konuştu. Gündemde dair açıklamalarda bulunan Buldan, Gezi Davası'nda haklarında mahkumiyet kararı verilenleri selamlayarak "Hukuk ve adalet mücadelesinde asla yalnız değilsiniz. Türkiye'nin demokratik vicdanı sizinle" ifadelerini kullandı.

'İKTİDAR, SALDIRGANLIĞINI ARTIRIR HALE GELDİ'

Buldan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

"'Artık yeter' sesleri her yerde, gün geçtikçe yükselmektedir. Bu sesten korkan iktidar ise kaybetmemek, rant ve yoksulluk düzenini sürdürmek için saldırganlığını artırır hale gelmiştir. İktidarını ayakta tutacak tüm çatışma ve kriz mekanizmalarını hayata sokan iktidarla karşı karşıya olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.

Gezi davası, Kobani davası, HDP'yi kapatma davası, demokratik siyaseti engelleme davaları, emrindeki yargı gücüyle ayakta durmaya çalışan AKP-MHP iktidarının yarattığı hukuksuzluk sistemidir. Beraatle sonuçlanan Gezi davasını kumpaslarla yeniden bir yargılamaya dönüştürdüler. Sevgili Osman Kavala'ya müebbet, sevgili Mücella Yapıcı başta olmak üzere 7 arkadaşımıza 18'er yıl hapis cezası verdiler. Hepsine dayanışma duygularımı gönderiyorum. Hukuk ve adalet mücadelesinde asla yalnız değilsiniz. Türkiye'nin demokratik vicdanı sizinle. Sevgili arkadaşlarıma buradan bir kez daha selamlarımı gönderiyorum. 

'DAVANIN HAKİMİ AKP'DEN MİLLETVEKİLİ ADAYI ÇIKTI'

Gezi davasının hakimini biliyorsunuz, AKP'den milletvekili aday adayı çıktı. Kobani kumpas davasının mahkeme başkanı da bir çete üyesi çıkmıştı. Ortada bağımsız bir yargı yok, ortada hukuk hiç yok, artık ortada bir düşman hukuku bile kalmamış durumdadır. AKP'nin ele geçirip yönettiği mahkemelerin kendileri de yargılamaları da, kararları da asla hukuki değildir. Tam tersine siyasi kararlardır. Bu yapılan duruşmalar siyasi duruşmalardır. Mahkeme üyesinin karara düştüğü şerh aslında her şeyi bize açıklıyor. 

Taksim'deki toplumsal dayanışma, bu ülkedeki adalet için, eşitlik için, özgürlük için asla sönmeyecek bir umuttur. Bu umudu cezalarınızla, iktidar mekanizmalarınızla asla kıramayacaksınız. 

İktidarın çatışmacı, yayılmacı politikalarına karşı ses çıkarmayan muhalefetin bu tutumunu gözden geçirmesi gerekir. Halkın da beklentisi bu yöndedir. Eğer ortak geleceği konuşmak istiyorsanız, savaş politikalarına karşı durmanız, barışın yanında yer almanız gerekiyor.

'İKTİDAR, BÖLGE HAKLARININ ORTAK GELECEĞİNİ HEDEF ALIYOR'

Sürekli krizden beslenen iktidarın, Irak'a ve Suriye'ye, aynı zamanda Ortadoğu'ya savaş ihraç ederek hem bu bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmayı, hem de Kürt halkı başta olmak üzere tüm bölge halklarının barış içinde ortak geleceğini hedef aldığını biliyoruz. 

Bu politikanın bedelini canıyla, ekmeğiyle halka ödettirecekler. Çatışmacı siyaset, Kürt sorununu daha da derinleştirecek ve bir çıkmaya sürükleyecek. 

AKP Genel Başkanı geçen hafta yaptığı konuşmada, 'Bu operasyondan tek rahatsız olan HDP'dir' dedi. Bu sözler aynı zamanda savaş politikalarına karşı çıkmayan siyasal muhalefetin içine düştüğü durumu ortaya çıkarmaktadır. İktidar olarak siz gayet rahat olabilirsiniz ama biz savaş politikalarınızdan kesinlikle rahatsızlık duyuyoruz. Halk da bölge halkları da huzursuz ve rahatsız. Siz rahat olabilirisiniz ama biz gençlerin cenazelerinin gelecek olmasından rahatsızlık ve üzüntü duyuyoruz. Bölge halklarının huzurunu kaçırmanızdan rahatsızlık duyuyoruz.  Siz bizim barış politikamızdan rahatsızlık duyuyorsunuz ama barışı savunmaya devam ederek sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz. Savaş sizin varlık nedenininiz olabilir ama halklar adına barışı savunmak da bizim varlık gerekçemiz. 

'2016'DAN BU YANA SAVAŞ BÜTÇESİ 6 KAT ARTTI'

Çatışmalı sürecin tırmandığı her dönem Türkiye halkları daha fazla yoksullaştı. Bakın rakamlar açık olarak ortada. Bu yıl toplanacak toplam verdi tutarı 1 trilyon 456 milyar TL'dir. 2015'ten bu yana savaş bütçesi tam olarak 6 kat artmış durumda. Çözüm süreci döneminde savunmaya ayrılan tutar 40-50 milyar iken, 2022 yılında bu rakam 280-290 milyar TL'dir. Bugüne değin savaşın tırmandığı her dönem milli gelir sürekli düşmüş durumdadır. Türkiye şu an milli gelirde 23. sıradadır. Dikkatinizi çekerim, Türkiye'nin 16. sırada yer aldığı tek dönem ise barış ve müzakere süreçlerinin yürütüldüğü 2013-15 yılları arasındadır.

'BUNLAR YÜRÜTME KONUSUNDA GAYET USTALAR'

IPSOS'un bir araştırması var, her yüz kişiden 83'ünün alım gücü düşmüştür. 10 kişiden 4'ü ailesinin maddi desteğine muhtaç. TÜİK'in çarpıttığı rakamlara göre bile her 3 çocuktan biri yoksuldur. Öğrenciler barınamıyor, hastalar ilaca ulaşamıyor. Çiftçiler tarlasını ekemiyor. Memurlar ayın ortasını dahi getiremiyor. Çocuklar aç yatıyor, bebekler mama yiyemiyor. İşsiz gençlerin hepsi yurt dışına gitmek istiyor. Sizin tercihiniz olmayan bir savaşı, bu iktidar kendi bekası için yine sizin vergilerinizle sürdürüyor. Ama elbette bir gerçeklik daha var, halk aş istiyor, iş istiyor, iktidar sınır ötesi operasyon başlattık diye cevap veriyor. 

Emekliler insanca yaşam istiyor, iktidar ülkeyi kimse bölemez diyor. Gıda krizi kapıda, iktidar Irak'ı Suriye'yi kurtaracağız diyor. Enflasyon herkesi eziyor, iktidar ekonomide en güçlü dönemdeyiz diyor. Maliye Bakanı da gerekirse gemileri karadan yürütürüz dedi. Bunlar yürütme konusunda gayet ustalar. Neleri nasıl yürüttüklerini de hepimiz iyi biliyoruz. Bunlar halkın vergilerini yürütüyorlar.

Gözden kaçırmayın

'İktidar sosyal medyanın da fişini çekmek istiyor' 'İktidar sosyal medyanın da fişini çekmek istiyor'

Uluslararası Şeffaflık Derneği'nin raporuna göre toplumun yüzde 74'ü yolsuzluğun arttığını söylüyor. Toplumdaki bu yolsuzluk algısını, beka ve savaş algısı ile yıkmak istiyorlar. Bütün çabaları bunun içindir. Medyada her gün milyonluk ihaleler AKP yakınına gitti başlıklı haberleri görmek mümkün. Yürüttükleri gemiler ihale gemileridir, çifter maaşlardır. Halk ise ucuz, bayat ekmek kuyruğuna mahkum edilmektedir. Ekmek kuyruklarının sebebi halktan çalınan paraların ranta ve savaşa aktarılmasıdır. 

'HALKIN BAYRAMINI ZEHİR ETTİLER'

Emekliler günlerdir bayram ikramiyelerine onurlu bir zam bekliyordu. İktidar milyonlarca emeklinin bu insani talebini görmezden geldi, yok saydı. Emekliye gitmesi gereken kaynakları başka yerlere, beşli çetelere aktardıklarını emekli yurttaşların görmesi gerekiyor. Evlere şekerin alınamadığı, emeklilerin torunlarına harçlık veremediği, ulaşım zamları nedeniyle insanların birbirini ziyaret edemediği bir sefalet Türkiye'si yarattılar, halkın bayramını zehir ettiler, yazıklar olsun!

Dün kabine toplantısında çıkmış bir de AKP Genel Başkanı 2023 emeklilerin karşılığını alma vaktidir diyor. Ettiğinizi biçeceğinizi çok iyi biliyoruz. Halk sandıkta iki yakanıza yapışacak ve tarihin en büyük hesabını sandıktan size mutlaka soracak. 

Bu tablo kaderimiz değildir. Savaş ve rant politikalarına mecbur değiliz. Bu ülkede onurlu bir yaşam sürmek elbette mümkün. Bunun yolu da sömürüye ve adaletsizliğe karşı ortak mücadeleden geçer. Adalet mücadelesi ve ekmek mücadelesini birleştirerek bu ekonomik yıkımı durdurabiliriz. Yaşamın her alanında ekmek, demokrasi ve adalet mücadelesini büyütmek hepimizin ortak mücadelesi olmak durumunda. Birleşerek büyürüz, birleşerek kazanırız. 

'BU YIL DA 1 MAYIS MEYDANLARINDA OLACAĞIZ'

Emekçiler bu 1 Mayıs'ta sömürüye, işsizliğe, güvencesiz çalışmaya, savaş politikalarına karşı bu düzen böyle gitmez, birlikte değiştireceğiz diyerek alanları doldurmaya hazırlanıyor. Biz de her yıl olduğu gibi bu yılda 1 Mayıs meydanlarında olacağız. 8 Mart mitingleri gibi, halen konuşulan Nevruzlar gibi 1 Mayıs'ın da kitlesel geçmesi için alanlarda olacağız. Bu 1 Mayıs, demokrasi güçlerinin bir araya geleceği ve AKP-MHP iktidarına karşı mücadeleyi büyüteceği bir yıl olacak. Bu cesaret ve umut karşısında duramayacaklar. Meydanların kardeşliğinden, sokakların özgürlüğünden söz ediyoruz demokrasi ittifakı derken. İktidarı değiştirmenin bir yolu sandıksa, bir yolu da 8 Mart, Nevruz, 1 Mayıs meydanlarından geçmektedir. Emekçileri, ezilenleri, hakkını arayan herkesi meydanları doldurmaya davet ediyoruz. Herkes orada olmalıdır. Yaşasın 1 Mayıs!"