Pentagon'un koridorları Dışişleri'nin insan hakları

Abone Ol

Dün Pentagon’da görüştüğüm kıdemli iki askerin eşcinsel olarak yaşadıklarını ve yeni politika düzenlemesiyle nelerin değiştiğini anlatmıştım. Bugün Pentagon’da dikkatimi çeken birkaç detaydan ve Dışişleri Bakanlığı’nda buluştuğum iki diplomatla sohbetin nasıl Suriye’ye geldiğinden söz edeceğim.
Güvenlik noktalarının yarattığı sevimsizliğe rağmen, içeri adım attıktan sonra tuhaf bir rahatlıkla karşılaşıyorsunuz. Orası küçük bir şehir ve eğer yakanızda kartınız varsa siz de oranın doğal vatandaşı olarak dolaşıyorsunuz.
Şark’tan geldiğim için olsa gerek, (akredite) gazetecilere tanınan alanı şaşırtıcı buldum. Alan dediysem, son derece geniş bir kavram olarak düşünün. Pratikte Pentagon’da her yere girip çıkıyorlar. Bizim hayal ettiğimiz manasıyla ‘gizli bilgilerin ve görüşmelerin’ yapıldığı mekânlar zaten karmaşık kilitler ve ağır silahlı polisler tarafından korunuyor. Geri kalan bölümler açık, memurların ofis kapılarına kadar.
Savunma Bakanı Leon Panetta’nın ofisinin iki kat altındaki koridorda eski genelkurmay başkanlarının büyük yağlıboya portreleri var. Bunların arasında General Mike Mullen’ınki (kendisi ordudaki LGBT hakları açısından gelinen noktanın mimarı diyebiliriz) en iyisi, General Colin Powell’ınki ise en baştan sağma olanıydı. Sanatsal açıdan yani.
Kürecik’teki radarın NATO değil, Amerikan radarı olduğunu Pentagon’a yazdığım basit bir mektubun resmi şekilde kanıtladığını hatırlatmak istiyorum bu noktada. Şunun için: Pentagon’dan da ABD Dışişleri’nden ‘doğru’ bilgiyi almak biz Türkiyeli gazetecilerin alışık olmadığı derecede basit. Eğer cevap vermek istemiyorlarsa “yorum yok” diyorlar veya lafı uzatıyorlar. Ama yalan söylemek gibi bir seçenek siyasi intiharla eşdeğer.

Samimiyetinize niye güveneyim
ABD Dışişleri Bakanlığı’nda İnsan Hakları ve Demokrasi Departmanı’nın genel sekreteri Michael H. Posner ve yardımcısı Daniel Baer’le buluştum. İnsan haklarının, Başkan Obama’nın deyişiyle ‘diplomatik kumaşlarının ana prensibi şeklinde örüldüğünü’, LGBT haklarıyla ilgili çıtayı yükselttikten sonra geçen ay dünyanın çeşitli yerlerinden diplomatların “Biz ülkemizde neler yapabiliriz” diye sorduğunu anlattı. İnsan hakları, diplomatik kumaş filan deyince sordum: Söz verildiği halde hâlâ kapatılmayan Guantanamo, en son Yemen’de sivilleri vuran Drone (bomba atabilen Heron) kullanımının Obama tarafından ‘düşmanla’ baş etme yöntemi olarak benimsenmesi, Suriye’de olup bitenle ilgili Türkiye’yi itelemek dışında bir politika geliştirmemeleri bu kumaşın neresinde duruyor? Bunlar varken, samimiyetinize nasıl güveneceğiz?
Daniel Baer şöyle cevap verdi: “Guantanamo henüz kapatılamadı çünkü bürokratik sıkıntılarımız oldu. Biz kusursuzluk iddia etmiyoruz, hatalar yapılıyor. Fakat sizi temin ederim ki hiçbir kapalı toplantıda evrensel insan haklarına bağlılık konusunda samimiyetsiz olan bir meslektaşımla karşılaşmadım. Suriye konusuna gelirsek; unutmayın ki dünyadaki tek aktör ABD değildir, her meselede başrol oynamasını beklememelisiniz.” Mesajı aldım ama cevap beni pek tatmin etmedi, tahmin edeceğiniz gibi.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }