Paris Gökkuşağına Büründü

Toplumsal mücadelenin her zaman yoğun olduğu Paris 30 Haziran’da Onur Yürüyüşü’yle gökkuşağına büründü. Uzun yıllardır Paris'te yaşayan arkadaşım " 1 Milyon insana hazır ol" diyor. Bir an düşündüm 1 Milyon insan ile Mecidiyeköy’den Taksime GÖKKUŞAĞI seli olmak!

Onur haftası kapsamında üç haftadır onlarca etkinliğin gerçekleştirildiği Paris’te final muazzam bir yürüyüş ile tamamlandı.

Bir gün öncesinde Yürüyüş güzergahı ve çevre cadde, sokak, caddelerde polis tarafından yoğun bir güvenlik çalışması yapıldı.

Bir şekilde terk edilen ve sahipleri tarafından bir süredir yer değiştirilmeyen araçlar yerlerinden kaldırıldı, yürüyüş güzergahları şeritler ile kapatıldı. Bütün bu güvenlik önlemleri insanda bir kaygı yaratsa da dün gördüm ki gelmek ve de orada olmak isteyenler en mutlu ve de keyifli halleri ile oradaydılar.

İstanbul’da da bir haftadır Onur Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler devam ediyor. Ben Paris Onur Yürüyüşü için evden çıkmadan sosyal medyaya inen haberlerde İstanbul’da Pazar günü yapılacak Onur Yürüyüşü’ne Valilik tarafından izin verilmediğini okudum. Kaç yıldı oldu zaten yasaklı, o zaman ben her şeye rağmen İstanbul’da Pazar günü arkadaşlarımın Taksim’de olacaklarını biliyorum.

Hem sen yürümek istiyorsan buna kimsenin "hayır yürüyemezsin" demeye ne hakkı olabilir.

Bu düşünceler ile Concorde Meydanı’na gitmek için evden çıktım; yürüyerek Repoublique Meydanı’na geldim, meydanda büyük bir sahne günlerce önce kurulmuştu, sahne için çalışmalar var: Concorde Meydanı 4 km uzakta, yürüyerek gidersem dönüşte nasıl yürürüm diye metroya geçtim; metro durakları ve de metronun içi rengarenk insanlar ile dolu. Avcılarda metrobüse binip 1 Mayıs için Taksim’e ya da Newroz için Zeytinburnu’na gittiğim zamanlarım aklıma geldi. O zamanlarda da metrobüse doluştuğumuzda bilirdik hepimiz aynı yolun yolcularıyız. Bugün de öyle oldu. Eşcinseller, translar, çocukları ile birlikte heteroseksüel çiftler, yüzlerini gökkuşağına boyamışlar, en sıcak renklerden giysiler giymişler; Concorde Meydanı öncesindeki durakta iniyorum ve yukarı çıkıyorum... Her yer gökkuşağı tarlası misali. Kalabalıklar toplanıyor.

İyi resimler nereden alabilirim diye bakınıyorum, Louvre Müsesi bahçesindeki demirlere tırmanırken bir kaza atlatıyorum, zira son yaşadığım bisiklet kazasından dolayı sol kolum; omzum ve de elim ciddi oranda engelli. Hemen oracıkta bulunan liseli bir grubun yardımı ile demirleri tırmanıyorum. Concorde Meydanına akın akın insanlar gelirken "Queers & Trans Racise E.S Contre L'HOMONATİONALİSME" pankartı ile yürümeye başladılar.

Bütün yürüyüş ve de mitinglerde olduğu gibi kortejlerin en önlerinde anarşist, antimilitarist grup ve de bireylerin Kapitalizm, Macron ve de Patriarka karşıtı sloganları ile yürüyüş başladı. Bir süre bu kortejde yürümeye devam ettim, sonra Türkiyeli ve Kürdistanlı arkadaşlarımı görmek için kortejden çıkıp Chatelet'e doğru yürümeye başladım. Akın akın insanlar geliyordu, kortejlerdeki kalabalıklardan daha çok insanlar bulvar boyu kaldırım ve parkları doldurmuşlar. Bu kalabalıklar içinde arkadaşlarımı bulamayacağımı düşünerek geri kortejlere döndüm. Yürüyüş bütün coşku ile devam ediyordu. Zaman zaman büyük binalarda atılan konfetiler ile kortej devam ediyor, bulvarın hemen üzerinde bütün vitrinini Gökkuşağına boyayan Berchka giyim mağazası önünden geçerken "Nous sommes anti-kapitaliste-Biz anti-kapilastiz" sloganları yükselirken bir an aklıma istiklal’de 100 bin kişi yaptığımız 2013 Onur Yürüyüşü geliyor, Demirören AVM'nin önüne geldiğimizde binler ile aynı sloganları atmıştık.

Kortej coşku ile akarken ben kortejlerde olmayıp da bulvarlar boyu ellerinde gökkuşağı bayrakları, yüzleri boyalı binlerce, onbinlerce insanın kortejlere katılanlardan daha çok olduğunu düşünmeye başlıyorum.

Kortejler devam ederken bir binada İsrail devleti bayrağı yanında gökkuşağı bayrağına yöneliyor bakışlar ve bir anda "Libre Pour Palastin - Filistin İçin Özgürlük" sloganları atılmaya başlıyor. Kortejlerin gerisindekiler de bu hassasiyeti paylaşır mı bilmiyorum, zira geride TIR ve kamyon ile birçok firma ve kuruluş da kortejler halinde akıp geliyor.

Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin çok yoğun olmasından dolayı "Mahalle" dediğimiz Strasbourg Saint Denis'e kortej çevrildiğinde bu kez de yollar boyu Türkiyeli ve de Kürdistanlı insanların yoğun bir ilgi ile kortejlerin geçişlerini izlediklerini görüyorum. Yürüyüş başlamasından altı saat sonra Repoublique Meydanı görünmeye başlıyor. Mecidiyeköy Taksim arası sanırım 5 km ama Concorde ile Repoublique bana bunun iki üç katı kadar uzun geldi. Meydana vardığımızda GÖKKUŞAĞI SENFONİ ORKESTRASI sahnede ve gelenleri selamlıyordu. Kortejin bir ucu meydana vardık, arkası nerede bilmiyorum, kenara çekilip bir sigara yaktım... Bu kadar güzel insan, bu kadar coşku, NE YASAĞI YA! kavgamızda bu renklerimiz ile ÖZGÜRLEŞECEĞİZ!

Fotoğraflar: İmran Aydın

YORUM EKLE
YORUMLAR
Murad Akıncılar
Murad Akıncılar - 2 yıl Önce

Sevgili Ercan, hem geçmiş olsun hem de teşekkürler paylaştığın deneyim için. Paris 2018 Onur Yürüyüşünün İstanbul da bastırılan yürüyüş ile ve bunların sömürge ülkelerdeki cinsiyet özgürlükçü direnişlerle aynı mücadele gibi sunulması bizim naifliğimiz değilse Parisli burjuvaların palavralarından biri. Paris 2018 Onur yürüyüşü için her sosyolojik analizi yapabiliriz ancak anti-kapitalist falan olmadığı çok kesin. yürüyüşün promosyonunu yapan firmalar ve israil bayrakları ile birlikte taşınan gökkuşağı bayrakları aslında yürüyüşün 1 % lik bir kısmını bile oluşturmayan siyah onur grubunun pankartlarında yerden yere vuruluyor : homonasyonalizme karşı yürüyorlar, gerideki yüzbinlerin çok renkli bayrakları ne patriarkaya ne şu anda dev bir mezarlık haline gelen Akdenizde ölen göçmenlere ne de kapitalizme karşı tek bir itirazı kodlamıyor. yine yaklaşık 80 kişilik bir anarşist queer cephenin dile getirdiği gibi senede bir gün kültürel çeşni olarak kamyonların üzerinde tekno müzik eşliğinde yaylanarak öpüşme eylemi ile avrupanın yoksul banliyölerindeki ırkçı, patriarkal despotluğa, yoksulluğa karşı verilen direnişin bir ilişkisi var tabi ilkinin çokrenkliliği bir kültürel tüketim patchwork u olarak diğerinin trajedisini gizliyor. o kitlenin 99% u akşam olup iyice içtikten sonra afrikalı, latin amerikalı ve asyalı bir kısmı kağıtsız kadının üç kuruşa temizlediği evlerine gidip zıbarıcaklar. Tıpkı 1 mayıslarda hımbıl sendikacıların savdıkları bir yasak gibi ertesi gün çoğu göçmen işçinin sömürüsünün kaldığı yerden devam etmesi gibi. biraz harbi anarşistleri dinleyelim senede bir günlük artistik şekil yapmaların sadece bu sistemin çokrenkliliğinde bir çeşni haline geldiğini en azından bilelim. Paris biliyorsun "ışıkların şehridir" bari bizim gözümüzü kamaştırmasın. sevgiler.

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >