Pandemi, Yalnızlık ve Teknoloji

Pandemi ile birlikte hayatımıza giren kavramlardan biri de sosyal mesafe. Her ne kadar aşılar sayesinde pandeminin sona ereceği günü hayal edebilsek de; birçok bilim insanı 21. Yüzyılı pandemi çağı ilan etti bile. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, hijyen ve sosyal mesafe çerçevesinde yeni standartların ve davranış kalıplarının kalıcı olacağı yönünde bir inanış var. Sosyal ve çalışma hayatımızı ‘yeni normal’in gerekliliklerine uydurmamız gerekiyor. Bu da yaşamımızı birbirimizden biraz daha uzak, biraz daha yalnız sürdüreceğimiz anlamına geliyor.

Pandeminin başlangıcında, aniden sosyal etkileşim eksikliği ile karşı karşıya kalan birçoğumuz artık daha fazla yalnızlık yaşıyoruz. Sıkıntılarımızı, sarsıntılarımızı ve korkularımızı paylaşmakta güçlük çekiyoruz. Yaşadığımız bunaltıyla başa çıkmak için her zaman olduğundan daha fazla ve çeşitli medya içerikleri tüketiyoruz. Oyunlar, görüntülü sohbetler, online araçlar kullanarak birlikte film izleme partileri, Zoom doğum günleri gibi çevrimiçi etkinliklerle sosyalleşme ihtiyacımızı gidermeye çalışıyoruz. Peki bunlar yalnızlığımızı gidermemize yardımcı oluyorlar mı?

İnsan sosyal bir hayvan. Medeniyetimiz sosyal ilişkiler üzerine kurulu ve sadece toplumsal gelişim değil, insanın gelişimi ve hatta sağlığı da büyük ölçüde kurduğu sosyal ilişkiler ile bağlantılı. Daha canlı bir sosyal hayata sahip, sevdikleri insanlarla daha sık bir arada olan kişilerin daha mutlu ve sağlıklı olduklarına dair birçok çalışma var. Yalnızlık bir süredir fiziksel ve zihinsel sağlık için önemli bir tehdit olarak kabul ediliyor ve yaşam süresi üzerindeki etkisi de kanıtlanmış durumda. Peki, sosyal izolasyon insanı ve insanlığı uzun vadede nasıl etkileyecek?

Bu soruların net cevapları yok. Ancak yalnızlık ile ilgili yapılan çalışmalar izolasyonun bugünkü şekliyle sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Biriyle kaliteli bir zamanı paylaştığımızda içsel bir sevinç yaşarız. Bu beynimizdeki belli bölgeleri aktive eder. Para kazandığımız ya da takdir kazandığımızda da benzer bir durum söz konusu olur. Tam aksi durumda, yani yalnızlık hissettiğimizde yine beynimizde sıkıntı ile ilgili başka bölgeler aktive olur ve karamsar bir ruh haline gireriz. Bazen bu o kadar güçlü olur ki fiziksel sıkıntılar yaşamaya başlarız. Elbette herkes sosyal bağlantılara aynı ölçüde ihtiyaç duymuyor. Ancak yalnızlığı seven insanlar için bile belirli ölçüde sosyalleşmek bir ihtiyaç, tamamen izolasyon mümkün değil.

Peki yalnızlık ve izolasyonla en iyi nasıl başa çıkabiliriz? Açıkçası bunun bir ilacı yok. Sosyalleşmek dışında yalnızlık duygusuyla baş etmek çok mümkün değil. Kendi kendine telkin teknikleri ile yalnızlığın ortaya çıkardığı olumsuz duygularla baş etmenin mümkün olduğu iddia ediliyor ancak kolay bir iş değil. İlişkilerle ilgili beklentileri azaltmak gibi duygu temelli başa çıkma stratejileri de pek bir işe yaramıyor.

Şu an için elimizdeki en etkili yöntem çevrim-içi araçlar gibi görünüyor. Birçok çalışma, anlık mesajlaşma ve Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal medya platformlarında eksik olan gülümseme, jest veya bakış gibi sözsüz işaretlerin video konferans araçlarıyla ikame edilebildiğini gösteriyor. Bir başka çalışmada ise iki kişinin birbirleri ile etkileşime girmesini sağlamak için artırılmış gerçeklik kullanmanın daha yüksek sosyal varlık duygusu ve daha ilgi çekici bir deneyim yaşattığını tespit etti. Benzer şekilde, ortak çevrim-içi etkinliklere katılmak da yakın ilişkilerin oluşmasına da yarar sağlıyor. Bu yüzden sanal bir kahve masası, ya da dans partisi gibi deneyimlerin oldukça faydalı olduğu iddia ediliyor. Ancak yakın gelecekte robotlar gibi çok daha etkili başka sosyalleşme araçlarına sahip olabiliriz.

Sosyalleşmek için robotları kullanmak kulağa garip gelebilir. Ancak sevimli bir bebek robot olan Paro ile çalışmada, bakım evinde yaşayan ve onunla etkileşime giren sakinlerin yalnızlık hissini azalttığı ortaya çıktı. Başka bir çalışma, deneklerin bir insansı robotla, başka bir insanla aynı ölçüde ve Alexa, Siri gibi bir ses asistanından çok daha fazla etkileşime girdiklerini gösterdi.

Beyin görüntüleme teknolojilerindeki yeni ilerlemeler ve yapay zeka ile robotların artan yetenekleri, insanların robotlarla sosyal bağlantılar kurmaları ve sürdürmeleri konusunda yeni imkanlar sunuyor. Sosyal robotların yükselişi fütüristik görünse de, şu anda bile robotlar fabrikalardan, evlerimize, süpermarketlerimize ve hastanelerimize taşınıyorlar. Koronavirüs pandemisinde de, süpermarket yardımcıları olarak, alışveriş yapanlara sağlık ve güvenlik kurallarını hatırlatan sosyal robotlar görüyoruz.

Sözün özü, robotların insanların yalnızlığına bir ölçüye kadar çare olabileceği günler çok uzak değil.* O günlere kadar yalnızlığa en iyi çözüm, çevrim-içi faaliyetlerle sevdiklerimizle iletişimde kalmak gibi görünüyor. Umarım insan temasının tekrar güvenli olacağı günleri tekrar görebiliriz.

_____________

* Yalnız bir adam ve yapay zeka ilişkisini ele alan HER adlı filmi, izlemeyenlere tavsiye ederim.

YORUM EKLE