Tam da burada bir başka okurun yazdıklarını sizlerle paylaşayım. Bu okurum böyle bir yazıyı kaleme aldığıma göre benim nükleer enerji konusunda nerede doktora yaptığımı, makalelerimin hangi dergide yayımlandığını bilmek istediğini yazmış. Ona da şöyle cevap vereyim. Değil doktora, lisansımı bile nükleer enerji konusunda yapmadım, dolayısıyla bu konuda yayımlanmış makalem de yok. Ama Çernobil’i hatırlayabilecek bir belleğe sahibim. Sadece Rusya’nın topraklarında değil bütün Karadeniz ve Trakya’daki halkın bir biçimde radyasyona nasıl maruz kaldığını da hatırlıyorum. Hatırladıklarım arasında dönemin bakanlarından birinin çaya sindiği savlanan radyasyona karşılık kameralar önünde ‘her şey kontrol altında’ diyerek çay içişi de var. Karadeniz ve Trakya’da Çernobil’den sonra artan kanser vakaları konusunda yapılabilecek araştırmaların nasıl sümenaltı edilebileceğini tahmin etmek içinse politikacı olmaya bile gerek yok! Çernobil yeryüzündeki birçok insanın hayatına kasteden bir faciaydı. Yeterince üzerinde durulmadı, sonuçları kamuoyu önünde net bir biçimde tartışılmadı. Kanaatim odur ki yeryüzündeki yaşam hakkını savunmak için nükleer enerji konusunda akademik başarılara imza atmak gerekmiyor. Iğdır’ın burnunun dibindeki Ermenistan’da, tam da oradaki nükleer santralden herhangi bir sızıntı olduğunda (yetkililer olası bir sızıntının ilk elden Türkiye’ye ulaşacağını söylüyor) acilen alınabilecek önlemlerin neler olacağını merak etmek için de doktora sertifikasına gerek yok.
Ucuz enerji gerçeği yeryüzü gerçeği, kabul ediyorum. Ancak ilk etapta kaçak enerjilere müdahale edilmesi (seçim arifelerinde tavan yapan çarpık kentleşmeden kaynaklı ve nedense göz yumulan yoğun bir enerji kaçağı var ülkemizde), güneş ve rüzgar enerjilerinin hayata geçirilmesi dururken nükleer santraller gibi yaşamın affetmeyeceği sonuçları olan projeleri bir kez daha düşünmeliyiz. Hep birlikte bir kez, bir kez daha düşünmeliyiz. Yeryüzülü olmak sadece şimdiki zamanın ve bize ait olan yaşamın bir özeti değil. O bir süreç. Geleceğin, çocuklarımızın, torunlarımızın ve bütün canlıların yaşamını içeriyor.