26 kuruluş Kasaplar Deresi'nin yapılaşmaya açılmasına ilişkin açıklamada, “Yapılaşma işlenen suçun devamıdır " denildi

İşkence ile katledilen Ermeni, Keldani ve Kürtlerin toplu şekilde gömüldüğü Siirt'te bulunan Newala Qesaba’nın (Kasaplar Deresi) yapılaşmaya açılmasına birçok baro, hak, hukuk ve sivil toplum örgütü, ortak bir yazılı açıklamayla tepki gösterdi.

1915’ten itibaren Ermeniler ve Keldaniler olmak üzere 1980 ve 90’lı yıllarda da ise başta Kürtler olmak üzere birçok etnik grubun ağır insan hakları ihlallerine uğradığının hatırlatıldığı açıklamada, yüzlerce insanın zorla kaybedildiği, işkenceye uğradığı ve faillerinin bulunamadığına dikkat çekildi:

“Bazı mekânlar sadece fiziksel değil, aynı zamanda yaşanan travmaları temsil eden, dolayısıyla toplumsal hafızada saklı kalması için özenle korunması gereken sembolik mekanlardır. Siirt’te yer alan Newala Qesaba (Kasaplar Deresi) da bu mekanlardan biridir. Alan, ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı, hakikatin üstünün örtüldüğü, geçmişle yüzleşmenin engellendiği, ölülere ve yakınlarına yönelik saygısızlığın ve şiddetin simgesi olan bir yer haline getirilmiştir.

Gözden kaçırmayın

Altın Palmiye'yi ‘Hüzün Üçgeni’ kazandı Altın Palmiye'yi ‘Hüzün Üçgeni’ kazandı

“Newala Qesaba’yı yapılaşmaya açmak orada gömülü olan ölülere ve ailelerine yönelik büyük bir şiddet, suç ve saygısızlıktır. Bunun için bu ülkede insanlık onuruna sahip çıkan tüm yurttaşları Newala Qesaba’da yaşanan bu ihlale karşı çıkmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz."

“YAPILAŞMA İŞLENEN SUÇUN DEVAMIDIR”

Öncesinde çöplük olarak kullanılan Newala Qesaba’nın sorumluların adalet önünde hesap vermesi için korunması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, “Bunun yerine alan yapılaşmaya açılarak taammüden suç işlenmiş ve işlenmeye devam edilmektedir” denildi.

Açıklama şöyle devam etti:

“Newala Qesaba’da saklanan gerçeği görünmez kılmak amacıyla yapılan her kapatma insanlığa karşı işlenmiş suçlarla yüzleşme olanağını ortadan kaldırmak, ölü yakınlarının yas tutma hakkını ellerinden almak, yaşananların mağdurları ve tanıklarını adaletsizliğe mahkûm etmek, onları hesaplaşılamayan bir geçmişe gömerek geleceksiz bırakmaktır. Adalet, toplumsal ortaklığın ilkesidir. Bu nedenle Newala Qesaba’nın yapılaşmasıyla ortaya çıkabilecek adaletsizlik, toplumsal ortaklığın kendisine bir saldırıdır.

“Sadece ölülerin yakınlarının değil, bu topraklarda yaşayan hak bilincine sahip tüm yurttaşların, Newala Qesaba’da bulunan cenazelerin kimliklerinin tespit edilerek, usulüne uygun bir şekilde yakınları tarafından gömülmesi talepleri vardır. Ayrıca burada yaşanmış suçların tanınması, faillerin açığa çıkarılarak yargılanması ve ‘bir daha asla’ yaşanmaması için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekmektedir.

“İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR”

“Zaman, Türkiye’de Devlet sorumluluğunu karartmanın sistematik özel bir aracı olmakta, işkence, kötü muamele ve yaşam hakkı ihlalleri bir şekilde soruşturulmamakta ve zaman aşımına uğratılarak insanlığa karşı suçların üstü örtülmektedir. Bunun için, BM Genel Kurulu tarafından 20 Aralık 2006 tarihinde kabul edilen ’Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi ve AİHM Jordan kararı gibi uluslararası sözleşmelerde yer aldığı şekilde Newala Qesaba’nın derhal korunma altına alınması gerekmektedir.

“Ayrıca bağımsız uzmanların ve soruşturmacıların yer aldığı objektif ve şeffaf bir soruşturma sürecinin başlatılması ve cenazelerin Minnesota Protokolüne uygun olarak ilgili uzmanlarca çıkartılarak kimliklendirilmesi ve ölüm nedenleri saptanarak sorumluların hesap vermesinin yolu açılmalıdır. Diğer yandan insanlığa karşı işlenen suçlarda, sahici ve samimi bir özrün bir adımı olduğundan Newala Qesaba da toplumsal hafıza mekanına dönüştürülmelidir.

“Bu mekanlarda çiğnenen ve gömülen insanlık onurunu onarmanın tek yolu, onların onuruna saygı gösterecek bir hakikat arayışının önünü açmak ve adaleti sağlamaktır. Bu hem toplumsal ortaklığın onarılması talebi hem de tüm yurttaşların dile getirme sorumluluğu taşıması gereken bir taleptir.”

NEWALA QESABA’DA NE OLDU?

1915’ten itibaren Ermeniler ve Keldaniler, 1980 ve 90’lı yıllarda da başta Kürtler olmak üzere ağır insan hakları ihlallerine uğrayan, zorla kaybedilen, işkence ve faili meçhul cinayetler sonucu yaşamını yitiren yüzlerce insanın cenazesinin bulunduğu Newala Qesaba’da 1989’da bir toplu mezar ortaya çıkarılmıştı.

22 Nisan 1989 günü alanda iş makinalarıyla yapılan kazıda birkaç saat içinde sekiz kişinin cenazesine ulaşıldı. Zorla kaybedildiği belirtilen insanların cenazeleri için bağımsız uzmanların da yer aldığı bilimsel bir çalışma yapılması bekleniyordu. Fakat aynı gün Siirt Valiliği’nin talimatıyla kazılar durduruldu, o tarihten bugüne hiçbir adım atılmadığı gibi çıkarılan sekiz cenazenin kimlikleri, ölüm nedenleri de aydınlatılmadı.

YAPILAŞMAYA AÇILDI

Dere, zamanla yapılaşmaya açıldı. Çöplük haline getirilen alanda, ilk olarak duble yol yapıldı. Sonrasında düğün salonu için imar izni verildi.

Daha sonra toplu mezarların bulunduğu tahmin edilen alanda Polis Akademisi kuruldu. Kefensiz yüzlerce Kürt ve Ermeni'nin gömülü olduğu alanda şimdi de bina ve villalar yapılması planlanıyor.

Yeni proje için derenin girişine, projenin detaylarını içeren tabela asıldı. War Yapı adlı şirketin yapımını üstlendiği proje kapsamında, onlarca villa, 8 katlı binalar ve yüzme havuzu yapılacak. Bina ve villaların yapılacağı alana ayrıca satış ofisi kuruldu ve ofisin çevresi demir bariyerlerle çevrelenmiş durumda.

İMZACILAR

Ortak açıklamaya imzacı olan baro,  hak, hukuk ve sivil toplum örgütleri şöyle:

Diyarbakır Barosu, Batman Barosu, Şırnak Barosu, Van Barosu, Muş Barosu, Mardin Barosu, Hakkâri Barosu, Adıyaman Barosu, Bingöl Barosu, Dersim Barosu, Kars Barosu, Urfa Barosu, Siirt Barosu, Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi (ÖSAİ), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Hafıza ve Adalet Merkezi, Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Anadolu Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER), Diyarbakır Tabip Odası, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar (ÖDAV), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Doğu-Güneydoğu Dernekleri (DGD) ve 78'liler Girişimi.

Kaynak: Bianet