Katiller sadece değer ve değerlendirme yeteneğini kaybetmiş kişilerin kutsadığı insanlardır. Ortalama bir akla, ortalama bir ahlaka, en küçük vicdana dahi sahip olan kişiler katilleri ve katli kutsamazlar.
Normal şartlarda bir hukuk devletinde devletin kolluk kuvvetleri, resmi ideolojinin gerek gördüğü üzere, kendi belirledikleri formata uymayan insanları öldürüp, toplu mezarlara gömmezler. Seni, beni, bizi koruyor gibi mantığı olmayan alt psikolojiler ile kutsanmazlar, kayrılmazlar. Bir cinayet yahut toplu cinayetler işlendiğinde adalet önünde hesap verirler; vermeleri gerekir.
Gel gelelim bizde durum farklı. Devletin meşru birimlerince toplu cinayetler işleniyor, toplu mezarlara katledilmiş insanlar gömülüyor. Kimsenin sesi çıkmıyor. İçlerinden biri de şu güne kadar en ufak bir vicdan sızısı hissedip itirafta bulunmuyor. Çünkü kendince savunduğu değersiz değerlerin etkisiyle katli ve katilleri kutsuyor.
Bugün Bitlis'in Mutki ilçesinde bir Karakol yakınındaki çöplükten 18 insan cesedi çıkıyor, Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı Kokarsu köyündeki toplu mezardan ise 33 insan cesedi olduğu söyleniyor. Ülkemin toprağından insan cesetleri, insan kemikleri çıkartılıyor. Ve bildiğimiz ve hatta bilmediğimiz belki niceleri...
Bu yazıyı bacak bacak üstüne atıp okuyamazsınız yahut bu haberleri meyvenizi yerken izleyemezsiniz, normal şeylerden bahsetmiyorum, bahsetmiyoruz. Bu vahşet karşısında kanınızın donması gerekir, iliğinizin, kemiğinizin çekilmesi gerekir eğer ortalama bir akla, ortalama bir ahlaka, en ufak bir vicdana sahipseniz tabi.
Bana ne bir insan tepkisi değildir, olmamalıdır. Ölen benim düşmanımsa ses çıkarmam bir insanın tepkisi değildir, olmamalıdır. Bir kere düşmanlık var ise neden var sorusunun cevabını bulmak zorundasınız.
Ölen PKK'li ve Kürt olunca susup, asker ve Türk olunca adalet peşinde bir cengaver oluyorsanız eğer, en az PKK'ye kurşun sıkan asker, askere kurşun sıkan PKK'li kadar suçlusunuz, bir savaşın tarafısınız demektir. Eğer PKK'nin bir sonuç olduğuna, şu toplu mezarları kazdıran, içlerine Kürtleri dolduranların bu savaşın başlamasında ilk ve tek aktör olduğuna inanmıyorsanız, bu bunun gerçek olmadığından değil sizin aklınızın, ahlakınızın ve vicdanınızın kusurlu olduğundandır. Çünkü ortalama akla, ahlaka ve vicdana sahip her insan evladı, ölüme dair bir acıyı, bir nedeni sorgulamak ve karşısında durmak zorundadır.
Bu savaşı başlatan, toplu mezar icatçılarını savunmadığım gibi bu savaş sürecinde kurşun sıkan PKK'yi de savunmuyorum. Hiçbir şeyin savunucusu, sahibi değilim belki ama ortalama bir aklın, ortalama bir ahlakın ve ortalamanın üstünde bir vicdanın sahibiyim. Bunlar bana bu yazıyı yazdıran kusursuz nedenlerim. Çünkü ben katli savunamam, katili kutsayamam bunu normal diyebileceğimiz hiçbir insan yapmaz, yapmamalıdır.
Toplu mezarlara dair haberleri hiçbir şey olmamış gibi izleyemezsiniz. Kalkıp doğrulmak, bu vahşete, bu hukuksuzluğa karşı durmak zorundasınız. En insani yöntemler ile hesap sormak durumundasınız. Hiçbir zulmü ebediyen saklayamazsınız. Size vahşete isyan edecek kusursuz nedenler sıralıyorum, kendi toprağınızın insanını, kendi vatandaşınızın yaşadığı acıları görmezden gelemezsiniz.
Özellikle bugünlerde, düne kadar çok azımızın boynuna sarıldığı, acısını paylaştığı, bunun dışındakilerin "bana ne terörist anası, amaçları ne?" diyerek görmezden geldiği, Cumartesi Anneleri devlet tarafından dinlenmeye başlamışken, Hakikati Bulma Komisyonu, Cumartesi Annelerinin sorunlarını incelemeye başlamışken bu durumda hala üç maymunda bir aktör olamazsınız. Meşru birimlerin, gayrı meşru cinayetlerini örtbas edemezsiniz.
Burada Cumartesi Anneleriyle, toplu mezardan çıkanlar arasında direk bir bağ kurmuyorum ancak bu olayların tümden bağımsız olduğunu da düşünmüyorum. Zira yıllarca Cumartesi Annelerinin acısını dinlemeyen bir toplum, bir devlet hem toplu mezarların faili hem de sessiz izleyicisidir.
Şimdi bu konuları konuştuğum bir arkadaşımın acı itirafından (Cemile, Cumartesi Annelerinin varlığından neredeyse daha yeni haberim oldu) mesul olan, her tür ucuz haberi manşet yaptığı halde Cumartesi Annelerinin acısını konu etmeyen medyadır. Bir anlamda mesul, toplu mezar haberlerini olması gerektiği gibi vermeyen medyadır.
Suçlusunuz, yıllardır her Cumartesi acılarıyla yalnız oturan anneleri yalnız bıraktığınız için suçlusunuz. Olayların faillerinden bugüne kadar insancıl yöntemler ile hesap sormadığınız için suçlusunuz. Medyayı sessiz olmakla suçlamadığınız için suçlusunuz. İzlediğiniz, seyrettiğiniz, karşısında durmadığınız için suçlusunuz. Direnmediğiniz için suçlusunuz… Suçluyuz çünkü biz katli ve katilleri kutsamış bir ülkeyiz, yalansa yalan deyin!
Mutki'den Türkiye'ye bakarken sessiz olamadım nedense? Siz de olmayın lütfen.
Not: PeKaKa'ya neden PeKeKe diye hitap ettiğim merakına düşecek olanlar var ise; ben nasıl başörtülüysem ve türban tanımını ret ediyor, başörtülü olarak anılmak istiyorsam, kendine PeKeKe diyenleri de, nasıl anılmak istiyorlarsa öyle anmak durumundayım, bu benim için ahlaki bir zorunluluk. Yoksa PKK'nin işlediği cinayetleri, yaktığı yürekleri görmüyor değilim, lanetlemiyor değilim, sadece "neden" sorusunun cevabını biliyorum, siz de öğrenin bir zahmet.