Mutabakat budur işte!

Abone Ol

“Vicdan yarası” böyle bir şeydir:
Adı “emekli” olan ve olacak milyonlarca insana sırt çevirip dörtnala koşarak…
İktidar ve kanun gücünü kendi ikbal ve istikbalinize yamarsanız…
Kamu vicdanı kanar!


***


Anayasa’da “imtiyazsız, zümre egemenliğine karşı” tarif edilen “cumhuriyet”, imtiyaz ve zümre egemenliği kurumu olarak olgunlaştı, çürüdü ve bugüne geldi.
Birbiriyle çatışanlar; misal iktidar milletvekilleri ile TSK üst kademeleri, rütbeliler…
Bir ötekinin “imtiyazı”na laf ettikten sonra dahi, bu imtiyazları pek sarsmaz.
Darbelerle büyük sermayenin hep uzlaşması da odur.
Bizim gazeteci milleti ile milletin gözleriyse, durduğu yere göre, genellikle yalnız bir tarafı görür.


***


Olay şudur:
TBMM’de güçlü olanlar kendilerine hayat boyu imtiyaza koşturdular.
TSK’da güçlü olanlar da, hep kendilerini hayat boyu imtiyazlı kılan kanun ve imkânlarla donatıldı.
Demokrasi üstündeki askeri vesayet şöyle veya böyle olsa da…
Asker üstündeki imtiyazlı askeri vesayet değişmedi bu ülkede.
Siviller, vatandaşlar üstündeki imtiyazlı yüksek siyaset, yargı ve bürokrasi vesayeti de öyle.
Çalışanlar üstündeki tam yetkili sermaye vesayeti de.
Tüm alttakiler üstündeki üstünlük vesayeti yani!


***


TSK’da “makam, temsil tazminatları” var.
Şak diye ölüme gönderilen 20-30 yıllık nice askerin ne “cennet mekânı” ne de neyi temsil edip etmediği umursanır.
Onlara ve orduda sivil memura bol ceza veren askeri hukuk gerekçesi “TSK’yı kötü temsil” olabilir; ama “temsil tazminatı” gibi ödül esas üsttekine aittir.
Alın askerî imtiyaz piyazını; koyun sivil TBMM’de köftenin yanına.
Millete yıpranma hakkını, emeğin ve onurun emeklilik mükafatını, haysiyete uygun maaş, ücret ve emekliliği çok görebilenler, “milleti temsil tazminatı”nı hemen tahsile koşuveriyor.


***


Kızacaksan, sistemin midesindeki şişkin imtiyaz gazına kızacaksın.
Kapitalizmin adaletsizliği, derin eşitsizliği üstüne; kamuda, sözde halka ait alanda “üstlerin üstünlük hukuku” da eklenir.
Altındakini aşağılayarak üstünlük hazzı duyan üstteki asker ile…
Alttaki milyonlarca insanın hakkını umursamadan menfaate koşan mebus gazda birleşir!


***


Meclis ve hükümet; on binlerce çalışanın emeklilik, tazminat, kıdem, yıpranma, iş güvencesi hakkını esnetmek için kanırttı da kanırttı.
Yandaş sermaye için değildi sadece; “çok demokrat ve laik” kıdemli büyük sermaye de kıyakları aldı, yan cebine koydu!
Ama bu Meclis (ve öncekiler) ile bu hükümet (öncekiler gibi); misal, her devlet memuru gibi, ordunun ezici çoğunluğunu oluşturan profesyonel askerlerin de, hak edince 1’in 4’ünden emekli olabilmesini reddetti.
Neden?
Genelkurmay, (sivil) Milli Savunma Bakanlığı’nın tek yetkilisi askeri bürokrasi istemedi de ondan!
İmtiyaz, üstünlük sistemi zedelenirdi de ondan! “Paryalar”ı; sivilde, emeklilikte bile altta görmek istediler de ondan!
Birbiriyle iktidar için kapışanlar bile; imtiyaz sisteminde mutabık olur da ondan!


***


Peki biz gazeteciler nereye kadar eleştireceğiz sistemi?
Alttakine abanan; üç paraya sigortasız, kadrosuz, gazeteci saymadan çalıştıran; ilk sarsıntıda atan; her gün işsizlikle ürküten, sözde “basın özgürlüğü” diye coşulurken bile “özgürlük ve hakları” çoktan gasp etmiş düzende!
Van’da kar maskeli otelde can veren Cem Demir için çok üzüntü ifade edildi mesela… Elbet içten.
Ama maaşı 1000 TL’den kaç fazla idi, kadrosu var mıydı, 212’den miydi, grubun bir alay yayınına koştururken sadece 200 TL “görüntü parası” mı alırdı; ölmese kovulsa ne alacaktı; siyasi iktidar ve medya iktidarı yıpranma hakkını yok etmekte nasıl uzlaşmıştı…
Hiç konuştuk mu?
Mutabakat budur işte!     
  
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }