Rusya'nın Ukrayna müdahalesi ile Montrö'nün önemi bir kez daha ortaya çıkarken, Montrö'yü savunan amirallerin yargılanması devam ediyor

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı operasyon, boğazların durumunu yeniden tartışmaya açtı.

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, çeşitli aralıklarla yaptığı açıklamada, Montrö Sözleşmesine vurgu yaptı.

Bodnar, "Savaşın fiili halden öteye geçip geniş bir işgal ya da Ukrayna'ya karşı askeri bir adıma dönüşmesi durumunda Türkiye'den boğazların saldırgan ülke gemilerine kapatılmasını değerlendirmesini isteyeceğimize inanıyoruz" dedi.

MONTRÖ'YÜ SAVUNAN AMİRALLERE DAVA AÇILDI

Montrö’nün Türkiye için önemi Rusya’nın işgal girişimiyle bir kez daha ortaya çıkarken, Sözleşmenin kaldırılması tartışmaları sırasında 4 Nisan 2021 tarihinde emekli 104 amiralin imzasıyla bir açıklama yayımlandı.

Amiraller, “Montrö Sözleşmesi’nin tartışma konusu yapılmasına, masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz” dedi.

Açıklamayı imzalayan amiraller hakkında gözaltı kararı verildi, haklarında dava açıldı.

Amiraller dava kapsamında mahkemede ifade vermeye başladı.

Dünkü ifadelerin ardından bugün de Emekli Tümamiral Alper Çetin Tezeren, bugün mahkemede konuştu.

"KARALAMA KAMPANYASI BAŞLATILDI"

Tezeren, dava açılan bildirinin ifade hürriyeti kapsamında olduğunu belirterek, “Söz konusu metin, kamu menfaati ve çıkarları doğrultusunda, mesleki sorumluluk düsturuyla hazırlanmış olan bir düşünce açıklamasıdır” ifadelerini kullandı.

Emekli Tümamiral Tezeren, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne var ki, bahse konu açıklama, kamuoyu ile “duyuru” başlığı altında paylaşılmasına rağmen, birtakım kişi ve kurumlar tarafından “muhtıra benzeri, gibi bir girişim” olarak yansıtılmak istenmiş ve talihsiz bir şekilde en yüksek yargı organları mensuplarının da dahil olduğu bir karalama, devlete, hükümete karşı bir girişimmiş algısı oluşturularak kötü niyetli bir kampanya başlatılmıştır. Hem sosyal medya platformları ile internet sitelerinde, hem de yerel basında, örgütlü ve organize bir şekilde yürütülen anılan karalama kampanyaları ve suç duyuruları ile şahsım ve meslektaşlarım nezdinde ‘Masumiyet Karinesi İlkesi’ ve ‘Lekelenmeme Hakkı’ açıkça ihlal edilmiştir.”

“BİRİ AVUKAT DİĞERİ ASKERİ YARGITAY BAŞKANI OLAN İKİ FARKLI HUKUKÇUDAN MÜTALAA ALINMIŞTIR”

“Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılabileceği” ve “Üniformalı muvazzaf bir amiralin resmi makam aracı ile gittiği tarikat evindeki sarıklı ve cübbeli fotoğraflarının basına yansıması” üzerine kendilerini mesleki uzmanlık alanlarını doğrudan ilgilendiren konular üzerine hassasiyetlerini açıkladıklarını söyleyen Tezeren, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zira, bu konuda daha önce Emekli Büyükelçiler, diplomatlar, siyasetçiler ve hukukçular başta olmak üzere daha birçok meslek grubu tarafından açıklama ve duyuru yapıldığı tarafımızca da bilindiği için söz konusu duyurunun paylaşılmasında herhangi bir tedirginlik yaşanmamıştır. Hatta, süreç o kadar şeffaf ve titiz yönetilmiştir ki; duyuru metni kamuoyu ile paylaşılmadan önce biri Avukat diğeri Askeri Yargıtay Başkanı olan iki farklı hukukçudan ilgili metnin herhangi bir suç unsuru barındırmadığına dair mütalaa alınmıştır. Bu durum dahi, somut olayda herhangi bir suç kastının mevcut olmadığının kanıtıdır.”

Gözden kaçırmayın

TBMM'de toplantı yeter sayısı bulunamadı TBMM'de toplantı yeter sayısı bulunamadı

“MONTRÖ SÖZLEŞME’Sİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN BAĞIMSIZLIĞI İÇİN BİR KİLİT GÖREV ÜSTLENMEKTEDİR”

Alper Çetin Tezeren, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamuoyu duyurusunun ana gündemini oluşturulan Montrö Sözleşme’si Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığı için bir kilit görev üstlenmektedir. Yıllarca söz konusu Sözleşme’nin uygulayıcıları olarak, bu konuya dikkat çekmek ve önemi noktasında kamuoyunu bilgilendirmek mesleki yükümlülüğümüz dışında en tabii hakkımızdır.

Yine, kamuoyu nezdinde de bilindiği üzere başta Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri uzun seneler FETÖ yapılanması nedeniyle büyük acılar yaşamış, birçok kişi mağdur olmuş ve nihayetinde 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile bu gibi yapılanmaların ne kadar ciddi tehlikelere sebep olabileceği kamuoyu tarafından da görülmüştür. Emekli Amiraller Duyurusu’nun yayınlanması öncesinde, muvazzaf bir Amiralin sarıklı ve cübbeli fotoğraflarının basına yansıması konusu da tam olarak bu sebeple hepimizin tepkisini çekmiş ve bu konuda kamuoyunun bilgilendirilmesi, konunun hatırlatılması düşünülmüştür. Ek olarak, uzun seneler büyük bir gururla taşımış olduğum, bizler için şeref ve onur timsali olan üniformamızın, bu şekilde itibarının zedelenmeye çalışılması kabul edilebilir bir durum değildir.”