MİT’i sorgulamak

Abone Ol

MİT Müsteşarı’nın ifadeye çağrılması yargıda “siyasallaşma ve cemaatçi yapılanma” iddialarının daha çok muhalefetçe seslendirildiği ortamda iktidar açısından da “şok edici” bir gelişme olsa gerek. Nitekim Fidan için “Başbakanlık izni” gerektiği savunuluyor. Dışişleri Bakanı Davutoğu, “görevin gizliliğini” belirtme gereği duydu.
Oslo buluşmasında siyasi sorumluluk hükümete aittir. Bu süreçte İmralı’da Öcalan’la da görüşmeler yapılmış ve 12 Haziran seçimlerine Kandil’e gönderilen “protokoller”le girilmiştir.
Hakan Fidan’ın KCK savcılarınca ifadeye çağrılması, devletin bilgisi dahilindeki kimi operasyonlara da açıklık getirebilir.
İlginçtir. Dünkü Birgün’de Fikri Sağlar, Uğur Mumcu’nun eşi TBMM Başkanvekili CHP’li Güldal Mumcu ile Hacıbektaş’ta katıldığı “faili meçhuller” panelini yazmış. Güldal Mumcu şöyle konuşmuş:
“MİT Müsteşarı Hakan Fidan geçenlerde gazetecileri kurumunda ağırlamış. Bu görüşme bana zamanın MİT Müsteşarı Teoman Koman’ın 1992 Temmuz’undaki benzer bir davetini hatırlattı.
O basın yemeğinde Koman, ‘toplumda sansasyon yaratacak şahıslara yönelik suikastlar düzenleneceği’ istihbar ettiklerini kayıt edip, ‘hatta içinizden biri hedef olabilir’ dedikten sonra, ‘Ama biz önlersek böyle bir şey olmaz’ demişti.
Bu konuşmadan 6 ay sonra, 24 Ocak 1993 günü Teoman Koman’ın toplantısına katılanlardan biri olan Uğur Mumcu suikast sonucu öldürüldü.
Uğur’un öldürülmesinden sonra benim bilgime başvuran DGM askeri savcısı Ülkü Coşkun’un ‘Bu işi devlet yapmıştır. Siyasi iktidar isterse çözer’ sözü ne anlama gelmektedir?.. Yani devlet denen aygıt her şeyi görüyor, biliyor, izliyor, gözlüyor ama önleyemiyor!.. Öyle mi?!..
Biliyordunuz da niye önleyemediniz?”
KCK nedeniyle MİT müsteşarlarının dinlenmesi yolu açılacaksa, faili meçhullerde de aynı yöntem neden izlenmesin?
Teoman Koman’a da Uğur Mumcu suikastı sorulmalıdır?!
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }