Savaşları kimler çıkartır, kimler ölür diye sormuyorsunuz. Neden savaş diye bir kavram var ve ne zamana kadar sürecek diye sorgulamıyorsunuz. Ne de olsa “canınız Türk varlığına armağan”dır ve sizler devletin varlığı için var olduğunuzu sanıyorsunuz. “Devlet halklara, işçi ve emekçi sınıflara hizmet eden bir araç olmalıdır” demiyorsunuz. Hangi sınıftan olduğunuzun bilincinde değilsiniz zaten, hangi sınıfın çıkarları için öldüğünüzün, öldürdüğünüzün farkında değilsiniz. Sizleri ölüme yollayanların çocuklarının pamuklar içinde, “gemicik”ler yüzdürerek yaşıyor olmasına itiraz etmiyorsunuz. Hadi siz lümpensiniz, cahilsiniz de, ya “solcu” geçinip “milli hassasiyeti” olanlara ne demeli. İrlanda’nın Britanya’dan haklı olarak ayrılma mücadelesini destekleyen Marks’ı, Lenin’in UKKTH tezlerini algılayıp savunmak yerine, “milli hassasiyetler” içindeki solculara ne demeli. Ya da “Kendisi yarı sömürge olan ülke, Kürdistan’ı sömürüyor olamaz” deyip Kürdistan’ın bin yıldır işgal altında olduğunu ve Kürt halkının kendi dinamiklerinin 30 yıldır haklı bağımsızlık mücadelesi verdiğini yadsıyanlara ne demeli. Ya Kemalizm ile Marksizm arasında bağ kurma çabalarındakilere ne demeli peki.
Ein Volk, Ein Reich, Ein Führer (Tek Millet, Tek Devlet, Tek Lider)- Nazi Propaganda Sloganı
Tanıdık geldi mi size?
Bu slogandan “Lider” sözcüğünü çıkartıp yerine “Bayrak” sözcüğünü koyun. Ne oldu:
Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak
Az biraz düşünmenin zamanı gelip geçmedi mi sizce de…