Zaman gazetesi davası: Büstümü Çağlayan Adliyesi'nin önüne diksinler

Türköne beraatini talep etti

Zaman gazetesi davası: Büstümü Çağlayan Adliyesi'nin önüne diksinler

Kapatılan "Zaman Gazetesi"nin eski yazarları ve yöneticilerine yönelik açılan davada tutuklu sanık Mümtazer Türköne savunmasını tamamladı.

Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampusü karşısında bulunan binada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada ifade veren Türköne, “Darbe yargılamasında bulunuyorum. 15 Temmuz'da bir kalkışma yaşandı. Bu kalkışmayla halk baş etti ve parlak bir başarı kazandı. Halk sokağa döküldü, sokağa dökülenlerden biri de bendim" diyerek savunmasına başladı.

Sanık Türköne, darbe sanığı olmanın yanında, darbelere karşı aldığı tavırla da bir sicili olduğunu ifade ederek, darbelere karşı tonlarca yazılar kaleme aldığını söyledi. Darbelerin önlenmesi, darbecilerin caydırılması, bu konuda cesaret gösteren, gündem oluşturan, aydın, yazar ve aktivist olarak kendini tanımlayan Türköne, “Darbecileri yağlı kazığa oturtmak lazım' diye bir cümle kullandım ve bu nedenle o dönemde çok tepki aldım. 15 Temmuz'da evde oturuyordum. Telefonum çaldı, darbe teşebbüsünü Ali Bulaç'tan öğrendim.  'Darbe başarılı olursa bizi yağlı kazığa oturturlar' dedim. Darbe başarılı olsaydı darbeciler 'Sen miydin bizi yağlı kazığa oturtan' diyebilirlerdi. 'Başarısız olurlarsa Silivri yolunu tutarız' dedim." İfadelerini kullandı.

28 ŞUBATI ENGELLEMEK İÇİN ÇOK ÇABA SARF ETTİM"

“28 Şubat'ı engellemek için çok çaba sarf ettim" diyen Türköne, "2007 E- Muhtırası'nda en sert yazıları ben yazdım. Ak Parti Kapatma Davası'nda savunmanın önemli bir kısmını ben yazdım. “Sözde askerler" diye bir kitap yazdım. Bu kitabın 22. Sayfasında '…Darbeleri önlemek için hayatımı vermeye hazırım, darbeler zarar verdi bu ülkeye. Bir asker darbeci ise onun vatan haini olmasını engellemiyor' diye yazdım. Darbecilere karşı tavrım 15 Temmuz günü de devam etti. Attığım twetlerle darbenin bir ihanet olduğunu, meşru hükümetin yanında olduğumu söyledim. Cumhurbaşkanı halkı sokağa davet etmeden önce köprüye gitmek için yola çıktım" diye konuştu.  

Asker çocuğu olduğunu ve 1961 yılında 5 yaşındayken annesinin sabaha kadar ağladığını anlatan Türköne, "17 Eylül Menderes'in asıldığı gündü. Çocuklar annelerini ağlatanları affetmiyor. 12 Eylül darbesinin ardından da yargılandım, tutuklu kaldım. Mamak'ta tutuklu kaldığımda annem ziyaretime geldi. Annem bana bakarken asker beni ayağının altında çiğnedi. Bir copla 2 saat dövüldüm" şeklinde konuştu.

Darbelerle ülkenin ateşe atıldığını söyleyen Türköne “Bir darbenin maliyetinin ne olduğunu bildiğim için 15 Temmuz'da da aynı davranışı gösterdim. Beni kimse darbecilikle suçlayamaz. Aydınlar arasında bu konuda (darbe konusunda) topluma önderlik eden, benim aldığım riski alan bir başkası var mı? Yanıma yaklaşan biri yok" dedi.  

“BÜSTÜMÜ ÇAĞLAYAN ADLİYESİ'NİN ÖNÜNE DİKSİNLER"

Türköne, “Yargılamalar biter, her şey yerli yerine oturduğunda 15 Temmuz darbesinin arka planda engellenmesinde çaba harcayan kim var  diye sorarlarsa ilk sırada ben varım. Benim büstümün dikilmesi gerekiyor. Vasiyetimdir, öyle bir şey olursa büstümü Çağlayan Adliyesi'nin önüne diksinler" şeklinde konuştu.  

“15 Temmuz öncesinde 'Ordu göreve' ve 'Genç subaylar rahatsız' şeklinde yazılar olmadı. Bizim sayemizde olmadı. Bizim yazdığımız yazılar aslında iktidarın bağışıklık sistemini yükseltmek için yapılan aşı gibidir" diyen Türköne iddianameyi de eleştirdi. Türköne savunmasının sonunda beraatini ve tahliyesini talep etti.

Duruşma sanık savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.  

Güncelleme Tarihi: 19 Eylül 2017, 13:19
YORUM EKLE