ÇGD 2021 mayıs ayı "Medya Raporu"nu açıkladı

Çağdaş Gazeteciler Derneği 2021 yılının Mayıs ayını kapsayan "Medya Raporu"nu açıkladı

ÇGD 2021 mayıs ayı "Medya Raporu"nu açıkladı

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Merkezi Medya İzleme Komisyonu’nun çalışmalarıyla hazırlanan 2021 yılının Mayıs ayını kapsayan "Medya Raporu"nu açıkladı.

Evrensel’in haberine göre, raporda mayıs ayında yaşananlar şöyle sıralandı:

SANSÜR

30 Nisan-1 Mayıs 2021: Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş imzasıyla 27 Nisan tarihinde, konusu ‘Ses ve görüntü kaydı alınması’ olan bir genelge yayımlandı.

Genelgede; polislere, eylem ve protestolara müdahaleleri sırasında ses ve görüntü alınmasına fırsat vermemeleri ve eylemin veya durumun niteliğine göre kayıt yapan kişileri engellemeleri, kanuni şartlar oluştuğunda adli işlem yapmaları talimatı aktarıldı. Söz konusu yasağın, özel hayatın gizliği ile kişisel verilerin korunmasını amaç edindiği savunuldu.

Kişisel verilerin korunması’ ve ‘özel hayatın gizliği’ makyajıyla savunulan genelge; özünde de sözünde de bir sansür, haber alma hakkının engellenmesi genelgesidir ve hedefin basın mensupları olduğu açıktır. Covid-19 salgınını, gösteri ve yürüyüş hakkı gibi Anayasal hakların kullanımını engellemek için fırsat bilen siyasi iktidar, bu engellemeleri aşarak Anayasal haklarını kullananların, gazeteciler aracılığıyla seslerini duyurmasını de engellemeyi çare görme çaresizliğine düşmüştür. Aynı şekilde hak arayışında olan vatandaşlara karşı polisin şiddet uygulayarak müdahale ve gözaltı işlemlerinin kamuoyuna yansımasının önüne geçilmesi de bu yola amaçlanmaktadır. Siyasi iktidarın genelgeyle neyi murat ettiği de çok geçmeden herkes tarafından görüldü.

Genelgenin yayınlanma tarihinden dört gün sonra, 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda, basın açıklaması yapmak için toplanan gruplara polis tarafından müdahale edilirken, bunu görüntülemeye çalışan basın emekçileri de genelge dayanak gösterilerek engellendi. Ankara ve İstanbul’daki basın açıklamaları sırasında polisler, gazetecilerin fotoğraf çekmelerine görüntü almalarına engel oldu. Ankara’daki eylemlerde görüntü almaya çalışan Yol TV muhabiri Özge Uyanık’ı polis memuru “Daha dün genelge yayınlandı” diye engellemeye çalıştı. Polis, Uyanık’ın basın kartını göstermesine rağmen telefonunu yere attı ve çektiği videoyu silmeye çalıştı. Sultan Eylem Keleş de Taksim’e çıkmak isteyenlere polis müdahalesini görüntülerken alandan uzaklaştırıldı. Keleş’in ‘’Gazeteciyiz, işimizi yapıyoruz’’ demesine rağmen polisler, ‘’Burası bizim güvenli alanımız, genelge talimatı geldi’’ dedi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesi, basın özgürlüğünü açıkça ihlal niteliğinde olup, aynı zamanda suçu teşvik içeriği de taşımaktadır. Türkiye’de adeta normalleşen, protestoculara müdahalede polislerin görev sınırlarını aşarak suç işleme tutumu, genelgeyle bir ‘özgürlük’ haline gelmektedir. Dolayısıyla genelge; suç işleme eğilimindeki emniyet mensuplarını teşvik edici, basın mensuplarını ve halkın haber alma hakkını engelleyici, hukuk devleti açısından bir utanç vesikasıdır.

2 Mayıs 2021: RTÜK üyesi İlhan Taşçı, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in televizyon kanallarının yöneticilerine talimat gönderdiğini; televizyonların ‘lebaleb’ görüntüleri kullanmamalarını, bunun yerine boş cadde ve sokak görüntülerinin kullanılmasını istediğini söyledi. Şahin ise, “Hatırlatmamızın amacı, sağlığımız için milletçe büyük emek verdiğimiz tam kapanma dönemini hakkıyla sonlandırmaya katkıda bulunmaktır” savunması yaptı.

9 Mayıs 2021: Rize Nabız Gazetesi’nin yayınladığı 7 ayrı habere bir anda yayın erişim yasağı getirildi. Gazete sahibi aynı zamanda Çağdaş Gazeteciler Derneği Rize Şube Başkanı Gençağa Karafazlı, “Biz objektif haberciliğimize gerçekleri kamuoyuna açıklamaya devam edeceğiz” açıklaması yaptı.

5-22 Mayıs 2021: Mezopotamya Ajansı ile Jinnews’in internet adreslerine dört kez erişim engeli getirildi.

10 Mayıs 2021: Anayasa Mahkemesi (AYM) internet üzerinden yapılan radyo ve televizyon yayınlarının, yönetmelikle RTÜK iznine bağlanması ve RTÜK tarafından denetlenmesine ilişkin yasal düzenlemenin iptali talebini oy çokluğu ile reddetti. Mahkeme Başkanı Zühtü Arslan, Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan ve eski Başkanvekili Engin Yıldırım dahil beş üye; usul ve esasların kanunla değil yönetmelikle belirlenmesinin, “ifade ve basın özgürlüğünün ancak kanunla sınırlandırılabileceği” gerekçesiyle anayasaya aykırı olduğunu belirtti.

15 Mayıs 2021: Türkiye’nin ilk trans güzellik kraliçesi Çağla Akalın, geçen mart ayında televizyoncu Acun Ilıcalı’ya ait Exxen platformunda yayımlanan Gökhan Çınar’ın sunduğu Katarsis’in 11. bölüm konuğuydu. Program kaydının silinmesi üzerine, RTÜK’ün programa ceza kestiği ve yayından kaldırılmasını istediği ortaya çıktı. Çağla Akalın, “Programın Exxen’den kaldırıldığını fark ettim. Program sunucusu Gökhan Çınar’a durumu sorduğumda ‘kendisinin de programın yayından kaldırıldığını yeni öğrendiğini ve üzgün olduğunu’ söyledi. Yapılan açıklamada benim konuk olduğum Katarsis yayını için RTÜK tarafından platforma para cezası verildiğini ve yayının kaldırılması istendiği söylendi” dedi.

17 Mayıs 2021: CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, RTÜK ile ilgili hazırladığı raporda; RTÜK’ün 1 Ocak 2014 – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında toplam 11 bin 220 karara imza attığını belirterek, “Bunların yüzde 72’sinde medya kuruluşlarına ceza kesti. Bu süreçte medya kuruluşlarına toplam 6 bin 281 kez idari para cezası verildi” dedi.

18 Mayıs 2021: Basın İlan Kurumu (BİK) Evrensel Gazetesi yazarı Ceren Sözeri’nin 14 Mart 2021 tarihli “Vatan destan yazmış halk nefes alamıyor” başlıklı yazısında polislere yönelik kullandığı “saldırı” ifadesi nedeniyle gazeteye beş gün ilan kesme cezası verdi. BİK’in bugüne kadar Evrensel’e kestiği ilan kesme cezaları 103 güne ulaştı.

21 Mayıs 2021: Zonguldak’ta yayın yapan Halkın Sesi Gazetesi’nin, Belediye Başkanı Selim Alan ve Sedat Peker’in ilişkilerine yer verdiği haberlere erişim engeli getirildi. Zonguldak Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nin erişim yasağı gazeteye e-posta yoluyla tebliğ edildi. Zonguldak’ın AKP’li Belediye Başkanı Selim Alan’ın başvurusu üzerine alınan kararlar sonrasında bahsi geçen dört haber yayından kaldırıldı.

21 Mayıs 2021: Dönemin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı Nihat Demir ve bazı yargı mensupları, 2017 yılında, “Erdoğan’ın Fedaileri” adlı facebook sayfasında bazı paylaşımlarda bulunmuştu. Söz konusu paylaşımları haberleştiren Oda Tv ve soL, “bağımsız yargı mensuplarının partizanca paylaşımlar yaptıklarına” dikkat çekmişti. 3 Temmuz 2017 tarihinde yayımlanan haberler, Nihat Demir’in başvurusu sonucu kaldırıldı.

23 Mayıs 2021: RTÜK üyesi İlhan Taşcı; RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in talimatıyla, televizyon ekranlarına ilişkin şikayetlerde T.C. kimlik numarası ve açık adres bilgilerinin de istenmeye başlandığını açıkladı. Taşcı, “Kimlik numarası uygulamasına geçilmesinin ardından bir anda şikayet sayısı yüzde 80 civarında düştü. Aylık ortalama gelen şikayet sayısı şu anda 3-4 bin dolayında. Bunun en önemli nedeni izleyicilerin kimlik numarası vermek istememesi ve vermeleri halinde başlarına bir iş gelebileceği korkusu” dedi.

25 Mayıs 2021: Aksaray’ın Sarıyahşi ilçesinin AKP’li belediye Başkanı Fatih Ünsal’ın, belediyenin imkanlarını kendisi için kullandığı iddialarıyla ilgili haberler, “kişilik hakları ihlali” gerekçesiyle, Aksaray 1. Sulh Ceza Hakimliğince erişime engellendi.

26 Mayıs 2021: Van Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Şerif Onat Sosyal Hizmet Merkezi’nde görevli çocuk gelişimci Agit Demirkan’ın İpekyolu İlçe Kaymakamı Sinan Aslan’ın karşısında ayağa kalkmadığı için kaymakamın korumaları tarafından darp edilerek gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili BirGün ve Artıgerçek’te yer alan haberler, “kişilik hakları ihlali” gerekçesiyle, Van 3. Sulh Ceza Hakimliği kararı ile erişime engellendi.

27 Mayıs 2021: Sedat Peker’in, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katılacağı canlı yayın öncesi Soylu’ya sorulmasını istediği ve MHP MYK üyesi Ali Uçak ile ilgili iddiaların bulunduğu tweeti paylaşması ile ilgili Cumhuriyet, Gerçek Gündem, Yurt Gazetesi’nde yer alan haberler, “kişilik hakları ihlali” gerekçesiyle, Alaşehir Sulh Ceza Hakimliğince erişime engellendi.

İKTİDAR YANLISI MEDYA, BİK’İN MUSLUĞUNDAN KANA KANA İÇİYOR!

28 Mayıs 2021: Türkiye’de basın alanında yetkilendirilen iki kamu kurumu; raporlarımızda, basına yönelik çeşitli uygulamalarıyla neredeyse her ay yer almakta. Bu kurumlardan biri Basın İlan Kurumu (BİK), diğeri Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’tür.  Basın hürriyetinin sağlanması, kamusal yayıncılığın teşvik edilmesi amaçlarıyla oluşturulan bu kurumların uygulamaları, artık tuzun koktuğu aşamaya ulaşmış durumdadır.

BİK’e ilişkin geçen ay uluslararası bir organında kuruluşunda yayınlanan haber, iktidar yanlısı medyanın, BİK’in üzerinden kamu kaynaklarına nasıl eriştiğini net olarak ortaya koydu. DW Türkçe’de yayınlanan haberde; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı olan Basın İlan Kurumu’nun (BİK) raporları yer verilerek, hükümet yanlısı yayın yapan gazetelere, geçen yıl 141 milyon 932 bin TL’nin üzerinde kamu kaynağının aktarıldığı bildirildi. BİK üzerinden verilen resmi ilanların yaklaşık yüzde 78’lik bölümü Sabah, Hürriyet, Posta, Milliyet, Yeni Şafak’a gitti. Buna karşın tirajlarda yıl boyunca ilk üç gazete arasında olan Sözcü, resmi ilan gelirinde ancak 6’ncı sırada kendisine yer bulabildi.

Sözcü ve Cumhuriyet’in arasında bulunduğu 9 gazete, resmi ilanların sadece yüzde 22’ni alabildi. BİK’in çifte standardı resmi ilanların haksız şekilde dağıtılmasıyla sınırlı kalmadı, ilan kesme cezalarında da yaşandı. Gazetelere verilen ilan kesme cezaları, 2020’de yüzde 150 artış gösterirken, cezaların yüzde 97’si BirGün, Cumhuriyet, Evrensel, Korkusuz ve Sözcü’ye kesildi. Vatandaşların vergileriyle oluşan kamu kurum bütçelerinden verilen resmi ilanları, iktidar yanlısı gazetelere akıtan BİK, kararlarıyla bir kez daha basın özgürlüğüne karşı cephenin can suyu olduğunu ispatladı.

GÖZALTI, TUTUKLAMA, DAVA VE YARGI KARARLARI

1 Mayıs 2021: 2018’in nisan ayında “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan ve Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan, kapatılan Azadiya Welat Gazetesi’nin eski yazı işleri müdürü İsmail Çoban, abone olduğu Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin beğendiği yazılarını daha sonra tekrar okumak üzere kesip arşivledi. 24 Temmuz 2019 tarihinde gardiyanlar tarafından gerçekleşen koğuş baskınında el konulan gazete kupürleri, “suç delili” sayılarak el konuldu. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı Cezaevi Soruşturmaları Bürosu tarafından Çoban hakkında başlatılan soruşturma başlatıldı. 18 ay sonra hazırlanan iddianame, Tarsus 8. Asliye Mahkemesi tarafından kabul edildi. Çoban hakkında açılan davanın karar duruşmasında, gazete kupürleri arasında bulunan ve Kürtçe yazılan yazılar için “bilinmeyen bir dil ile yazılı” ifadeleri kullanıldı. Çoban’a kupürler gerekçe gösterilerek, “infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma” iddiasıyla iki yıl hapis cezası verildi.

4 Mayıs 2021: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TBMM’nin “17-25 Aralık” soruşturmasıyla ilgili çalışmaları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından getirilen yayın yasağının ifade özgürlüğünü ihlâl ettiğine hükmetti. Gazeteci Banu Güven ile akademisyenler Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafından yapılan ortak başvuruya ilişkin kararını açıklayan AİHM, Banu

Güven’i gazeteci kimliği nedeniyle yayın yasağı konusunda “mağdur” olarak tanımladı. AİHM, toplumsal bir konuyla ilgili yayın yasağını, “toplumu aydınlatma misyonu olan gazetecileri caydırıcı bir önlem” olarak değerlendirdi. Karar gereği Türkiye, Banu Güven’e mahkeme masrafı olarak bin 500 Euro ödeyecek.

5 Mayıs 2021: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Savcılığı, Cumhuriyet Gazetesi’nde 2018’de yayımladığı yazı dizisi nedeniyle çarptırıldığı 15 ay hapis cezası bozulan akademisyen Bülent Şık’ın beraatine itiraz etti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Ersel Yıldız, kararı Yargıtay’a taşıdı. Savcı itiraz dilekçesinde Şık’ın “göreve ilişkin sırrı açıklamak” suçundan cezalandırılması gerektiğini savundu. Sağlık Bakanlığı’nın kanserojen kimyasallarla ilgili araştırmasının sonuçlarını kamuoyuna açıkladığı için yargılanan Bülent Şık, Eylül 2019’da görülen karar duruşmasında “Göreve ilişkin sırrı açıklama” suçlamasıyla 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

5 Mayıs 2021: Pir Haber Ajansı (PİRHA) muhabiri Ersin Özgül, Diyarbakır merkezli olarak yürütülen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) soruşturması kapsamında gözaltına alındı ve İzmir TEM Şubesi’ne götürüldü. Özgül’e “terör örgütü üyesi olmak” suçlaması yönetildi. Özgül, emniyetteki ifadesinin ardından aynı gün serbest bırakıldı.

10 Mayıs 2021: Elazığ’da 28 Mart 2019 tarihinde evinde ölü bulunan Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi ve bölgenin yerel televizyonu Kanal 23 sunucusu Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümüyle ilgili otopsi raporunu yayınlayan Baransel Ağca’ya soruşturma açıldı. Hakkında açılan soruşturmayı sosyal medyada duyuran Ağca, gazetecilik faaliyetinin cezalandırıldığını belirtti. Ağca, “Bu soruşturmalar AİHM kararlarına aykırı. Yıllardır orda duran tweet hakkında işlem yapmıyorsunuz. Sizi rahatsız eden bir haber yaptım diye işlem yapıyorsunuz. Bu tam olarak gazetecilik faaliyetinin başka bir suçla cezalandırılması” sözleriyle tepki gösterdi.

11 Mayıs 2021: İMC kameramanı Refik Tekin’i Cizre’deki sokağa çıkma yasakları sırasında vuran kolluk görevlileri hakkında Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verildi. Yüzde 10 engelli raporu alan Tekin’e ise olayda yüzde 50 kusurlu olduğu öne sürülerek sadece 3 bin 844 TL tazminat ödenmesine karar verildi. Takipsizlik kararında Refik Tekin’in şikayetçi olduğu şüpheliler için “faili meçhul” ifadesi kullanılması da dikkat çekti.

12 Mayıs 2021: Die Welt gazetesi Türkiye Temsilcisi Deniz Yücel hakkında “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçlamasından iki yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, Almanya’da yayın yapan Die Welt yayın kuruluşunda suç teşkil eden yazılar yazdığı iddiasıyla Deniz Yücel hakkında “Zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamalarından dava açıldığı anımsatıldı. Mahkemece, Deniz Yücel’in Die Welt’te 26 Ekim 2016’da “Kürt annesini göremeden ölmesi” söylemi ile 27 Ekim 2016’da yazdığı “Ermenilere yapılan soykırım” ifadeleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi. Yücel’in ifadesine yer verilerek “ayrımcılık ve eşitsizliği eleştirdiği, tarihi gerçeğin suç sayılamayacağı” şeklinde savunma yaptığı kaydedildi. İddianamede, Basın Kanunu’na göre 6 aylık sürede dava açılabileceği, ancak yazının savcılıkça öğrenilmesinden itibaren dava açma süresinin başladığı, mahkemenin 11 Eylül 2020’de suç duyurusu yapmasıyla savcılığın suçlamayı öğrendiği kaydedildi. “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçlamasından kovuşturma yapılması için Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni istendiği, bu arada dava açma süresinin durduğu ve 6 aylık dava açma süresi içinde iddianame düzenlendiği anlatıldı. İddianamede, Deniz Yücel’in “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçlamasından 6 aydan 2 yıla kadar hapsi istendi.

18 Mayıs 2021: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 6 gazetecinin yargılandığı “RedHack davası” kapsamında 2016’da tutuklanan ve yaklaşık 1 yıl cezaevinde kalan Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat’ın özgürlük ve güvenlik hakkı ile basın ve ifade özgürlüklerinin ihlâl edildiğine hükmetti.

20 Mayıs 2021: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, kapatılan Zaman Gazetesi eski köşe yazarı Ahmet Turan Alkan hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla verdiği onama kararını bozdu. Daire, Alkan’ın eylemlerinin “örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaksızın yardım” suçunu oluşturduğuna hükmetti ve dosyayı yeniden yargılama için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

21 Mayıs 2021: Gazeteci Melis Alphan’ın 2015 Newroz kutlamalarından bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşması nedeniyle “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. İlk celsede Melis Alphan’ın cezalandırılmasını talep eden duruşma savcısı, mütalaasını tekrarladı. Savcı, Melis Alphan’ın “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, beraat kararı verdi.

25 Mayıs 2021: Kapatılan Dicle Haber Ajansı eski muhabiri Ramazan Akoğul’un “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın 8. duruşması, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkeme, Ramazan Akoğul hakkında açılan soruşturmanın akıbetiyle ilgili Dicle Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan müzekkereye gelecek cevabın beklenmesine karar verdi. Duruşma, 26 Ekim’e erteledi.

26 Mayıs 2021: Mezopotamya Ajansı muhabiri Mehmet Aslan’ın “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 9 Ocak’tan beri tutuklu olan ve “kitleleri galeyana getirici şekilde haber yaptığı” iddia edilen Mehmet Aslan’ın tahliyesine karar verildi.

27 Mayıs 2021: Kürtçe yayın yapan Xwebun Gazetesi yazarı Mehmet Şahin hakkında Demokratik Toplum Kongresinde yürüttüğü faaliyetler gerekçe gösterilerek “terör örgütü kurmak ve yönetmek” iddiasıyla açılan davanın görülmesine Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Mahkeme, suç unsuru olarak gösterilen ortam dinleme ve telefon tape kayıtlarının Şahin’e ait olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan istenen raporun beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 14 Ekim’de görülecek.

28 Mayıs 2021: Demokratik Toplum Kongresi soruşturması kapsamında 20 Kasım 2020’de gözaltına alınan Jin News Kürtçe editörü Roza Metina hakkında “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Metina, KHK ile kapatılan Kürt Yazarlar Derneği’nin yasal olduğunu, suç konusu edilen kitapları araştırma amacıyla okuduğunu söyledi. Dosyanın esas hakkında mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar veren mahkeme, davayı 14 Eylül’e erteledi.

30 Mayıs 2021: Cumhuriyet Gazetesi’ne, SADAT ile ilgili haberleri nedeniyle geçtiğimiz mart ayında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldığını duyurdu.

TEHDİT, HAKARET, HEDEF GÖSTERME, ŞİDDET

6 Mayıs 2021: Türkiye’de gazetecileri hedef alan her türlü saldırının, adeta düşünsel ve pratiksel yuvası haline dönüşen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) anlayışı, geçen ay da tüm Türkiye kamuoyunun önünde bir televizyon programcısını ve programın yapıldığı yayın organını hedef alarak tehdit etti. Hafta içi her sabah HaberTürk TV’de "Ebru Baki ile Para Gündem” isimli program yapan Ebru Baki, 6 Mayıs 2021 tarihindeki programı sırasında Twitter üzerinden MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yöntem’in hakaretlerine maruz kaldı. Program sırasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 100 maddelik anayasa değişikliği önerisini açıklaması üzerine canlı yayın bağlantısı yapıldı. Bağlantı sonrası stüdyodaki programa kalındığı yerden devam edildi; Bahçeli’nin açıklamaları da değerlendirildi. Ebru Baki ve program konuklarının yaptığı değerlendirmeleri beğenmeyen MHP’li Yöntem, Twitter hesabından aynı dakikalarda, “Habertürk’te art niyetli Ebru Baki’ye konuk olan Kemal Öztürk, Pınar Kandemir Hacıbektaşoğlu ile Gülfem Saydam Sanver’in Genel Başkanımızın 100 maddelik anayasa önerisini karalama çabaları edepsizlik ve terbiyesizliktir. Ne o, kaldıramadınız mı? Kudurdunuz değil mi? Ebru Baki, her seferinde MHP’ye tahammülsüzlüğünü ifşa eden, alaycı gülümsemesiyle gerçekleri çarpıtan sözde bir gazetecidir....Konuklarını MHP düşmanları arasından seçmesi tam bir kokuşmuşluktur... Bugünkü golü çıkaramayınca çirkefliği ve çirkinliğe tercih ettiler. Yuh olsun!” hakaretlerinde bulundu. MHP’nin hedef göstermesi gün içinde en üst düzeye ulaştı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “HaberTürkTVizlemiyorum” etiketi ile ‘boykot’ kampanyası başlattı. HaberTürk TV yönetimi ve bünyesindeki yazarlar, kanallarını ve basın özgürlüğünü savunma yönünde bir adım atmazken, tepki, sonraki gün Ebu Baki’nin sunduğu programın sabit konuklarından HaberTürk TV Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir’den geldi. Aydemir, İzzet Ulvi Yöntem’in, içinde ‘kudurdunuz’ ifadesinin de geçtiği sözlerini kendisine iade ettiğini söyleyerek, şu açıklamayı yaptı:

“Son zamanlarda bir alışkanlık başladı, böyle gazetecilere, hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda ayar veren, hedef gösteren açıklamalar. Bu ifadeleri; ölçüsüyle, aynen, bir bir eksik ne bir fazla Ulvi Bey’e iade ediyorum. Diyarbakır’da doğdum büyüdüm, Diyarbakır sokaklarını çok iyi bilirim, Mezopotamya çocuğuyum, Dünya’nın dört bir tarafını da dolaştım işim gereği, döndüm geldim bu topraklarda işimi yapıyorum, bu toprakların her karışına aşık bir adamım. Delikanlılıksa bak ekrandan söylüyoruz, gidip böyle tweet atıp hesabımdan çıkmıyorum. Bu konu üzerinde Ulvi Bey çıkıp özür dilemeli. Eğer MHP Genel Başkanı ve kurumsal kişiliği de bu söylenenlerin arkasındaysa onlar da özür dilemeli. Neden bunu söylüyorum, öyle öfkeyle falan söylemiyorum, kimseye hakaret etmiyorum, çünkü burada hakaret içeriyor. Kimsenin böyle bir hakkı yok, biz işimizi yapıyoruz; dürüstçe, namusluca, onurluca burada işimizi yapıyoruz. Ve buradan anlattığımız her şey saygı çerçevesinde vatandaşın derdi, ülkenin sorunları, meseleleri, kimsenin böyle bir hakkı yok. Böyle bir gelenek başladı, gazeteciyi hedef göster, hakaret et, gazeteciliğini beğenme, bu kimin kudreti, kimin adına bu yetkiyi kullanıyorsunuz diye de sormak istiyorum.”

Bülent Aydemir’in sözlerinin ardından MHP’nin tepkisi daha da arttı ve Aydemir’in görevden alınması dillendirilmeye başlandı. HaberTürk TV yönetiminin ne yapacağı merakla beklenirken, kanal yönetimi merakın uzun sürmesine izin vermedi ve aynı gün Bülent Aydemir’in görevine son verildiğini, işten çıkarıldığını duyurdu. Bunun üzerine HaberTürk Genel Yayın Yönetmeni Kürşad Oğuz da, kanal yönetiminin pasif tutumu karşısında istifa etti.

Zincirleme olarak yaşanan gelişmeler; Türkiye’de basın-siyaset ilişkileri, medya sermayesi ile basın kuruluşlarının yöneticileri ve burada çalışanların basın özgürlüğü algısı ve verilen tepkinin düzeyi açısından, adeta Pablo Picasso’nun büyük kaos içinde vahşet ve kirlenmişliği anlattığı Guernica tablosuydu. Bu kirlenmişliğe ilişkin onlarca şey söylenip yazılabilir ancak şimdilik HaberTürk TV’ye önerimiz, kullandıkları ‘Gücü Özgürlüğünde’ sloganını ‘Gücü Sessizliği’nde şeklinde değiştirmelerinin kendilerine daha uygun olacağıdır.

7 Mayıs 2021: Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Sözcü ve Karar’ı hedef aldı. Soylu, iki gazetenin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik açılan soruşturma haberleri hakkında sosyal medya hesabından “Sözcü gazetesi dün, Karar gazetesi bugün. Yalan söylemeyi iftira atmayı demokrasi olarak tarif eden, tüm kavramları iğdiş eden hastalıklı zihniyet... Aynı yalanı yazmak ve yaymakta bir sakınca görmüyorlar... Mübarek gün, Allah’a havale ediyorum...” dedi.

10 Mayıs 2021: İstiklal Gazetesi’nin Zeytinburnu’ndaki merkezine silahlı saldırı girişimine uğradı. Yanındaki kişilerle gazete binasına gelen bir kişi, zorla Yayın Yönetmeni Hüseyin Arif Çakmak’ın odasına girerek tehditler savurdu. Kendisine 2 milyon TL vermezse öldürmekle tehdit eden kişi, çevredekilerin müdahalesi ve polise haber verilmesiyle durdurulabildi. Olay yerine intikal eden polis ekipleri, kişinin üzerinde ve araçlarında pompalı tüfek, tabanca ve bol miktarda mermi ile şarjör ele geçirdi. Gazete baskınından üç gün önce de zanlının Hüseyin Arif Çakmak’a ait Gebze’deki fabrikayı ve araçlarını gasp ettiği, jandarmanın olaya müdahale ettiği belirtildi. Olaydan sonra gözaltına alınıp serbest bırakılan kişi, gazete baskını sonrası savcının tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi ardından yine serbest bırakıldı.

11 Mayıs 2021: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Cumhuriyet Gazetesi’ni hedef aldı. Soylu, “Bir mafya pisliğinin hezeyanlarıyla terörle mücadele tarihimizin en Şanlı Komutanına çamur atan, ortakları HDPKK için intikam alan, Cumhuriyet gazetesi; Sizin tarihiniz, derin, kirli ve karanlık ilişkiler tarihidir Türkiye eski Türkiye değil Hesabını hukuk önünde vereceksiniz” dedi.

21/ 22 Mayıs 2021: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hakkında çıkan iddialara ilişkin TRT Haber canlı yayınında açıklama yaptı. Süleyman Soylu, eski manşetleriyle Cumhuriyet Gazetesi’ni hedef aldı. İçişleri Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından da manşetleri içeren video ile gazete bir kez daha hedef gösterildi. Cumhuriyet Gazetesi yönetimi ise bu hedef göstermelere karşı “Soylu, TRT Haber’deki programda, Cumhuriyet gazetesini suçlarken verdiği örneklerin çoğunluğu, Can Dündar’ın başında bulunduğu İkinci Cumhuriyetçi bir ekibin Cumhuriyet gazetesini yönettiği döneme denk gelmektedir… Cumhuriyet gazetesi, 2018 Eylül ayı başında, Atatürk’ün adını verdiği ve Yunus Nadi’nin kurduğu Cumhuriyetçi çizgisine oturduğunu kamuoyuna duyurmuştur” açıklaması yaptı. Eski yöneticiler, bu açıklamayı tepkiyle karşıladı. Öte yandan da Erinç Yeldan, “Cumhuriyet’de dün yer alan açıklama yazısının içeriği ne gazetenin ilkeleriyle ne de demokrasi mücadelesinin gerekleriyle bağdaşmaktadır. Cumhuriyet’teki köşe yazılarıma son veriyorum. Değerli okurlarıma ve Cumhuriyet’in emekçilerine yakın ilgi ve destekleri için teşekkür ederim” ifadeleriyle; Özge Mumcu “Cumhuriyet Gazetesi’ne duyduğum ‘manevi bağlılık’ nedeniyle başladığım ve bir yılı aşkın süredir yazdığım Pazar Eki’ndeki yazılarıma son verme kararı aldım. Cumhuriyet’in tüm emekçilerine derin saygılarımla” ifadeleriyle yazılarına son verdiklerini duyurdu.

31 Mayıs 2021: İstanbul Fatih’te yapılmak istenen Gezi Direnişi anmasına polis sert şekilde müdahale etti. 13 kişinin gözaltına alındığı polis şiddetini görüntülemeye çalışan Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Ökkeş Taşkın’ın çekim yapması engellendi. Polisler, Taşkın’ı darbetti ve çekim yaptığı telefonu yere attı.

31 Mayıs 2021: İYİ Partili Milletvekili Ümit Dikbayır, A Haber muhabiri Halil İbrahim Uğur’u tehdit etti. A Haber muhabiri Halil İbrahim Uğur, “Esnaf ziyaretleri sırasında hem şahsıma hem de kameraman arkadaşıma yönelik saldırılar oldu. Fiziki müdahaleler oldu. İşte onlardan bir tanesi de maalesef İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır tarafından gerçekleşti. Yine genel başkan yardımcıları da kameraman arkadaşımızın görüntü almasını engelledi. Zaman zaman kamerayı tutup önünü kapatmaya çalıştılar. Zaman zaman da tartaklayarak iş yerinin içerisinden bizleri çıkarmaya çalıştılar. Bizler de aslında bu tepki üzerine direnmedik, dışarıya çıktık… Meral Hanım’a soru sormak istedim, ancak tam o sırada 5-6 partili hemen üzerime atladı ve şuradaki su kanalının içerisine düştüm. Benimle birlikte emniyet güçleri ve partililer de tökezledi” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER