Küreselleşmenin üzerinde Marx’ın hayaleti dolaşıyor.
Marx’ın haklılığına ilişkin tezler güçleniyor.
Kapital’i yayımlanmadan önce Londra’da sürgünde olduğu sırada ABD’de çıkan New York Tribune için muhabirlik yapan Marx’ın, Avrupa’daki finans kriziyle ilgili (1858 tarihli) yazıları günümüzü anlatır gibidir. Marx, Avam Kamarası’nın görevlendirdiği bir komisyon raporundan hareketle şunları aktarmaktadır:
“Gerek Britanya’da, gerekse Kuzey Amerika’daki son krizin aşırı spekülasyon ve kredilerin kötüye kullanılmasından kaynaklandığı saptaması toplumun bu açıklamalardan kazanabileceği şeylerin değerini sıfıra düşürüyor. Bu fikir toplumsal sorunları çözüyor ya da dayandığı koşulları değiştiriyor mu?
Hayali krediye dayalı bir sistemin oluşması için daima iki taraf gerekir: Borç alanlar ve borç verenler.
İlk tarafın daima, başkalarının sermayesiyle ticaret yapmaya ve başkalarını riske sokarak zenginleşmeye hevesli olması bize öylesine bildik bir eğilim gibi geliyor ki, bunun tersini duysak şaşkına döneriz. Sorun daha ziyade bütün modern sanayi uluslarında, insanların nasıl olup da, gayet açık yanılgılara düşerek, sanki periyodik bir servetlerini feda etme nöbetine girdikleri ve bunu, on yılda bir tekrarlayan ürkütücü uyarılara rağmen yaptıklarıdır.
Bu genel kendini kandırma aşırı spekülasyon ve hayali kredi mevsimlerini, neredeyse periyodik bir şekilde yaratan toplumsal koşullar nelerdir?
Bunları bir kez belirledikten sonra, karşımıza gayet net bir alternatif çıkacaktır. Bunlar ya toplum tarafından önlenebilir şeylerdir ya da var olan üretim sisteminin yapısında vardır.
İlk durumda, toplum krizlerden kaçınabilir; ikinci durumdaysa, sistem devam ettiği sürece bunlara, mevsimlerin doğal değişimleri gibi katlanılması gerekir.
İngiltere’de krediler borç senetleri sayesinde yaratıldı. Bu borç senetleri bankalar tarafından kırılıyor, daha sonra onlar da bu senetleri tekrar Londra senet simsarlarına kırdırıyordu. Senedin kendisine değil sadece, arkasını ciro eden bankaya bakan Londra senet simsarları bu kez kendi rezervlerine değil, Bank of England’ın onlara sağladığı olanaklara güvendiler.”
2008’de ABD’de konut kredilerinin şişirilmesi üzerinden patlayan balon, Marx’ın 150 yıl önce yazdıklarının tekrarı değil mi? Bu şekildeki batığın 27 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Kapitalizm sürekli kriz üretiyor.
Öfkelilerin “Biz yüzde 99’uz” diye sokaklara dökülmesi bu yüzden.
Daha fazla büyüme ve tüketmeye değil, adaletli bir paylaşmaya ihtiyaç duyuluyor.
Avrupa’nın üzerinde Marx’ın hayaleti dolaşıyor!