Lice’den Paris’e

Abone Ol

“Lice’den Paris’e Anılarım” adlı kitap İletişim’den çıktı.
Tek Parti döneminden Demokratik Parti’ye geçişe dek -isyanların da etkisiyle- Doğu deyince akla önce jandarma baskısının geldiği, feodal bey ve ağaların topraksız köylüyü, yoksul halkı sömürdüğü bir coğrafyadan, Diyarbakır-Lice’den başlayan bir hayat serüveni sunuyor Ekinci.
1960 öncesi Kürtler arasında “bağımsız” bir örgütlenme gözlenmiyor.
Menderes döneminde “49’lar Olayı” diye geçen Dicle Talebe Yurdu’ndaki öğrenci gençliğin “Kürtçü”lük iddiasıyla yargılandıkları bir dava açılır. Musa Anter’in adı da İleriyurt gazetesindeki “Kürtçe” yazılardan duyulacaktır:
Anter’in, Kürtçe yazdığı “Ben biçare amca, dağlara vurdum, ama dağlara hüzün çöktü!” şiiri gençler arasında ezbere okunurmuş.
Dr. Naci Kutlay, 49’lar davasında MİT’in hazırlayıp uygulamaya koyduğu tutuklama planının ABD ve Batı’ya, “Komünist Kürt Ayaklanması” olarak sunulduğunu öne sürmüştür.
49’lar olayını, 27 Mayıs sonrası 550 kişinin Doğu ve Güneydoğu’dan Sivas’a sürgünü izlemiştir.
Ekinci anılarında sonradan Ecevit’in belgeleri arasında çıkan bir rapora da yer vermektedir. MBK tarafından hazırlanan ve Gürsel’e onaylatılan raporda 1960 darbesinden sonra “asimilasyon” amaçlı geniş bir yer değiştirmenin planlandığı anlaşılıyor. Tarık Ziya Bey bu hazırlığı, “Rapor yok saydığı Kürtlerin asimilasyonunu istiyordu” diye yorumlamış.
TİP, 1965 seçimlerine katıldı ve bir sosyalist parti 15 milletvekiliyle ilk kez Meclis’te yer aldı.
Ancak bu sonucu almak özellikle Diyarbakır ve bölge örgütlenmesi açısından hiç de kolay olmamıştı.
Hakkâri gibi o dönemde “kuş uçmaz kervan geçmez” yerlerde TİP yöneticileri, kurucu üye bulamazlarmış, çaresiz MİT’le bağlantılı isimleri listeye koyarlarmış.
1965 seçimlerinin TİP açısından en dramatik sonucu Musa Anter’in bağımsız aday olduğu Mardin’den 15 bin oy almasına karşın partinin milletvekili çıkaramayışı olmuş. Türkeş’in CMKP’si iki milletvekili çıkarmış. Kemal Burkay da Tunceli yerine Bingöl’de katıldığı seçimi kaybetmiş.
TİP’in 12 Mart 1971 kongresinde Kürt sorununun demokratik çözümünü isteyen bir karar nedeniyle kapatılmış olması da kırk yıl sonra gelinen noktayı anlamak açısından çarpıcıdır.
Kürt hareketinin demokratik temsiline olanak tanıyan partiler kapatılmasa PKK bu denli güçlenmez, onca kan dökülmezdi!
1980 askeri darbesi silahlı mücadeleye zemin hazırladı.
Tarık Ziya Ekinci’nin anılarını okumanın şimdi tam zamanı.
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }