Lice savaşa direniyor

Abone Ol

21 Mart 2013 Newroz’unda Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile resmi olarak başlayan “barış süreci” nin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Geçen bir yılın muhasebesini yapmak isterdik ancak, geçen bir yıldan fazla zaman dilimi içinde AKP’nin barış söyleminin bir retoriğin ötesine geçmediğini yaşayarak gördük. Çok mu şaşırdık, hayır kesinlikle.

Bir yılı aşan çatışmasızlık durumu, AKP’nin yoğun çabası sayesinde bir türlü diyalogdan müzakere sürecine evirilemedi. Fakat bu süre zarfında AKP boş da durmadı. Ne yaptığını, bu zamanı nasıl değerlendirdiğini de son altı gündür Lice’de yaşananlar açık bir biçimde gösteriyor bize. Bir önceki yazımda gazeteci Günay Aslan’ın ortaya çıkardığı, Genelkurmay’da barış sürecinin bitmesi üzerine kurgulanmış savaş simülasyonundan bahsetmiştim. ( demokrathaber.net/ )

Günay Aslan’ın haberi üzerine yeterince tartışılmadığı kanaatimi belirttikten sonra, adı anılan planda Türkiye Kürdistan’ında planlanan geniş çaplı bir savaş hazırlığının varlığı şu günlerde daha da anlaşılır bir çehreye kavuştu kanımca. AKP çatışmasızlık dönemi boyunca, başta bölgede olmak üzere savaş çağırışımı yaratacak tüm hamlelerden vazgeçmek yerine, PKK Gerillalarının sınır dışına çekilmesini fırsat bilerek bölgede şimdiye kadar görülmemiş bir yoğunlukta savaş yığınağı yaptı. Halihazırda bölgede var olan karakol sayısı neredeyse üçte bir oranında arttırıldı. Konveksiyonel savaş hazırlıklarının yanında KALEKOL, mobil gözlem noktaları, sınır hatlarına duvarlar… Yeni savaş konseptinin bir parçası olarak geliştirildi. Tüm bunların yanında, aslında devletin yıllardır sürdürdüğü çirkin bir psikolojik propagandayı, bölgedeki aileleri de kullanarak tekrar tedavüle soktu. Bu çirkin propaganda, PKK’nin çocukları kaçırarak gerilla saflarına kattığı propagandası üzerine kurulan ve bu yolla bölgedeki halk-PKK ilişkisini kaygan bir zemine kaydırmak saikinden ileri geliyor. Konuyla ilgili PKK ve KCK açıklamalar yaptı ancak, 15 yaşındaki çocukların zorla dağa çıkarıldığı yönünde kara propaganda yapan Erdoğan ve şürekâsının, 15 yaşlarındaki çocuklara verdikleri değere kısaca bir bakalım.

15 yaşında çocukların dağa çıkarılmasından sitem eden Başbakan, 15 yaşında Berkin talimatını bizzat verdiği kurşunla öldürdü.

15 yaşındaki çocukların dağa çıkmasından sitem eden Başbakan, Roboski’de 17 çocuğu F-16 füzeleriyle parçaladı.

15 yaşındaki çocukların dağa çıkmasından sitem eden Başbakan, Pozantı’da çocuk tutsakların tecavüze maruz kalmasına ses çıkarmadı.

15 yaşında çocukların dağa çıkmasından sitem eden Başbakan, Rojava’dan Türkiye’ye geçmek isteyen 14 yaşındaki Ali Özdemir’in asker tarafından vurularak iki gözünü kaybetmesini izlemekle yetindi.

15 yaşında çocukların dağa çıkmasından sitem eden Başbakan, Rojava’ya saldıran İŞİD çetelerine gönderdiği 2000 tırlık silah ve mühimmat yardımıyla bir yaşındaki Mihemed Mehmud Hisen’i katletti.

Sadece iktidarı boyunca 100’e yakın (96 çocuk) devlet eliyle katledilmiş. Tüm bu veriler dikkate alındığında, çocukları için dağın daha güvenli olup olmadığı sorusu zihinleri meşgul ediyor şüphesiz.

Başbakan’ın kaçırdığı çok önemli bir nokta daha var ki o da çocukların en fazla savaşlarda öldürüldüğüdür. Bir yılı aşan çatışmasızlık durumunda topyekûn savaş için tüm imkânları seferber eden bir Başbakan’ın çocuklardan hele de Kürdistanlı çocuklardan bahsetmeye hakkı var mı?

Daha çok çocuk ölsün diye Rojava’daki çetelere sınırsız lojistik sağlayan AKP, sınırın üstünde, Türkiye Kürdistan’ında, ise savaşa karşı çıkanlara saldırıyor. Lice’de 6 gündür sürmekte olan karakol ve KALEKOL eylemleri bugün yeni bir boyut kazandı. Karakol istemiyoruz diyen Lice halkının çığlığına karşılık dün Ankara’dan bölgeye sevk edilen ve bu sabah erken saatlerde halka saldırmaya başlayan özel birlikler oldu. Bölgede AKP’nin tüm provokasyonlarına rağmen halk barışa sahip çıkmak için direniyor. Lice halkı savaşa direniyor. Savaşa direnen halka tanklarla ve özel birliklerle saldırıyor AKP.

YARIN GEZİ

AKP’nin baskıcı, saldırgan politikalarına karşı her kesimden insanın yeter diyerek sokaklara akın ettiği büyük Türkiye direnişinin, Gezi Direnişi’nin yarın yıl dönümü. Türkiye ve Kürdistan halkları bir yıldan beri temelleri atılan ortak mücadele ruhunu zirveye taşımalılar. Çünkü devletin Türkiye’de yüzü TOMA ve ÇEVİK ken, Kürdistan’daki yüzü TANK ve ÖZEL TİM dir. Çünkü devletin Türkiye’de katlettiği çocuğun adı Berkin’ken, Kürdistan’da katlettiklerinin adı, Uğur, Cevlan, Behzat, Mihemed’dir. Dolayısıyla mekân, zaman ve isimler değişse de katleden hep aynı.

Gezi’de Lice’de uygulanan bu faşizme dur demenin adresleridir. O halde Gezi Lice olsun, Lice Gezi.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }