Kuşlar Kadar Bir Arada Yaşamayı Başaramıyoruz

“Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak çok basit bir şeyi unuttuk, farklılıklarımızla bir arada yaşamayı…"
Martin Luther King

Tüm canlılar, özellikte aynı türden olan canlılar bir arada yaşamak zorundadırlar. Böyle olmasa canlıların soylarını yeniden üretebilmelerinin, soylarını sürdürebilmelerinin olanağı olmaz.

Martılar, kuşlar da tüm canlılar gibi yaşama tutunma savaşı içindeler. Yerleşik bir yaşamları yok. Mülk edinmek gibi bir sorunlarının da olmadığı anlaşılıyor. Yerleşik bir düzenlerinin olduğunu söylemek güç. Birlikte uçup konduklarından anlaşıldığına göre, insanlar gibi türlerine kötülük yapmıyorlar. Birlikte yaşamaya çalışıyorlar.


Bakırköy Botanik Parkı, 21.12.2020

Yanlarına yaklaşan bir insan görünce, içlerinden bir cıyak, cıyak diye yüksek sesle bağırıyor. Uykuda olanlara, karın doyurma çabası içinde oldukları içinde çevrelerini göremeyenlere, insanlar geliyor, önleminizi alın mı diyor, ne söylüyorsa uyarıda bulunuyor. Önlerinden üçüncü, dördüncü kez geçtiğinizde, sisi tanıyor, bir zarar gelmeyeceğini anladığı için olmalı, ses çıkarmıyor. Arkadaşlarını kurda, kuşa, insanlara yem etmeye değil, korumaya çalışmanın, ortak yaşama çabasının örneğini gösteriyorlar. Birbirlerini yok etmeye değil korumaya çalışıyorlar. Bir arada var olmanın zorunlu olduğunu anlamışlar. Bir arada yaşamaları, insanlığın bir arada yaşamasında karşılaşılan sorunlarla dolu değil.

Birbirlerinin ayaklarını kaydırıp yerlerine geçmeye uğraşmıyorlar. En güçlüleri, ötekileri kovalayıp yerlerde ne varsa kendileri yemeye kalkmıyor. Birbirlerinin yüzlerine gülüp arkadan kuyusunu kazmıyorlar. Birlikte yaşamayı, savaşlarla değil barış içinde yaşamanın önemini insanlardan daha iyi kavramışlar. Birbirlerine böyle bağlanmalarını yüreklerinde oluşturmuşlar. Kuşların dünyasına ilişkin bilemediğimiz bir sözleşme imzalamışlar. İçgüdüsel bir dayanışma ağı kurmuşlar. Türlerine karşı kinlerinin değil sevgilerinin olduğu belli. İnsanlar gibi birbirlerini yanıltıp ellerinden yiyeceklerini almak için onlarca ayrı kişilik taşımadıkları da ortada.

Aralarında tüyleri siyah, renkleri değişik olanları dışlamıyorlar, aralarından dışarı atmaya çalışmıyorlar. “Senin tüylerin siyah renkli, burada, bizimle yaşayamazsın” demedikleri belli. Cinsiyet ayrımcılığına yönelik bir tutumları da belli olmuyor.

Birlikte uçuyorlar, birlikte bir yerlere konuyorlar. Anlaşılan yaşamı acısıyla tatlısıyla birlikte paylaşıyorlar.

Kendilerine yiyecek verecek birinin yaklaştığını anlayınca birlikte koşup verilecek yiyeceklerin yanında toplanıyorlar. Verilen yiyecekleri birlikte paylaşıyorlar.


İstanbul Bahçelievler Haznedar Meydanı, 18.12.2020

Doğadan yiyecekler toplayarak, mağaralarda, taş kovuklarında yaşama aşamasından, uzayın derinliklerine ilerleyen yolculuğunda, insanlığın gelişme, yenileşme, doğayı, öteki canlıları egemenliği altına alma süreçlerinde, inanılmaz işler başaran insan türü, “Birlikte yaşama” alanında, martılar, ördekler kadar başarılı olamamış durumda.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >