Kurtuluş Osaka

Sayın Cumhurbaşkanı G20 zirvesi için gitmiş olduğu Japonya’da Japon imparatoru Naruhito ile görüştü. Japonlar imparatorlarına (bizden fazla olmasın), Tanrısal bir güç atfederler. Maalesef Cumhurbaşkanımız bizzat Japon imparatoru tarafından çok sade bir çift sandalyeye oturtulmak suretiyle ağırlandı. Japon hanedanı Cumhurbaşkanlığına tahsisli mabeyin köşkünün altın varaklı saltanat koltuklarına imreniyor olmalı. Bu sırada, Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 50 bin dolarlık Hermes çantası ile görüntülendi. Söz konusu olan çanta bugünün kuruyla yaklaşık 288 bin 500 TL ediyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Japonya’dan eli boş gelmedi, aksine adeta birer mucizevi ve dâhiyane ‘kurtuluş reçetesi’ mahiyetindeki oldukça parlak fikirlerle de döndü. Örneğin Japonya’daki 800 üniversitenin %10’unun ‘kadın üniversitesi’ olduğundan bahsetti ve derhal YÖK Başkanına bu yönde gereken adımların atılması noktasında ivedi talimatların verilmiş olduğunu belirtti. Netice itibariyle, muhterem Cumhurbaşkanı bir gün torunu ile konuşurken LGS’nin gereksiz olduğuna karar vermiş, yüzlerce fahri diploması olmasından dolayı ‘yardımcı doçentlik’ unvanını kaldırtmış ve İmam Hatip okullarının sayısını ve bütçesini patlatmıştı. Daha önce birkaç defa da eskiden olduğu gibi okullarda kız-erkek ayrımının olması gerektiği yönünde fikir beyan etmiş, şimdiki karma eğitim sisteminden hiç hoşlanmadığını ifade etmişti.

S-400 konusu öyle bir duruma getirildi ki, artık S-400’ü eleştiren birer ‘vatan haini’ ve Amerikan ajanı ilan ediliyor. Erdoğan’ın zirve sonrasındaki üstü kapalı ve anlaşılmaz açıklamalarının gazına gelen yandaş basın, bir gün sonra “ABD yaptırım uygulamıyor ve Trump bizi çok çok seviyor” başlıkları ile çıktı. Oysa hemen sonrasında bu tür haberler Amerikan yetkilileri tarafından defalarca yalanlandı. S-400’lerin teslim edilmesi halinde, yaptırımların kesinlikle uygulanacağı ve Amerikan Başkanının bunu engellemeye gücü ve yetkisi bulunmadığı hatırlatıldı. Trump’ın Erdoğan’a olan değişken sempatisi, biraz da Senato ile iyi polis-kötü polis oynamak olarak yorumlanabilir. G20 hatıra fotoğrafında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın klasik hinliği ile Çin liderinin yerini alarak kendini ABD Başkanı Trump’ın yanına atması tüm yurdu, 82 milyonu sevince boğdu...

Oysa gerçek kısa bir süre içinde ortaya çıktı. ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham şu açıklamayı yaptı; “Şu an Türkiye’deyim ve Türk medyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, görüşmeleri sırasında Trump’ın ‘S-400’leri aktive ederseniz, yaptırımların etrafından dolaşmanın bir yolunu buluruz’ dediği yönündeki iddiası bildiriliyor. Bu konuşmanın gerçekliğinden emin değilim. Bu bizim yasalarımıza göre olanaksızdır. Bizim yasalarımızda Başkanın takdir yetkisi yoktur. Eğer Türkiye Ruslardan aldıkları S-400 füze bataryaların aktive ederse, bu durumda yasalar uyarınca yaptırım uygulanması gerekir. Bu işin etrafından dolaşmanın tek yolu, Türkiye’yi S-400’leri aktive etmekten vazgeçirmek ve NATO ile uyumlu bir Patriot füze bataryası ile yerlerinin değiştirilmesini sağlamaktır…”

Bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istediği sayıda kişiyi zorunlu askerlik görevinden muaf tutma yetkisi ve hakkı veren başkanlık kararnamesi, “acaba Erdoğan İran ve eski Irak’ta olduğu gibi kendine özel bir silahlı ordu mu kurmak istiyor?” yorum, şüphe ve tereddütlerine yol açtı. Bu konuyla bağlantılı olarak beliren bir başka söylenti ise, S-400 füze savunma sisteminin Ankara’ya, daha açık bir ifadeyle, Beştepe Sarayı’nı koruyacak şekilde konuşlandırılacak olması oldu.

TÜİK verilerine göre ihracat %12,1 artarken, ithalat %19,3 düştü. Dolayısıyla ihracatın ithalatı karşılama oranı %89,7'ye yükseldi. İthalatın gerilemesi nedeniyle, artık bütçe açığı değil, bütçe fazlası veriyoruz. Zira borç ve kredi batağındaki ticaret şirketleri için bu yüksek kurlarda ithalat yapmak iyiden iyiye zorlaşmış durumda. Enflasyon verileri açıklanırken de artık herkesin bildiği mükemmel ayarlamalar yapıldı. Binlerce şubesi olan birkaç indirim marketine 1-2 gün önceden talimat gitti, bu marketler belli ürünlerde kısa süreli indirimler yaptılar ve yapılan enflasyon araştırmasında bu indirimli ve en düşük kalitedeki ürünler baz alındı. Enflasyon verilerinin açıklandığı günün ertesinde, marketler fiyatlarını normale çekti. Böylece işçi ve memur emeklilerine verilecek zamlarda devletimizin biraz daha avantajlı çıkması da sağlandı. Nereden baksanız bir win-win vaziyeti. Aynen uzun süredir kamu bankalarının dolar satmasıyla dolar kurunun hedeflenen 5.60 seviyelerinde tutulması gibi, görkemli, güzel ve güzide devletimiz şark kurnazlığının kıvraklığını her fırsatta sergilemekten geri durmuyor. Fakat vatandaşı belini büken ve boğazını sıkan ekonomik kriz ne zamana kadar ve ne ölçüde görmezlikten gelinecek, üzeri örtülmeye çalışılacak? Süleyman Demirel’in meşhur “Tencerenin düşüremeyeceği hükümet yoktur” sözlerini hatırlayalım. Ak Parti bozduğu ekonomiyi yeniden düze çıkartmayı başaramayacak olursa, en geç 2023 seçimlerine kadar bir ders daha alacaktır, mukadderdir... Nitekim isabetli anket çalışmaları ile tanınan Konda’nın başkanı Bekir Ağırdır’a göre, Ak Partinin oyu %35’e kadar indi, küçük ortağı da büyük ortağından kotardığı oylar ile %15’e ulaştı. Kemikleşmiş Ak Parti olarak nitelendirilen, “ne olursa olsun, oyunu Ak Partiye verecek” seçmen kitlesi ise %25 seviyelerinde tutunmuş durumda.

Kısacası, Erdoğan yaşlanıyor, partisi eriyor...

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >