Kürt Sorununda Demokratlar

Abone Ol

“Neredeyse her akşam burada bir olay olur. Çocuklar taş atarlar, polisler gaz bombası, anneler de çocuklarına limon. Hayat burada böyle akıp gider” diyor uzun boylu derviş edalı adam. Devam ediyor, “Hocam valla bu çocuklara söz geçiremiyoruz. Ne mümkün! Ne annelerini dinliyorlar ne babalarını ve ne de bizim gibi büyüklerini. Mahallede yüz kadar polis her akşam nöbet tutuyor. Her akşam nöbet değişiminde çocuklar taşlarla, polisler de bombalarıyla burayı savaş alanına çeviriyorlar. Ne yapacağımızı da bilmiyoruz”.

Mersin’de, içinde Barış Çadırı’nın da olduğu belediyenin bir kültür evinde, oranın sorumlusu olan kişi bunları söylüyor. Her yerde küçüklü büyüklü çocuklar. Taş atmaları bile yaşayamadıkları çocukluklarının çaresiz oyunları gibi.

Bu aktardığım izlenim Ertuğrul Kürkçü’nün seçim çalışmaları nedeniyle gittiğim Mersin’dendi. Doğrusu diğer şehirlerde gördüklerimden pek de farklı değildi gördüklerim. Kürtlerin bir bütün olarak kendi kimlikleriyle ilgili yeni bir basamağa geldiklerini gösteren işaretlerdi bunlar.

Seçimlere yaklaştıkça Kürt siyasetiyle ilgili tartışmalar da artıyor. Oradaki “demokratik” olmayan davranışlar kimilerimizin gözüne daha bir batmaya başlıyor. Kürtlerin mağduriyetlerinin onlara bir haklılık verdiği ama uyguladıkları siyasetlerin bu haklılığın meşruiyetini taşımadığı vurgulanıyor vs.

Ama doğrusu bu tartışmalar bana Kürt sorunu dediğimiz sorunun nereye düştüğünü doğru değerlendirmediğimiz kanısını veriyor. Kürt sorununun, belki böyle ortaya konulmasa da bir ezen ve ezilen ulus meselesi olduğu bir gerçek. Dolayısıyla da Kürt cenahından yükselen taleplerin “milliyetçi” nitelikleri olduğu da bir gerçek. Bu gerçek karşısında kimi aydın ve demokratın, “Ben Türk milliyetçisi olmadığıma göre Kürt milliyetçiliğiyle de işim olmaz” deyip bu mesele karşısında negatif bir tavra sürüklenebilmesi de anlaşılabilir bir durum.

Ama doğrusu yazımın başındaki sıradan gözlemin anlattığı şey Kürtlerin milliyetçiliğinden önce Kürtlerin baskı ve şiddete maruz kalan bir toplum kesimi olduğu. Çocukların “futbol” yerine “polis taşlama” oyununa yönelmelerinin başka bir nedeni olabilir mi?

Bir başka deyişle Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kürtlere yönelik baskılar Kürtlerin kendi aralarındaki farklılıklarını yokederek homojenleşmelerini ve giderek de bir milli bilince ulaşmalarını sağlamış. Yani baskı onları birleştirmiş. Yani devletteki bölünme paranoyası bugün Türkiye’yi bölünmenin eşiğine getirmiş. Bence yalın gerçek bu.


O nedenle de Kürtlerin arasında çoğulculaşma, farklılaşma ve demokratlaşmanın olduğu bir siyasi atmosfer yeteri kadar gelişmemişse bu durumu Kürtlerin beceremediği bir durum olarak değil, yaşadıkları baskıyla yapamadıkları bir durum olarak değerlendirmek gerekir. Bundan dolayı da barışçı bir çözüm, her şeyden önce bu baskının ortadan kalkmasına, yani onların özgürce konuşabilmelerini sağlayacak siyasi bir atmosferin yaratılabilmesine ilişkin olmalıdır.

Bu nedenle de Kürtler arasında yeterince çoğulculaşma ve demokratlaşmanın olmadığından giderek bu seçimlerde onların karşısında olmaktansa, onların çabalarına destek vererek baskıların kaldırılmasına yardımcı olmak böyle bir amaç için de en uygun bir davranış olur diye düşünüyorum.

Bir azınlık kimliğin hâkim kimlik karşısındaki durumu savaşmaktan ayrılmaya kadar çeşitli olasılıkları içerir. Ama bu olasılıkların hangisinin baskın olacağı hâkim kimliğin nasıl bir demokrasiye sahip olduğuyla doğrudan ilgilidir. Eğer hâkim kimliğin demokrasisi otoriter bir demokrasiyse, bu, azınlıktaki kimliği savaşmaya, eğer gerçek bir demokrasiyse, bu, azınlıktaki kimliğin gönüllü bir biçimde birlikte yaşamaya yönelmesine sebep olur.

Dolayısıyla bence işin püf noktası büyük ölçüde Türkiye’deki demokrasinin niteliğindedir. Kürt sorununun bu denli savaşçı karakteri, Kürtlerin savaşçılığından çok Türklerin otoriter bir rejimle yönetilmekte olmasıyla ve bu rejimin bugüne dek Kürtlere yönelik baskı ve şiddet uygulamasıyla ilgilidir. Eğer önümüzdeki günlerde Türkiye demokrasisinde olumlu adımlar atılırsa ben eminim ki Kürt sorununda barışçı ve birlikte yaşamayı içeren anlayışlar yani demokratlaşma da kendiliğinden gelişecektir.

Bu nedenle de bu seçimlerde Kürtlerin en etkili biçimde parlamentoda temsil olabilmeleri ülkenin demokrasisinin gelişmesine hizmet edecek ve dolayısıyla bizi çözüme bir adım daha yaklaştıracak bir imkân olacaktır. Üstelik bu durum, bazı Kürt siyasetçilerinin hatalarına ve vefasızlıklarına rağmen böyle olacaktır.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }