Biz Kürt sorununu, toplumun değil devletin aklıyla değerlendirdiğimiz için bir güvenlik konusu olarak algılıyoruz.
Bir de ülke içi bir sorun gibi görüyoruz. Oysa çeşitli bölge ülkelerine yayılmış bir Kürt nüfusu var. Onların ne yaptıkları ve beklentileri pek bilinmiyor ve önemsenmiyor. Oysa geniş bir coğrafyaya yayılan bu realite birlikte değerlendirilmez, Suriye, Irak, İran Kürtleri'nin davranış ve beklentileri öngörülmezse isabetli bir Kürt politikası geliştirmek mümkün olmayacak.
Böyle bir politikanın dayanak noktası, artık pek çok Kürt'ün Irak Kürdistan'ını referans aldığı gerçeği olmalı. İkinci nokta, şimdilerde Suriye Kürtleri'nin siyaset sahnesine çıkıyor olmaları. Başı dertte olan Esed hükümetiyle anlaşarak veya isyana destek verip sonunda özerkliklerini alacakları gün gibi aşikâr. Alın size Türkiye'nin güneydoğusunda ve batısında iki Kürt otonom bölgesi. Artık açık ki Türk, Fars ve Arap milliyetçilikleri onları ne kadar ezerse ezsin Kürt olarak kalacaklar. Geçmişte inanılan "Kürtler'in dağlardan başka dostu yok" algısı artık değişiyor. Kürtler'in birden fazla topluluğu birbirine arka çıkmaya hazır(lanıyor).
Ya onlar şu anda yaşadıkları ülkelerde sistemin eşit bir unsuru olarak azınlık muamelesi görmeden tatmin edilecekler ya da Kürt realitesinin parçalı yapısından kendilerinin egemen ve mutlu olacakları bir bütün yaratacaklar. Bu konuda görecekleri direnç oranında çok acılı bir süreç yaşanabilir. O nedenle bunu göze almayacakları çok daha insani ve özgürlükçü çözümler üretmek gerekiyor. Kopuş acıları karşılıklı yaşanacağı için Kürtler'in içinde yaşadıkları devletlerin de uyguladıkları kısıtlayıcı ve dışlayıcı politikaları gözden geçirmesi gerekiyor.
Bölgesel gelişmelere kuşbakışı
1- Irak
Irak Kürdistan'ı, bağımsızlığa yakın bir özerklikle donatılmış, petrol ve gaz kaynakları olan bir bölge olmasına rağmen sınırları Irak anayasası tarafından netleştirilmemiş bir oluşumdur. Kürtler, egemen oldukları üç vilayet dışında çoğunlukta olduklarını iddia ettikleri vilayetlerde halk oylaması yapılması isteğini Irak Anayasası'na (140. Madde) soktular. Ama dört senedir bu oylama erteleniyor. Birçok kez Irak ordu birlikleri ile Kürt peşmergeleri arasında silahlı çatışma çıkması son anda engellendi.
Irak Kürtleri, kendi yönettikleri vilayetlerin dışında da yaşıyorlar. Oralarda kendilerini güvende hissetmiyorlar. Irak'ta zaten kimse kendini güvende hissetmiyor. Arap milliyetçiliğinin saldırganlığı ve Şii egemenliği karşısında Kürtler'in güvenliğini ve geçimini sağlamak zorunda olan Kürt Özerk Bölge yönetimi, Irak'ın bütünlüğü ve siyasi istikrarı için esirgenen haklarından ne kadar süre için vazgeçer kestirmek zor. Ama Irak'ta iç savaş çıkması durumunda Kürtler için 'kalk borusu' çalınmış olacak.
2- Suriye
Suriye Kürtleri, kendi başlatmadıkları bir mücadelede kendilerini sistematik olarak ezen Esed rejimi ile kendilerine ne vereceği belli olmayan ve iç uyumu kuşkulu bir muhalefet arasında sıkışmış bulunuyor. Sünni çoğunluğun ezilmesini önlemek için birçok Arap komşu ülke seferber olurken onlar on yıllardır baskı altında acı çektiler. Bu nedenle ne muhalefete ne de dış yardıma güvenmiyorlar. Onlar Irak Kürt Yönetimi'ne koruyucu olarak bakıyorlar. (Keşke Türkiye'ye öyle bakabilseler.) Esedli veya Esed sonrasında Suriye Kürtleri'nin bu ülkenin sadık yurttaşları olmanın karşılığında federatif bir yapıdan daha azına razı olmayacakları aşikâr. Bu federe devletin Irak'takiyle sıkı ilişkileri olacağı da açık. O nedenle PKK, Suriye Kürtleri üzerinde kuracağı nüfuzla, Irak Kürdistan'ında sağlayamadığı etkiye dolaylı yoldan ulaşmak istiyor.
3- İran
Kürt siyasi beklentilerine sırtını çeviren İran onların kültürlerine en çok özgürlük sağlayan ülke olma sıfatını koruyor. Ama Kürtler, daha etkin olmak istedikleri İran siyasetinde önlerini kesen baskıcı İran devlet politikasından soğudular ve geçen cuma yapılan genel seçimleri büyük oranda boykot ettiler.
Meclis'in 290 koltuğundan 29'u ülkenin Kürt bölgelerinin temsilcileri için ayrılmıştı. Kirmanşah gibi bölgelerde oy verenleri teşvik için 3 bin tümen verilmesine rağmen Sakız, Bokan ve Sina gibi yerlerde katılma oranı %20'nin altında kaldı. Bunun başlıca nedeni Kürt halkının istediği adayların değil, İslami rejimin desteklediği adaylara izin verilmesi. Bu da Kürtler'in İran Meclisi'nde özgürce siyasi faaliyette bulunmasını ve hak talebini büyük oranda önlüyor.
Bu engeller, Kürtler'in siyaset dışı tepkilerine ve acılı bedeller ödemelerine neden oluyor. Aynı durum bütün ezilen ve hakları bastırılan topluluklar için geçerli. Tarih, özgürlükçü ve demokratik sistemlerden yana bir eğilimi işaret ederken, buna direnç ve bu kadar acı neden? İktidar ve imtiyaz bu kadar insanlık dışı inada ve sonuçlarına değer mi? Sonunda hepimiz ölecek değil miyiz?