Bugün dalga dalga dünyaya yayılan ekonomik kriz aslında 2008'de başladı.
Sorun şu ki yaşanan, olumsuz ekonomik sonuçları olan bir yönetim, daha doğrusu kötü yönetim krizi. Siyasal gücü elinde tutanlar krizi sadece kötü yönetmiyor, onu çıkarları doğrultusunda kullanıyor.
Bir başka yazıda Avrupa'yı anlatacağım. Bu yazıda ABD'den örnek vereyim. Başkan Obama seçildiği günden beri asıl sorun olan işsizliğe eğilmedi. Bütçe açığı üzerinde durdu. ABD siyaseti ve medyası hep bütçe sorunlarına vurgu yaptı ve insanların hayatını doğrudan ilgilendiren işsizlik sorunu konusunda elle tutulur bir çare üretmediler.
ABD'de panik başlayınca Başkan Obama yeniden dişlerini gösteren ekonomik durgunluğa dikkat çekeceğine yine bütçe açığı ve borçlanma sınırı konusunda konuşmaya devam etti. Bu, birçok ciddi ekonomisti kızdırdı çünkü açıkça görüyorlardı ki ABD'nin asıl sorunu bütçe açığı değil işsizlikti.
Bütçe açığını abartanlar, sürekli olarak Amerika'nın borçları için ödediği faizin her an artacağı ikazını yapıyorlardı. Açığın kapatılması ihtarı özellikle hisse senedi piyasasından geliyordu. Ama bu tehdit hiç gerçekleşmedi. Üstelik geçen hafta hisse senedi sahiplerinin ödünü patlatan Amerika'nın mali performans notunun düşürülmesinden sonra artması beklenen faiz oranları, inanılmaz düzeylere düştü.
Bu ne demek? Piyasa sistemi, "Açık o kadar önemli değil aptal, zayıf ekonomi daha önemli" diye adeta haykırıyor. Pekiyi zayıf ekonominin göstergeleri ne? Düşük faiz oranları ve yeni yatırımlar için uygun koşullar bulamamak... Bunlar gerçekleşmeyince, hükümet (devlet) tahvilleri, çok düşük getirileri olsa da, cazip birer yatırım aracı haline geliyorlar. Bu durumda, borçlanma hacminde azalma olduğunda "fakirleşiyoruz" korkusu ekonomiyi dinamizmden uzak tutuyor. (Zayıflatıyor.)
Bütün bunlar ortada dururken nasıl Amerikan kamuoyu yanlış bir konuya odaklandı? Öncelikle muhafazakâr Cumhuriyetçiler, bütçe açığıyla ilgilenmeseler bile, zenginler daha fazla vergilendirilecekler korkusuyla hükümet politikalarını sabote ediyorlar.
Tüm "merkezci" güçler ağız birliği yaparak konuyu, istihdamdan (%9 işsizlik oranından) uzaklaştırdılar ve sorunların kısa ve orta vadede değil, uzun vadede çözülebileceğini ileri sürdüler. Amaçları liberal (Demokrat) hükümeti, sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarından kısmaya zorlamaktı. Bu da Demokratların sonu demek. Amerikan ekonomisinin toparlanamamasının asıl nedeni bu zihniyet.
Bugün ABD emek piyasasında milyonlarca çalışabilir insan işsiz durumda. Sırf bu nedenle yılda 1 trilyon dolar heba olup gidiyor. Ama siyaset sınıfı bu konuda ne kısa vadeli ne de orta vadeli çözümler üretiyor. Onun yerine uzun vadeli mali sürdürülebilirlikten söz ediyor. Bu tam bir ikiyüzlülük. Zenginin zengin olarak; yoksulun yoksul olarak kalacağı, çok kazananın az vergi ödeyeceği düzen devam etsin bencilliği, sorunun özüne inmeyi engelliyor.
Tabii bu tavrın ardında bir de "hükümet/devlet, işlerimizden uzak dursun" anlayışı var. Oysa soruna daha insani açıdan bakan uzmanlar için zaman devletin bol kepçe harcamalarıyla işin içinde olması zamanı. Yaygın işsizliğin olduğu ve çok ucuz kredi bulunabilecek şu dönemde alt-yapıyı yenilemek, eskiyen okulları, yolları, yol-su-elektrik-sair enerji hatlarını onarmak hedeflenmeli.
Bir zamanlar teşvik edilen emlak borçlanması aflar ve daha iyi şartlarla yeniden yapılandırılmalı. Merkez bankası, enflasyonu makul boyutta artırmaktan korkmadan borç sorununu hafifletecek aktif bir ekonomik canlanma programı benimsemeli. Bütün bunlar siyasetin işi. Kötü siyaset, kötü ekonomik sonuçlar üretiyor.