Kuzey Atlantik Akıntısı'nın bir parçası olan Körfez Akıntısı'nda değişimin Avrupa başta olmak üzere dünya iklimini önemli ölçüde etkileyebileceği tespit edildi. Almanya'daki Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü'nden (PIK) Niklas Boers'in Nature Climate Change dergisinde yayımlanan makalesine göre, okyanuslardaki soğuk ve sıcak su dengesini sağlayan Atlantik Meridyonel Devinim Dolaşımı (AMOC), geçen yüzyıldan bu yana kuvvetini önemli ölçüde yitirmeye başladı. Körfez Akıntısı, Atlantik Meridyonel Devinim Dolaşımı'nın bir parçasını oluşturuyor.

SON BİR YILIN EN DÜŞÜK NOKTASI

Atlantik Meridyonel Devinim Dolaşımı adı verilen bu akıntı sistemi, sıcak suyu tropik bölgelerden kuzeye, okyanusların yüzeyine doğru, soğuk suyu da güneyde denizin derinliklerine doğru taşıyor. Kuzey Atlantik Akıntısı'nı da içinde barındıran bu sistemin iklim üzerinde küresel bir etkisi olduğu gibi, Avrupa'daki iklimin ılıman olmasına yol açtığı biliniyor. Bu akıntı sisteminin ortadan kalkması halinde, Avrupa'nın önemli ölçüde soğuması bunun da tropikal fırtınaları beraberinde getirmesi tehlikesi bulunuyor. İklim uzmanı Boers, şu anda akıntının kuvvetinin "son bin yılın en zayıf" noktasında olduğunu belirtti.

AKINTI BÜYÜK İHTİMALLE İSTİKRARSIZLAŞTI

Ancak şimdiye kadar bunun sadece doğal bir değişiklikten mi yoksa akıntı sisteminin tümüyle istikrarını kaybetmesinden mi kaynaklandığı bilinmiyordu. Boers, bu sorulara cevap aramak için Atlantik Okyanusu'nun yüzeyindeki sıcaklık ve tuzluluğa inceledi. Sekiz farklı parametrenin ayrıntılı analizinin yapıldığı çalışmada, AMOC'nin geçen son yüz yılda zayıflamasının altında büyük ihtimalle "istikrar kaybının" olduğu sonucuna varıldı.

Gözden kaçırmayın

2041 yılına kadar 63 canlı türü yok olacak 2041 yılına kadar 63 canlı türü yok olacak

İNSAN KAYNAKLI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Bu sonucu etkileyen faktörler arasında Grönland ve Arktik Okyanusu’ndaki buzulların erimesi, artan yağışlar ve tatlı su akıntıları gösteriliyor. Boers, tatlı su akıntılarının böylesine bir etkiye yol açacağını daha önce beklemediklerini belirtti. Araştırmacılar bu konuda daha fazla incelemeye ihtiyaç duyulduğunu belirtirken, söz konusu değişimin, insan kaynaklı iklim değişikliği ile bağlantılı olduğuna vurgu yapılıyor.

Kaynak: DW Türkçe