Aslı Erdoğan bir müzik festivalinden Cizre’deki yıkıntılara 'uçuyor'

Aslı Erdoğan, Artık Sessizlik Bile Senin Değil isimli yeni kitabıyla okurlarıyla tekrar buluşuyor

Aslı Erdoğan bir müzik festivalinden Cizre’deki yıkıntılara 'uçuyor'

Aslı Erdoğan’ın seçme denemelerinden oluşan “Artık Sessizlik Bile Senin Değil” Karakarga Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Kitapta 21. yüzyılda edebiyat dünyasına damgasını vuracak 50 isim arasında gösterilen Aslı Erdoğan’ın denemelerinden bir seçki okura sunuluyor.

-Prenses Margriet Kültür Ödülü

-Erich Maria Remarque Barış Ödülü

-Theodor Heuss Madalyası

-Bruno Kreisky İnsan Hakları Ödülü

-Karl Tucholsky Ödülü

Aslı Erdoğan, bir Orta Avrupa kentindeki müzik festivalinden Diyarbakır’daki, Cizre’deki yıkıntılara uçuyor. Frankfurt’taki bir konuşmadan, darbe gecesi Harbiye’ye konuyor. Hayatın bütün karanlık köşelerinde, ne kadar ürkütücü kıpırtı varsa tanık oluyor ve bu şiddetli gerçekliği, elini cayır cayır yakacaksa da şiddetsiz, tarafsız, tekrarsız, yeniden ve yeniden kurguluyor.

Aslı Erdoğan’ın Radikal, Özgür Gündem gazeteleri ve Karakarga Dergi’de yayımlanan bu yazıları, pek çok dilde kitaplaştırıldı ve ödüller aldı. Burada okurlarına ulaşması içinse yazarın dört duvar arasından çıkması, sokaklara kavuşması gerekti. Altı yılın bütün kayıpları, acıları, umutları ve kararlılıkları hevesli bir seçkiyle bir araya getirildi.

Arka kapaktan:

Bir “son cümle” için, bir bitişten çok bir başlangıca işaret etmem gerektiğinin sezgisiyle toparladım kağıtlarımı… Artık vücut bulmak isteyen bir ses, sesini arayan bir imge, bir solukla dolmak isteyen bir hikâye bekliyordu sanki beni… Sözcüklenmek isteyen bir hayat. Karşı konulamaz çağrısı gibi uzak kıyıların, zifiri karanlıkta eşiğin altından sızan incecik bir ışık çizgisi gibi.

Gecenin bütün yollarını kapadığı “gelecek” ülkesinden sızan, içerideki, en içerideki karanlıktan daha yakın, daha gerçek bir ışık. Işığın sözü, mucizesi… Bütün başlangıçları mümkün kılmış ışık.

Geceyle karanlığın, karanlıkla gölgelerin, ilk yoklukla zamanın ve düşlerin birleşmesinden doğduğu için hep olan, hep akan, her şeyi, yokluğu bile sarıp sarmalayan, kendine katan… “Hayat,” diyordu sanki, sözcükten sözcüğe akan bir ses ya da sözcüklerin arasından akıp giden sessizlik, hep aradığı sözcüğü bulmuşçasına…

KAYNAK: edebiyat.com 

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2017, 20:21
YORUM EKLE