Yakalandığında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “örgütün üst düzey yöneticisi” olarak açıklanan ve “Ebu Zeyd” isimli IŞİD lideri olduğu değerlendirilen Bashar Hattab Ghazal Al Sumaidai ile birlikte kırmızı bültenle aranırken yakalanan IŞİD sanığı kendini, “Ben IŞİD’li değilim, biz Muhaciriz, siz de Ensar’sınız. Biz orada zor durumda kaldığımız için bize yardım ettiniz. O yüzden bize yardım eden bir ülkeye zarar vermeyiz” diye savundu.

Kırmızı bültenle aranırken yakalanan IŞİD yöneticisi savunmasında, kendisinin IŞİD’li olmadığını iddia etti.

“Biz Muhaciriz, siz de Ensar’sınız. Biz orada zor durumda kaldığımız için bize yardım ettiniz. O yüzden bize yardım eden bir ülkeye zarar vermeyiz” diye savunma yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül ayı başında yaptığı açıklamayla, IŞİD liderlerinden birinin Türkiye’de yakalandığını açıklamıştı.

Gerçek ismi, Bashar Hattab Ghazal Al Sumaidai olan bu kişinin, örgütün liderlerinden “Ebu Zeyd” olduğu yönünde değerlendirmeler yapılmıştı.

Üstad Zeyd olarak da bilinen Bashar Hattab Ghazal Al Sumaidai ile birlikte eşi Makarem Taha Ali ve IŞİD’in silah ve mühimmat sorumlusu olduğu iddia edilen Azzam Ali Hussein Al Neama haklarında da Anayasal düzeni değiştirmeye kalkışmak suçlarından dava açılmıştı.

IŞİD liderlerin hakkında açılan davalardan biri olarak nitelendirilen bu davanın görülmesine İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

“SİZ BİZE YARDIM ETTİNİZ, YARDIM EDEN ÜLKELER ZARAR VERMEYİZ”

Duruşmada, kırmızı bülten ile aranırken yakalanan Azzam Ali Hussein Al Neama’nın savunması dikkat çekti.

Kendisinin IŞİD’li olmadığını iddia eden sanık savunmasında şunları söyledi:

"Herhangi bir terör örgütü üyesi değilim. Ben, Türkiye'yi de Türk halkını da kanunlarını da seviyorum, çünkü Türkiye bize kapılarını açtı. Benim Türkiye'ye karşı en ufak bir zarar verme niyetim yoktur. IŞİD’in silah ve mühimmatından sorumlu olduğum iddiası var. Ben, IŞİD'e değil üye olmak, onlara bir dakika, bir saat bile katılmadım. Irak’ta hakkımda kırmızı bülten olduğu söyleniyor. Emniyette bana söylediler. Kırmızı bülteni bilmiyorum. Biz Muhaciriz, siz de Ensar’sınız. Biz orada zor durumda kaldığımız için bize yardım ettiniz. O yüzden bize yardım eden bir ülkeye zarar vermeyiz.”

ÖRGÜT LİDERLİĞİYLE SUÇLANAN ‘EBU ZEYD’: BEN EBU ZEYD DEĞİLİM, BAĞLANTIM ZORLA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “örgüt lideri” olarak açıkladığı ve kod adının “Ebu Zeyd/Üstad Zeyd” olduğu değerlendirilen davanın bir numaralı sanığı Mahkemede son olarak ifadesi alınan tutuklu sanık Bashar Hattab Ghazal Al Sumaidai, Ebu Zeyd’in kendisi olmadığını, Ebu Zeyd’in Irak’ta tutuklu bulunduğunu iddia ederken şöyle konuştu:

“Benim IŞİD ile olan bağlantım, zorla olan bir bağlantıydı. Ebu Zeyd denilen kişi ben değilim, yapılan haberler nedeniyle ben sanılıyorum. Bu kişi, fıkıh doktorudur. Şu anda Irak’ta tutukludur. 2017 yılında da Türkiye’ye geldim. Ben oradayken ‘Üstat Zeyd’ ya da ‘Üstad Bashar/Öğretmen Zeyd-Öğretmen Bashar’ diyorlardı. Türkiye’ye geldiğimde bana ‘Ebu Zeyd’ dediler ama Ebu Zeyd ben değilim. Türkiye’ye ise IŞİD'ten ayrıldıktan bir yıl sonra geldim. IŞİD'den önce de sonra da mesleğim öğretmenlikti.

Altılı masa kurmayları tarih verdi: Aday ne zaman açıklanacak? Altılı masa kurmayları tarih verdi: Aday ne zaman açıklanacak?

“KOCAM EBU ZEYD’MİŞ KOMŞULARIMDAN ÖĞRENDİM”

Bashar Hattab Ghazal Al Sumaidai’nin eşi kocasının IŞİD’li olduğunu komşularından öğrendiğini ve Ebu Zeyd olarak bilindiğini şöyle iddia etti:

“ Eşimin DEAŞ ile ilgisi olup olmadığını bilmiyorum. Yakalandıktan sonra eşimin IŞİD'çi olduğunu öğrendim. 3 çocuğum var, yaşam şartları çok zor. Çocuklarımın bana ihtiyacı var. Daha önce eşimle aramızda IŞİD ile ilgili konuşma geçmedi. Komşularımdan eşimim IŞİD’li olduğunu duydum. Abu Zeyd kod ismini kullandığını öğrendiğimde eşime bu konuyu sordum. Eşim ise inkar etti.”

Mahkeme, savunmaların alınmasının ardından Sanık Makarem Taha Ali’nin tahliyesine karar verdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sanık Al Sumaidai hakkında, ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, eşi Makarem Taha Ali hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis ve Azzam Ali Hussein Al Neama hakkında ise ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıla kadar hapis cezaları talep edilmişti.

Kaynak: ANKA