CHP lideri Kılıçdaroğlu ihalelere imza atmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yanıt verdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçodaroğlu, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasındaki imza polemiğini sürdürdü.

Kılıçdaroğlu, "Erdoğan diyor ki 'Kılıçdaroğlu yalan söylüyor benim hiçbir imzam yok.' Sen ihale komisyonunda değilsin ki sen talimat veren makamdasın. Diyorsun ki ihaleyi iptal edin bir süre bekleyin ihaleyi bizim çeteden arkadaşlara vereceğim. Bir de dışarıdan borç alacağım o borca da ben kefil olacağım diyorsun" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu özetle şu mesajları verdi:

HER SORUNA ÇÖZÜM ÜRETECEĞİZ

Zor günler yaşıyoruz. Zor şartlardan geçiyoruz hep beraber. Hep birlikte aşacağız, aşmak zorundayız. Aşmanın yolu birlik beraber olmaktır. CHP olarak özellikle son 5-6 yılda toplumun en yoksul kesimlerinin yanında olduk. Onlarla beraber aynı sofraya oturduk. Hem kendi hem Türkiye’nin sorunlarını görüşme imkanımız oldu. Sorunları ölçüyoruz, tartıyoruz. Her soruna çözüm üretme gayretindeyiz. Taşreron işçiler attığımız en önemli adımlardan bir tanesiydi. Sonunda iktidar kadro vermek zorunda kaldı. Hâlâ kadro alamayan 2 bin 2 kadar hastane bilişim sistemleri çalışanları var. Bu arkadaşlarıma sesleniyorum: Az kaldı göreceksiniz, Millet İttifakı’nın iktidarında sizin kadrolarınız en kısa sürede verilecek. Yapıyorsanız yapın; yoksa biz gelip yapacağız. Gerçek anlamda öğretmenler meslek yasasını biz çıkaracağız. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında aylık almayacak. 

ERDOĞAN AK PARTİ'Yİ AİLESİNE PEŞKEŞ ÇEKTİ

(Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaniye Demiryolu İhalesi) Erdoğan önce AK Partiyi zapturapt altına aldı, sonra partiyi kuran kurucuların tamamını tasfiye etti. AK Parti'nin akil insanlarını partiden tamamen dışladı. Üçünü aşama AK Parti'yi ailesine peşkeş çekti. Dördüncü aşama devleti kendi ailesinin hizmetlerine boyun eğecek hale getirdi. T.C. tarihinde görmediğimiz bir olay.

BİR VİDEO YAYINLADIM

Bütün bu baskılara rağmen bürokrasinin nabzı atıyor mu diye bir video yayımladım. Oturduk dertleştik kamu görevlileriyle o ara gelen bir yolsuzluk dosyasını gündeme getirdim. İsim vermedim var efendim o dosyanın altında benim imzam yoktur diye Erdoğan ve diğerleri çıktılar açıklama yaptılar. Bir bakan çıktı, arkadaşımıza dedim ki, telefonla bağlansın bütün sorularına cevap verelim diye fakat bizim arkadaşın telefonla bağlanmalarına izin vermediler.

İPTAL EDİLEN İHALE

Nedir bu olay anlatayım.  3 Nisan 2018'de bir ihale yapılır, 3 milyar 198 milyon 443 bin 127 lirayı veren firma kazanır. Firmanın özelliği gerçek bir ihale olması yarışmaya girmesi ve bunu kazanması. Artı finansmanını içeriden kendi karşılayacak ama ihaleyi beşli çeteden biri kazanmaz. Bunun üzerine ihale iptal edilir. Aradan bir süre geçer ihalede bazı değişiklikler olur yeniden ihaleye çıkılır. Bu ihale 21 B usulü ile yapılır. Bu sefer 3 milyar değil 9 milyar 449 bin liraya beşli çeteden birine ikram edilir. Arada 6 milyar fark var. Zaman geçmiş doğru ben de biliyorum ama önemli bir ayrıntı var. Bunlar giderler yani beşli çete adına yurtdışından para toplarlar. 1 milyar 238 milyon Euro kredi anlaşması yapılır. Kredi anlaşmasının kefili Hazine'dir. Kamu borç yönetiminin raporu var.

Gözden kaçırmayın

Kılıçdaroğlu: Hata bizde; sofranıza oturmadık, derdinizi dinlemedik Kılıçdaroğlu: Hata bizde; sofranıza oturmadık, derdinizi dinlemedik

SEN İHALE KOMİSYONUNDA DEĞİLSİN Kİ

Erdoğan diyor ki Kılıçdaroğlu yalan söylüyor benim hiçbir imzam yok. Sen ihale komisyonunda değilsin ki sen talimat veren makamdasın. Diyorsun ki ihaleyi iptal edin bir süre bekleyin ihaleyi bizim çeteden arkadaşlara vereceğim. Bir de dışarıdan borç alacağım o borca da ben kefil olacağım diyorsun.  Görmediğim belgeyi konuşmam sevgili Erdoğan daha dur bakalım daha sana çok sürprizlerimiz olacak. Arkadaşlara söyledim her biri tek tek açıklayacak o yolsuzluk belgelerini. Senin imzan olan belgeleri de açıklayacağız sen hiç meraklanma.

HEP BERABER GÖRÜYORUZ

Cumhuriyet tarihinde karşılaşmadığımız olaylarla karşılaşıyoruz. Doğalgaz kesintileri başladı. Bu kadar yaygın bir olayla hiç karşılaşmamıştık.Ülkeyi yönetenlerin Türkiye'yi nereye getirdiklerini hep beraber görüyoruz. 12 Ekim tarihinde grupta bir konuşma yaptım; 'Devleti yönetenler önümüze kara kış geliyor topluma maliyetini iyi hesaplamalıdırlar. Bunların umurunda değil, ama biz insanımızı seviyoruz. Bunlar basiretsiz bir yönetim, doğalgaz alıyorsunuz değil mi dışarıdan, bunu depolayacaksınız.

Bizim Silivri'de Tuz Gölü'nde depolama tesislerimiz var. 9 Ekim itibariyle bu depolarda bulunan gaz miktarı 2 milyar 791 bin metreküp. Bu sadece 15 günlük ihtiyacımızı karşılıyor.' Ve bu açıklamayı yaptığım tarihten sonra depolardaki gaz sürekli azaldı. Bunu da kamuoyuyla paylaştım. Ocak 2018'de depolarda yüzde 73 oranında gaz vardı; ocak 2019'da yüzde 72; ocak 2020'de yüzde 60, ekim 2021'de yüzde 54, ocak 2022'de yüzde 32. Bu rakamları açıkladıktan sonra Enerji Piyasaları Anonim Şirketi (EPİAŞ) internet sitesinden bütün rakamları kaldırdı. Şu devlet yönetimine bakın Allah aşkına. Millet gerçekleri öğrenmesin diye. Gerçekten yönetmekten acizleri üç adım sonrasını bilmiyorlar. Böyle bir devlet yönetimi hiç görmedim.