Kılıçdaroğlu, "Efendim bunlar asla gitmez, deniliyor. Ne demek gitmez? Onları tıpış tıpış milletin iradesiyle göndereceğiz" dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, "Hangi iktidar kime baki kaldı?" diye sorarak iktidarın millet iradesiyle gideceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

‘SANDIĞI KOYACAKSINIZ, GEREĞİNİ YAPACAKSINIZ’

Türkiye'nin sorunlarını biliyoruz ama hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye'nin çözülmeyecek sorunu yok. Yeter ki sorunu bilen, çözümü üreten insanlar iktidar olsunlar. 'Sorunları çözeceğiz' diye iktidar olanlar bırakın çözmeyi yeni sorunlar eklediler.

Türkiye, sorunlarını çözmüş bir ülke olmaktan çıktı sorunlar yumağı içinde olan bir ülke haline geldi. Bunun sorumlusu iktidar sahipleridir. Çözemiyorlarsa yapacakları tek bir iş var sandığı milletin önüne getirmek. Vaat dinleye dinleye bu millet perişan oldu. Çıkın milletin önüne 'şu sorunu şöyle çözeceğiz' diye anlatın. Bekleye bekleye millet perişan oldu.

Demokraside yapılacak güzel bir iş vardır. Sandığı getirirsiniz, millet oy verirse yine iktidara gelirsin. Bir de sorunları çözmede iddialı olan bir ittifak var bir de yetkiyi onlara verelim, bakalım çözecekler mi çözmeyecekler mi. O zaman Türkiye'de demokrasi gerçek anlamda kökleşmiş olur.

Sandığı koyacaksınız, kuralların gereğini de yapacaksınız. Efendim bunlar asla gitmez' deniliyor. Ne demek gitmez? Onları tıpış tıpış milletin iradesiyle göndereceğiz. Hangi iktidar kime baki kaldı? Sandık gelecek ve biz bunları göndereceğiz. Millet İttifakı halkın desteğiyle bunları gönderecek. Sorunları çözeceğiz.

Gözden kaçırmayın

İmamoğlu'ndan miting çağrısı: Adaleti hakim kılmazsak hiçbir sorunumuzu kalıcı olarak çözemeyiz İmamoğlu'ndan miting çağrısı: Adaleti hakim kılmazsak hiçbir sorunumuzu kalıcı olarak çözemeyiz

‘GÜLİSTAN DOKU BULUNAMIYORSA DEVLETE GÜVEN SARSILIR’

5 Ocak 2020'de Tunceli'de kaybolan Gülistan Doku'nun ailesi burada. Gülistan Doku'nun eğer kaybol süreci aydınlatılmamışsa o zaman iktidar sahiplerinin çıkıp bunun hesabını vermeleri lazım. Biz faili meçhuller istemiyoruz. 21. yüzyılın Türkiye'sinde faili meçhuller istemiyoruz. Hâlâ Gülistan Doku bulunamıyorsa bir sorunumuz var demektir.

İnsan Hakları açısından da bir sorunumuz var demektir. Aile bizim temel taşımızdır. Aradan uzun zaman geçmesine karşın hâlâ bulunamıyorsa ailenin devlete, iktidara olan güveni sarsılır. Üstümüze düşen Gülistan Doku'nun nerede olduğunu bulmaktır.

‘ADALETİ SAĞLAMAYA GELİYORUZ’

Demokrasi konusunda çok sorunumuz var Türkiye'de. Demokrasinin olmadığını hepiniz biliyorsunuz. Ufak tefek kırıntılar kalmış.. AYM kararları uygulanmaz, anayasanın öngördüğü temel kurallar, ilkeler uygulanmaz, AİHM kararları uygulanmaz, üst mahkemenin kararına alt mahkeme uymaz, uymayanlar terfi ettirilir... Süreç hukuk içinde değil intikam duygusuyla çalışılıyor. Eğer birisi, iktidar sahiplerinden birini eleştiriyor ve bu eleştirinin dozu biraz yüksekse yakalanması, gözaltına alınması, tutuklanması ve aylarca hapiste tutulma tablosuyla karşı karşıya kalıyoruz. Sedef Kabaş bunlardan bir tanesidir. Bir gazetecidir. Eleştiri hakkını kullanmıştır. 12 yıl hapisle yargılanıyor. Aslında tutuklanmaması lazım. Ülkede demokrasi olmadığı için içeride tutuluyor. Sadece o mu hayır. Osman Kavala da öyle, Selahattin Demirtaş da öyle, askeri öğrenciler de öyle... Şunu söyleyeyim. Devleti adalet içinde yönetirseniz bütün taşlar yerine oturur. Devlette adaleti sağlamaya geliyoruz. Bu ülkede herkes huzur içinde yaşayabilsin.

‘SAVAŞ ÇIKARSA EN BÜYÜK ZARARI GÖRECEK ÜLKELERDEN BİRİ TÜRKİYE’

Bölgemizde bir savaş istemiyoruz. Savaşın acımasızlığını en iyi bizim tarihimiz anlatır. Bölgedeki bir savaşın Türkiye'ye büyük zararlar vereceğini hepimiz biliyoruz. Tarafları sağduyuya davet etmek, bir savaşı önlemek sadece insan olarak bizim değil bütün dünyanın ortak talebi olmalıdır. Böyle bir savaş çıkarsa en büyük zararı görecek ülkelerden birisi Türkiye'dir. Rusya bu süreç içinde 2014'e göre daha güçlü bir şekilde sahneye çıkmış durumda. Montrö Sözleşmesi'ni tartışmaya açmanın nasıl bir ihanet olduğunu topluma anlatmak için. Montrö Sözleşmesi Türkiye'nin, bölgenin, dünyanın güvenliği açısından son derece değerlidir. Tarihi bilmeyen birileri Montrö Sözleşmesi'ni tartışmaya açarsa bunun doğuracağı vehameti 84 milyonun bilmesi lazım.

‘İCRADAKİ DOSYA SAYISI 23 MİLYON’

Hayat pahalılığını hepiniz biliyorsunuz. Asgari ücrette ciddi bir artış oldu, bunun yansımaları oldu. Önce büyük bir sevinç vardı. Şubat ayında bir anket yapıldı. Sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeni maaşınızla birlikte Aralık ayına göre ekonomik durumunuz ne yönde değişmiştir? diye soruluyor. Daha rahat geçiniyorum diyenlerin oranı yüzde 9.2, geçimimde bir değişim olmadı diyenlerin oranı yüzde 33.6 , daha zor geçiniyorum diyenlerin oranı yüzde 57.2. Asgari ücret artışı hiçbir şey getirmemiş. Daha asgari ücret artışını almadan mutfağını alev sarmış. Cebindeki para zaten erimiş. Yüzde 57.2'si daha zor geçiniyorum noktasına gelmişse iktidar sahiplerinin düşünmesi lazım. 4 milyon vatandaşımız bankalara borcunu ödeyemedi. İcradaki dosya sayısı 23 milyonu aştı. Biz bütün belediye başkanlarımıza söyledik. Bir Kara Kış Fonu kurun dedik. Evlerde, mutfaklarda yangın var çareler üretin dedik onlar dinlemedi ama bizim belediye başkanlarımız Türkiye genelinde ellerinden gelen bütün çabaları gösteriyorlar. Baskılar, engeller çıkarılıyor olsa bile... İBB'ye bağış olarak verilen 6 milyon 200 bin liraya el koydular. Fakire gidecek paraya el koyuyorsunuz. Bunun adı vicdansızlıktır. 'CHP'ye oy vermeyin sosyal yardımlar kesilir' diyorlardı. Bu kadar büyük iftiralarla karşılaştık ama tam tersi oldu. Belediyelerimizin bulunduğu yerlerde hiçbir çocuk yatağa aç girmedi, herkese ulaşıldı.

‘EYT'LİLERİN SORUNLARINI ÇÖZECEĞİZ’

Uzun süre sizin sorunlarınıza karşı kulaklarını tıkadılar. Ne demek EYT'li? diye. En tepedeki zat sizin için 'türedi' lafını kullandı. Kendi ülkesinde kendi vatandaşını hak ararken sorunu çözmesi gereken kişi sorun yaşayan kişiye 'türedi' diyorsa o makamda oturmamalıdır. Az kaldı sizin sorunlarınızı çözeceğiz.

‘HANGİ SÖZÜNDE DURDU Kİ?’

Gittiğim her ilde mutlaka muhtarlarla bir toplantı yaparım. Toplumun sorunlarını en iyi muhtarlar bilir. Bir açıklama yaptı Erdoğan. 'Muhtarların aylıklarını asgari ücret seviyesine çıkaracağız' dedi. Maaşlar yattı, asgari ücret seviyesinde değil. Muhtarlar, 'Koskoca cumhurbaşkanı söz verdi. Hani her dediği oluyordu? Koskoca adam söz verdi, sözünde durmadı' diyorlar. Bugüne kadar hangi sözünde durdu ki bu sözünde dursun? Lafa gelince bol, at işkembeden... AK Parti'den bir şey beklemeyin zaten MHP toplumla hiç ilgilenmez. Siz hiç MHP'nin esnafın derdiyle ilgili bir sorunu gündeme getirdiğini duydunuz mu? Siz hiç işsizlerin derdini dile getirdiğini duydunuz mu? Duyamazsınız. Tek görevleri var saraydan aldıkları talimatın gereği olarak 19 Mayıs hareketleri yapmak, el kaldırıp indirmek o kadar...

‘AKBAŞOĞLU MÜTHİŞ MATEMATİKÇİ’

Akbaşoğlu, müthiş matematikçi gerçekten, kendisini kutlamak lazım. Dünyayı ne kadar yakından izliyormuş. Yakında Maliye Bakanı olabilir... İşin şakası bir tarafa. Bunlar üzülerek söylüyorum hayatımızın gerçeği. Dünyadan kopuk, kendi ülkesinden kopuk, vatandaşın derdinden kopuk. Aklını kiraya vermiş bir kişi milletvekili olamaz. Keşke bunun için dava açsalar. Mahkemede vekil olmadıklarını ispat ederiz.

‘KAÇAK ÇAYLARI RİZE MEYDANINDA YAKACAĞIM’

Rize ve Artvin çay açısında stratejik bölge. 2021 yılında çay gübresinin tonu 2 bin 800 liraydı. Yaş çay alım fiyatının da tonu 3 bin 870 liraydı. Mart ayı içinde yeniden gübre atılacak. Gübrenin tonu 7 bin 500 liraya çıkmış vaziyette. 7 bin 500 lira Tarım Kredi'nin sattığı gübre, onun dışında alacaksınız 8 bin 300 lira. Çayda destekleme ödemeleri var. 2016'dan bu yana destekleme ödemeleri hiç değişmemiş. Kilo başına 13 kuruş. Demek ki saray 'Rize'de ve Artvin'de hiç enflasyon olmadı' diyor. Rize'ye ve Artvin'e, çay üreticilerine sesleniyorum. Sizin hakkınızı teslim edecek partinin adı CHP'dir. Rize'ye gittiğimde söylediğim bir de kaçak çay belası var biliyorsunuz. Şimdi TBMM'de söylüyorum. Millet İttifakı'nın iktidarında bütün kaçak çayları toplayıp Rize Meydanı'nda yakacağım.

‘EMEKLİLER ARASINDA AYRIM YAPAMAZSINIZ’

Emekliler arasında ayrım yapamazsınız. Ayrım yaparsanız bir kesim dışlanmış olur. SSK, Bağkur, Emekli Sandığı emeklilerine iki bayramda ikramiye veriliyor. Bu ülkede yıllar yılı çalışan banka emeklileri, sigorta şirketi emeklileri de var. Onlar hiç ikramiye almıyor. Onlar ikinci sınıf vatandaş mı? Onlar bu toplumun kölesi mi? AK Parti'nin temel bir kuralı vardır. Şehitler arasında, gaziler arasında, emekliler arasında ayrımcılık. Her şeyi 2'ye, 3'e, 5'e böldüler. Bunlara bayram ikramiyesi vermek de bize nasip olacak. Toplumun sorunlarını dile getirince toplumun her kesiminde talep geliyor. İktidar sahiplerine sormak lazım. Bu insanlar sarayda değil tarlada, bahçede, ahırda çalışıyorlar. Çiftçiye, üreticiye destek veriyorlar. Neden bu kadar düşük bir para veriyorsun? Kendi yandaşına 3 maaş, 5 maaş ikramiye veriyorsun. Bütün bunların hepsini çözeceğiz.

‘HEDEF DEVLETİN YAPILANMASINDA ADALET’

Ayın 28'inde bir toplantı yapacağız. Millet İttifakı olarak artı 6 siyasi partinin genel başkanı bir araya geleceğiz. Daha önce hazırladığımız Güçlendirmiş Parlamenter Sistemden neyi kastediyoruz, neyi amaçlıyoruz bu kamuoyu ile paylaşılacak. Bütün çalışmalar yapıldı. Toplumun en duyarlı kesimleri, meslek kuruluşları, barolar, STK'lar davet edildi. 6 genel başkan orada olacağız. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ne demektir? Hedeflediği nokta şudur: Devletin yapılanmasında adalet. Adaleti sağlamazsanız zaten devleti yönetemezsiniz. Bir devlet böyle sorumsuzca yönetilemez. Devletin bilgiyle, birikimle, deneyimle yönetilmesi için hakkın, hukukun ve adaletin sağlanması lazım. O nedenle 28 Şubat Pazartesi günü saat 13.30'da 6 partinin genel başkanı bir araya geleceğiz. Bizim bir araya gelmemiz birilerinin hoşuna gitmiyor ben gayet iyi biliyorum. 'Bakanlık paylaşılıyor' falan filan.. Kendi yaptıkları açmazları bize mal etmeye çalışıyorlar. Öyle bir şey yok.