Katili tanıyorum!

Abone Ol
“19 Ocak'ta ne olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Katliamdan sonra ilk kez bir Ermeni konuşmaya başlamıştı. Ve siz, atalarınızın çocukları olduğunuzu, en az onlar kadar zalim olduğunuzu bir daha gösterdiniz.” İbrahim Halil Baran

Katili tanıyorum.
Katili herkes kadar tanıyorum.
Katili ben ta 1915’ten tanıyorum.
Sonra Dersim’den tanıyorum.
Diyarbakır İşkencehanesi’nden tanıyorum. 5 No’luda sorgu odalarından, hücre odalarından tanıyorum.
İşine daha sadık kimse bulunmaz sanırım. Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Gazi Mahallesi’nde hep o vardır.
90’lı yılların zulüm çarkında vardır en çok.
Apê Musa’nın katledildiği Seyrantepe’de yine vardır. Halen onun kurşununu taşıyor ya bedeninde Orhan Miroğlu.
12 yaşındaki Uğur’un bedenine 13 kurşun yarası açtığında, ondan geriye mavi önlüklü fotoğrafından başka da bir fotoğrafın kalmasına izin vermez.
Bu katilin silahından çıkar Ceylan’ın minik bedenini parçalayan bomba. Annesinin eteklerinde yerden toplanan et parçalarından ibarettir artık kapkara gözlü ceylan.
28 Mart 2006’da mesaisi yoğundur. Kah Diyarbakırda görünür, kah Batman’da, Mardin’de… Kah 3 yaşındaki çocukladır randevusu, kah 70 yaşındaki ihtiyarla. Öyle ya, ‘terör çocuk da olsa, kadın da olsa gereken yapılacaktır’vari bir üflemedir İsrafil’inki bu kez.
Şemdinli’de Umut Kitapevi’nde eline yüzüne bulaştırır her şeyi belki, ama ‘iyi çocuktur’ vesselam, ağır ağabeyleri sahip çıkarlar hemen ona.
Bazen sınır tanımaz bu katil. Bomba olur yağmaya devam eder, sınır ötesi ailelerin, köylerin başına. Bir sabah uyanırız, 6 aylık Solin bebeğin parçalanmış cesediyle karşılaşırız.
Uludere’de gece mesaisine kalır bazen. F-16’larla saldırır 35 ‘kaçakçının’ üstüne. Ne de çok benzer o gecekilerin kaderi ‘33 Kurşun’un kaderine…
Dur durak bilmez. Can almaya, kan emmeye susamıştır o.
O değil midir kışlaların nöbet kulübelerinde gezinen? Henüz ellerindeki kınaların izi duran ‘intihara meyilli’ gençleri ülkenin bir ucundan öteki ucuna tabutlarla gönderen?
Biraz daha sabretse Er Sevag Şahin kavuşacaktır ailesine. Ama tahammülü yok katilin. 23 gün sonra terhis olacak Sevag’ın yolunu gözleyen ailesine tabutunu gönderir.
13 yaşındaki N.Ç.’nin rahmine bürokratların, askerlerin, polislerin izlerini bulaştırır, sonra da sırtına geçirdiği cübbeyle nasıl da aramızdan kaçıverir ama, değil mi?
Van’da deprem olduğunda o da üzülür belki, ama onun üzüntüsü depremin bir seferde ondan daha fazla can alabilmesinedir. Ve kıyasıya bir mücadeleye girişir. Bir alev olur çadırları tutuşturur, bir buz olur bedenleri dondurur.
Bazen kocasından, babasından, kardeşinden şiddet gören kadınladır randevusu, bazen ‘çok afedersiniz’ bir eşcinselle…
Agos’un önünde sırtından vurduğunda Hrant’ı, işte o zaman yüksek sesle haykırırız: Katili tanıyorum!
“Diyorlar ki ‘Devlete katil deme’. Olur. Seri Katil!”
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }