Haber Vakti yazarı Abdurahman Dilipak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezası ile Cumhur İttifakı ve Altılı Masadan gelen tepkileri değerlendirdi.

Türkiye’deki mevcut siyasi aktörleri ülkenin “kader”i olarak değerlendiren Dilipak, “Bakın, yarın aday gösterilmeyecek hiç kimse partisine de, liderine de vefa filan gösterecek değil. Siyaset ciddi anlamda bir atomizasyon sürecine giriyor. Ciddi pazarlıklar, tehditler, şantajlar yaşanacak gibi gözüküyor bu süreçte. Kasetler, dosyalar servis edilebilir. Ne yapalım, bu da bizim KADERimizmiş. Olan her şey bir kaderdir. İmamoğlu, Kılıçdaroğlu, 6’lı masa, öte yandan Erdoğan ve Bahçeli hepsi bizim kaderimiz. Çakıcı, Ağar, onların da bir kaderi var, Biz de onların kaderiyiz, onlar da bizim kaderimiz” dedi.

Ağrı'da bir evin önünde silahla vurulmuş 3 kişinin cesedi bulundu Ağrı'da bir evin önünde silahla vurulmuş 3 kişinin cesedi bulundu

Abdurahman Dilipak’ın, “Kim gider kim kalır?” başlıklı yazısının bir bölümü şöyle:

Birileri Erdoğan’ı göndereceklermiş! Erdoğan’ın adamları da, İmamoğlu’nu sahaya sürüp İmamoğlu üzerinden Kılıçdaroğlu’nu, partisini ve 6’lı masayı dağıtacaklarmış! Bu ve benzeri bir çok iddia sıralanıyor! Bu duruma göre de Akşener filan hepsi aktör. Ötekilere göre Akşener CHP’yi zayıflatıp, kendinin lider olduğu yeni bir ittifak kurmak istiyor. AK Parti'den gelecekler, MHP’den gelecekler, Soylu’dan gelecekler, al sana yeni bir ittifak. CHP son seçimde %24 mü almıştı, %10’da HDP’den gelen olsa %34. Bu ikisi bile bugün siyasette ana ağırlık merkezlerinden biri olmaya yetiyor. Her ikisi de birbirine muhtaç.

Akşener’in liderliğinde bir oluşum, zaten kendi içinde bir koalisyon olan İYİ Parti’de kendi içinde ciddi sorunlara yol açabilir. Çünkü partinin şasesi istiab haddinin üstünde bir yükü taşıyamaz. Seçime doğru giderken, siyasetin zemini maalesef dağılma noktasında.

Bakın, yarın aday gösterilmeyecek hiç kimse partisine de, liderine de vefa filan gösterecek değil. Siyaset ciddi anlamda bir atomizasyon sürecine giriyor. Ciddi pazarlıklar, tehditler, şantajlar yaşanacak gibi gözüküyor bu süreçte. Kasetler, dosyalar servis edilebilir.

Ne yapalım, bu da bizim KADERimizmiş.

Olan her şey bir kaderdir.

İmamoğlu, Kılıçdaroğlu, 6’lı masa, öte yandan Erdoğan ve Bahçeli hepsi bizim kaderimiz.

Çakıcı, Ağar, onların da bir kaderi var, Biz de onların kaderiyiz, onlar da bizim kaderimiz. Bunlar hayır da olsa şer de, Allah'ın iradesi içinde olan şeyler. Birileri iyilik, birileri kötülük yapacak, iyilik yapanlar cennete, kötülük yapanlar cehenneme gidecek. Allah cc de bu hercümerç edilen dünyada kendi rızasını seçen, direnenleri, sabreden, şükreden, akıllı, dürüst ve cesur insanları mükafatlandıracak.

Biden ya da Trump, Putin'de bizim kaderimiz. Doğduğumuz ana babayı, zamanı, toprağı, derimizin rengi ve cinsiyetimizi biz seçmedik. Sonunda herkesin bu  şartlarda iyi ve kötü günde  yaptıklarının hesabının sorulacağı ve karşılığının verileceği bir gün var.

SDE’nin koordinatörü Alper Tan geçen gün bir Twit attı, “2020 Rand raporundan anlaşılacağı üzere 2023 seçimleri partiler arasında değil, kendi eksenini tahkim eden Türk Devleti ile hegemonyasını devam ettirmek isteyen ABD arasında yaşanmaktadır. Muhalif partiler bu senaryoda rol alıyor” diye.

O senaryo neydi: RAND Corp. 2020’de bir rapor yayılnamış, o raporda deniyor ki; “Madde: 2- Demokrasi “in”, Erdoğan “Out” Muhalif bir lider ya da muhalif bir koalisyon 2023’ten sonra Erdoğan'ı yenmeyi başarır ve bunun marifetiyle 2017’de halk oyuyla  yapılan anayasa değişiklikleri  geri alınırsa, Türkiye yüzünü daha çok batıya çevirdiği bir dış politika ve güvenlik politikasına geri dönebilir.”

Bu RAND Corp, FETÖ’nün arkasındaki örgüt. Şu “Ilımlı İslam” politikasının senaryosunu yazan proje. Bu senaryoya göre “ABD’nin senaryosu “Gerçek Demokrasi, Erdoğan’ın seçimle alaşağı edildiği bir Demokrasidir.”.

Zaten Biden daha geldiği ilk günden kendilerinin Türkiye’de muhalefeti destekleyecekleri açıklaması boşuna değildi. Siyasilerin konuşmalarını dinleyin yaptıkları işlere bakın, kimin hangi senaryonun figüranı olduğunu görebilirsiniz. Bizler de dönüp kendi nefsimize bakalım. Allah'ın bizim hakkımızdaki hükmünü görmek istiyorsanız, kitabı okuyun ve sizi ne işle meşgul ettiğine bakın. Aynı şey AK Parti için de geçerli. Anlayacağınız siyasette “Yerli ve milli” olan fazla bir şey yok. Geriye kalan siyaset canbazlığı. Bir ipte de iki canbaz oynamıyor ve işin kötü yanı ip çürük ve herkes ipe asılıyor. Bu ip bu kadar canbazı taşıyamaz.

Yazının tamamı burada.